12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket adına açılan ----- şubesi hesabına ait ----- seri nolu iddiaya göre 01.10.2023 keşide tarihli(ancak tahrifat öncesi 01.09.2023 olduğu görülen ve ama tahrif edilmiş) ve keşide yeri olarak ----- yazılı bulunan lehdaın sonradan ilave edildiği(ve ama bu yazıların müvekkil şirket yetkilileri elinden çıkmadığı sabit olmasına karşın)500.000.-TI bedelli çek, bankaya ibrazla karşılıksız şerhi ile meşruhatlandırıldığını, Çeki ciro ile devralan davalının adresinin dahi ----- olduğu ve dahi muvazaalı devir olduğu aşikar olan çek için evvel emirde ----Asliye Ticaret Mahkemesi ----- sayılı dosyasına vaki başvuruda 200.000.-TI alacak miktarı için rakam için çekince söz konusu olmaksızın) ihtiyati haciz kararı alındığını,-----İcra Dairesi ---- esas sayılı dosyası ile icrai takibi başlatıldığını, İhtiyati haciz istenen rakam ile esas takibe geçilen rakam arasında mübayenet söz konusu olduğunu, Esas takipte ihtiyati haciz kararında verilen 200.000.-T1 tutara dair beyan bulunmadığını, Davalılar ile müvekkil şirket arasında çek keşide edilmesini gerektirecek bir iş ilişkisi söz konusu olmadığını Zira,müvekkil şirketin AFAD Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile " ----- oluşan 2023 tarihli deprem sonrasında 2875 adet Yaşam Konteyneri alımı” sözleşmesi sonrasında davalılardan ----- ile yaşam konteyneri imalatı ve teslimi hususunda fason sözleşme yapılması hususunda fikir birliğine varılmış ve anılan çek keşide edildiğini ancak fason sözleşmesini ifa etmeyerek edimi ifadan kaçınan davalı bu kez de davaya konu çek keşide tarihi ve keşide yeri üzerinde tahrifatta bulunarak, çek bedelini tahsile giriştiğini Çekin ödenmesi halinde müvekkil şirket aleyhine ve çek alacaklısı durumundaki davalı fason imalatçı lehdar ve muvazaalı olarak çeki ciro ile aldığını iddia eden üçüncü kişi ciranta leyhlerine sebepsiz zenginleşme oluşacağını, Davalılardan ----- ile - mal teslimine dair irsaliye ve fatura bulunmadığı gibi tarafımıza ödenmesi gerektiği iddia edilebilecek faturanın işlendiği cari hesap dahi söz konusu olmadığını, ihtiyati hacze konu----- şubesine ait bulunan ve keşide yeri ---- olan ,------ seri nolu 500.000.-tı bedelli çek üzerinde yer alan keşide tarihi tahrifata uğramıştır keşide tarihi tahrif edilen ve tahrifat sonrası atılan paraf ile keşide yeri ve lehdarın kim olduğuna dair yazılar müvekkil şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığını tüm bu nedenlerle çek üzerindeki keşide tarihi üzerinde tahrifat bulunan,keşide yeri ve lehdar yazılarının müvekkil şirket yetkililerinin eli mahsulü olmadığı ve dahi , davaya konu çekin ödenmesini gerektirecek ticari bir alış veriş ve karşılıklı ifa edilecek bir sözleşme dahi bulunmadığı üzere, anılan çekin ödenmesi halinde sebepsiz zenginleşme oluşacağı üzere çekin iptaline, dava sonuna kadar icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi için teminat karşılığı ihtiyati tedbir konulmasını yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı ------ ŞİRKETİ vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı arabuluculuk yerine getirilmeksizin işbu davanın ikame edildiğini, davacı çek konusundaki beyanlarında kendisiyle çeliştiğini, davacı çeklerin keşide edilmesine ilişkin olarak çelişkili beyanlarda bulunduğunu, davaya konu çekteki paraf ve imza davacıya ait olduğunu dava konusu çekin karşılıksız çıkması sebebiyle davacı şirket yetkilileri hakkında yapmış olduğumuz şikayet sonucunda ---- icra ceza mahkemesi 'nin ---- sayılı dosyasından verilen 04.07.2024 karar ile davacı şirket yetkililerinin çekle ilgili karşılıksız işlemi yapılmasına neden olmak suçundan cezalandırılmalarına karar verildiğini, davacının lehtar ----şirketi'ne karşı kişisel defilerini senede iyiniyetli hamil sıfatı ile sahip olan müvekkile karşı ileri sürmesi mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle arabuluculuk dava şartı dava açılmadan önce sağlanmadığından usulden reddine, mahkeme aksi kanatte ise davanın esastan reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
SAVUNMA
Davalı ----- Şirketi'ne usulüne uygun yapılan tebliğe rağmen davacının dava dilekçesine cevap vermemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle, Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasıdır.
Tüm dosya kapsamınındegerlendirilmesinde özetle; davanın düzenlenen senetler nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiş anlaşılmış olup, 7445 Sayılı Kanunun 31. Maddesi ile yapılan değişiklikle 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan " paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında" olarak değiştirilmiş olup ilgili değişikle beraber 01/09/2023 tarihinden itibaren açılacak menfi tespit davalarında arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. 6325 Sayılı Hukuk Uyusmazlıkların Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. Fıkrasında "Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadıgına ilişkin tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanagın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektigi, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurmadan dava açıldıgının anlasılması halinde herhangi bir islem yapılmaksızın davanın, dava şartı yoklugu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda mahkememizni 29/07/2024 tarihli tensip zaptı ile davacı vekiline iş bu davaya konu arabulucu son tutanak aslını sunmak için 1 haftalık kesin süre verilmiş, davacı vekilince mahkememizin 13/12/2024 tarihli duruşmada sunmuş olduğu arabuluculuk başvuru formunun formunun incelenmesine davacı vekilinin 06.08.2024 tarihinde arabuluculuğa müracaat ettiği anlaşılmıştır Dosyanın tetkikinde davanın 25.07.2024 tarihinde uyap üzerinden açıldığı, arabulucuya ise 06/08/2024 tarihinde başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
Anılan düzenlemelere göre dava açılmadan arabuluculuya başvurulması gerektigi, iş bu dava şartının sonradan tamamlanabilir nitelikte olmadığı, aksinin kabulü düzenlemenin amacına aykırı olacağı, bu hali ile arabulucuya basvuru sartının dava açılmadan önce yerine getirilmediği, açıklanan nedenlerle dava şartı yoklugu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği yönünde oluşan tam ve bagımsız vicdani kanaat ile aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
1.Davanın USULDEN REDDİNE,
2.Karar harcı 427,60 TL den başlangıçta peşin olarak yatırılan 8.538,75 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 8.111,15 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5.Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.