Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.

BURSA

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2025
KARAR NO: 2025
DAVACI: ... - ... ...
VEKİLLERİ: Av. ...

Av. .

DAVALI: 1- ... - ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: 2- ... - ... ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/03/2024
KARAR TARİHİ: 28/01/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 29/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa İli, Nilüfer İlçesi, Kayapa Mah., 6316 Ada, 1 Parsel'deki A Blok, 7 Nolu bağımsız bölümde yer alan taşınmazın maliki müvekkil olduğunu, davaya konu taşınmazın tapu kaydında Türkiye Halk Bankası A.Ş. adına 06/11/2019 tarihinde ipotek şerhi işlendiğini, taşınmazın 04/09/2018 tarihinde müvekkil ile yüklenici ... İnşaat Ltd. Şti. arasında düzenlenen Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi ile müvekkil tarafından satın alındığını, söz konusu taşınmazın tapu iptal ve tescili için Bursa 1. Tüketici Mahkemesinin ... Esas sayılı ile de dava açıldığını, dava dışı ... İnşaat nezdindeki tapuların iptali ve müvekkil ... adına tesciline karar verildiğini, tarafların anlaşarak davadan feragat edildiğini ve tapu kaydının tescilinin de istinaf aşamasının beklenmeksizin sağlandığını, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde yüklenici firma hakkında yürütülen ... Esas sayılı konkordato dosyasında 7 nolu bağımsız bölümün müvekkile tesciline muvafakat edildiğini, ancak bağımsız bölüm üzerindeki Halk Bankası A.Ş. adına olan ipoteğin fekki sağlanamadığını, müvekkilin ipoteğin fekkedileceği düşüncesiyle davasından feragat ettiğini ve korkordato dosyasından da alınan kararla bağımsız bölümün tapu kaydının kendi adına tesciline razı olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden de herhangi bir sonuç alınamadığını beyan ederek, dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan ipotek ve hacizlerin fekkine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı banka vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ve davalı arasında tapuya şerh verilmiş herhangi bir satış sözleşmesi yahut satış vaadi sözleşmesi bulunmadığını, adi yazılı sözleşmeler ve senetlere binaen iddiadan öteye geçmeyen hususlar ile üçüncü kişi bankanın haklarının ihlal edildiğini, davalı bankanın ipotek tesisi öncesinde basiretli bir tacir olarak tüm araştırmalarını yaptığını ve bu hususta herhangi bir şüphe dahi olmayacak şekilde taşınmazı teminat olarak kabul ettiğini, müvekkil bankanın iyi niyetli olduğunu savunarak davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Diğer davalının usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen, savunma yapmadığı gibi herhangi bir delil de sunmadığı, davacının dayandığı maddi vakıaları inkar etmiş sayıldığı anlaşılmıştır. KANITLAR: Bursa 1. Tüketici Mahkemesi ...

E. Sayılı dosyası, tapu kayıtları, Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi, Protokol, Mimari Proje, tanık beyanları, tapu kayıtları vs.

KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME : Dava; taşınmaz üzerindeki ipotek ve hacizlerin fekki talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar.

Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,

TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.

TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.

TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir." hükmü bulunmaktadır. Kanun'un tanım başlıklı 3. maddesinin (1) bendi, "Sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (k) bendi, "Tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (1) bendi "Tüketici işlemi; Mal veya hizmet piyasalarında Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklindedir. Bir hukuki işlemin tüketici işlemi sayılabilmesi için yukarıda belirtilen tanımlara uygun olması gerekir.

28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde ise kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.

Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde: Somut olayda, davalı şirket ile davacı arasındaBursa İli, Nilüfer İlçesi, Kayapa Mah., 6316 Ada, 1 Parsel'deki A Blok, 7 Nolu bağımsız bölümde yer alan taşınmazın satışı konusunda anlaştıkları, buna ilişkin Bursa 1.Tüketici Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasından verilen ve kesinleşen ilam ile taşınmazın tapu kaydının davalı şirket adına iken terkini ile davacı adına tesciline karar verildiği, taşınmazın niteliğinin "konut" olduğu, davacı gerçek kişi olup tüketici sayılan davacı ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişkinin 6502 sayılı Yasa kapsamında kaldığı, davaya konu ipotek işleminin davalı taraf ile HALKBANK T. A.Ş. arasında imzalanan ticari krediden kaynaklandığı, uyuşmazlığın davacıya adına kesinleşen mahkeme hükmü gereği davacı adına tescil edilen taşınmaza üzerine, davalı adına tescilli iken davalı banka adına tescil edilen ipoteğin yolsuz tescil olduğu iddiasına ilişkin olup ; davacı ile davalı şirket arasındaki sözleşmeden kaynaklanan ihtilafın tüketici ilişkisinden kaynaklandığı, davacı ile davalı banka arasında sözleşmesel ilişki olmadığı, davalılar arasında genel kredi sözleşmesi var ise de ihtilafın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmadığı, ipotek tescilinin yolsuz olup olmadığı hususunda çekişme bulunduğu, buna göre davacı ile davalı şirket arasındaki tüketici ilişkisi bakımında Tükletici Mahkemesince incelenmesi gereken ihtilafta, davalı banka bakımından davanın tebaen birlikte görüleceği mahkemenin Tüketici Mahkemesi olacağı anlaşılmış ( özellikle bu tür davaların sayısal ve oransal olarak en çok görüldüğü İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Daireleri tarafından verilen kararların da bu yönde olduğu UYAP üzerinden yapılan incelemeden de görülmüş (buna ilişkin benzer ilamlar dosya içerisine alınmış ) ve bu nedenle uyuşmazlığın Bakırköy 5. Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.

Sonuç olarak, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu bankacılık işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, ilgili yasa hükümleri uyarınca davaya bakma hususunda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu hususu belirtildiğinden davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, Bursa Tüketici Mahkemeleri’nin görevli olduğuna dair karşı görevsizlik kararı aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,

1.Davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Bursa 5 Tüketici Mahkemesi’nin GÖREVLİ OLDUĞUNA,

2.Hükmün İstinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde HMK’nın 21. ve 22. maddesi gereğince yargı yerinin belirlenmesi için derhal dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine,

3.HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın görevli mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin görevli Bursa 5. Tüketici Mahkemesince takdirine, yargılamanın görevli mahkemede devam etmediği taktirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 28/01/2025 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog