3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülen Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.03.2016 tarihinde davalılardan ...'nin maliki, ...'in sürücüsü olduğu ... plakalı aracın park halindeki müvekkili şirkete ait ... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumuna davalı sürücü ...'in neden olduğunu, ... plakalı aracın ... Sigorta A.Ş.ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirkete ait araçta 2.350,00 TL değer kaybı, 500,00 TL kazanç kaybı tespit edildiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL değer kaybı ve 100,00 TL kazanç kaybı olmak üzere toplam 1.100,00 TL alacağın kaza tarihi olan 25.03.2016 den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacıya ait... plakalı aracın trafik kazası sonucu hasarlanması nedeniyle oluşan değer kaybı ile kazanç kaybına ilişkin maddi zararının davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.
Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.
TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.
Somut olayda, davacı trafik kazası sebebiyle aracının uğramış olduğu zararların tahsilini, kazaya sebep olduğu iddia olunan aracın işleteni ve sürücüsünden istemektedir. Davalılardan işleten ve sürücünün gerçek kişi oldukları, davanın da taraflar bakımından ticari işten değil haksız eylemden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Anılan nedenlerle, TTK 4/1 maddesi kapsamında ticari bir davanın söz konusu olmadığı, davayı görmeye genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli olmadığı kanaatine varıldığından, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
1.6100 Sayılı HMK nun 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine,
2.6100 Sayılı HMK nun 20/1.maddesi uyarınca, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde taraflardan birinin başvurusu ve talebi halinde dosyanın görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3.Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içerisinde dosyanın görevli İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi için talepte bulunulmadığı taktirde HMK m. 20/1. Maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin taraflara ihtarına,
4.6100 Sayılı HMK nun 331/2 maddesi gereğince dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde, yargılama giderleri hususunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda karar verildi.25/01/2018 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)