ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, ... tarihinde müvekkilinin içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı aracın dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresinde iken meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'in %100 kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının ... nolu dosyası üzerinden soruşturma yürütüldüğünü, kazaya sebebiyet veren aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğundan kaza nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu bedensel zarar neticesinde ortaya çıkan sürekli ve geçici iş göremezliğine ile geçici bakıcı giderlerine ilişkin maddi zararların davalı sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, davalı sigorta şirketine ... tarihinde yapılan yazılı başvurudan sonuç alınamadığını ileri sürerek belirsiz alacak davası olarak fazlası saklı şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, ... havale tarihli bedel arttırım dilekçesi ile talep sonucunu 785.155,05 TL'na yükseltmiştir.
Davalı vekili, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, KTK.'nun 97.maddesi kapsamındaki başvuru şartının tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmediğinden davanın reddi gerektiğini, ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde ... tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlenen ZMSS poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, müvekkili şirket nezdinde ... nolu hasar dosyası açılarak gerekli tespit, araştırma ve incelemelerin yapıldığını, davacının yaralandığı kazada kendisinin kusurlu olduğunu, kazadaki kusur durumu ve illiyet bağı olgularının araştırılması gerektiğini, davaya konu kazada istiap haddi aşımının söz konusu olduğunu, kaza tespit tutanağında ve dilekçe ekinde bulunan ifade tutanağında görüleceği üzere davacının olayın meydana gelyses esnayf emniyet kemerinin takılı olmadığını, aracı sevk ve idaresinde bulunduran ...'in ifadesinde araçta bulunanlara emniyet kemerlerini takmalarını ikaz ettiğini ancak kendisinden başka kimsenin kemer takmadığını belirttiğini, davacı aracın dışına fırlamış olduğunu, aldığı bedeni hasardan da emniyet kemeri kullanmadığının aşikar olduğunu, nitekim davacının emniyet kemeri kullanmadığının aldığı bedeni hasar ile uyumlu olduğunu, davacıda maluliyet meydana gelmediğini, sürekli iş görmezlik tazminatının hesaplanabilmesi için maluliyete ilişkin usulüne uygun rapor alınması ve 12 aylık stabilizasyon sürecinin geçmesi gerektiğini, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet durumunun tespiti gerektiğini, tazminat hesabının aktüer bilirkişilerce ZMMS Genel Şartları çerçevesinde yapılması gerektiğini, hesaplamada TRH-2010 mortalite tablosu ve 1,8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, davacı araçta yolcu konumunda olduğundan hatır taşıması söz konusu ise %20’den az olmamak hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, dosya kapsamında gündeme gelebilecek tazminattan her halükarda %50’den aşağı olmamak üzere müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, eksik evrak ile başvuru yapıldığından temerrüdün gerçekleşmediğini ve talep edilebilecek faizin yasal faiz olduğunu beyan ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Taraflarca dosyaya sunulan deliller incelenmiş, sigorta poliçesi ve hasar dosyası, davaya konu kaza nedeniyle davacının tedavi gördüğü sağlık kuruluşlarından tedavi evrakları, ... plaka sayılı aracın tescil bilgileri ile UYAP sistemi üzerinden Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının ... nolu soruşturma dosyası celp edilerek dosya arasına kazandırılmış, davaya konu kaza nedeniyle davacıya peşin sermaye değerli rücuya tabi bir ödeme yapılıp yapılmadığı Sosyal Güvenlik Kurumundan sorulmuş, kaza nedeniyle davacının yaralanmasına bağlı sürekli iş göremezliğinin oluşup oluşmadığının tespiti yönünden Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından ve tazminat hesabı yönünden aktüer bilirkişiden bilirkişi raporları alınmıştır.
Dava, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlenen aracın sürücüsünün kusuruna dayalı meydana gelen tek taraflı trafik kazası nedeniyle sigortalı araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanmasına bağlı meydana geldiği iddia edilen sürekli iş göremezlik tazminatının tahsili istemine ilişkindir. ... plaka sayılı aracın ... tarihleri arasında geçerli olmak üzere davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin düzenlendiği, poliçede sakatlanma veya ölüm halinde maddi tazminat üst limitinin 1.200.000,00 TL olarak belirlendiği, ... tarihinde davaya konu trafik kazasının meydana geldiği, davacının kaza esnasında araç içerisinde yolcu konumunda olduğu, kaza nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının ... nolu dosyası üzerinden soruşturma yürütüldüğü, davaya konu kaza nedeniyle Sosyal Güvenlik kurumu tarafından davacıya rücuya tabi bir ödeme yapılmadığı, dava açılmadan önce davacı tarafından kaza nedeniyle yaralanmasına bağlı oluştuğu ileri sürülen maddi zararların ödenmesi için davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya istinaden herhangi bir ödeme yapılmadığı, yine dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığı dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin yetkili olup olmadığı, davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan araç sürücüsünün kusurlu olup olmadığı, kaza nedeniyle davacı da sürekli iş göremezlik oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise oranı, koşullarının oluşması halinde tazminatın miktarı ve tazminat miktarından müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerekip gerekmediği, faizin türü ve faiz başlangıç tarihine ilişkindir.
Davacının yerleşim yerinin Diyarbakır olduğu ve davaya konu kazanın mahkememizin yetki sınırlarına dahil olan Diyarbakır İl sınırları içerisinde gerçekleştiği anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK.'nun 16.maddesi gereğince uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin yetkili olduğu kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler gereğince sigorta şirketi, düzenlenen sigorta poliçesi ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana gelen traffik kazalarında üçüncü kişilere verilen zararı, zararın türüne göre poliçede belirtilen teminat üst limiti ile üstlenmiştir. Koşullarının oluşması halinde davacı tarafından talep edilen sürekli iş göremezlik tazminatı da, poliçe kapsamına dahil olan ve sigorta şirketi tarafından karşılanması gereken doğrudan zararlardandır.
Kaza tespit tutanağı ve soruşturma dosyası ile elde ki dava dosyasının incelenmesinden; .... tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi düzenlenen ... plaka sayılı aracın dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresinde araç içerisinde yolcu olarak bulunan ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile ... ile birlikte Mersin İlinden Diyarbakır İline gitmekte iken....’ye geldiği esnada aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun gidişine göre sağ tarafta bulunan araziye ve arazide bulunan kayalara çarpması sonucu davaya konu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmaktadır. Kaza esnasında davacının yolcu olması ve sürücünün kusuru dışında dosyaya yansıyan herhangi bir delil bulunmaması karşısında davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigortalı araç sürücüsü ...'in % 100 kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Davacı ... doğum tarihli olup, kazanın gerçekleştiği ... tarihi itibarıyle 18 yaşından küçüktür. Kural olarak davacı hakkında 20/02/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (ÇÖZGER) doğrultusunda değerlendirme yapılarak maluliyet raporunun düzenlenmesi gereklidir. Ne var ki, ilgili yönetmelikte düzenlenen cetvelde mağduriyetin karşılığında oran belirtilmediğinden ve özel gereksinim gerektiren hastalıklar için bir kılavuz içerdiğinden dolayı 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 14/1.maddesinde, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ve ilgili mülga mevzuat hükümlerine çocuk bakımından yapılan atıfların bu Yönetmelik hükümlerine göre yapılmış olacağının düzenlenmiştir. Öte yandan 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 18. maddesi uyarınca ilgili yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı, dolayısıyla Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırıldığından elde ki davada Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında değerlendirme yapılarak davacının davaya konu kaza nedeniyle sürekli iş göremezliğinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekir.
Yargılama aşamasında, davaya konu kaza nedeniyle davacı da sürekli iş göremezlik oluşup oluşmadığının yönelik Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan bilirkişi raporunda; .... tarihli trafik kazasına bağlı davacının toplam vücut özür oranmın %6 olduğu, sürekli olduğu ve sekel halini aldığı mütalaa edilmiştir.
Tazminat hesabı yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmıştır. TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant tekniği esas alınarak, davacının %6 sürekli iş göremezlik oranı, %100 kusur oranı ve asgari ücret üzerinden hesaplama yapılarak düzenlenen bilirkişi raporunda; davacının sürekli iş göremezlik tazminatı toplam 785.155,05 TL olarak hesaplanmıştır. Davacı kaza tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle geçici iş göremezliği bulunmamaktadır. Bu nedenle, sürekli iş göremezlik tazminatının hesaplanmasında, hesaplamanın kaza tarihinden itibaren başlatılması gerekir.
Bilirkişi raporunda, davacının iyileşme döneminin sona erdiği tarihten itibaren sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanması hatalıdır. Bu yöne ilişkin hesaplama davacı aleyhine davalı lehinedir. Ne var ki, davacı tarafça bilirkişi raporuna bu yönde yapılan bir itiraz bulunmadığından elde ki davada, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya itibar edilmesi gerekir.
Bu kapsamda, davacı yönünden belirlenen 785.155,05 TL sürekli iş göremezlik tazminatından müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerekip gerekmediğinin tartışılması gerekir.
