Esas No
E. 2022/1171
Karar No
K. 2024/1979
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/1171

KARAR NO: 2024/1979

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 19/10/2021 (Dava) - 22/02/2022 (Karar)

NUMARASI : 2021/694 Esas - 2022/158 Karar

DAVA: Maddi Tazminat
BAM KARAR TARİHİ: 25/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 25/12/2024

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/694 Esas-2022/158 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10/10/2019 tarihinde müvekkiline ait araca ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kontrolsüz ve hızlı bir şekilde kavşağa girip çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, kaza sonucu müvekkilinin aracının savrularak sol ön kısmı ile aynı kavşakta yolunda seyretmekte olan ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarptığını, soldaki aracın, sağdan gelen araca geçiş hakkını vermemesi fiilinin asli kusur halleri arasında sayılmış olup sigortalı araç sürücüsünün bu maddeyi ihlal ederek müvekkilinin aracında maddi hasar oluşmasına sebebiyet verdiğini, nitekim olayın, polis memurları tarafından düzenlenen maddi hasarlı tespit tutanağı ile de kayıt altına alındığını, davalılardan ...'nun araç sürücüsü ve kaza tarihindeki araç ruhsat sahibi olduğunu, davalı sigorta şirketinin ise kaza tarihinde geçerli olan ZMMS poliçesi nedeniyle sigortalı araç sürücüsünün sebebiyet verdiği maddi zarardan sorumlu olduğunu, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığını, sonuç alınamaması üzerine arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak orada da anlaşma sağlanamadığını, müvekkiline ait ve Alman trafiğine kayıtlı aracın kaza sonrası tamir masrafının, Almanya'da bulunan ekspertiz bürosu tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile KDV dahil 4.659,10 Euro olarak tespit edildiğini, ayrıca müvekkilinin bilirkişi raporunun tanzimi için yaptığı 663,40 Euro ödemeyle de davacı tarafından karşılanması gereken toplam maddi zarar miktarının 5.332,50 Euro olduğunu, davalıların (sigorta şirketi ZMMS mali sorumluluk miktarı ile sınırlı olmak üzere) zarar görene gerçek zararını ödemek zorunda olduğundan hasar bedeline yansıyacak KDV miktarını da ödemek zorunda olduğunu, müvekkilinin aracı yabancı plakalı olup daimi ikametgahı da Almanya olduğundan araçtaki zararın Alman rayiç değerlerine göre belirlenmesi gerektiğini, kaza tarihi itibariyle sigorta teminat limiti 41.000,00 TL olup sigortanın sorumluluğunun işbu bedelin temerrüt tarihindeki kur karşılığı tutarında olduğunu, buna göre taleplerinin olumsuz yanıtlandığı 23/09/2021 tarihindeki karşılığının 4.027,86 Euro olduğunu, müvekkilinin zararının tazmininin Euro üzerinden hesaplanması gerektiğini ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsil edilmesi gerektiğini, müvekkili adına hasar ihbarının 31/08/2021 tarihinde davalı sigortaya yapıldığını, ihbarı olumsuz yanıtladığı 23/09/2021 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 4.669,10 Euro hasar bedeli maddi tazminatın davalı ... bakımından kaza tarihi olan 10/10/2019 tarihinden, davalı ... Sigorta Şirketinden ise (teminat limiti ile sınırlı olarak) taleplerine olumsuz yanıt verdiği 23/09/2021 tarihinden itibaren yabancı para bakımından 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilinin ekspertiz bilirkişi ücreti olarak ödediği 663,40 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dahil edilerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın açıldığı mahkemenin yetkili olmadığını, davacının teminat göstermesi gerektiğini, MÖHUK 48.madde kapsamında müvekkilinin huzurdaki davada karşılaşacağı zararların dava sonunda karşılanabilmesi için davacı tarafça teminat yatırılması gerektiğini, müvekkili ... ile herhangi bir arabuluculuk görüşmesi gerçekleştirilmediğini, ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuğun dava şartı olması sebebiyle huzurdaki davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddi gerektiğini, somut olayda maddi hasarlı trafik kazasının 10/10/2019 tarihinde gerçekleşmiş olup söz konusu dava ise 19/10/2021 tarihinde açıldığından 2 yıllık zamana aşımının dolduğunun açık olduğunu, davacının dava dilekçesinde maddi olayı hatalı olarak aktardığını, bu durumun trafik kazası tespit tutanağı ile de sabit olduğunu, somut olay hakkında ceza dosyasının mahkemece araştırılması ve celbiyle bekletici mesele yapılması gerektiğini, söz konusu maddi hasarlı trafik kazasında müvekkili ...'nun herhangi bir kusur veya ihmalinin bulunmadığını, dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu'na sevk edilerek rapor alınması gerektiğini, kaza tespit tutanağında müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmediklerini, kazanın müvekkilinin değil, davacının kusurlu hareketi nedeniyle yaşandığını, kabul anlamına gelmemekle, tazminat talebinin ödeme anındaki kur karşılığından talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, gerçekleştirilen alkol testi ile alkolsüz olduğunun sabit hale gelmesi dikkate alındığında trafik kazasının kasko tarafından karşılanması gerektiğinin açık olduğunu, bu nedenle huzurdaki davanın ... A.