Aramaya Dön

19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/513
Karar No
K. 2025/44
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İSTANBUL

19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/513 Esas
KARAR NO: 2025/44
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 11/09/2024
KARAR TARİHİ: 21/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.12.2023 tarihinde İstanbul'un Kadıköy ilçesinde, Dumlupınar Mahallesi'nde yer alan riziko mahallinde ...'ye ait temiz su tesisatının patlaması neticesinde sigortalı ...sitesi içerisindeki cephe ve duvarlar, ayrıca siteye ait otoparkın duvarları ile etanj ledleri hasar gördüğünü, sigortalı site içerisinde meydana gelen hasarın, yapılan uzman çalışmaları neticesinde ...'ye ait temiz su tesisatının patlamasından kaynaklı olduğu tespit edildiğini, İşbu sebeple meydana gelen maddi hasar ile su borusunun patlaması arasında uygun illiyet bağı bulunduğundan davalı ... asli ve tam kusurlu olduğunu, dava dışı mağdur sitenin müvekkil ... Sigorta A.Ş. Nezdinde sivil ortak alan paket sigortası bulunduğunu, poliçe başlangıç tarihi 20.03.2023, bitiş tarihi 20.03.2024 olmakla maddi hasar işbu tarihler aralığında gerçekleştiğini, konu rizikonun mağduru site yönetimi tarafından ortak alan paket sigortası poliçesi kapsamında müvekkili ... Sigorta A.Ş'ye hasarın tazminat karşılığın giderilmesi için başvuruda bulunulmuş, müvekkili şirket ise 29.01.2024 tarihli... No.lu eksper raporu ile takdir edilen 108.458,23-TL turarındaki tazminatın 99.275,00-TL kısmını 06.03.2024 tarihinde, 9.183,23-TL kısmını ise 17.04.2024 tarihinde mağdur sigortalıya ödediğini, davalı tarafından icra dosyasına haksız bir şekilde itirazda bulunulduğu, takip borçlusunun takibe yönelttiği itirazın haksız ve kötü niyetli olduğundan ötürü alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu açıklanan nedenler ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı icra takibinin ödeme tarihinden takip tarihine kadarki işletilen avans faizi ve takip sonrası avans faiz ile birlikte birlikte devamına, alacağın avans faizi ile birlikte davalı / borçludan tahsiline, söz konusu alacağın likit olduğu dikkate alınarak hükmolunacak borç miktarının %20' sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalı /borçludan tahsiline, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davalı/ borçluya yükletilmesine karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yargı yolu yönünden davanın güncel uyuşmazlık mahkemesi kararlarına göre İdare Mahkemesinde açılması gerektiğini, sigorta şirketi halefiyet prensibi uyarınca davada taraf sıfatı kazanabileceğini, sigortalının site yönetimi olup ticaret kanunu anlamında bu davayı sigortalı site yönetimi ticaret mahkemesinde açamayacağını, o halde halefiyete dayanan sigorta şirketi de işbu davalı ticaret mahkemesinde açamayacağını, esasa ilişkin itiraz haklarının saklı kalmak kaydıyla, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, hasar tarihi konusunda herhangi bir ihtilaf bulunması halinde işbu davanın zamanaşımı ve hak düşürücü sürede açılmamış olmasından dolayı usul hukukuna göre reddine karar verilmesini, müvekkili idare ...'ye işbu davada husumet yöneltilemez. dava ve hukuki menfaat şartı olmadığını, davacı tarafça açılan dava, hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacı davasını hasar iddiasına dayandırmakta ise de tazmini istenen zarar miktarı ve tazmin bedelinin dayandırılmış olduğu deliller tek taraflı deliler olduğu, ayrıca davacı fotoğraf ve sair deliller sunmuş ise de bu delillerin olayla bağlantısı herüz ispat edemediğini, bu nedenle davacı davasını ispat edecek nitelikte bilgi ve belge sunmadığını, davacı zarara uğradığı iddiasını, dava dosyasına sunmuş olduğu deliller ile ispat edemediğini, davacının zarara uğradığı iddiasını ve buna ilişkin yaptığı masraf ve ödeme var ise bunları ispat etmesi gerektiği gibi idarenin bu hasardan sorumluluğunu da ispat etmesi gerektiğini, sigorta şirketi halefiyet prensibine göre dava açmış olduğuna göre site yönetminin sigortalı sıfatı bulunup bulunmadığı davacı sıfatı olup olmadığı, dava ehliyetinin varlığının tartışmalı olduğu, zira site yönetimi poliçe konusunda yetkilendirilip yetkilendirilmediğine ilişkin bir belge sunmadığı gibi hasarın site yönetimi açısından mülkiyet sahiplerinin tümünü temsil yetkisi olup olmadığı, temsil yetkisi olsa bile tüm maliklerin kurul olarak sigorta poliçesi yapma hakkını site yönetimine devredip etmedikleri, aksi yönde kat maliki varsa poliçenin varlığına ve işbu davanın açılmasına muvafakatları olup olmadığı hususlarının dava şartı varlığı, hukuki menfaat yokluğu ve site yönetimi ve dolayısıyla davacı sigorta şirketinin taraf ehliyeti bulunup bulunmadığı yönlerinden ayrı ayrı araştırılması ve değerlendirilmesinin gerektiğini, dava konusu hasar bizzat müvekkilinin idare tarafından verilen bir hasar olmadığını, söz konusu hasarın gerçekleştiği yerde idare tarafından bizzat herhangi bir çalışma yürütülmediğini, zarar iddiasının idare çalışmalarından kaynaklandığını ispata yarar bir delil de sunulmadığını, davacı iddiasını idare tesisatındaki arızaya dayandırmakta ve dolaylı bir zarardan bahsetmekte ise de bu zararın idare tesisatı ile dolaylı ya da dolaysız hiçbir ilginin olmadığı, tam aksine eğer varsa işbu zararın davacının dava dışı sigortalısı, dava dışı üçüncü kişi konumundaki bina sahipleri ve sair üçüncü kişilerin hatalı tesisat yapmaları, ihmali davranışta bulunmaları, kendi tesisatlarında gerekli önlemi almamaları ile ilgili olduğunu, zarar iddia edenin zarar verinin kim olduğunu araştırması ve husumet yönelteceği kişiyi dava dilekçesinde doğru biçimde belirlemesi usul hukuku açısından da bir gereklilik olduğunu, davacının husumet yönelteceği kişiyi belirlemesi ve istemini somutlaştırmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, söz konusu adreste hasar tarihinde idaramizin bildirdiği bir arıza ve çalışmanın olmadığını, idarenin adreste arıza bildirimi yapıldıktan sonra yapılan müdahale kanun emri gereği abonelere yardım niteliğinde olduğu, ileri sürülen arıza, idaremiz mülkiyetindeki tesisatta değil aksine sigortalı ve bina sahiplerinin hatalı tesisatında meydana geldiğini, bu arızanın sebebi de yine önlem almayan tesisat sahiplerine ait olduğunu, davacı şirketin sigortalısı site yönetimi olup söz konusu hasarın meydana gelmesinde dava dışı üçüncü kişilerin kusuru olup olmadığı ve yasanın emredici hükmüne göre mevcut binaya ait tesisatın yine bina sahiplerince yasada belirlenen şekilde döşenip döşenmediği hususu sigorta şirketince araştırılmadığını, dava bu nedenle hatalı bir biçimde idareye yöneltildiğini, sigorta şirketi riziko gerçekleştiği için ödeme yapmış olsa bile rücu hakkı sadece kusurlu olana karşıdır, idarenin hasarda herhangi bir herhangi bir kusurunun bulunmadığını, bu suretle sigortalı yönetimin ve dolayısıyla yönetimin mensupları olan kat maliklerinin hasara kendi eylem ve kusuru ile sebebiyet verip vermediği hususlarının araştırılması gerektiğini, söz konusu adreste davacıya ait tesisatın sayaç ve sair unsurların yasaya uygun olarak imal edilip edilmediği, uyarıcı-önleyici tedbirlerin alınıp alınmadığı, tesisatın hasara neden olup olmadığı hususlarının araştırılmasını, sorumluluğun davacının sigortalısı site yönetimi ve mensupları olan bina sahipleri/kat malikleri veyahut herhangi bir üçüncü kişide olması halinde idaremiz sorumlu tutulamayacağından yukarıdaki kusur/sorumlu araştırmasının yapılmasının gerektiği, davaya konu tazminat istemi miktarı da fahiştir. zira, söz konusu tazminat miktarı sunulan delillerdeki miktarların gerçeğe uygun olup olmadığı ve belgelerin değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca harçların yatırılmamış olması gider avansının eksik olması ihtimalinde yine dava şartı yokluğundan davanın reddine, Yargıtay İçtihatlarıyla sabit olduğu üzere işçi, araç yakıt ve sair giderler müspet zarar kapsamında olmadığını, duvar boyanması, mermer kaplama yapılması, toprak bitki tamamlama gibi işlerde faturalar mevcut bulunmadığı gibi ödemesi yapılmamış işçilik giderlerinin eklenmiş olması ihtimalinde de müspet zarar kapsamında olmadığını belirtmek isteriz. müspet zarar kapsamında olmayan hiçbir ödemenin hasar hesabına katılmaması gerektiğini, yasal mevzuat kusursuz sorumluluk iddiasının aksine hasarlardan sorumluluğun yapı maliklerine ait olduğunu düzenlemiş olmakla artık kusursuz sorumluluk halinden söz edilmesi, bir başka deyişle, kanunda düzenlenmemiş bir kusursuz sorumluluk halinin yargı kararı ile ihdası mümkün olmadığını, gerekli önlemleri almayan sigortalının ve üçüncü kişilerin tedbirsizlik nedeniyle hasardan kendilerinin sorumlu olacağı hususu kanun gereği olduğu, gerek sigortalı ve bina sahiplerinin gerekse halef sigorta şirketinin tacir olması ve aracı ticaret amacıyla kullanması ihtimalinde basiretli bir tacir gibi davranış göstermemesi nedeniyle uğranılan zarara katlanması gerekeceğini, tüm bu açıklanan nedenler ile, öncelikle yargı yolu ve görev itirazlarının kabulü ile görevsizlik kararı verilmesine, dava şartı yokluğundan davanın reddine, davanın mevcut görev durumuna göre İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi yahut ilgili HSK kararı uyarınca Görevli Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, davanın öncelikle usule aykırılık itirazları nedeniyle reddine, davacının davasının esastan ve tümüyle reddine, davacının faiz isteminin tümüyle reddine, davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine, davacının yargılama masrafı ve avukatlık ücreti isteminin reddine, yargılama masraflarının davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Dosya kapsamındaki dava dilekçesi, ekleri ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir. İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek incelenmiştir. Davacı şirkete müzekkere yazılarak hasar dosyası ve sigorta poliçesinin Mahkememize gönderilmesi istenilmiş hasar dosyasının ve sigorta poliçesinin mahkememiz dosyası arasında olduğu görülmüştür.

GEREKÇE

Dava konusu uyuşmazlık konusunun, İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu belirlendi.

Dava şartları HMK md. 114’te düzenlenmiştir.

HMK'nın 114/1-b maddesine göre Yargı yolunun caiz olması dava şartlarındandır. Davanın değer kaybı ve kazanç kaybına ilişkin haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının talebinin adli yargının görev alanına giren tazminat, menfi tespit, itirazın iptali veya alacak olmadığı, dolayısıyla davalı kurum tarafından yapılan işlemin denetimi ve yargılaması idari yargının görev alanına girmektedir. Kamu tüzel kişiliğini haiz ... İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'nün hizmet kusurundan kaynaklanan zararın ilamsız icra takibine ve dolayısıyla itirazın iptali davasına konu edilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.

HMK md. 115 “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.” şeklindedir. Somut olayda da ön inceleme duruşmasında dava şartlarının incelenmesi aşamasında davalının dava şartı itirazı ve mahkememizin re’sen yaptığı inceleme ile dava konusu itibariyle davanın idari yargının görev alanına girdiği, yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle dava şartının bulunmadığı, belirtilen nedenlerle, dava konusu uyuşmazlığın idari yargıda görülüp çözümlenmesi gerekmekte olup, davanın yargı yolu dava şartı yokluğundan 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2023/1588 Esas 2024/463 Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2023/2109 Esas 2023/1999 Karar)

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kamu tüzel kişiliğini haiz davalı... İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'nün kamu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davanın, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanması gerekmekte olup, bu hususların saptanmasının ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden dava konusu uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülüp çözümlenmesi gerektiği anlaşılmış olup, davanın yargı yolu dava şartı yokluğundan 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Uyuşmazlık Mahkemesi 05/02/2024 tarih 2023/545 Esas 2024/40 Karar)

HUAK 18/A-(13) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (...)" ve (14). Fıkrası: " Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No: ... sayılı dosyasından arabulucuya 3.600,00.-TL tarife bedeli üzerinden kesilen 03/09/2024 tarihli Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek davacı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

HÜKÜM: Yukarıda belirtilen gerekçeler uyarınca;

1.Davanın idari yargı yolu caiz olduğundan HMK 114/1-b ve 115/2 uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle REDDİNE,

2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan, Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40.-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 730,94.-TL'nin yatıran tarafa iadesine,

3.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

6.Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/01/2025

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog