Esas No
E. 2024/2850
Karar No
K. 2024/10440
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

4. Hukuk Dairesi         2024/2850 E.  ,  2024/10440 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2022/26 E., 2023/289 K.
HÜKÜM/KARAR: Red

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 17.03.2018 tarihli ve 2015/13234 Esas, 2018/2256 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş, Dairenin 21.09.2021 tarihli 2021/1392 Esas, 2021/5129 Karar sayılı karar bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili, davalı borçlu ... Tic. San. Ltd. Şti. aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunmadığını, dava konusu taşınmazlarını diğer davalı ...'ya devrettiğinden bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalılar vekilleri haksız açılan davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 04.06.2015 tarihli ve 2013/60 Esas, 2015/240 Karar sayılı kararıyla; taşınmazların tapudaki satış bedelleri ile gerçek değerleri arasında bedel farkı olmadığı, üçüncü kişi Mustafa'nın borçlunun mali durumunu bildiğinin ispatlanamadığından; gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı (I) Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 13.03.2018 tarihli ve 2015/13234 Esas, 2018/2256 Karar sayılı ilâmı ile;

görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (I) Mahkeme 06.12.2018 tarih ve 2018/320 Esas, 2018/488 sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı (II)

Dairenin 21.09.2021 tarihli ve 2021/1392Esas, 2021/5129 Karar sayılı ilâmı ile "...Somut olayda, davacının alacağı, Trabzon 3. İcra Müdürlüğünün 2012/13504 ve 16059 sayılı takip dosyalarına dayanmaktadır. Trabzon 3. İcra Müdürlüğünün 2012/16059 sayılı takip dosyası yönünden borç kaynağı 31.10.2011 tarihinden başlayan çeklere dayanmakta dava konusu tasarruf ise bu tarihten sonra 28.05.2012 tarihinde gerçekleşmiştir. Ancak Trabzon 3. İcra Müdürlüğünün 2012/13504 sayılı takip dosayasındaki alacak 31.08.2012 ve 30.09.2012 tarihli çekten kaynaklanmakta olup, tasarruf bu tarihten önce 28.05.2012 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu durumda davacı alacaklıya Trabzon 3. İcra Müdürlüğünün 2012/13504 sayılı takip dosyasındaki alacağın tasarruf tarihinden önce doğduğunu ispatlama imkanı verilerek, gerekirse ticari defterlerinde bilirkişi incelemesi yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.

Yapılan inceleme sonunda, tasarrufun borcun doğumundan önce olduğunun saptanması halinde bu takip dosyası yönünden davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.

2.İİK’nun 280/1. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, aynı maddenin son fıkrasında ise ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılanını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır.

Somut olayda, davalı ... borçlu şirketten aynı gün 4 adet taşınmaz satın almıştır. Bu halde İİK'nun 280/3.maddesi kapsamında davalı üçüncü kişiye yapılan satışın borçlu şirketin önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Bunun için konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile dava konusu taşınmaz satış değerleri dikkate alınarak, iptali istenilen satışın borçlu şirketin 2011-2012 yıllarındaki bilanço ve mal varlıklarının önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığı araştırlarak oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

3.Tasarrufun iptali davalarında dava konusu mal borçlunun borcu nedeniyle davalı üçüncü kişinin elinden çıkmış ise üçüncü kişi cebri icra sonucu yapılan satıştan elinde artı bir para kalır ise o miktar ile sorumlu olur. Şayet taşınmaz üçüncü kişinin borcundan dolayı satılmış ise üçüncü kişi ihale bedeli kadar tazminatla sorumlu olur. Somut olayda dava konularından 1029 ada 39 parsel 10 nolu bağımsız bölüm, Trabzon İcra Müdürlüğünün 2012/12950 sayılı takip dosyasından 02.04.2014 tarihinde icra yolu ile dava dışı şahsa satıldığı görülmüştür. Bu satış borçlunun borcundan dolayı yapılmış ve ihale bedelinden bir artan yok ise, 1029 ada 39 parsel 10 nolu bağımsız bölüm yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, artan bedel var ise o bedelin, üçüncü kişinin borcundan dolayı satılmış ise ihale bedelinin davalı üçüncü kişiden tahsiline karar verilmesi gerekirken bu yönde bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesi de hatalı olmuştur..." gerekçesi ile karar bozulmuştur.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (II) Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anılan dairenin bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu satışın borçlunun mal varlığının %13,90 TL lık kısmını oluşturduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, aynı gün iki taşınmazın satışının yapılmasının mal kaçınma amacını gösterdiğini, davalıların birbirlerini tanıdıklarını ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun'un 277 ve devamı maddeleri hükümleri

3.Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog