2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
KAYSERİ
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
2.... -...
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in davalı kardeşi olan ... ile ortaklıklarını sonlandırma kararı aldıklarını, bu doğrultuda Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, Hacısaki Mahallesi, 3109 ada,1 parsel de kayıtlı taşınmaz üzerinde yapılacak işyeri inşaatında (1. Katta 4 büro ve 1 adette 115 m2 bir büro olmak üzere) 5 büronun kat irtifaklarının kurulup davalıya verilmesini teminen 500.000 Euro bedelli, 20/01/2020 düzenleme tarihli, borçlusu ... olan teminat senedini taraflar arasındaki sürece hakemlik yapan dava dışı yediemin ve hakem ... ve Ahmet Kürtüncü'ye imza karşılığı teslim edildiğini, davacı tarafça yapılan protokoller gereğince Kayseri OSB deki 7319 nolu parselin ...'e devredildiğini, ....... Limited Şirketin'deki tüm hisselerin ...'e devredildiğini, Kayseri'de Zennecioğlu servis diye bilinen yerin de hisse devirlerinin ...'e yapıldığını, Alpaslan Mahallesindeki daire ve arabaların devirlerinin yapıldığını, 2 adet Fatih ve 1 adet Kia marka kamyonların, WW dolmuş ve Seat otomobilin devrinin de yapıldığını, sadece teminat konusu senet karşılığı olan yerdeki inşaat projesi netleşip kat irtifakı tesis edilmek ve davalıya kat irtifakı hakkı verilmek üzere idari ve hukuki işlemlerin hazırlığına başlanılmışken davalının teminat senedini alıp Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile takibe koyduğunu iddia ederek davacının takibe konu senede ilişkin borcunun bulunmadığının tespitine ve davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin ek kısmında sunulmuş olan bloknotun sözleşme olmaktan çok uzak olmasına rağmen söz konusu evrakın sözleşme olduğunu kabul manasına gelmemekle birlikte davacının iddiaları üzerine sözleşme olduğuna kanaat getirilecekse bile söz konusu evrakın bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olduğunun kabulü gerektiğini, bir taşınmazın ilerideki bir zaman zarfında devrini amaçlamasının bir sözleşmede kararlaştırılması halinde bu sözleşmenin bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olduğunun kabulünün şamil olduğunu, geçeriz bir sözleşmenin bir bononun teminat senedi olduğuna dair delil değeri taşıyacak olan ispat vasıtası olarak kabulünün anlaşılabilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davacının çektiği ihtar ve cevabına istinaden asılsız iddialarını tanık beyanı ile doğrulamaya çalıştığını, ancak davanın mahiyeti ve miktarı gereği tanık ile ispatın mümkün olmadığını, davacının dayanak belge olarak sunduğu ve taraflarca akdedildiği iddia edilen bu bloknotta ne müvekkilinin ne de davacının imzasının bulunmadığını, kabul anlamamına gelmemek kaydıyla sözleşme olduğunun kabul edilmesi halinde dahi resmi şekle aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
DELİLLER
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının Uyap kayıtlarının celbi ile yapılan tetkikinde; alacaklısının ..., borçlusunun ... olduğu, toplam 528.845,90 Euro üzerinden icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak belgenin 500.000,00 Euro bedelli 20/01/2020 tanzim 20/01/2021 vade tarihli senet olduğu anlaşılmıştır. Kocasinan Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak dava dilekçesinde belirtilen taşınmazların tapu kayıtları celbedilmiştir. Noterler Birliği'ne müzekkere yazılarak ... plakalı araçların araç özet bilgileri celbedilmiştir. Kayseri 3. Noterliği'nin 09/01/2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Kayseri 10. Noterliği'nin 03/01/2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin birer sureti dosyamız arasına celbedilmiştir. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma dosyasının bir sureti dosyamız arasına getirtilerek incelenmiştir.
Tarafların 2020-2024 yıllarına ait ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, vergi dairesinden gelen cevapta davalı ... Erbil'in defter tutma zorunluluğunun bulunmadığının bildirildiği ve mahkememizce tayin edilen defter inceleme gün ve saatinde davacı ... Erbil'in ticari defterlerinin ibraz edildiği anlaşılmakla, dosya mali müşavir bilirkişi Prof. Dr. A...'a tevdi edilerek 05/12/2024 tarihli bilirkişi raporu aldırılmıştır. Mali müşavir bilirkişi Prof. Dr. 'ın 05/12/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının borçlu olmadığını belirttiği takibe konu 500.000 Euro bedelli 20/01/2020 düzenleme tarihli 20/01/2021 vade tarihli senedin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takibe bırakılan senet nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf davalı kardeşi ile ortaklıklarını sonlandırma kararı aldıklarını, bu doğrultuda Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, Hacısaki Mahallesi, 3109 ada,1 parsel de kayıtlı taşınmaz üzerinde yapılacak işyeri inşaatında (1. Katta 4 büro ve 1 adette 115 m2 bir büro olmak üzere) 5 büronun kat irtifaklarının kurulup davalıya verilmesini teminen 500.000 Euro bedelli, 20/01/2020 düzenleme tarihli, borçlusu ... olan teminat senedini taraflar arasındaki sürece hakemlik yapan dava dışı yediemin ve hakem ... ve Ahmet Kürtüncü'ye imza karşılığı teslim edildiğini, davacı tarafça yapılan protokoller gereğince Kayseri OSB deki 7319 nolu parselin ...'e devredildiği, ......Limited Şirketin'deki tüm hisselerin ...'e devredildiği, Kayseri'de Zennecioğlu servis diye bilinen yerin de hisse devirlerinin ...'e yapıldığı, Alpaslan mahallesindeki daire ve arabaların devirlerinin yapıldığı, 2 adet Fatih ve 1 adet Kia marka kamyonların, WW dolmuş ve Seat otomobilin devrinin de yapıldığını, sadece teminat konusu senet karşılığı olan yerdeki inşaat projesi netleşip kat irtifakı tesis edilmek ve davalıya kat irtifakı hakkı verilmek üzere idari ve hukuki işlemlerin hazırlığına başlanılmışken davalının teminat senedini alıp Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takibe koyduğunu iddia ederek davacının takibe konu senede ilişkin borcunun bulunmadığının tespitini ve davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmektedir.
Davalı taraf ise senedin teminat amacıyla verildiği yönündeki iddiayı kabul etmemekle birlikte dava dilekçesi ekinde sunulan bloknotun sözleşme niteliğinde olmadığını, belgede tarafların imzasının bulunmadığını, kabul anlamamına gelmemek kaydıyla sözleşme olduğunun kabul edilmesi halinde dahi resmi şekle aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Tarafların uyuşmazlık noktaları ana başlıklarıyla; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak yapılan 20/01/2020 düzenleme tarihli, 20/01/2021 vade tarihli ve 500.000,00 Euro bononun teminat senedi olup olmadığı, bu senet ve icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı konularında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelemekte yarar vardır. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır.
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek sureiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur.
Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 779/1). Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6)
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Davacı tarafından Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma numaralı dosyasına ve 28/12/2019 tarihli belgeye delil olarak dayanılmıştır.
Somut olay ve dosya kapsamına göre, davacının dayandığı ve dava dilekçesi ekinde sunduğu ihbar olunanlar ... ve ...ü'nün imzasını taşıyan 28/12/2019 tarihli belge içeriği "20.01.2020 tarihinde 1 kat ve 1 büro olmak üzere toplam 5 büro kat irtifakı yapılıp Tapular...'e verilecek. Senet ....'e iade edilecek." şeklindedir. Sözkonusu belgede davacı ve davalının imzasının bulunmadığı tetkik edilmiştir.
İhbar olunan ... ve .... 25/10/2024 tarihli dilekçelerinde davacı ve davalının anlaşması doğrultusunda davacının Hacı Saki Mahallesinde 5 adet büroyu 3 yıl içinde tamamlayarak senedin vade tarihi olan 20/01/2020 tarihine kadar kat irtifakı kurulup ....'e teslim edilmesine karşılık olarak verildiğini, taraflar arasındaki husumet nedeniyle senedin kendilerine teslim edildiğini ancak davacının 5 adet büroyu tamamlayıp davalıya teslim etmemesi nedeniyle senedi davalıya teslim ettiklerini beyan etmişlerdir.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında ... tarafından ....l hakkında 500.000 Euro bedelli, 20/01/2020 düzenleme tarihli, borçlusu ... olan senede dayanılarak kambiyo senetlarine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, borçlunun itiraz etmesi üzerine Kayseri 5. İcra Mahkemesi'nin .... Sayılı dosyasında takibinin taliki ve iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verildiği, davacının istinaf yoluna başvurması neticesinde dosyanın istinaf sürecinde olduğu tetkik edilmiştir.
Mimarsinan Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 15/10/2024 tarihli cevabi yazısına göre davacının bilanço usulüyle defter tuttuğu ve tacir olduğu anlaşılımş ancak Kayseri Defterdarlığı'nın 14/10/2024 tarihli cevabi yazısından davalının gayrimenkul sermaye iradı mükellefi olduğu defter tutma zorunluluğu bulunmadığı belirtilmiştir. Bu doğrultuda davacının ticari defterleri mali müşavir bilirkişi tarafından incelenmiş ise de davaya konu edilen senedin defterde kaybı bulunmadığı tespit edilmiştir.
