Aramaya Dön

18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/715
Karar No
K. 2025/32
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/715 Esas
KARAR NO: 2025/32
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 02/11/2023
KARAR TARİHİ: 21/01/2025

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 23.01.2021 tarihinde sürücü ... ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikletiyle seyir halinde iken, sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın uzun farlarının gözlerini alması nedeniyle direksiyon hakimiyetini kaybedip yol kenarına dökülen mıcır yığınına çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün 2918 sayılı K.T.K’nun ilgili maddesi ihlal ettiğinden kusurlu olduğunu, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında plakası temin edilemeyen aracın ... sorumluluğunda olduğunu, müvekkili tarafından davalı sigorta şirketine başvurulmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin alınan maluliyet raporuna göre %18 oranında malul kaldığını, belirterek davalarının belirsiz alacak davası olarak kabulü ile maluliyet oranı dahil olmak üzere 50 Tl sürekli işgöremezlik, 20 Tl geçici işgöremezlik, 10 TL bakıcı gideri ve 15 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere şimdilik 100 TL’nin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; kazanın anlatılan şekilde gerçekleştiğinin ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacı tarafından ispat edilemeyen huzurdaki davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, başvuru şartının usule uygun olarak gerçekleşmediğini, davanın dava şartı sebebiyle usulden reddinin gerektiğini, kazanın karayolunda gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasını, kaza ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini, davacı tarafından sunulan raporun yönetmelikte aranan şartlara haiz omayıp hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davayı kabul etmemekle birlikte tazminat hesaplamasının 01.06.2015 tarihli Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Yeni Genel Şartlarına göre yapılması gerektiğini, ...nın sorumluluğunun kaza tarihi itibarı ile geçerli olan zorunlu trafik Sigorta Poliçesinin teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, davacının geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve tedavi gideri talebinin “ Fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydıyla” şeklinde yöneltilmesi nedeniyle reddini talep ettiklerini, geçici iş göremezlik tazminatı talep edilebilmesi için davacının getiren bir işte çalıştığının ispatı gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle bakıcı giderinin ispatlanamamış olduğunu, bakıcı tutulduğuna dair herhangi bir evrak bulunmadığını, aleyhlerine bir karar verilmesi durumunda hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, temerrüt oluşmadığından faiz isteminin reddi gerektiğini beyan ederek davanın öncelikle usulden reddini, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde esastan reddini talep etmiştir.

Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zararın tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; 23/01/2021 tarihinde davacı ... ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motosikleti ile seyir halinde iken sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın uzun farlarının gözlerini alması nedeniyle direksiyon hakimiyetin kaybedip yol kenarına dökülen mıcır yığınına çarpması neticesinde yaralanması sebebiyle belirsiz alacak davası niteliğinde olmak ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50 TL sürekli iş göremezlik, 25 TL geçici iş görmezlik, 10 TL Bakıcı gideri ve 15 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 100 TL üzerinden ...na karşı işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. (2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. (2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.

Bir zarar sigortası türü olan zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı işletenin sorumluluğunu yine ancak sorumlu olduğu çerçevede karşılamakla yükümlüdür. Bu bakımdan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketi gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabilecektir. 2918 sayılı KTK'nın 91. maddesinde motorlu araçların trafik sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, ... Yönetmeliğinin 9. maddesinde trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için ...’na başvurulabileceği düzenlenmiştir. ...'na başvurulabilecek hallere ilişkin olarak, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. Maddesinin "(1) Bu Kanunun 13 üncü maddesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak aşağıdaki koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde ... oluşturulur. (2) Hesaba;

a)Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için, ... başvurulabilir. Bakanlar Kurulu, gerekli görülen hallerde, eşyaya gelecek zararların kısmen veya tamamen Hesaptan karşılanmasına karar vermeye yetkilidir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca somut olayda plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç bakımından işbu hükme dayanılarak davalıya husumet yöneltildiği görülmüştür.

Yargılama esnasında kaza tespit tutanağı celp edilip incelendiğinde davacının bahsettiği gibi dava dışı 3. Kişiye ait bir araçtan bahsedilmemiş olması sebebiyle davacı tarafa kazaya ilişkin görgüye dayalı bilgisi olan bir tanık olup olmadığı sorulmuş, olmadığının beyan edilmesi sebebiyle mevcut delil durumu kapsamında dosya üzerinden rapor hazırlanmasının mümkün olmaması sebebiyle davacı asilin katılımıyla birlikte talimat mahkemesi aracılığı ile mahallinde inceleme yapılarak bilirkişi raporu tanzim edilmiş ve dosyamıza ibraz edilmiştir.