Ş'ye ihbarını talep ettiklerini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirket nezdinde sigortalı ... plakalı aracın herhangi bir kusurunun bulunmadığını, ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, teminat limiti ile sorumluluklarının bulunduğunu, dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, kazaya ilişkin olarak davacı tarafından müvekkili şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını ve zorunlu başvuru şartının yerine getirilmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının talep etmiş olduğu maddi hasar ve değer kaybı tutarının uzman bilirkişi tarafından hesap edilmesi gerektiğini, ZMMS genel şartlarındaki kriterlerin esas alınması gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece, ".....Davacının Almanya ülkesi vatandaşı olduğu, Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya ülkesi arasında karşılıklılık anlaşması bulunduğu, bu kapsamda davacının teminat yatırmasını gerektirir bir durumun bulunmadığı, yine yerleşik ve güncel Yargıtay içtihatları ile davalı sigorta şirketinin Bölge Müdürlüğünün bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, davalı sigorta şirketinin İzmir ilinde Bölge Müdürlüğünün bulunduğu göz önünde bulundurulduğunda mahkemenin işbu davaya bakmaya yetkili olduğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin yetki ilk itirazının reddi yönünde ara karar tesis edildiği, yine davalı ... vekilinin zamanaşımı itirazında bulunduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72/1. maddesinde tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımının uygulanacağının düzenlendiği, dava konusu haksız fiilin 10/10/2019 tarihinde vuku bulduğu, kaldı ki dava şartı mahiyetinde bulunan zorunlu arabuluculuk yolu çerçevesinde geçen süre boyunca zamanaşımı süresinin durduğu, bu kapsamda zamanaşımı süresinin davanın açıldığı tarihte henüz dolmadığı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin zamanaşımı itirazının da reddine karar verildiği, davalı ...'nun gerçek kişi olduğu, davalı ... yönünden davalı mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, davalı sigorta şirketinin davalı olarak gösterilmesi ve davanın her iki davalı açısından birlikte yürütülmesinin zaruri olmasından kaynaklı olarak yargılamanın genel mahkemelere göre daha özel yetkili ve görevli olan işbu mahkeme nezdinde yürütüleceği, davanın yalnızca davalı sigorta şirketi yönünden arabuluculuk dava şartına tabi olduğu anlaşılmakla, bu yöndeki itirazın da reddi gerektiği, dosyanın bir trafik alanında uzman ve bir otomotiv alanında uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi ile alınan 02/02/2022 havale tarihli raporda sonuç olarak; ... plakalı araç sürücüsü ...'nun 2918 sayılı Trafik Kanununun sürücü asli kusurlarından 84/h. maddesini ihlal ettiğini, davacı ... plakalı araç sürücüsü ...'in ise 2918 Sayılı Trafik Kanunun diğer sürücü kusurlarından 47/c. ve 52/a. maddelerini ihlal ettiğini, dava dışı ...'ın kazaya katkı sağlayacak kurallara aykırı etken davranış faktörünün görülmediğini, dava konusu araçtaki hasarın onarım bedelinin 4.669,10-EUR olduğu, aracın ikinci el rayiç değerinin ise 2.450,00-EUR olduğu dikkate alındığında ... plakalı aracın onarımının ekonomik olmayacağı, araç açısından pert-total işlemi uygulanması gerektiği, ... plakalı aracın sovtaj bedelinin 500,00-EUR olabileceği, pert total işlemine tabi tutulması gereken araçtaki hasar bedelinin 1.950,00-EUR olduğu, davacıya ait araçta oluşan hasarın belirlenmesi amacıyla düzenlenecek rapor açısından 250,00-EUR ücretin uygun olabileceğinin mütalaa edildiği, dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya ilişkin evrakın 01/09/2021 tarihinde tebliğ edildiği, sigorta şirketinin rizikonun ihbarı akabinde 8 iş gününün sona erdiği 14/09/2021 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu trafik kazasının ... plakalı araç sürücüsünün %75 oranında asli, ... plakalı araç sürücüsünün %25 oranında kusuru neticesinde meydana geldiği, davacıya ait ... plakalı araçta oluşan hasarın onarım bedelinin 4.669,10-EUR olduğu, aracın ikinci el rayiç değerinin ise 2.450,00-EUR olduğu, rapor ekinde bulunan 2003 ve 2004 model emsal araçlara ilişkin ilanlar ile dava konusu aracın 2002 model olduğu göz önünde bulundurulduğunda bilirkişi tarafından aracın kazadan önceki hasarsız halinin ikinci el değerinin 2.450,00-EUR olarak belirlenmesinin makul olduğu, davacının aracını perte ayırtmak istemeyip kullanmaya devam etmesinin kendi takdirinde olduğu, aracın rayiç değeri ile onarım bedeli dikkate alındığında onarım bedelinin aracın rayiç değerini aşar mahiyette bulunması sebebiyle onarımının ekonomik olmadığı, bakiye hasar bedelinin aracın rayiç değeri ile sovtaj bedeli arasındaki fark esas alınarak belirlenmesinin yerinde olduğu, davacının yabancı ülke vatandaşı olup yurt dışında ikamet ettiği dikkate alındığında aracın tamir iş ve işlemlerinin davacının ikamet ettiği yabancı ülkede gerçekleştirilmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, yurt dışında ikamet eden kişinin aracını ülkemizde tamir ettirmeye zorlanamayacağı, hasar bedeline yönelik hesaplamanın aracın kazadan önceki hasarsız hali ile sovtaj bedelinin belirlenmesi ve aradaki farkın esas alınması suretiyle yapıldığı, trafik kazasına ilişkin olarak düzenlenen trafik kazası tespit tutanağı çerçevesinde hasar ile kaza arasında illiyet bağının bulunduğu, davacı tarafça talep edilebilecek hasar bedeli tazminatının aracın rayiç değeri ile sovtaj bedeli arasındaki fark bedeli olan 1.950,00-EUR olduğu, ancak dava konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde davalı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısının %75 oranındaki kusuru gözetildiğinde talep edilebilecek tazminat bedelinin (1.950,00-EUR*%75) 1.462,50-EUR olduğu, davacı vekili tarafından ... Ekspertizliği Ücret Tarifesi hükümleri çerçevesinde bilirkişi heyetince makul olduğu belirtilen ücretin bir hayli düşük olduğu, tarifede yer alan bedeller gözetildiğinde dava dilekçesi ekinde sunulan faturada yer alan ücretin makul ve kabul edilebilir olduğu anlaşılmakla, sonuç olarak; HASAR BEDELİNE YÖNELİK MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜNE, 1.462,50-EUR maddi tazminatın, davalı ... yönünden haksız fiil tarihi olan 10/10/2019 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta Şirketi yönünden ise poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla ve rizikonun sigorta şirketine ihbarından itibaren 8 iş gününün sona erdiği tarih olan 14/09/2021 tarihinden itibaren, 6098 sayılı TBK 99. maddesi gereğince 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a. maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalılar ... ve davalı ... Sigorta Şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, 3.206,60-EUR MADDİ TAZMİNAT BEDELİNE YÖNELİK FAZLAYA İLİŞKİN TALEBİN REDDİNE...." şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