Müterafik kusur yönünden; mahkememizin ... esas sayılı dosyasında Türkiye Noterler Birliğinden celbedilen ... plaka sayılı aracın tescil bigileri incelendiğinde, aracın yolcu taşıma kapasitesinin sürücü dahil ... kişi olduğu, kaza esnasında ise aracın içerisinde sürücü dahil ... kişi bulunduğu, kaza tezpit tutanağında emniyet kemerlerinin takılı olup olmadığı belirsiz olarak belirtilmiş ise de, araç sürücüsü ... tarafından araçta yolcu olarak bulunan kişilerin emniyet kemerlerinin takılı olmadığının beyan edilmesi ve davacıya ait tedavi evrakları ile sağlık kurulu raporu gözetildiğinde, davacının yolcu taşıma kapasitesinin üzerinde araca binerek ve emniyet kemeri takmayarak yaralanması nedeniyle meydana gelen zarardan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Hatır taşıması yönünden; Türk Borçlar Kanununun "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Kanununun 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır.
Hatır taşıması tartışılırken tarafların yakınlığı da nazara alınması gereken ölçütlerdendir. Zira yakın akrabalar arasında hatır taşımasından bahsedilmesi mümkün değildir. Çünkü yakın akrabalar arasında taşımanın menfaat karşılığı yapılması sözkonusu değildir. Hatır taşımasının kıstaslarından biri olan "menfaat karşılığı olmama" koşulu mevcut olmadığından yakın akrabalar arasında hatır taşıması indirimi yapılamaz.
Somut olayda, kaza esnasında sigortalı araç sürücüsü ... ile birlikte araç içerisinde yolcu olarak, sürücünün eşi ..., sürücünün çocukları ..., ..., sürücünün kardeşi ..., ...'in çocukları ..., ... ve ...'in bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı ile sürücü arasında yakın akrabalık bağı olduğu, yakın aile bireylerinde olduğu gibi maddi ve manevi menfaatin bulunduğu akrabalar arasındaki ücretsiz taşıma ahlaki bir ödev niteliğinde olduğundan, belirlenen tazminat miktarından hatır taşıması indirimi yapılmasına ilişkin koşulların oluşmadığı kabul edilmiştir.
Davalı sigorta şirketi sigortalısının veya eyleminden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında ve poliçede yazılı teminat miktarı kadar tazminat ödemekle yükümlüdür. Sigortalı araç sürücüsü kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu kabul edilmiştir. Davacı yönünden hesaplanan 785.155,05 TL sürekli iş göremezlik tazminatından %20 müterafik kusur indirimi yapıldığında hesaplanan miktar 628.124,04 TL'dir. Bu durumda, davacı tarafından sürekli iş göremezlik tazminatı istemiyle açılan davanın müterafik kusur indirimi yapılarak hesaplanan 628.124,04 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Reddedilen miktarın tamamı müterafik kusur indirimi yapılan miktara isabet ettiğinden yargılama giderlerinin hesabında reddedilen miktar dikkate alınmamış ve yapılan yargılama giderlerinin tamamının davalının sorumluluğunda olduğu kabul edilmiş ve reddedilen miktar yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Faizin türü ve başlangıç tarihine ilişkin olarak; Davalı sigortalı aracın kullanım amacının hususi olduğu anlaşılmakla, davacının yasal faiz talep edebileceği kabul edilmiştir.
Kaza sonrası dava açılmadan önce davacı tarafından davalı sigorta şirketine ... tarihinde mail yoluyla başvuru yapıldığı anlaşılmaktadır. Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesi gereğince sigorta şirketinin ihbarı takip eden 8 iş günü sonunda temerrüde düşer. Sigorta şirketinin temerrütle birlikte zararın tamamı yönünden ödeme yükümlülüğü doğduğundan tazminatın tamamı yönünden ... tarihi itibarıyle davalının temerrüdü gerçekleşmiştir. Davanın belirsiz alacak davası olduğu gözetildiğinde kabul edilen tazminat miktarının tamamına davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi işletilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1.Davanın KISMEN KABULÜNE, 628.124,04 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 42.907,15 TL peşin harçtan, başlangıçta yatırılan 427,60 TL peşin harç ile sonradan yatırılan 2.690,00 TL ıslah harcının mahsubu sonucu bakiye kalan 39.789,55 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
3.Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 427,60 TL başvuru harcı ve 427,60 TL peşin harç ile sonradan yatırılan 2.690,00 TL ıslah harcının toplamı olan 3.545,20 TL'nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından 455,75 TL tebligat ve posta masrafı ile 2.500,00 TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 2.955,75 TL yargılama giderinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 2.364,60 TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinden bırakılmasına,
5.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 98.218,61 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6.Reddedilen miktarın müterafik kusur indirimine dayalı olması nedeniyle davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7.Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlanmış ise de, arabuluculuk ücretinin ödendiğine dair UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenen Arabuluculuk dosyasında düzenlenmiş herhangi bir sarf kararı bulunmadığı anlaşılmakla, yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücreti hakkında mevcut aşamada karar verilmesine yer olmadığına,
8.Davacı yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim