14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1914
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13.11.2024 tarihli ara karar.
NUMARASI: 2024/786 E.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
Taraflar arasında görülen menfi tespit talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 13.11.2024 tarihli ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davacının yemek dağıtım işi ile uğraşan bir şahıs firması olduğunu, davacının anlaştığı firmalara davalıdan tedarik ettiği yemekleri dağıtıp servis ettiğini, tarafların uzun yıllardır birlikte çalıştıklarını, aralarında cari bir ilişki bulunduğunu, davalının bundan birkaç yıl kadar önce ekonomik dar boğaz nedeniyle yemek tedarikinde önemli sorunlar yaşamaya başladığını, davacının en büyük tedarikçisi olan davalının olası iflasının müvekkilini ciddi bir tedarik sıkıntısına sokacak olması sebebiyle müvekkilinin bu süreçte davalı şirkete cari ilişki içerisinde önemli desteklerde bulunduğunu, bu kapsamda davalı şirketin aşçısının yahut şoförlerinin maaşını cari ilişkiden düşmek şartıyla ödediğini, davacının et tedarik ettiği kasaba davalı şirket adına önemli ödemeler yaptığını, 2024 yılı Haziran ayında cari hesap ilişkisini hitama erdirmek için tarafların masaya oturduğunu, fakat davalının davacının bu talebini kabul etmediğini, 01.07.2024 tarihinde haksız ve kötü niyetli şekilde dava konusu icra takibini başlattığını, davacının ev taşıma durumu söz konusu olduğu için tebligatı gözden kaçırdığını ve dosya konusu icra takibinin kesinleştiğini, davacının davalı tarafa bir borcu bulunmadığını, aksine cari hesap ilişkisi içerisinde davalı şirketten alacaklı olduğunu, davalının tüm ibralaşma çağrılarını cevapsız bıraktığını, hatta kendisine yapılan ödemeleri dahi göz ardı ederek haksız ve kötüniyetli şekilde dosya konusu icra takibine giriştiğini, huzurdaki dosyada sadece davalı şirket namına 3.kişilere yapılan ödemeler değil bizzat davalıya yapılan ödemelerin de davalı şirketçe hesaba katılmadığını, davacının yaptığı ödemelere yönelik olarak 21.06.2024 tarihi, "10.04.2023/21.06.2024 arası yapılan mal alışı, masraf ve gider harcamalarının yansıtması" açıklamalı 2.650.133,50 TL ile yine 21.06.2024 tarihli, "10.04.2023/21.06.2024 arası yapılan mal alışı, masraf ve gider harcamalarının yansıtması" açıklamalı 1.100.000 TL bedelli faturaları kestiğini, davacının bu faturaları davalı ile olan cari ilişkisi kapsamında yaptığı masraflara yönelik olarak kestiğini, bu faturanın davalı şirketin de sistemine düştüğünü, davalının itiraz etmediğini, faturanın kesinleştiğini, bu sebeple taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi yürütülürken bu faturaların da dikkate alınmasını talep etiklerini, bu faturaların dayanağı olan harcamalara ait dekontları da sunduklarını, davacının, davalının tedarikçisi olan ... isimli şirkete davalı adına 48.850 TL ödeme gönderdiğini, ayrıca bu şirkete 200.000 TL değerinde bir çeki yine davalı şirket nam ve hesabına verdiğini, davacının bu şirket ile hiçbir ticari ilişkisi bulunmayıp yapılan tüm ödemelerin davalı bilgisi dahilinde ve davalı şirket nam ve hesabına yapıldığını, davacının, davalının aşçısı olan ...’ye davalı adına 57.000 TL gönderdiğini, ) davalı aşcısı olan ... isimli kişiye 452.027 TL maaş, malzeme ve diğer masraflara istinaden davalı adına ödeme gönderdiğini, davalının sevkıyat şoförü ... isimli kişiye yol ve yakıt masraflarına istinaden davalı namına 8750 TL gönderdiğini, davalı bulaşıkçısı olan ... isimli kişiye 152.004 TL maaş, malzeme ve diğer masraflara istinaden davalı adına ödeme gönderdiğini, davalının et tedarikçisi olan ... isimli işyerine davalı adına 191.456 TL nakit ödeme ve 118.000 TL çek olmak üzere toplamda 309.456 TL ödeme yaptığını, davalı ekmek tedarikçisi olan ...'e ... AŞ adına 333.299,77 TL ödeme yaptığını, bu şirket tarafından kesilen faturaların müvekkili adına olsa da alınan malzemelerin davalı şirketin adresine teslim edildiğini, ekmekleri davalı şirket nam ve hesabına satın aldığını, davacının yine davalı çalışanı olan ... isimli kişiye 448.660 TL maaş, malzeme ve diğer masraflara istinaden davalı adına ödeme gönderdiğini, bunların davacının 3. kişilere yaptığı ödemeler olduğunu, burada şahıs olan kişilerin davalı şirketle doğrudan iş ilşkisi içerisinde olup müvekkilinin bu kişilere maaş yahut masrafı adı altında bir takım ödemeleri davalı şirketin nam ve hesabına yaptığını, ... ve ... isimli şirketlerin ise davalı şirketten bir takım alacakları nedeniyle müvekkilinin yine davalı şirket nam ve hesabına bu şirketlere ödemeler yapmış ve çekler vermiş olduğunu, davacının bunlar dışında bizzat davalı şirkete ve davalı şirket ortaklarına da bir takım ödemeler yaptığını, çekler verdiğini, davacının davalıya banka kanalı ile 992.381 TL ödeme yaptığını, davalıya 08.05.2024 tarihinde 09.08.2024 ödeme tarihli 200.000 TL bedelli çek verdiğini, 30.04.2024 ödeme tarihli 153.650 TL bedelli bir çek verdiğini, davalının gayri resmi ortağı olan ... isimli kişiye ödeme açıklaması “... A.Ş. Adına” olan toplamda 189.238 TL ödeme gönderdiğini, tüm bu ödemeler dekontla ve alındılı evraklar ile ispatlandığını, davalı şirketin bizzat kendisine yapılan bu ödemeleri dahi cari hesaptan düşmeden dava konusu icra takibini ikame ettiğini, salt bu eylemin dahi davalı şirketin kötüniyetini açık şekilde ortaya koyduğunu, gerek faturalar gerekse bu faturaların dayanakları dikkate alındığında müvekkilinin davalı şirkete herhangi bir borcunun olmadığının açık şekilde ispatlandığını, ileri sürerek, e teminatsız olarak icra takibinin durdurulmasını ve dosyada bulunan hacizlerin ivedilikle fekkine, davacının davalıya İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine ve davalının kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 08.11.2024 tarihli dilekçesi ile;
İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine yönelik tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 13.11.2024 tarihli ara kararda özetle; "...İhtiyati tedbir, 6100 sayılı HMK 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir.(Pekcanıtez H.; Atalay O.; Özekes M., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, 13. Basım, Ankara 2012, S.