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma dosyasında; müşteki ... dolandırıcılık ve açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçlarından ... hakkında suç duyurusunda bulunduğu, soruşturma neticesinde " Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/02/2013 gün ve 2022/11-1086 esas 2013/40 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, bedelsiz senedin kullanıldığını iddia eden kişinin bedelin ödendiğini yazılı delille ispatlamasının gerektiği, senet borcu olan 500.000 euro bedelin ödendiğine ilişkin dosya kapsamında bir yazılı delilin bulunmadığı, aralarında bulunan sözleşmeye göre tarafların edimlerini yerine getirip getirmediğinin tespit edilemediği, tanıklar .... ve ...'nin müştekinin sözleşmeden doğan edimini yerine getirmediklerini beyan ettikleri, şüphelinin alınan ifadesinde benzer şekilde üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, bu hali ile de şüphelinin üzerine atılı suçları işlediğine dair müştekinin soyut iddiasından başka CMK 170/2 maddesi anlamında kamu davasının açılmasını gerektirecek yeterlikte ve kuvvette delil, iz, eser ve emarenin elde edilmediği anlaşılmakla" denilmek suretiyle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, müştekinin itirazının reddedilmesi suretiyle kararın kesinleştiği görülmektedir.
Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, senedin teminat senedi olduğunu ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Aynı ilkeler, Yargıtay HGK'nun 17/12/2003 gün ve 2003/19-781 Esas ve 2003/768 Karar sayılı ilamında da benimsenmiştir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Nitekim kanun koyucu HMK’nun 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerinin senetle ispatını zorunlu kılmış olup bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri bir delille ispatı mümkün olmayacaktır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201. maddesinde "Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz" hükmü düzenlenmiştir. Senede karşı ileri sürülen hukukî işlemlerin senetle ispatı zorunludur. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukukî işlemler, ispat sınırından az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir.
Yukarıda da ifade edildiği üzere bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, davacının senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerekmektedir. Bu gibi durumlarda davacı taraf önce senedin düzenlenmesini gerektiren bir sebebin bulunduğunu, sonra da bu sebebin gerçekleşmediğini ya da ortadan kalktığını ispatla yükümlü olacaktır.
12/04/1933 tarihli ve 30/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nda "Borç ikrarını mutazammın beyyine aleyhine delil ikamesi caiz olup, ancak ikrarda borcun sebebi musarrah ise; müddealeyh bu sebebin tahakkuk etmediğini ispat edebilir. Eğer borcun sebebi tayin olunmamış ise, müddealeyh evvela ikraren bir sebebi muayyeni bulunduğunu, saniyen bu sebebin tahakkuk etmediğini isbat hakkını haizdir. Şu hale göre senede müstenit iddiaya karşı yukarıda yazılı def'i dermeyan edip bu def'ini alelusül isbat edemeyen müddealeyhin hasmına bir yemin teklifine hakkı olduğu takarrur etmiştir." denilmektedir.
Eldeki davada davalı taraf gerek cevap dilekçesinde gerekse soruşturma dosyasında senedin 5 adet büro ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürmüş olup, davacının dayandığı 28/12/2019 tarihli belgenin de davacı ve davalı tarafça imzalanmadığı dava dışı kişiler tarafından imzalandığı görülmekle davacı iddiasını kesin delillerle ispat edememiştir. Kaldı ki senedin teminat senedi olduğunun kabulü halinde dahi davacının dava dilekçesinde de belirttiği üzere Hacısaki Mahallesi 3109 ada,1 parsel de kayıtlı taşınmaz üzerinde yapılacak işyeri inşaatında (1. Katta 4 büro ve 1 adette 115 m2 bir büro olmak üzere) 5 büronun kat irtifaklarının kurulup davalıya verilmediği sabittir.
Her ne kadar davacı tarafça, davalının soruşturma aşamasında hisselerini devrettiği için senedi verildiğini beyan etmesi nedeniyle senedin talil edildiği ve ispat külfetinin davalıya geçtiği ileri sürülmüş ise de davalının bu beyanı senedi talil etmemektedir. Kambiyo senedi olan bonoya dayalı açılan menfi tespit davaları bakımından bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğundan kural olarak bu menfi tespit davasında ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (6100 sayılı Kanun m. 191/1, 4721 sayılı Kanun m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. 6100 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin 2. fıkrası ve 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/3653 E. 2024/6207 K. Sayılı ilamı) Emsal kararda da izah edildiği üzere senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır oysa davaya konu senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmemiştir. Bu nedenle eldeki davada ispat yükü davacı üzerinde olup davacı tarafça senedin teminat senedi olduğu hususu ispatlanamadığı açıktır. Dava dosyası içeriğine göre; davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığı da dikkate alındığında ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varılmış, yasal şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatına hükmolunmamıştır.
1.Davanın REDDİNE,
2.Yasal şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmemesine,
3.Alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının dava açılırken davacıdan alınan 251.124,64-TL peşin harçtan mahsubu ile artan 250.509,24-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
4.Davacı tarafça yapılan yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafça yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
6.Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı lehine A.A.Ü.T. 13/1. Maddesi uyarınca 755.050,00-TL nispi vekalet ücreti takdirine, takdir edilen vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
8.HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştikten sonra yatıran ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.14/01/2025 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)