21. Hukuk Dairesi
T. C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/789 Esas 2024/1430 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/03/2024
NUMARASI : 2023/857 Esas 2024/204 Karar
DAVACILAR :
VEKİLLERİ
DAVALILAR :
GEREKÇELİ KARARIN
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescili istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar ile müvekkili ..., dava dışı ... A.Ş.'nin bir dönem ortakları olduğunu, bu ortaklık 25.02.2016 tarihinde yapılan sözleşmeyle sonlandırıldığını, sözleşmenin alacağın temliki hususlarını düzenleyen 4 ve devamı maddelerinde temlik bedelinin 3.200.000 USD olduğunu, devre konu hisse senetleri üzerine temlik edenler lehine 2.750.000 USD tutarında rehin tesis edildiğini, 3.200.000 USD'nin 450.000 USD'si peşin verildikten sonra kalan 2.750.000 USD'lik alacağın 31 taksit şeklinde ödeneceğini, bu senetlerden ilk ikisinin 70.000 USD ..., 70.000 USD ... adına olmak üzere toplam 140.000 USD'lik kısmının 25.02.2016 tarihli senetlere bağlanacağı kalan senetlerin ise aylık 90.000 USD ve bir ay ... bir ay ... olacak şekilde ödeneceği kararlaştırıldığını, yapılan ödemeler ve taraflar arasındaki görüşmeler devam etmekte iken davalılar tarafından İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2021/5940 ve 2021/ 5943 sayılı takip dosyalarıyla, davacı müvekkiller aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi 01.03.2021 tarihinde başlatıldığını beyanla; öncelikle davaya konu edilen ve davacı müvekkilleri adına kayıtlı iken davalılara devredilen ve işbu davanın konusunu teşkil eden ''... parsel A Blok 38 numaralı bağımsız bölüm'', ''... parsel A Blok 108 numaralı bağımsız bölüm'' ve '... parsel A Blok 22 numaralı bağımsız bölüm''de kain taşınmazlar üzerine üçüncü kişilere devri engelleyecek şekilde ihtiyati tedbir konulmasına, davaya konusu ''... parsel A Blok 38 numaralı bağımsız bölüm''de kain taşınmazın davalı ... adına kayıtlı tapusunun iptali edilmesi ile davacı ... adına tesciline, davaya konusu ''... parsel A Blok 108 numaralı bağımsız bölüm''de kain taşınmazın davalı ... adına kayıtlı tapusunun iptali edilmesi ile davacı ... adına tesciline, davaya konusu ''... parsel A Blok 22 numaralı bağımsız bölüm''de kain taşınmazın davalı ... adına kayıtlı tapusunun iptali edilmesi ile davacı ... adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca borçlu davalı ...’nın, müvekillere olan 3.200.000,00 Amerikan Doları tutarındaki borcunun ödenmesine ilişkin esaslar belirlendiğini, söz konusu borcun ödenmesinin ne şekilde yapılacağının yanında, davacıların da ... A.Ş.’de sahibi bulundukları hisselerin, davacı ...’ya devir ve temlikinin yapılması esaslarının kararlaştırıldığını, davalılar sözleşme ile üslendikleri tüm edimleri yerine getirdiğini, sözleşme gereği peşin olarak ödenmesi gereken tutardan bakiye olarak, davacılardan ...’nın borçlu, diğer davalı ...’ün avalist olarak imzalamış olduğu emre muharrer senetler ile bakiye borcun ödenmesi kararlaştırılmış ve aylık 90.000,00 Amerikan doları tutarındaki bonolar davacılar tarafından düzenlenerek, davalılara verildiğini, davacılar tarafından düzenlenip, davalı müvekkillere borcun ödenmesini teminen verilen borç senetlerinin listesi, sözleşmenin 3-A.9 maddesinde gösterildiği, söz konusu hüküm kapsamında ödemelerin kararlaştırılan şekilde yapılmaması halinde uygulanacak esaslar da sözleşme metninde ayrıntılı olarak açıklandığını, sözleşmeye göre davalıların son ödenmesi gereken borç tutarının son ödemesini 15/10/2018 tarihinde tamamlamaları gerektiğini, davalıların ilk iki bonoyu zamanında ödediğini, ancak hiçbir ödemeyi tam olarak vadelerinde gerçekleştirmediğini beyanla; davanın reddine, davalılara ait gayrimenkuller üzerine konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına veya davalıların mülkiyet hakkına getirilen sınırlama ve davaya konu edilen gayrimenkullerin taraflarca belirlenen değeri dikkate alınarak,uğranılması muhtemel zararların önüne geçecek miktarda teminat taktirine, İstanbul Sancaktepe’de bulunan gayrimenkul yönünden ilk cevap dilekçesinde ileri sürülen yetki itirazı sebebiyle; mahkemenin yetkisizliğine, yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Hukuk mahkemesi olduğuna, davaya konu yapılan gayrimenkullerin değeri üzerinden harcın tamamlanması için davacılara iki haftalık süre verilmesine,süresi içinde harcın tamamlanmaması halinde, davanın açılmamış sayılmasına, davaya konu gayrimenkullerin belirlenmiş değerleri üzerinden harç ikmali için davacılara iki hafta süre tanınmasına, süre içinde tamamlanmaması halinde davanın gerekli harç ödenmemiş olması sebebiyle açılmamış sayılmasına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, mevcut davada uyuşmazlığın mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal ve tescil talebinden değil, şirket hisse devri sözleşmesinden ve Şirketler Hukukundan kaynaklandığı,
HMK'nun 14/2 maddesi uyarınca özel hukuk tüzel kişilerinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi, özel hukuk tüzel kişilerinin ortaklık veya üyelik ilişkileri ile sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağını veya üyesini karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için kesin yetkili olduğu düzenlemesi bulunduğu, davanın tarafları ve aralarındaki uyuşmazlığın niteliği dikkate alındığında mevcut davada HMK'nun 14/2 maddesi uyarınca İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olmakla mahkemenin yetkisizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle HMK'nun 14/2, 114/1-ç maddeleri uyarınca mahkemenin yetkisizliğine, yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna, karar kesinleştiğinde ve dava dilekçesi ve dosyasının istem üzerine İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut uyuşmazlıkta tarafların halihazırda ortak dahi olmadığını, 2015 tarihli sözleşme ile ortaklık ilişkisinin sonlandırıldığını, huzurdaki dava taşınmazın aynına ilişkin bir dava olup, bu yöndeki taleplerini ihtiva ettiğini, bir an için HMK'nun 14/2. Maddesinin uygulanması gerektiği düşünülse dahi taşınmazın aynına ilişkin olan işbu davada taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu, taşınmaza ilişkin kesin yetki kurallarının en başında yer aldığını, görevsizlik kararı öncesinde asliye hukuk mahkemesi hakimince dava konusu taşınmazlar üzerinde teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine karşın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 01.11.2023 tarih ve 2023/1023 Esas 2023/1538 Karar sayılı kesin ilamında görevsiz mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiği ifade edilerek bunun yerine davalıdır şerhi eklenmesine karar verildiğini, kararda görevli mahkemenin hüküm kurması gerektiğine vurgu yapılmasına karşın mahkemece yetkisizlik kararı verilmiş olması nedeniyle taşınmazlara henüz tedbir konulmamış durumda bulunduğunu, dosya kapsamındaki taleplerinin ve görevsizlik kararını inceleyen Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi açık olup dava konusu taşınmazlar üzerinde ihtiyati tedbir konulması talepleri bulunduğunu, sözleşmede atıf yapılan senetler, sözleşmede yazılı olan esaslara göre ödenmediği takdirde yine sözleşmede belirtilen gayrimenkullerin davalıya devrinin sağlanacağı ve devredilecek tüm taşınmazların 700.000 Usd bedelli sayılarak borçtan tenzil edileceğinin belirtildiğini, müvekkillerinin gerçekleştirdiği devirlerin davalı alacaklı tarafça alacak kalemlerinden düşülmeden sanki hiçbir ödeme yapılmamış gibi icra takibine konu edildiğini, aynı zamanda ilgili taşınmazların da davalılar tarafından satılığa çıkarıldığını, işbu davanın müvekkilleri lehine sonuçlanır ise davalılara devredilen taşınmazların devirlerinin de iptali söz konusu olabileceğini, davalı tarafça taşınmazların satışı yapılır ise iyiniyetli üçüncü kişilere karşı müvekkillerinin haklarını elde etmelerinin zorlaşacak ve belki de hiç mümkün olmayacağını, istinaf yargılaması aşamasında ve süresince müvekkilleri adına kayıtlı iken davalılara devredilen ve işbu davanın konusunu teşkil eden 3 adet taşınmazlar üzerine üçüncü kişilere devri engelleyecek şekilde ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile dava konusu taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
İşbu dava Ankara 40. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, anılan mahkemenin 2021/758 Esas 2022/139 Karar sayılı kararı ile asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, davacılar vekilinin karara karşı, davalı vekilinin ise ihtiyati tedbir ara kararına itirazın reddi ara kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2023/1023 Esas 2023/1538 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, ihtiyati tedbir kararına itiraz eden davalılar vekilinin ihtiyati tedbire itirazın reddi ara kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, dava konusu 3 adet taşınmazın tapu kayıtlarına davalıdır şerhi konulmasına, ihtiyati tedbir ara kararına itirazın kabulüne, ihtiyati tedbir ara kararının kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. Davacı ... ile davalılar arasında akdedilen 25/02/2016 tarihli ... A.Ş.'nin hissesinin devrine ilişkin hisse devir sözleşmesi dosya içerisinde yer almakta olup, diğer davacı anılan sözleşmede müteselsil kefil olarak yer almaktadır.
Dosya incelendiğinde, davacılar ve davalılar bir dönem dava dışı ... A.Ş.'nin ortakları iken aralarındaki sözleşme ile bu ortaklığı sona erdirdikleri ve hisseleri davalılara devredilen taşınmazlar karşılığında davacıların devraldığı, ancak davalıların devrettiği hisselerin rehinli olması ve rehin bedeline karşılık verilen senet bedellerinin davalılar tarafından taksitler halinde ödenmesi gerektiği halde davalıların bu taksitleri zamanında ödememesi karşısında icra takibine konu olması üzerine davacıların davalılara devrettiği taşınmazların tapularının iptali ile davacılar adına tescili talebiyle açılan işbu davada uyuşmazlığın mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal ve tescil talebinden değil şirket hisse devri sözleşmesinden ve şirketler hukukundan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Dosyada mevcut ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde, taraflar arasındaki hisse devir sözleşmesine konu hisselerin ait bulunduğu dava dışı ... A.Ş.'nin şirket merkezi Beşiktaş İstanbul olup, şirket İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlıdır. Dava konusu taşınmazlar ise Ankara ili Gölbaşı ilçesi tapu sicil müdürlüğünde kayıtlı bulunmaktadır.
Bilindiği üzere dava tarihine göre uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 14/2. maddesinde "Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın veya üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir." hükmü yer almaktadır. Diğer yandan aynı Kanunun 12/1. maddesinde ise, "Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir." hükmü düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklanan iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde 6100 sayılı HMK'nun 12/1. maddesinde yer alan yetki kuralının, aynı kanunun 14/2. maddesinde yer alan yetki kuralı gibi özel ve kesin yetki kuralı olduğu, ancak HMK'nun 12/1. maddesinde yer alan özel yetki kuralının,
HMK'nun 14/2. maddesinde yer alan yetki kuralına nazaran daha genel bir yetki kuralı olduğu ve bu iki yetki kuralının aynı anda uygulanmasının söz konusu olması halinde daha özel yetki kuralı niteliğinde bulunan HMK'nun 14/2. maddesinde yer alan yetki kuralının öncelikle uygulanması gerektiği hem doktrinde savunulan ve hem de Yargıtay kararlarında benimsenen bir uygulamadır (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12/10/2015 tarih 2015/10708 Esas 2015/10274 Karar, 21/03/2016 tarih 2016/1052 Esas 2016/3132 Karar sayılı ilamları). Kesin yetki kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemelerce de re'sen gözönünde bulundurulması gereken usul kurallarındandır.
Hal böyle olunca, dava konusu uyuşmazlıkta uyuşmazlık, taşınmazın aynına ilişkin olsa da uyuşmazlığın mülkiyet hakkına dayalı tapu iptal ve tescil talebinden değil şirket hisse devri sözleşmesinden ve şirketler hukukundan kaynaklanması nedeniyle HMK'nun 14/2. maddesi gereğince hisseleri devredilen şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu, hisseleri devredilen ... A.Ş.'nin şirket merkezinin Beşiktaş İstanbul olup, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı alanında bulunduğu, kesin yetkinin dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği gözetilerek kesin yetkiye ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, davacılar vekili istinaf dilekçesinde dava konusu taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş ise de, Dairemizin 01/11/2023 tarih 2023/1023 Esas 2023/1538 Karar sayılı kararıyla taşınmazlar üzerine davalıdır şerhi konulduğu, anılan şerh üzerine taşınmazların devri halinde taşınmazı devralacak üçüncü kişilerin iyi niyetli olduğundan söz edilemeyeceği gözetilerek davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddine karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın usulden reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine,
2.Davacılar vekilinin karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
3.Alınması gereken 427,60 TL harç peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
4.Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ihtiyati tedbir kararı yönünden HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca, karar yönünden HMK'nın 353(1)-a.3 maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar yönünden oy çokluğu, ihtiyati tedbir kararı yönünden oy birliği ile karar verildi. 13/12/2024 Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ... (Karşı Oy) KARŞI OY
Dava taraflar arasında akdedilen alacağın temliki, hisse devri, kefalet, sulh, vefa hakkıtesisi suretiyle gayrimenkul devir ve temliki, taahhütü, hisse rehini ve bu hususların uygulanmasına dair karma sözleşmeye davayı olmakla; davacının dayandığı sözleşme hükmü vefa akdine ilişkin olup, mülkiyet hakkına dayalı tapu iptali ve tescilistemine ilişkindir. Davacıların kendi aralarındaki hisse devirleri ile davalılar arasında bağlantı bulunmamaktadır. Davalı savunmasına göre protokolde belirtilen eldeki davaya konu hususlar kendi alacağından kaynaklanmaktadır. Tarafların hiç biri dava konusu tutarın ve vefa akdinin davacılar arasındaki şirket hisse devrine ilişkin hükümlerden kaynaklandığını ileri sürmemektedir. Kaldı ki (geri alım) hakkına dair anlaşma borç doğuran yeni bir sözleşme olup alacağın kaynağının önem de kalmamaktadır.
Bilindiği üzere taraflar birden fazla hususu aynı anlaşmada hüküm altına alabilirler ancak her hüküm ait olduğu ilişki kapsamında değerlendirilir. Taraflar arasındaki sözleşme de birden çok hukuki ilişkiyi düzenleyen karma bir sözleşme olup, şirket ortaklığından kaynaklı hükümlerden kaynaklı bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Dava dilekçesindeki "Mevzubahis sözleşmesinin alacağın temliki hususlarını düzenleyen 4 ve devamı maddelerinde temlik bedelinin 3.200.000 USD olduğu, devre konu hisse senetleri üzerine temlik edenler lehine 2.750.000 USD tutarında rehin tesis edildiği, 3.200.000 USD'nin 450.000 USD'si peşin verildikten sonra -verildiği sözleşmede yazmaktadır- kalan 2.750.000 USD'lik alacağın 31 taksit şeklinde ödeneceği, bu senetlerden ilk ikisinin 70.000 USD ..., 70.000 USD ... adına olmak üzere toplam 140.000 USD'lik kısmının 25.02.2016 tarihli senetlere bağlanacağı kalan senetlerin ise aylık 90.000 USD ve bir ay ... bir ay ... olacak şekilde ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Ayrıca sözleşme kapsamında; sözleşmede atıf yapılan senetlerin zamanında ve eksiksiz ödenmemesi halinde borçtan düşülmek kaydıyla, 700.000 USD bedele sahip olduğu sözleşme ile kabul edilen 5 adet taşınmazın devir ve tesliminin davalılara yapılacağı, borcun tamamen ödenmesi halinde bu taşınmazların davacılara iadesi için vefa hakkı şerhi gerçekleştirileceği belirtilmiştir." Cevap dilekçesindeki "sözleşmede davacılara tüm ödemeleri kararlaştırılan şekilde tamamlamaları halinde, gayrimenkulleri geri alma (vefa) hakkı tanınmıştır."
Açıklamaları ile davanın vefa akdine dayandığı, görevli ve HMK'nun 12. Maddesi uyarınca kesin yetkili mahkemenin Ankara Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görevli ve kesin yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna ilişkin görüşüne katılamamaktayım. 13/12/2024 Başkan-... ... Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.