17. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1888
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/10/2024
NUMARASI : 2023/762 Esas 2024/684 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ve davalı şirket arasındaki ticari ilişki sebebiyle düzenlenen fatura ve cari hesaba dayalı olarak, İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğü'nün 2023/29396 Esas Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, borçlu şirket tarafından, icra takibine; asıl borca, faizine ve tüm fer'ilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ve takip durdurulduğunu, takip tutarında alacaklı bulunduğumuz meblağın likit olduğunu, alacağın mesnedi fatura, sevk irsaliyesi, kargo takip formu, cari hesap dökümü, taraflara ait ticari defterler ile tüm ticari kayıtlarda yapılacak bilirkişi incelemesi ile de sübut bulacağını, dilekçemiz ekindeki 08.08.2023 tarihli 17582 yevmiye numaralı ihtanameden de görüleceği üzere müvekkili, borçlu firmaya vadesi dolan bakiyenin ödenmesi hususunda ihtarda bulunduğunu ancak herhangi bir cevap verilmediğini, borçluya iyi niyetle tanınan tüm imkanlara karşın bakiyenin kapatılmadığını ve hakkında takibe girişildiğini, ayrıca mükelleflerin 5.000,00 TL (kdv hariç) üzeri mal ve/veya hizmet alımlarını ve satışlarını bildirme yükümlülüğü bulunduğundan, ilgili vergi dairesinden istenilecek BA/BS formlarıyla da alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, BA-BS formları, devletin vergi kurumlarınca tutulan resmi kayıtlar olduğunu, bu formlar, malların teslim edildiğine/teslim alındığına dair karine teşkil ettiğini, bir çok yerleşik Yargıtay Kararı da bu yönde görüş bildirmekte olduğunu, söz konusu takibe dayanak yaptıkları faturanın, temmuz 2023 – eylül 2023 tarihleri arasında düzenlenmiş olduğunu, bu dönemde müvekkili şirketin merkez adresi, Sancaktepe /İstanbul da olduğu için, belirtilen döneme ait BS formları Sultanbeyli Vergi Dairesi/İSTANBUL’dan sorulması gerektiğini, davalı şirket açısından ise; işbu faturaya ilişkin olarak, temmuz 2023 – eylül 2023 tarihleri arasındaki BA formları, söz konusu faturanın düzenlendiği dönemde, davalının merkezi adresi Aliağa/İzmir olduğundan yine Aliağa Vergi Dairesi/İzmir’den sorulması gerektiğini, böylelikle; KDV dahil toplam 398.893,92 TL’nin (ki bu değer harca esas değerdir) hem müvekkiline ait BS kayıtlarında, hem de davalıya ait BA kayıtlarında yer aldığı görülecek olduğunu, 18.10.2023 tarihinde yapılan arabuluculuk toplantısının son tutanağında da görüldüğü üzere, yapılan görüşmeler sonucu çözüm bulunamadığını ve anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, bu sebeplerle, borçlu şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak yapılan itirazın iptali ve takibin aynen devamı için, işbu davanın açılması ve alacağın % 20'si oranında muteriz borçlunun İ.İ.K. Uyarınca icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde; İstanbul Anadolu 2. İcra Dairesinde ikame edilen takibe karşı müvekkili şirketçe hem yetkiye hem de borca itiraz edildiğini, genel yetki kuralı gereğince davalı müvekkilin yerleşim yeri olan Aliağa İcra dairesinde de takip yapılmadığını, takibin yetkisiz İstanbul Anadolu 2. İcra dairesinde usulüne uygun ve geçerli şekilde yapılmış bir icra takibi olmadığından, müvekkili şirketin süresi içerisinde usulüne uygun olarak icra dairesinin yetkisine yapmış olduğu itirazın haklı olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesini, Yargıtayda son uygulamalarında davasının icra takibinin uzantısı olduğunu, iki dosyanın bir birlik oluşturduğunu, davalının (borçlunun) icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş olması halinde, bu ‘hadise’nin çözümlenmeden davaya devam edilemeyeceğini, itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkemenin öncelikle -icra mahkemesinin yerine geçerek- icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi ve borçlunun bu itirazını yerinde bulması halinde, işin esasına girmeden ‘icra dairesinin yetkisiz olduğuna’ aksi halde ise işin esasına girip, toplanacak delillerle oluşacak sonuca göre karar vermesi gerekeceğini” belirtmeye başladığını, müvekkili şirket, 2. El elektrik malzemeleri perakende alım, satımı yapan bir şirket olduğunu, davacı şirketin de elektrik malzemeleri satış işini yapan bir şirket olduğunu, müvekkili şirket, sanayi bölgesi olan İzmir'in Aliağa ilçesinde ticari alış verişlerini gerçekleştirdiğini, müvekkili şirket ölçek olarak büyük bir şirket olmadığından sanayi bölgesinde dönem dönem popüler hale gelen elektrik malzemelerini davacı şirketten toptan satın alıp arza göre piyasaya perakende olarak sattığını, toptan olarak davacı şirketten almış olduğu elektrik malzemelerinin talep fazlası olanları da davacı şirkete geri vererek yeni elektrik malzemeleri alarak işbu dava sürecine girilene kadar da davacı ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkinin devam ettiğini, özetlemek gerekirse müvekkili şirket bugüne kadar bir çok kere davacı taraftan toptan elektrik malzemesi satın almış, perakende olarak piyasaya satmış, elinde kalan elektrik malzemelerini de davacıya geri verip bedelini mahsup ederek yeni elektrik malzemelerini toptan satın alıp piyasaya sürerek ticari hayatına devam etmekte olduğunu, işbu dava sürecinden önce de müvekkili şirket ile davacı taraf arasında toptancı - perakende satıcı ticari ilişkisi devam ederken davacı taraf takas olarak alacağını elektrik malzemeleri kendisinden satın alındığı tarihteki Euro kuru üzerinden geri almak istediği için mevcut uyuşmazlığın meydana geldiğini, çekilen ihtara karşı cevap olarak da Aliağa 3. Noterliği'nin 08937 yevmiye numaralı ihtarnamesi çekilmiş ve 07.07.2023 tarihinden önce satın alınmış olan ürünlerin takas gerçekleştiği kur üzerinden işlemlerin gerçekleştirilmesi gerektiğinin izah edildiğini, ancak davacı taraf sanki hiçbir cevap verilmemiş gibi dava dilekçesinin 4.maddesinde "ihtarda bulunmuş ancak cevap verilmemiştir" şeklindeki beyanı ise kötüniyetli olduğunun ispatı olduğunu, davacı taraf müvekkiline göndermiş olduğu Üsküdar 24. Noterliği'nin 17582 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 08.08.2023 tarihli NAD2023000009908 Fatura numaralı KDV dahil 11.292,13 TL bedelli vade farkı e-fatura düzenlediğini belirtmiş ve davaya konu icra takibinde de asıl alacak başlığında hem asıl talep edilen bedel ile istediği faizi toplayarak bir bedel belirlediğini, taraflar arasında cari sözleşmenin olmadığını, sayın mahkemenin de takdir edeceği üzere ve Türk Ticaret Kanunumuz'un madde 89 uyarınca da: "(1) İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir. şeklinde olduğunu, cari hesap sözleşmelerinin geçerlilik şartı yazılı olması gerektiğini, taraflar arasında yazılı herhangi bir cari hesap sözleşmesinin mevcut olmadığını, bu nedenle de işbu takip ve talep edilen alacakların tamamı hukuka aykırı olduğunu, Zira:
Davacı tarafından talep edilen vade farkı faturası hukuka açıkça aykırı olduğunu, bahsedilen ilk fatura olan 07.07.2023 tarihli, NAD2023000008514 fatura numaralı KDV dahil 387.671,84 TL e faturaya faiz işletilebilinmesi için öncelikle davalı müvekkili temerrüte düşürmesi gerekli olduğunu, faturanın faiz başlangıcının temerrüt tarihi olduğu açıkça izah edildiğini, bu nedenle davacı tarafın kesmiş olduğu hukuka aykırı 2. Fatura kabul edilebilir olmadığını, davacı taraf ayrıca takip talebinde asıl alacak ile faizi toplamış ve toplam bedel üzerinden işbu icra takibini başlattığını, davacı tarafın sözde asıl alacak ile faizi toplayarak açmış olduğu işbu icra takibi ile faize faiz işletilmesi yasağına da aykırı davrandığının açıkça ortada olduğunu, TTK'ya göre de sözleşme ile faiz oranı tespit edilmemesi halinde kanuni faiz yani %9 uygulanacağını, davacının kanuni faiz uygulaması gerekirken reeskont avans faiz uygulamasının da hukuka aykırı olduğunu beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece; "...Tarafların iddia ve savunmaları icra dosyası ve dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporları ile taraflar arasında 2023 inceleme döneminde ticari ilişkinin bulunduğu davacı resmi defter ve kayıtlarına göre 12.09.2023 takip tarihi itibariyle davalının davacıya 398.893,92.-TL tutarında borçlu olduğu, davalı resmi defterlerinde ise davacının 206.492,78.-TL tutarında alacaklı olduğu 192.401,14-TL bakiye farkın ise davalının davacıya verdiği ve fakat davacıda kaydı olmayan 124.866,66 TL miktarlı çek, 56.242,35 TL miktarlı çek ve 11.292,13 TL lik vade farkı faturasından kaynaklandığı ,05/04/2023 vade tarihli ...bank Aliağa Şubesine ait 124.866,66 TL lik davalıdan alınan çekin davalı defterlerine hem 2022 yılında hem de 31.01.2023 tarihinde mükerrer kaydedildiği, 56.242,35 TL miktarlı çekin karşılıksız çıkması sebebiyle davacı defterlerinde davalı hesabına 56.242,35.-TL tutarında borç kaydedilirken, davalı defterlerine hiç kaydedilmediği görüldüğünden, davacı ...'nin defter kayıtlarını kabul etmek gerektiği, bakiye fark nedenlerinden sonuncusunun ise 08.08.2023 tarihli vade farkı faturasının davalı kaydında bulunmaması olup vade farkı faturasının dayanağı fatura incelendiğinde 07/07/2023 tarihli 387.671,84-TL tutarındaki faturada 10 gün vade açıklamasının yazıldığı, faturanın ödenmemesi durumunda vade farkı faturası düzenleneceğine ilişkin açıklama olmadığı gibi, taraflar arasında cari hesap sözleşmeside bulunmadığından vade farkı faturası kabul edilmemiş 12.09.2023 takip tarihi itibariyle Davalı ...'in, Davacı ...'e 387.601,79 -TL tutarında borçlu olduğu, tarafların tacir olup ticari defter ve kayıtları ile alacak borç durumunu bilmeleri gerektiği, alacağın likit olduğu sonucuna varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...." şeklinde karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF NEDENLERİ :
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine 2023/29396 Esas sayılı İstanbul Anadolu 2. İcra dairesine yapılmış takibe, müvekkilince yapılan borca, yetkiye, faize tüm ferilerine yapılmış itiraz neticesinde takibin durduğunu, takibin durması neticesinde Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinde aleyhlerine bu davanın ikame edildiğini, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinde 2023/762 E numarası ile görülen 18/10/2024 tarihinde 2024/684 K numarası ile karara çıktığını, gerekçeli kararda davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne karar verildiğini, davacı yanın davalı müvekkilinin 398.893,92-TL bedel borçlu olduğunu iddia ettiğini,
İlk derece mahkemesince davalı müvekkilinin 387.601,79-TL bedel ile borçlu olduğuna ve müvekkili aleyhine 77.52,36-TL icra inkar tazminatına hükmettiğini, faiz oranı konusunda herhangi bir gerekçeli açıklama yapılmadığını, davanın reddine, müvekkili aleyhine hükmedilen icra inkar tazminatının iptaline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Mahkemece verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği, davalı vekilinin 30/12/2024 tarihli dilekçesi ile istinaf başvurusundan feragat ettiği görülmüştür.
Davalı vekilinin Aliağa 3. Noterliğinin 21/08/2023 tarihli ve 08888 yevmiye numaralı vekaletnamesinin incelenmesinde; kanun yollarından feragat etmeye yetkili olduğu görülmüştür. Bu durum karşısında, 6100 sayılı HMK’nın 349. maddesi gereğince istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 349. maddesi uyarınca FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2.Davalının yatırmış olduğu; a-1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının üzerinde bırakılmasına, b-6.619,27 TL istinaf karar harcının istemi halinde davalıya ödenmesine,
3.İstinaf eden davalının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına ücreti vekalet takdirine yer olmadığına,
5.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 16/01/2025