873.HMK'nun 390/3 maddesine göre tedbir talebi eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak yasal delilerle ispat etmek zorundadır. İcra- İflas kanunu 72. Maddesi aynen "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilebilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. " hekmünü haiz olup davacı tarafta icra veznesine yatırılacak tutarın davalıya ödenmemesi için tedbir kararı verilmesini talep edilmiştir. Dosyanın incelenmesinden davalı tarafça davacı hakkında cari hesap ve fatura alacağı sebep gösterilmek suretiyle takip başlatıldığı, davacının açtığı menfi tespit davasında davalı ile aralarında yemek tedariki konusunda anlaşma olduğunu, davalının kendisine yaptığı ödemelerin yanı sıra davalı adına 3. Kişilere yaptığı ödemelerin de olduğunu bu yüzden davalıya borcu bulunmadığını ileri sürdüğü ancak davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunduğu deliller itibariyle yaklaşık ispat koşulunu sağlayamadığı sonucuna varıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.."gerekçesiyle, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının kestiği iki adet faturanın davalı tarafından da ticari defterlere işlendiğini, davalı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, bu faturalar dosyaya sunulmuşken yaklaşık ispat kuralının gerçekleşmediğinin iddia edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosyaya sunulan ödemelerin arasında 3. kişilere yapılan ödemelerin de var olduğunu, davacının bizzat davalıya yaptığı ödemelerin de sunulduğunu, 3.kişilere yapılan ödemelerin tamamının açıklamasında ödemenin davalı şirket adına yapıldığının açık şekilde yer aldığını, davacının, davalının şoförüne aşçısına ve diğer personeline ciddi ödemeler yaptığını, bu ödemelerin açıklaması olarak da "... A.Ş. Adına" şeklinde açıklama yer aldığını, ayrıca müvekkilin salt davalı şirkete yaptığı ödeme miktarının 1.535.269 TL olduğunu, salt bu tutarın dahi yaklaşık ispat kuralını sağlarken ilk derece mahkemesinin bu ödemeleri hiçe sayacak şekilde bir karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, tedbir talebinin kabulü gerektiğini, icra veznesine yatırılan paraların davalıya ödenmemesine yönelik tedbir kararı verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve tedbirin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine; istinaf, yargılama sırasında talep edilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 13.11.2024 tarihli ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 13.11.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. İİK'nın 72. maddesinde menfi tespit davalarıyla ilgili ihtiyati tedbir düzenlemesi mevcut olup, anılan hükmün HMK'nın 389 vd. maddeleriyle birlikte uygulanması gerekir. HMK'nın 389/1.maddesi, ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir... '' hükmünü, 390/3 maddesi, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' hükmünü, 391/1. maddesi ise ''Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" hükmünü içermektedir. İİK'nın 72. maddesinde, menfi tespit ve istirdat davaları düzenlenmiştir. İİK 72/1 fıkrada, borçlunun icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığının ispatı için menfi tespit davası açabileceği belirtilmiştir. İİK'nın 72/3 maddesinde, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ancak borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'den aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemenin ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceğine yer verilmiştir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davaları bakımından verilebilecek ihtiyati tedbir kararı, İİK'nın 72/3. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takibin durmasına karar verilemez. Bu tür bir davada yaklaşık ispatın sağlanması halinde ancak teminat karşılığı icra veznesine gelen paranın alacaklıya ödenmesi tedbiren durdurulabilir. Davacının ihtiyati tedbir talebinin maddedeki düzenleme kapsamında icra veznesindeki paranın davalıya ödenmemesi yönündedir. Bu bilgilere göre somut olayda ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti gerekir. Mahkemece yaklaşık ispatın sağlanamadığı gerekçesiyle talep reddedilmiş olup dosya kapsamının incelenmesinde; taraflar arasında yemek tedarik ve dağıtımı konusunda bir ticari ilişki bulunduğu, cari hesap alacağı sebebiyle davalının davacı aleyhine icra takibi başlattığı, davacının davalıya ve davalının aşçısı, şoförü veya tedarikçisi olduğunu bildirdiği bir kısım kişilere yaptığı takip tarihinden önce yaptığı ödemelere ilişkin bir kısım dekontlar sunduğu, bu aşamada davacının iddialarının yaklaşık olarak ispatlanamadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1.HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.26.12.2024 KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.