DAVALI ... VEKİLİ TARAFINDAN; "...Müvekkilinin yerleşim yerinin Mersin ili olması, davacının Türkiye'de yerleşim yerinin bulunmaması, davalı ... Sigorta Şirketinin merkezinin ise İstanbul olması dikkate alındığında yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının teminat göstermesi gerekirken mahkemece taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, MÖHUK 48.madde kapsamında müvekkilinin huzurdaki davada karşılaşacağı zararların dava sonunda karşılanabilmesi için davacı tarafça teminat yatırılması gerektiğini, davacının talebinin zaman aşımına uğradığını, trafik kazasının 10/10/2019 tarihinde gerçekleşmiş olup söz konusu dava ise 19/10/2021 tarihinde açıldığından 2 yıllık zaman aşımının dolduğunun açık olduğunu, müvekkiline karşı arabuluculuk yoluna başvurulmamış olup bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, delilleri toplanmaksızın karar verildiğini, tanığının dosyaya bildirildiğini, ancak dinlenmesi için gerekli işlemlerin yapılmadığını, kazada müvekkilinin kusuru bulunmamakta olup kusur tespiti konusunda hataya düşüldüğünü, ek rapor alınması gerekirken eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, mahkemece kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmediğini ve bilirkişi raporunda belirtilen kural ihlalleri dikkate alınarak kusur tespiti yapıldığını, pert total işlemine tabi tutulması uygun görülen dava konusu aracın Türkiye'de kaza yapıp yurt dışında hasar onarım işlemlerinin takip edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, pert total halindeki aracın yurt dışına onarım için götürülmesinin açıkça zararı artıracağını, fiyat araştırmasında hangi tarihin referans alındığı belirtilmediği gibi emsal araç ve parçalara ilişkin değerlere de yer verilmeyerek eksik inceleme ile hesaplama yapıldığını, kaza tarihi piyasa fiyatlarına göre tespit yapılması gerekirken bu hususun belirsiz bırakılmasının raporun eksik incelemeye dayalı olduğunu ortaya koyduğunu, hasar tespiti yapılırken piyasa fiyatlarının üzerinde belirleme yapıldığını, aracın hasar kaydı olup olmadığının araştırılmadığını, dolayısıyla onarım bedelinin Almanya menşeli eksper raporu doğrultusunda oldukça yüksek şekilde belirlendiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber fiili ödeme tarihindeki kurdan ödeme yapılması yönündeki hükmün usule ve yasaya aykırı olduğunu, zararın haksız fiil tarihinde ve memleket parası üzerinden gerçekleştiğinin kabulü ile olay gününe göre yabancı para üzerinden saptanan zararın Türk parasına çevrilmesi suretiyle hüküm kurulması gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.

DAVALI ... SİGORTA ŞİRKETİ VEKİLİ TARAFINDAN; "...Zamanaşımı def'ilerinin hükümde değerlendirilmediğini, müvekkili sigorta şirketinin poliçe teminat limiti ile sorumlu olduğunu, kaza tarihi itibariyle poliçe teminat limitinin 36.000 TL olduğunu, her ne kadar ilk derece mahkemesi kararında poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla hükmedilmiş olsa da müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğuna dair teminat limiti açıkça rakamsal olarak ifade edilerek hüküm kurulmadığından kararın kaldırılması gerektiğini, hükme esas alınan 02/02/2022 tebliğ tarihli bilirkişi raporunun eksik ve denetime elverişsiz olduğunu, itirazları dikkate alınmadan hukuka ve gerçeğe aykırı hesap raporu üzerinden karar verildiğini, ilgili raporda hem kusur hususu hem de maddi hasar hususuna ilişkin incelemeler yapıldığını, ancak muğlak kaldığını, kusura ilişkin olarak dosyanın yüzdelik oranla kusur tespiti yapılmak üzere Adli Tıp Trafik İhtisas Heyetine tevdi edilmesi gerektiğini, bu anlamda raporun denetime elverişli olmadığını, dikkat edilmesi gereken hususun; davacı araç sürücüsünün hızının müvekkili sigortalısı araç sürücüsünün kavşaktan geçişinin önüne geçmesi olduğunu, aracın hasar bedeline ilişkin yapılan tespitte ise mantık silsilesine uymayan varsayımlarla kanaat oluşturulduğunu, pert total işlemine tabi tutulması uygun görülen dava konusu aracın Türkiye'de kaza yapıp yurt dışında hasar onarım işlemlerinin takip edilmesinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, aracın yurt dışına kadar seyahat ettirilip onarım işlemlerinin yapılmasının hayli külfetli olacağını, ayrıca, fiyat araştırmasında hangi tarihin referans alındığının muğlak bırakılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı sonuç vereceğini, nitekim zararın meydana geldiği tarihteki (kaza tarihi) piyasa fiyatlarına göre tespit yapılması gerektiğini, hasar ve işçilik bedeline ilişkin yapılan tespitin yerinde olmadığını, iskonto oranı da dahil olmak üzere hesaplama yapılması gerektiğini, piyasa fiyatlarının da üstünde ücret belirlemesi yapıldığını, aracın kaza kaydı olup olmadığının araştırılmadığını, onarım bedelinin Almanya menşeli eksper raporu doğrultusunda oldukça fahiş belirlendiğini, rapordan onarım bedellerine ilişkin araştırmanın kaynakları ve nasıl yapıldığının anlaşılamadığını, bilirkişi tarafından belirlenen hasarlı parçalar ile dava konusu kaza arasında illiyet bağının araştırılmadığını, yargılama giderine dahil edilerek hüküm kurulan ekspertiz raporu ücretinin fahiş olduğunu, ekspertiz raporu, uzman görüşü niteliğinde olup söz konusu bu gidere davacının kendisinin katlanması gerektiğini, ekspertiz ücretinin reddi gerekmekte iken ilk derece mahkemesi tarafından fahiş bir miktar (663,40 Euro karşılığı olarak karar tarihi kur fiyatı olan 15,52 TL üzerinden hesap edilen 10.295,97 TL) ile yargılama giderine eklenerek verilen kararın kaldırılması gerektiğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle yabancı aracın hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı her iki davalı vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

1.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıya ait Alman plakalı aracın Türkiye'de karıştığı trafik kazası neticesinde hasarlandığı ve hasarlı şekilde Almanya' ya götürüldüğü, orada alınan eksper raporu uyarınca davalı sigorta şirketine başvurulduğu, ancak ödeme yapılmadığından davalı işleten/sürücü ve davalı trafik sigorta şirketine karşı eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

2.Mahkemece, konusunda uzman trafik bilirkişi ve makine mühendisi bilirkişilerinden heyet raporu alındığı, aracın modeline, yaşına ve Almanya piyasa koşullarına dair araştırma yapılmak suretiyle Alman ekspertiz raporu da irdelenerek aracın pert total kabulü ile davacının gerçek zararının usulünce belirlendiği, kontrolsüz kavşakta meydana gelen kazada davacının tali kusurları ihlal ettiğinin, davalı taraf sigortalı araç sürücüsünün ise asli kusur ihlalinde bulunduğunun belirlendiği, mahkemece de davacının %25 oranında kusuru olduğunun kabulü ile davalı tarafın kusuru ve sigorta şirketi bakımından ayrıca poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumluluğuna dair yukarıda yazılı şekilde hüküm tesis edildiği anlaşılmakta olup, kaza tespit tutanağı içeriğine, dosyada mevcut fotoğraflara ve tüm diğer delillere, Alman piyasasına dair araştırmaya göre kusura ve hasara dair itirazların yerinde olmadığı, dosya kapsamında herhangi bir çelişki de bulunmadığı anlaşılmıştır.

3.Davalılar vekillerinin zamanaşımına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirmede; kaza tarihinin 10.10.2019, dava tarihinin ise 19.10.2021 olduğu, davalılarca ileri sürüldüğü üzere 2 yıllık zamanaşımı süresinin bu tarihlere göre dolmuş gibi gözüktüğü anlaşılmakla birlikte, mahkemece de belirtildiği üzere, arabuluculuk süresince sürelerin durması ve bunun yanısıra covid 19 uyarınca sürelerin durmasına dair genelgeler gözetildiğinde, mahkemece zamanaşımına dair itirazların reddine dair verilen karar yerinde olmuştur.

4.Davalı tarafın mahkemenin yetkisine, teminata, davalı ... bakımından arabuluculuk sürecine dair itirazlarının mahkemece yerinde gerekçelerle karşılandığı görülmekte olup, istinafta yinelenen bu itirazların ayrı ayrı reddi gerekmiştir.

5.Dosya kapsamında toplanan deliller, resmi kaza tespit tutanağı ve bilirkişi incelemeleri uyarınca hüküm tesis edilmiş olmasında da bir isabetsizlik bulunmamakta olup, davalı tarafın rapora ve eksik incelemeye dayalı hüküm tesis edildiği itirazlarının da reddi gerekmiştir.

6.Davacının Alman vatandaşı ve aracının Alman plakalı olmasına, Almanya'da ikamet edip aracının uğradığı zararın da o yer koşullarına göre değerlendirilip, hükmedilen tazminatın Euro üzerinden filli ödeme tarihindeki kura göre TL karşılığına dair hüküm tesis edilmiş olmasına göre, bu hususlarda da bir isabetsizlik olmadığından, bu yönlerdeki itirazların kabulü mümkün görülmemiştir.

7.Mahkemece kurulan hükümde her ne kadar "poliçe limiti ile sınırlı sorumluluk" denilmiş ise de, hükümde açıkça hangi tarihteki poliçe limiti olduğu ya da açıkça poliçe limiti belirtilmediğinden, infazda sorun yaratacak nitelikte görülen bu hususa dair davalı sigorta şirketinin açık istinaf itirazının kabulü gerekmiş, yine, dava dilekçesinde açıkça sigorta şirketi bakımından faiz başlangıcının 23.09.2021 olması talep edildiği halde, mahkemece bu talebi aşar şekilde 14.09.2021 tarihinden itibaren faiz başlatılması da talep aşımı teşkil etmekle yerinde görülmemiştir. Ancak, anılan yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının kaldırılarak Dairemizce HMK 353/1-b-2.madde uyarınca yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiş, istinafa gelenlerin sıfatına göre sair hususlarda mahkeme kararı aynen muhafaza edilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle,

HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf itirazlarının ise kısmen kabulü ile, kararın kaldırılarak HMK’nın 353/1-b-2. maddesi gereğince Dairemizce yeniden hüküm tesisine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

I-Davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

II-Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/694 Esas - 2022/158 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, KALDIRILAN KARARIN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; "1-Maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE, 1.462,50 Euro maddi tazminatın, davalı ... yönünden haksız fiil tarihi olan 10/10/2019 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta Şirketi yönünden ise (39.000,00 TL poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) 23/09/2021 tarihinden itibaren, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası karşılığının davalılar ... ve davalı ... Sigorta Şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3.206,60 Euro maddi tazminat bedeline yönelik fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

2.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.550,50-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 855,82-TL harcın mahsubu ile bakiye 694,68 TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan 66,00 TL elektronik tebligat, 19,00 TL tebligat, 2,40 TL (KEP) posta masrafı, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti, 855,82 TL peşin harç ve 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.202,52 TL yargılama giderinden davanın kabul-ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 689,89 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 5.100,00 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

5.Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 7.269,64 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

6.Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,

7.HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan avanstan kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine", ŞEKLİNDE YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, III-Davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin SAİR İSTİNAF İTİRAZLARININ REDDİNE,

IV-İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davalı ...'ndan alınması gereken 1.550,50 TL istinaf karar harcından yatırılan 387,63 TL harcın mahsubu ile kalan 1.162,87 TL harcın davalı ...'ndan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-Davalı ... Sigorta Şirketi tarafından yatırılan 388,00 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine, V-a-Davalı ... tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, b-Davalı ... Sigorta Şirketi tarafından karşılanan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcına ilişkin istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, VII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç, teminat ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/12/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog