7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2010/2117 E. , 2010/5534 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dava, haksız fiilden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre davalı tarafın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davalı tarafın hükmedilen tazminatın miktarına ve kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davalı hakkında ceza mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma, toplanan deliller hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi varılan sonuç ve oluşturulan hüküm de davanın niteliğine ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesindeki davaya etkisini düzenleyen Borçlar Kanununun 53.maddesi hükmünde, "Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin failinin temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hakimini takyit etmez." denilmektedir. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Ayrıca, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa göre haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacaklarına işletilecek faiz anılan verginin matrahına dahil olmadığından, haksız fiilden ve kaçak elektrik kullanmadan kaynaklanan alacakların geç ödenmesi nedeniyle işlemiş faiz hesabı yapılırken işlemiş faize KDV eklenerek alacak hesabı yapılamayacağı gibi takip sonrası dönemde asıl alacak üzerinden yürütülecek faize de KDV eklenemez.
Öte yandan, itirazın iptali davalarında itiraz iptal edilen asıl alacak ve işlemiş faiz alacağı ile varsa diğer kalem alacakların hüküm yerinde gösterilmesi, davacının yerinde görülen toplam alacağına yönelik itirazın iptaline karar verilmesi, hüküm oluşturulurken Borçlar Kanununun 104/son maddesi hükmüne göre temerrüt faizine takip tarihinden sonraki dönemde yeniden faiz işletilmesinin yasak olduğu olgusunun gözden kaçırılmayarak sadece asıl alacak ve faiz yürütülmesi mümkün olan diğer alacaklara takip tarihinden itibaren faiz yürütülerek tahsiline imkan verecek şekilde hüküm oluşturulması, işlemiş faize takip tarihinden sonraki dönem için yeniden faiz yürütülmemesi gerekir.
Somut olaya gelince, davacı taraf davalının abone olmaksızın kaçak elektrik kulandığının tespit edildiğini öne sürerek, kaçak elektrik bedelinin tahsili amacıyla davalı taraf aleyhine takip başlatmış, 1.486,00 TL asıl alacak, 320,00 TL işlemiş faiz ve işlemiş faizin KDV’si olmak üzere toplam 1.806,00 TL alacağın takip tarihinden itibaren işletilecek faiz ve bu faize işletilecek % 18 KDV ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece zarar yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmamış, davalı hakkında elektrik hırsızlığı suçundan Tuzluca Asliye Ceza Mahkemesinde açılan ve sonuçlanmamış ceza davasında alınan bilirkişi raporu benimsenerek davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmiş, itiraza konu alacağın içinde işlemiş faizin de bulunduğu göz ardı edilerek, Borçlar Kanununun 104/son maddesi hükmüne aykırı olarak işlemiş faize takip tarihinden sonraki dönemde yeniden faiz yürütülmesine neden olacak şekilde hüküm oluşturulmuştur. Yukarıda açıklanan hukuki olgular dikkate alındığında ceza mahkemesince davalı hakkında ceza dosyasında alınan uzman bilirkişi raporunun görülmekte olan davada mahkemeyi bağladığından söz edilemez. Mahkemece ayrıca, kaçak elektrik bedeli hesabı yapılması gerektiği kuşkusuzdur. Eksik araştırma ve soruşturma ile yasal düzenlemelere aykırı biçimde karar verilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ve ceza davasındaki bilirkişi tarafından düzenlenen rapora itibar edilerek hüküm kurulmasının mümkün olamayacağı gözetilerek, öncelikle dosya bilirkişiye verilerek davacı kurumun davalı taraftan isteyebileceği kaçak elektrik bedelinin Elektrik Tarifeleri Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve bu yönetmelik gereğince yayınlanan usul ve esaslarda açıklanan yönteme göre yeniden hesaplanması için bilirkişiden rapor alınmalı, davalının sorumlu tutulabileceği kaçak elektrik bedeli ile takip tarihi itibarıyla istenebilecek işlemiş faiz miktarı duraksamasız belirlenmeli, faize KDV eklenmeksizin davacının takip tarihi itibariyle tahsilini istemekte haklı olduğu alacak miktarı yeniden hesaplatılmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli, B.K.104/son maddesi hükmüne uygun bir şekilde takip tarihinden sonraki dönemde yalnızca asıl alacak üzerinden faiz uygulanarak alacağın tahsiline imkan verecek şekilde hüküm oluşturulmalı, takip tarihinden itibaren işleyecek faizin KDV’sine hükmedilmemelidir.
Mahkemece, böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın, eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 82,80 TL harcın istek halinde davalı tarafa iadesine, 05.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.