6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
I. DAVA:
Davacı vekili; müvekkili davacının mutfak imalatı ve tamiri hizmeti vermekte olup, davalı şirkete de ekli fatura ve teknik servis formunda detaylı olarak belirtilen hizmetleri vermiş, ancak hizmet bedelinin müvekkiline ödenmemiş olduğunu, müvekkili tarafından ödenmeyen hizmet karşılığının tahsil edilmesi amacıyla davalı borçlu şirket aleyhine-------- numaralı dosyası ile ilamsız takip başlatılmış, davalı tarafından takibe itiraz edilmiş ve takibin durdurulmuş olduğunu, davalı tarafından yapılan itirazın iptal edilerek takibe devam edilmesi ve takip konusu alacağın müvekkili şirkete ödenmesi konusunda arabuluculuk başvurusu gerçekleştirilmiş, ancak arabuluculuk başvurularının davalının görüşmeye katılmaması sebebiyle anlaşmama şeklinde sonuçlanmış olduğunu, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini, haksız itiraz nedeniyle davalı tarafın %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ll. CEVAP:Davalı vekili; davacının tacir olmadğını, müvekkili ile aralarındaki uyuşmazlığın konusu ticari ilişkiye dayanmamakta olduğundan davanın görevsizlik nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının tacir sıfatının kabulü halinde ise davanın taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, şirket tarafından dosyaya sunulan "02.07.2021 tarihli seçme ve yerleştirme hizmet sözleşmesi" müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanmamış olup, bu nedenle müvekkili şirket ile davacı şirket arasında imzalanmış geçerli bir sözleşme bulunmamakta olduğunu, somut olayda, hiçbir kabul anlamına gelmemekle birlikte işi yaptığını iddia eden ve fatura kesenin kaizen soğutma olduğunu, bu sebeple ancak yetkilisi olarak vekaletname sunmak suretiyle dava hakkına sahip olabileceğini, davacının, şahıs olarak davayı ikame etmiş olup, bu durumun hukuken mümkün olmadığını, davaya konu takip dayanağı faturalara ilişkin olarak müvekkili şirket tarafından hizmet alınmamış olduğunu, davacı alacaklı taraf ile hiçbir sözleşme ve mutabakat bulunmadığını, davacının müvekkili şirketten haksız yarar elde etme çabası içinde olup, kötü niyetli olarak takip ve işbu davayı ikame etmiş olduğunu, davanın öncelikle usulden, sonrasında esastan reddine, kötü niyetli takip nedeniyle alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE:Dava, alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ------ sayılı takip dosyasında, "fatura alacağı" sebebine dayalı olarak 43.901,90 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda borçlu yanın süresi içinde ibraz ettiği dilekçe ile borca itiraz ettiği, ancak dilekçe ekinde tebligat masrafı verilmediğinden dilekçenin alacaklıya tebliğ edilmediği, bu nedenle itirazın iptali davası yönünden hak düşürücü sürenin henüz başlamadığı, dolayısıyla davanın yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, davacının davalıdan fatura alacağı bulunup bulunmadığı hususundadır. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 02.04.2024 tarihli raporda, tarafların ticari defterlerinin incelendiği, davacının defterlerinde kayıtlı dava konusu faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir.Tüm Dosya Münderecaatı Kapsamında Yapılan Değerlendirmede;4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir. 6100 sayılı HMK hükümlerine göre, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altındadır (HMK 190). Buna göre, davacının cari hesap alacağı bulunduğunu ispatlanması gerekmektedir.TTK 82.maddesi gereğince, kural olarak ticari defterler tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda delil olarak kabul olunur ---- HMK madde 222/3'e göre de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtları sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilir.Bu cihette tarafların ticari defterleri bilirkişiye incelettirilmiş, her iki tarafında defterlerinin de örtüşmediği, davalı yanın ticari defterlerine göre borçlu olmadığı saptandığı, davacının ticari defterler dışında sunduğu teknik servis formunda ----- adlı kişinin müşteri olarak imzasının bulunduğu, bu noktada mahkememizce söz konusu işin yapılıp yapılmadığı ve imzanın dava dışı 3.kişi konumunda olan davalı çalışanı ----ait olup olmadığının değerlendirilmesi için ilgilinin tanık olarak dinlenmesine karar verilmişse de davacı vekilinin buna itiraz ederek söz konusu tanığın dinlenmemesini istemesi karşısında ispat yükünün davacı yanda olması da nazara alınarak -----dinlenmesinden vazgeçilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuş, gelinen noktada servis formundaki imzanın ilgiliye ait olup olmadığı tespit edilemediğinden, davalının da hizmet verilmediği savunması da karşısında ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; İİK’nın 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, bu husustaki ispat yükü takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalının (borçlunun) üzerindedir. ----Somut olayda, davacı tarafın maddi hukuk kurallarına göre alacaklı olduğuna inanarak takibe giriştiği anlaşılmış olup takipte kötü niyetli olduğuna dair bilgi ve belge bulunmadığından red olunan dava ile ilgili olarak kötü niyet tazminatının şartları oluşmamış, bu nedenle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir.
IV. HÜKÜM:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davanın REDDİNE,
2.Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 530,23 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 102,63 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde yatırana iadesine,
3.Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5.Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
6.Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde-------- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2024