Esas No
E. 2024/6063
Karar No
K. 2024/12497
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

2. Ceza Dairesi         2024/6063 E.  ,  2024/12497 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2014/331 E., 2015/379 K.
SUÇ: Karşılıksız yararlanma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkumiyet

KANUN YARARINA BOZMA

YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.03.2024 tarihli ve KYB-2023/18704 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " 1- 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05/07/2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Kanun'un 163/3 ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca müşteki kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usulüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararı soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında müşteki kurumun zararının tamamen karşılanması halinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerektiği nazara alındığında, somut incelemeye konu dosyada, sanık tarafından yapılmış bir ödeme varsa bunun miktarı müşteki kurumdan sorulup ödediği toplam miktarın bilirkişiye hesaplattırılan vergili ve cezasız gerçek zararını karşılaması durumunda sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verileceği, ödeme yapılmaması veya yapılan ödemenin zararı karşılamaması durumunda ise yargılamaya devamla dosyadaki delillere göre hüküm kurulacağı ihtarı ile makul süre verilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde,

2.Sanığın farklı tarihlerde tespiti yapılan su ölçümünü engellemek amacı ile düz borudan su kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği karşılıksız yararlanma eyleminden dolayı ayrı tarihlerde kamu davaları açılıp yargılamalarının yapıldığı, bu doğrultuda suç tarihinin 10/03/2014, iddianame tarihinin ise 17/04/2014 olan kamu davasında Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/04/2015 tarihli ve 2014/331 esas, 2015/379 sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, yine sanığın aynı eylemine ilişkin olarak suç tarihinin 17/02/2014, iddianame tarihinin ise 06/05/2014 olan kamu davasında Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/07/2014 tarihli ve 2014/276 esas ve 2014/474 sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan kararın temyiz incelemesinde onanarak kesinleştiği, yine sanığın aynı eylemine ilişkin suç tarihinin 01/04/2014, iddianame tarihinin ise 30/04/2014 olan kamu davasında Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/04/2021 tarihli ve 2019/385 esas ve 2021/255 sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 28/11/2022 tarihli ve 2022/9309 esas ve 2022/19793 karar sayılı ilamı ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle bozulmasını müteakip, yeniden yapılan yargılamanın Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/45 esasında kayden derdest olduğu ve her üç suçun 17/04/2014 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve aralarında hukuki kesinti olmadığı, anılan üç dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu ve suç tarihlerinin yakınlığı dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında aynı eylemine ilişkin inceleme konusu dosyanın derdest dosya ile birleştirilip 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanarak bulunan cezadan Yargıtay incelemesi üzerine kesinleşmiş olan Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/07/2014 tarihli kararında verilen cezanın mahsubunun gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1.6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Kanun'un 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun cezasız ve vergili gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, sanığa miktar da belirtilip usûlüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergili gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi halinde bu bir dava şartı olduğundan aynı Kanun'un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen, sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması hâlinde, bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak; suça konu 10.03.2014 tarihli tutanağa ilişkin olarak müşteki kurumun cezasız ve vergili gerçek zararının tespit edilerek yukarıda izah edilen şekilde sanığa usûlüne uygun bildirimde bulunulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Dosya kapsamına ve UYAP üzerinden yapılan incelemelere göre; sanık hakkında, Çukurova Mah.

223.Sk. No: 101 Toroslar/Mersin adresinde tutulan 3 ayrı kaçak su tutanağından dolayı ayrı ayrı davaların açılıp yargılamalarının yapıldığı, buna göre kanun yararına bozma talebine konu olayda, sanık hakkında Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2015 tarihli ve 2014/331 Esas, 2015/379 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 163/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu hapis cezasının aynı Kanun’un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği ve suç tarihinin 10.03.2014, iddianame tarihinin ise 17.04.2014 olduğu, mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği, yine sanığın Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.07.2014 tarihli ve 2014/276 Esas, 2014/474 Karar sayılı kararıyla 5237 sayılı Kanun'un 163/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu hapis cezasının aynı Kanun’un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, anılan dosyada suç tarihinin 17.02.2014, iddianame tarihinin ise 06.05.2014 olduğu, anılan hükmün temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği; yine sanık hakkında Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.04.2021 tarihli ve 2019/385 Esas, 2021/255 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 163/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu hapis cezasının aynı Kanun’un 51. maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği ve anılan dosyada suç tarihinin 01.04.2014, iddianame tarihinin ise 30.04.2014 olduğu, anılan hükmün ise Dairemizin 28.11.2022 tarihli ve 2022/9309 Esas, 2022/19793 Karar sayılı karar ile bahse konu dosyalar dikkate alındığında, aynı Kanun'un 43. maddesinin ve mahsup uygulanması şartlarının oluştuğundan bahisle bozulmasına karar verildiği belirlenerek yapılan incelemede;

Yukarıda anlatılan her üç dosyada da atılı suçların 17.04.2014 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukukî kesinti olmadığı, buna göre tüm eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında tüm eylemleri ile ilgili olarak 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, ancak Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.07.2014 tarihli ve 2014/276 Esas, 2014/474 Karar sayılı kararına konu mahkûmiyet hükmü temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğinden, anılan dosyanın diğer iki dosya ile birleştirme olanağı bulunmamakla birlikte, temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen incelemeye konu dosya, Dairemiz tarafından bozulan Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.04.2021 tarihli ve 2019/385 Esas, 2021/255 Karar sayılı dosyanın bozmadan sonra aldığı yeni esaslı dosya ile şartların oluşması hâlinde, birleştirildikten sonra sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının ardından temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen dosyadaki ceza miktarı mahsup edilerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun takdir ve tayininin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2015 tarihli ve 2014/331 Esas, 2015/379 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin Yerel Mahkemece yerine getirilmesine, dava dosyasının Yerel Mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI CEZA Ceza Hukuku 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 05/07/2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Kanunu 6352 sayılı Kanun 379 sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, yine sanığın aynı eylemine ilişkin olarak suç tarihinin 17/02/2014, iddianame tarihinin ise 06/05/2014 olan kamu davasında Mersin 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/07/2014 tarihli ve 2014/276 esas ve 2014/474 sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verildiği ve anılan kararın temyiz incelemesinde onanarak kesinleştiği, yine sanığın aynı eylemine ilişkin suç tarihinin 01/04/2014, iddianame tarihinin ise 30/04/2014 olan kamu davasında Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/04/2021 tarihli ve 2019/385 esas ve 2021/255 sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 28/11/2022 tarihli ve 2022/9309 esas ve 2022/19793 karar sayılı ilamı ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinden bahisle bozulmasını müteakip, yeniden yapılan yargılamanın Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/45 esasında kayden derdest olduğu ve her üç suçun 17/04/2014 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve aralarında hukuki kesinti olmadığı, anılan üç dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu ve suç tarihlerinin yakınlığı dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında aynı eylemine ilişkin inceleme konusu dosyanın derdest dosya ile birleştirilip 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 5237 sayılı Kanun 5271 sayılı Kanun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu K5271 md.223/8 K5271 md.309/3 K5237 md.168/5 K6352 md.168/5 K379 md.43 K5237 md.43 K5237 md.62/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.