1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
2.
Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında,
DAVACININ TALEBİ :Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında abonelik ilişkisi bulunduğunu, kullandığı elektrik faturalarının içerisinde kayıp kaçak bedeli altında tahsilatlar yapıldığını, Yargıtay kararları gereğince kayıp-kaçak bedeli tahsilinin hakkaniyete, işletme tekniğine, nimet külfet dengesine aykırı olup hukuk kuralları ile bağdaşmadığını, elektrik faturalarındaki kayıp kaçak bedellerinin bilirkişi vasıtasıyla tespiti gerektiğini, kendilerinden tahsil edilen kayıp kaçak bedelinin tespiti ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000-TL'nin davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile de talebini 216.075,22 TL'ye yükseltmiştir.
DAVALININ CEVABI : Davalı ... Elektrik A.Ş. davanın reddini savunmuş, eldeki davanın idari yargı yolunda görülmesi gerektiğini, nitekim EPDK kararlarına karşı Danıştay'a da dava açıldığını, Danıştay kararlarının kesinleşmesinin beklenmesini, bu davanın kendilerine karşı değil EPDK ya karşı açılması gerektiğini, davalı şirketin mevzuata ve tarifelere uygun biçimde fatura düzenlediğini, şirket kuruluşundan önceye isabet eden 03.10.2012 tarihinden önceki bedellerin kendilerinden istenemeyeceğini, 4628 sayılı kanunun geçici 9. Maddesine eklenen bir hükümle fiyat eşitleme mekanizmasına ilişkin düzenleme yapıldığını, bunun gerekçesinin "dağıtım ve perakende satış şirketlerine maliyetini yansıtan tarifeler uygulanması sonucunda bölgeler arasında özellikle kayıp kaçak nedeniyle oluşan aşırı farklılaşmanın bu farklılaşmalar makul düzeylere ininceye kadar bir geçiş dönemi için tüketicilere ulusal bazda tek bir satış fiyatı uygulanması, müdahale yapılmadan serbest rekabet ortamı oluşturulması, eşitleme mekanizması sürecinde oluşan kayıtların tüm kullanıcılara yansıtılması koşulların oluşturulması için tesisi hedeflenmiştir." dendiğini, kesintisiz hizmet için maliyetin tüketicilere yansıtılmasının doğal olduğunu, bu bedellerin tahsilinde hukuka aykırılık bulunmadığını ileri sürmüştür.
Davalı ... Enerji AŞ de davanın reddini savunmuş, davacının iadesini talep ettiği bedellerin davacı şirketin işleminden kaynaklanmadığını, düzenleyici idari işlemler sebebiyle aracı sıfatıyla tahsil edilip, yetkili dağıtım şirketine aktarıldığını, bu sebeple taraf sıfatları bulunmadığını, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, sözleşmeye uygun işlemler için dava açılamayacağını, sözleşmede EPDK kararları çerçevesinde fatura düzenlenebileceğinin açık olduğunu, şeffaflık ilkesinin ihlal edilmediğini, TBMM'ye sunulan 29/01/2015 tarihli Hükümet tasarısıyla bu tür davaların önünün kesilmesinin amaçlandığını ileri sürmüştür.
DELİLLER ve GEREKÇE: Dersdest dava sözleşme sebebiyle istirdat davasıdır.Davacının talepleri haksız olduğu ve tacir olan kişilerin sözleşme anında mevcut olan ve taraflarca bilinen hususlardan kaynaklanan sebeplerle ifa edilmiş edimlerin iadesini istemesi hukuka uygun bulunamaz kanaati ile reddine karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiş ve Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2016/20934 esas 2017/8385 karar sayılı 29/05/2017 tarihli ilamı ile " 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17., geçici 19. İle 20. Maddelerinin somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği yönünden bozulmasına karar verilmiş ve mahkememizce Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 2016/20934 esas 2017/8385 karar sayılı 29/05/2017 tarihli ilamı ile bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Dava, elektrik abonelerinden tahsil edilen kayıp-kaçak vb. bedellerin istirdatı istemine ilişkindir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K. Sayılı kararı ve Dairemiz kararları ile Anayasanın Vergi ödevi Başlıklı 73. maddesindeki “... Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır..." şeklindeki düzenlemeye göre; kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK Kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığı, bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak (elektrik enerjisinin hırsızlanması) bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödendiğinin bilinmesinin de şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğu, EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınmasının hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.
Ne var ki, uyuşmazlıkla ilgili yargılama sırasında 17.06.2016 Tarih 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren geçmişe de etkili 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı kanunun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; "Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır." hükmü getirilerek Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde EPDK.nun Kanundaki yetkileri genişletilerek yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.
Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; Geçici madde 19; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmünü, Geçici madde 20; "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir.
Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır. Ne var ki, dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması ve tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması gibi hallerde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır.
Yukarıda açıklanan bu yasa değişiklikleri birlikte değerlendirildiğinde; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu kararlarına dayanılarak alınmış olan ve dava konusu yapılan bedeller ile ilgili olarak açılan (ve halen derdest olan) davalar, (açıklanan yasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte) konusuz kalmıştır. Buna göre mahkememizce, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı yeni yasa nedeni ile konusuz kalan dava hakkında, karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulması gerekmiştir.
Davacıdan tahsil edilen Kayıp Kaçak bedelleri ile diğer kalemlere ilişkin tutarların 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Yönetmelik Hükümleri ve EPDK'nın bu konudaki düzenleyici işlemlerine uygun olarak tahsil edildiğine dair bilirkişi raporu alınmamış ise de EPDK kararlarına/düzenleyici işlemlerine açıkça aykırılık iddiası bulunmadığı gibi artık son Anayasa Mahkemesi kararıyla da bu bedellerin meri mevzuat hükümleri uyarınca iadesinin talep edilemeyeceği de gözetilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafın dava açıldığı tarihteki mevzuat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 Esas 2014/679 K. Sayılı kararı ve Dairemiz kararları gereği içtihat durumuna göre dava açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak ve diğer bedellerin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği ya da içtihadı birleştirme kararı gereği davanın kabul edilmemesi nedeniyle haksız çıkmasına rağmen yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı kuşkusuzdur.
Bu durumda; dava açıldıktan sonra hasıl olan yasa değişikliği nedeniyle, davacının dava açmasında haksız sayılamayacağı cihetle; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, davacı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi ve yapmış olduğu diğer yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline dair hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Alınması gereken 35,90.-TL harcın peşin alınan 170,78.-TL peşin harç ile 3.519,24 TL tamamlama harcından mahsubu ile bakiyesi 3.654,12.-TL karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Davacı vekili lehine takdir edilen 2.180,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan ve peşin harç, temyiz masrafları da dahil edilerek hesaplanan 929,20.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı tarafın yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile TEMYİZ yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okundu, anlatıldı 03/10/2018
Katip
Hakim