Bu kapsamda dosyaya ibraz edilmiş olan raporda özetle; Dava konusu Trafik kazasının meydana gelmesinde, -Motosiklet sürücüsü ... ... düz yolda sürüş tekniklerine göre gerekli tedbirleri alarak karşıdan gelen aracın farlarının gözlerini alması önleyecek durumda iken tedbirli ve dikkatli olmaması nedeniyle kendi yaralanması ile sonuçlanan kazada 2918 sayılı kanunu(52/1-b) ihlal etmesi nedeniyle Motosiklet sürücüsü Davacı ... ...’un %75 oranında kusurlu olduğu, -Kazanın meydana geldiği yolun servis yolu olması Motosiklet sürücüsü ... ...’un kendisinden şikayetçi olmamasına karşın Trafik Kazası Tespit Tutanağında yol üzerinde mıcır yığını olduğunun belirtildiği, bu durumun ... tarafından da kabul edildiği değerlendirildiğinde ... dava konusu kazanın meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu olduğu, -Söz konusu ... yolunda Kazalı sürücü ... ...’un kullandığı motosikletle karşılaşmasına rağmen uzun hüzmeli farlarını kapatmaması nedeniyle dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. Ancak söz konusu sürücünün varlığı dosya kapsamındaki belgelere göre kanıtlanmış değildir. Plakası ve kimliği belli olmayan sürücü ile ilgili bilgi ve belgeler dosyaya kazandırıldığında yeniden değerlendirme yapılacaktır. Şeklinde hazırlanan rapor mahkememize ibraz edilmiştir.

Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2021/3127 Esas, 2023/1255 Karar Sayılı, 04.07.2023 Tarihli "... Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3. ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır.

Türk Medeni Kanunun'un 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6098 sayılı TBK.nın zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. maddesinde, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” düzenlemesi yapılmıştır.

Bu hale göre haksız fiilini bir türü olan trafik kazası nedeniyle yaralanmadan kaynaklanan zararın tazmini için açılan davada iddia olunan trafik kazasının varlığının ve varsa diğer araç sürücüsünün kusurunun iddia eden tarafından ispat edilmesi gerekir.

Davacı tarafından öncelikle maddi vakıanın ispatı ve kazaya neden olan bir aracın mevcudiyeti ve kazada kazaya karışan araçların kusur oranları gibi hususların ispatı gerekir. Dosya kapsamı incelendiğinde, kazanın oluşumunu aydınlatıcı olarak davacının beyan ve iddiası dışında başkaca hiç bir beyanın, tanık bilgisinin ve görgüsünün bulunmadığı, kamera kaydının ve görüntüsünün olmadığı, ... tüm bu hususların ispat yükünün davacıda olup davacının bu iddiasını ispat edemediği kanaatine varılarak, yukarıdaki gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmekle, davacı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davacının meydana gelen kazaya ve dava dışı kişinin kusuru sebebiyle davalının sorumlu olduğuna ilişkin olarak davasını ispat edemediği kanaatine varılmış olup her ne kadar davacı vekili tarafından sunulan dilekçe ile birlikte bilirkişi raporu ve Kaza İnceleme ve Araştırma Uzmanı ... tarafından hazırlanan Uzman Mütaalası arasında çelişki bulunduğundan dolayı yeni rapor tanzimi için Adli Tıp İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Heyetince incelenmesi için Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesini veya ... 'nden kusura ilişkin rapor alınması talebinde bulunulmuş ise de mahkememizce tek bir bilirkişiden davacı asilin katılımı ile birlikte yapılan keşif akabinde rapor alınmış olduğu, çelişkinin varlığından bahsedilemeyeceği, dosyada plakası tespit edilemeyen sürücüye ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmamış olduğu hususu da göz önünde bulundurulduğunda yeni rapor alınması taleplerinin reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuş yukarıda açıklanan gerekçeler ile davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;

1.Davacının davasının REDDİNE,

2.Alınması gerekli olan 615,40-TL karar ilam harcından başlangıçta dava açılırken peşin olarak alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 345,55-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

3.Yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına,

4.Davalı yargılama esnasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.

6.Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ... Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/01/2025 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

* İş bu karar 5070 Sayılı Kanun hükümlerine göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.