10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2023/13438 E. , 2024/10993 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine, karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince emyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 20.02.2017 tarihinde çalışmaktayken işyerinin depo bölümünde depoya gelen malzemelerin istifini yaptığı sırada forklifti kullanan davalı işyeri çalışanı ... 'in müvekkilinin hazırladığı malzemeleri forklift aracıyla ileri geri manevralar yaparak düzelttiği anda, işçi ... tarafından farkedilmeyerek müvekkiline forklift ile çarptığını, müvekkilinin ayaklarının forklift altında kaldığını ve kemiklerinin kırıldığını, meydana gelen kazada müvekkilinin bir kusuru olmadığını, meydana gelen kaza nedeniyle hayatını devam ettirmekte zorlandığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili, 16.03.2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat tutarını 334.551,82 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde, meydana gelen olaydan müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, davacının geçirdiği kaza sonrası tüm tedavi masraflarının karşılandığını, maaşının ödendiğini, davacının hayatını devam ettirebildiğini, bu nedenle maddi-manevi tazminat talep etme ... bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"...Maddi tazminat talebi yönünden; maddi tazminat hesabına ilişkin 02.02.2023 havale tarihli hesap bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi raporuna göre davacıya; davalı tarafından geçici iş göremezlik döneminde yapılan 19.438,30 TL'lik ödeme ile SGK tarafından ödenen 7.830,68 TL geçici iş göremezlik ödemesinin kusur oranına göre güncellenerek maddi zarardan mahsup edilmesinden sonra davacının 334.551,82 TL maddi tazminata hak kazandığı, davacı vekilinin aldırılan bilirkişi raporuna istinaden 16.03.2023 havale tarihli dilekçesi ile tazminat taleplerini artırdığı, meydana gelen iş kazasında davalının Mahkememizce tespit edilen kusuru ve davacının maluliyet oranı dikkate alınarak yapılan hesaplamada, maddi tazminata hak kazanma şartlarının oluştuğu görüldüğünden, dava ve talep arttırım dilekçesi içeriğine göre maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Manevi tazminat talebi yönünden; manevi tazminat davalarında tazminata hükmedilirken miktar yönünden davalının kusur oranlarının matematiksel bir oranla tespiti gerekmeyip az da olsa kusurlu olmaları durumunda manevi tazminat verilmesi gerektiği, 22.06.1966, 66/7-7 sayılı İBK içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kuralları, davacının olaydan sonra duyduğu elem ve ızdırabın derecesi, psikolojik olarak etkilenme durumu, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, davacının vücudunda meydana gelen cizmani zararın boyutuna göre davacının manevi tatmin duygularının giderilmesi, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, bunların yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak davacının manevi tatmin duygusu yanında belirlenen miktarın caydırıcılık uyandırma oranı(HGK 23.6.2004, 13/291-370) ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı, olayın oluş şekli de birlikte gözönüne alınarak davacı ... lehine 25.000,00 TL manevi tazminat belirlenmiş ..." gerekçesiyle,
1.Maddi tazminat yönünden davanın kabulüne,
334.551,82 maddi tazminatın kaza tarihinden ( 20.02.2017) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2.Manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne,
25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden ( 20.02.2017) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu, meydana gelen kazanın bıraktığı % 6,3 oranındaki kalıcı maluliyetin davacının sadece maddi iş gücü anlamında değil, manevi psikolojik anlamda ağır bir çöküntüye girmesine sebebiyet verdiğini, davacının uğradığı manevi zararın ağırlığı apaçık ortada olduğunu, bu zarara davalının ve çalışanının toplamda % 90 gibi ağır bir kusur ile sebebiyet verdiğinin sabit olduğu halde hükmedilen tazminat miktarının hakkaniyete bağdaşmadığını, manevi tazminata ilişkin kararın kaldırılarak somut olay adaletine uygun düşecek bir biçimde talep ettiği manevi tazminat miktarının tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek; Mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, olayın meydana gelmesinde davalıya yüklenecek kusur oranının fahiş derecede fazla olduğunu, davalı şirkete ait depoda "meydancı" olarak çalışmakta olan davacının 20.02.2017 günkü çalışması sırasında geri manevra yapan forkliftin aracının çarpması sonucunda bacağından yaralandığını, bu yaralanmadan kaynaklanan iş gücü kaybı ve manevi tazminatın tahsili istemiyle açılan davada alınan bilirkişi raporunda davacıya tali dereceden ve %10 oranında kusur atfedildiğini, davalıya da % 80 oranında kusur atfedildiğini, davalı işverenliğe atfedilen kusurun genel ve soyut ifadelere dayandığını, kazanın davacının kusurlu hareketi ile meydana geldiğini, iş görmezlik zararının hesabında hata edildiğini, zenginleşme sayılacak tutarda bir manevi tazminata hükmedildiğini, davacının geçirdiği kaza nedeni ile 20.02.2017 tarihinde tedavi sürecine girdiğini ve 21.06.2017 tarihinde iş başı yaparak çalışmaya başladığını, dolayısıyla davacının bu süreçte %100 malul sayıldığı sürenin 4 aydan ibaret olduğunu, buna rağmen maddi tazminat hesaplamasında %100 malul sayılan sürenin 10 ay 9 gün olarak ele alınıp fazladan hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek; Mahkeme kararının kaldırılarak davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Davalı vekili, maddi tazminat hesaplamasında hata yapıldığını ileri sürmüştür.
SGK İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Ümraniye Sosyal Güvenlik Merkezinin 16.12.2020 tarihli yazısında; sigortalının (davacının) sigorta hastalık kolundan 21.02.2017 - 21.06.2017 - 09.12.2017 - 29.12.2017 tarihleri arasında istirahatli sayılmış olup 7.830,68 TL geçici iş görmezlik ödemesi ödendiğinin bildirildiği görülmüştür.
Dosya kapsamına göre, hükme esas bilirkişi raporunda, davacının geçici iş görmezlik belgesine göre 20.02.2017 tarihinde maruz kaldığı iş kazası sonucu istirahatinin sona erdiği 29.12.2017 tarihine kadar 7.830,68 TL geçici iş görmezlik ödemesi yapıldığı belirtilerek davacının 20.02.2017-29.12.2017 tarihine kadar geçen 10 ay 9 günlük geçici iş görmezlik döneminde hesaplama yapıldığı ve davacıya geçici iş görmezlik döneminde Şubat 2017 ve Aralık 2017 arası maaş ödemesi yapıldığı belirlenerek ödenen maaş toplamı 19.438,30 TL maddi tazminat miktarından tenzili ile hesaplama yapıldığı, geçici iş görmezlik süresinin SGK kayıtlarına göre 21.02.2017 - 21.06.2017 ve 09.12.2017-29.12.2017 olarak 4 ay 20 gün olarak hesaplanmasının gerektiği, dosyadaki belgelere göre de davacının 2017 Haziran da işe başladığı, bu kapsamda geçici iş görmezlik döneminin bilirkişi raporunda hatalı hesaplandığı, ancak bu dönemin 4 ay 20 gün alınması durumunda da yapılacak hesaplamada; 2.083,68 TL (net asgari ücret ) x1 x 4,7 x4,8 ay = 10.001,66 TL net kazanç, olarak hesaplanacağı, davacının çalıştığı ve raporlu olmadığı dönem için tespiti edilen maaş ödemeleri toplamı 19.438,30 TL nın tenzilinin de yapılmaması gerektiği, bu nedenle istinafa gelen yönünden değerlendirmede, hükme esas bilirkişi raporunda yapılan hesaplamadan daha fazla bir miktar hesaplanacağından (343.675,91 TL) bu kapsamda yapılan hesaplamada sonuç olarak davalı yönünden aleyhe bir durumun bulunmadığı, anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde bulunmamıştır.
Davacı vekili, Mahkemece hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı vekili, Mahkemece hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürmüştür....Bu açıklamalar sonrasında somut uyuşmazlıkta, davacının söz konusu olay nedeniyle duyduğu manevi ızdırap ve sürekli malül kalması, tedavi aşamasında yaşadığı bedensel acılar, ruhsal sıkıntılar ve tarafların kusur durumları, olayın oluş şekli, maluliyet oranı(% 6,3) olay tarihinden bu yana işleyecek faiz oranları ve tarfların ekonomik durumları dikkate alındığında mahkemece bu ilkeler göz önünde bulundurularak takdir edilen manevi tazminat miktarının makul ve dosya içeriğine uygun olduğu, davacı ve davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır..." gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde, kusur nedeniyle, iş görmezlik zararının hesabında hata edildiğini, zenginleşme sayılacak tutarda bir manevi tazminata hükmedildiğini, beyanla kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve devamı maddeleri ile 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 ve 16 ncı maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 ncü maddesi hükümleridir.
3.Değerlendirme A)Davacı ve davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3.
Sonuç olarak davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı ile reddine karar verilen tazminat miktarı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacı vekili ile davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B)Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi tazminata ilişkin temyiz istemi yönünden;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde temyiz sebepleri ve kapsamına göre, davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple; 1.Davacı vekili ile davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan ayrı ayrı REDDİNE, 2.Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin ilgililerden alınmasına, 13.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.