7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2011/2595 E. , 2011/8273 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Birleşen Dava : Akşehir Asliye Hukuk Mahkemesi
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi asıl davanın davalılarından ve birleşen davanın davalısı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Asıl ve birleşen dava, davacı tarafın paydaş bulunduğu ve ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç ve oluşturulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Toplanan delillerden, dava konusu muhdesatların üzerinde bulunduğu 180 ve 182 parsel sayılı taşınmazlarda asıl davanın davacısının 05.07.1978 tarihinde satın alma yolu ile, birleşen davanın davacısının ise 180 parsel sayılı taşınmaz yönünden 10.04.2007 tarihinde intikal yolu ile, 182 parsel yönünden ise ... ... hissesine iştirak halinde paydaş bulunduğu, her iki taşınmazda davalı ...’ın 14.09.2004 tarihinde pay satın almak suretiyle paydaş olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan dava konusu ağaç niteliğindeki muhdesatların asıl ve birleşen davada davalı ... tarafından alınan payın satış tarihinden önce meydana getirildiği anlaşılmaktadır.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; gerek yürürlükten kaldırılan 743 sayılı eski Medeni Kanun ve gerekse halen yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyeti kural olarak arzın mülkiyetine tabidir. Taşınmazın arzının maliki olan paydaşlar tapu payları oranında taşınmaz üzerindeki muhtesatların da maliki sayılırlar. Öte yandan ;aynı Kanunun 575.maddesi uyarınca miras, miras bırakanın ölümüyle açılır.
Somut olayda davalı ... taşınmaz üzerindeki asıl davaya konu muhdesat meydana getirildikten sonra, birleşen davada ise tapu paydaşı miras bırakan ... ...’ın ölüm tarihinden (02.03.2006) önce ve birleşen davaya konu muhdesat meydana getirildikten sonra satın alma yolu ile taşınmazda paydaş olduğuna göre, bu satın alma ile üzerindeki muhdesatın da bedelini ödeyerek taşınmaza sahip olduğu tartışmasızdır. Bu halde sebepsiz zenginleşen tarafın taşınmazdaki payını davalıya satan kişi ya da kişiler olduğu, davacı tarafın ise ancak o kişilere karşı B.K.nun 60/1. maddesinde öngörülen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak davası açma hakkının doğduğunun, sonradan pay satın alan kişiye karşı, önceden meydana getirilen muhdesat için böyle bir davanın açılamayacağının kabulü gerekir. Bu nitelikteki dava ise eda davası niteliğindedir. Öğretide ve uygulamada eda davası açılmasının mümkün bulunduğu hallerde tespit davasının açılmasına yasal olanak bulunmamaktadır. Hemen belirtmek gerekirki hukuki yarar dava koşulu olup mahkemelerce kendiliğinden gözetilmesi zorunludur.
Kaldı ki;bir an için 182 parsel sayılı taşınmazdaki ... ... payının intikal görmediği düşünülse bile, az yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetildiğinde miras bırakanın sağlığında dahi dinlenme olanağı bulunmayan tespit davası yönünden birleşen davanın davacısının halefiyet yolu ile gelen bir ... da bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece bu olgular dikkate alınarak asıl davada davalı ...’a yöneltilen davanın, birleşen davada ise davanın tümüyle hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek ve yasal düzenlemeler gözardı edilerek davaların kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; somut olayda Kadastro Kanununun 19. maddesi hükmünün uygulanması imkanının bulunmadığı, gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde sadece muhtesatların kim tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, mülkiyetlerinin de tespiti yönünde yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, az yukarıda ismi geçen davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre de sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin ödenen 2.050,50 TL harcın istek halinde davalı ...’a idesine, 20.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.