Aramaya Dön

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/1228
Karar No
K. 2024/1089
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/1228 Esas
KARAR NO: 2024/1089
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/12/2023
KARAR TARİHİ: 07/11/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 26/11/2024

Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

davacı vekili özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği , davacının ... Mahallesi, .... Sokak No:13 Çeşme/İzmir adresinde konut yapım işini gerçekleştireceğini; işbu edimin karşılığında ise sözleşme bedeli ile hakediş bedellerinin davalı tarafından davacıya ödeneceğini, davacının yüklendiği edimleri süresi içerisinde yerine getirdiğini, ... Mahallesi, ... Sokak No:13 Çeşme/İzmir adresinde mukim inşaatı gerçekleştirerek davalıya teslim ettiğini, buna rağmen davalı tarafça sözleşmede kararlaştırılan süre içerisinde söz konusu hak ediş bedellerinin ödenmediğini, sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bunun üzerine davacı tarafından söz konusu hakedişe ilişkin sözleşmede kararlaştırılan temerrüt faiz oranı nazara alınarak Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ....

E. Sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatıldığını, dava konusu icra takibinde, ödenmeyen hakediş bedellerine ilişkin 176.646,00-TL'lik asıl alacak konu edildiğini, davalı tarafından yapılan haksız ve kötü niyetli itiraz sonucu durmuş olan takibin akabinde, öncelikle arabuluculuk yoluna başvurulmuş ise de davalı ile yapılan görüşmeler sonucunda süreç anlaşamama olarak sona erdiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 16. maddesi gereğince ihtilaflarda T.C. Bakırköy Mahkemelerinin ve İcra Daireleri yetkili olduğunu, taraflar arasında imza edilmiş olan sözleşmede ödeme zamanının açıkça düzenlendiğini, alacağın, muaccel ve likit olduğunu, davalı'nın yapmış olduğu itirazın, kötü niyetli ve mesnetsiz olduğunu beyanla Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü ...

E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı'nın itirazının haksız ve kötü niyetli bir şekilde yapılmış olmasından dolayı davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA

davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, sözleşmenin davalı şirket yetkilisi tarafından imza edilmediğini, bu hususun icra takibinde yer alan itiraz dilekçelerinde belirttiklerini, davanın şirkete yönelik açıldığını, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davanın görevli mahkemede açılmadığını, görevli mahkemenin tüketici mahkemeleri olduğunu, itirazın iptali davasının kısmı olarak açılamayacağını, itirazın iptali davasının kısmi dava olarak açılamayacağını, icra takibi ve dava konusu alacak ile ilgili davalı şirketin ve yetkilisinin herhangi bir borcu olmadığını, davacının alacağını ispatlaması gerektiğini, davalı şirket aleyhine davacı tarafından 16/12/2022 tarihinde Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip talebi başlatıldığını, borca itiraz ettiklerini, davacının satım ilişkisinde davacı tarafın sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı tarafın ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorunda olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava davalının Bakırköy ..... İcra Müd. ... E. Sayılı dosyası üzerinden başlatılmış olan icra takibine yapmış oldukları itirazın iptali ile işbu itirazın haksız olması nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi isteminden ibarettir.

Bilindiği üzere, açılmış bir davanın esasının incelenebilmesi (davanın mesmu, yani dinlenebilir olabilmesi) bazı şartların tahakkukuna bağlı olup bunlara dava şartları denir. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil davanın esasını girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.

Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından, hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkeme davanın mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir. Mahkemelerin görevine ilişkin kurallarda kamu düzeninden olması nedeniyle dava şartları arasında sayılmıştır. (HMK 114/1-c)

Emsal İstanbul Bölge Adalet Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin ... Esas, .... Karar sayılı 03/07/2018 tarihli ilamında "Somut olayda davacı vekilinin, dava dışı ... yönelik icra takibi yaptığı, bu icra dosyasından dava dışı ... Borcu nedeniyle davacıya haciz ihbarnamesi gönderildiği, davacının haciz ihbarnamesine itiraz süresini geçirmediği, davacının, davalılara herhangi bir borcununu olmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açtığı, davalı , davacı ve dava dışı takip borçlusunun tacir olmadığı, uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesinden kaynaklanmadığı ve ticari iş niteliğinde de olmadığı anlaşıldığından,

HMK'nın 2.maddesi gereğince davanın genel hükümler çerçevesinde asliye hukuk mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklinde karar verildiği görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.

Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.

Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.

İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nın 11/10/2024 tarihli yazısı ile davacının Bağcılar Bakkallar Odası'na kayıtlı olduğunu, ticaret sicil gazetesinin 08/10/2024 tarihli yazısında gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığını, 25/10/2024 tarihli Güneşli Vergi Dairesi yazısında işletme esasına göre defter tuttuğu, 213 sayılı Vergi usul Kanunu'nun 177. Maddesinde bahsi geçen sınırların altında kaldığının bildirildiği görülmüştür. Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında;

Davalı tacir olmakla birlikte davacı esnaf statüsünde bulunmaktadır.

TTK'nun 4. Maddesinde ticari davalar tarif edildikten sonra, 5. Maddesinde ise ancak ticari davaların Ticaret Mahkemesinde görülebileceği düzenlemesi yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık (alım satım ilişkisi) davacının esnaf olması nedeniyle TTK'nun 4. Maddesine göre ne her iki tarafında tacir olmasına bağlı nispi ticari dava niteliğinde, ne de maddenin alt bentlerinde yer alan mutlak ticari dava sayılan konulardan kaynaklanmıştır. Dolayısıyla davanın TTK nun 4. Maddesinde tarif edilen ticari davalardan olmaması nedeniyle genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekir.

TTK 19/1 maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır." şeklindeki hüküm uyarınca davanın ... Mah. ... Sokak, No:13 Çeşme/ İzmir adresinde konut içi mimarlık hizmeti verdiği delil olarak ekli sözleşmenin 2. Maddesinde de konut olarak ifade ediliği anlaşılmaktadır.

Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birini ilgilendirmesi, birine dahil olması gerekmektedir. Yine TTK gereği ticari dava sayılan davalar haricinde ticari dava, ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlendiğinden TTK 19/2 maddesi uyarınca taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Somut olayda; Eldeki dava, mutlak ticari dava olmadığı gibi, davacı da tacir değildir, ve yine TTK 11. Maddesi gereği, gerçek kişi ticari kaydının da bulunmadığı belirlenmiştir. Nisbi ticari dava niteliğinde de değildir.

Bu nedenle mahkememizin görevsizliğine, dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Emsal İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/65 esas, 2023/772 karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 2024/539 esas, 2024/1523 karar sayılı ilamı )

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Mahkememizin görevsizliğine, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine, kararın kesinleştiği tarihten itibaren başlatılmak suretiyle iki hafta içinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevdiine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,

2.HMK'nun 20. ve 331/2. maddeleri uyarınca iş bu kararın kesinleşmesine müteakip yasal süresi içerisinde talep üzerine dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine,

3.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,

Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/11/2024 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog