1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı arasında süregelen bir ticari ilişki mevcut olduğu, müvekkil şirket tarafından ifa edilen iş ve satılan mallar ile ilgili olarak karşı tarafa faturalar keşide edilmiş olmasına rağmen davalı tarafça herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini, bu nedenle davalı aleyhine İzmir...İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile 237.361,17 TL tutarındaki alacak için icra takibi ikame edildiği, takibe davalının itiraz ettiğini belirterek davanın kabulü, borçlunun davalının İzmir...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA: Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiş davalı davaya cevap vermemiş ve duruşmalara da katılmamıştır.
Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER
-İzmir ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti, -Antalya Vergi Dairesinin 03/04/2024 tarihli yazısı ve eki, -İzmir Vergi Dairesinin 16/04/2024 tarihli yazısı ve eki, -Bilirkişi ...'ın 20/12/2024 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i)İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir ... İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasında ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağına istinaden toplam 237.361,17 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 23/01/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 26/01/2024 tarihinde yasal süresi içerisinde, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında satım sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya takibe dayanak faturalara konu malın teslim edildiği, davalının fatura bedellerini ödemediği, itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın takibe dayanak faturalara konu mal ve hizmetin davalıya teslim edilip edilmediği, bedelinin ödenip ödenmediği, davacının faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle 28/06/2024 tarihli celse ara kararı ile davalının 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine ilişkin ara karar kurulduğu, bu kapsamda davalının bulunduğu mahal mahkemesine talimat yazıldığı, talimat mahkemesince davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı, davalının usulüne uygun yapılan tebligata rağmen ticari defter ve kayıtların bulunduğu yeri bildirmediği veya ticari defter ve kayıtlarını mahkemeye sunmadığı, talimat evrakımızın bila ikmal iade edildiği görülmüştür.
Mahkememizce 23/10/2024 tarihli celsede ise davacıya 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, hazır bulunan davacı vekiline kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davacı vekilinin ara kararı doğrultusunda ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 20/12/2024 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının kendi defterlerine göre cari hesaptan kaynaklı olarak takip tarihi itibariyle davalıdan takip konusu asıl alacak tutarı olan 221.147,00 TL tutarında alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takip ve davaya konu faturaların davacı defterinde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibariyle davacının söz konusu faturalardan kaynaklı olarak 221.147,00 TL tutarında davalıdan alacaklı olduğu, davalının ise talimat mahkemesince kendisine yapılan usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, bu halde davacı tarafından faturalara konu malın teslim edildiğinin ispat edildiği, ispat külfetinin yer değiştirdiği, davalıya geçtiği, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını sunmayan davalının davacının defter kayıtlarının aksini yani taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, takip ve davaya dayanak faturaların içeriğine konu mal veya hizmetin kendisine teslim edilmediğini veya mal veya hizmet bedelinin tamamen ödendiğini yazılı delille ispat etmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle herhangi bir yazılı ispat vasıtası sunmadığı, bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, buna göre davacının taraflar arasındaki temel ilişki ile takip ve dava konusu asıl alacağının varlığını 221.147,00 TL asıl alacak üzerinden ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davacı tarafından TTK'nun 1530.maddesi uyarınca takip öncesi işlemiş faiz talep edilmiş ise de, 6102 Sayılı TTK'nun 1530. Maddesinin, madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak amacıyla getirilmiş bir hüküm olduğu, tacirler arası satım sözleşmelerine uygulanmasının söz konusu olmadığı, taraflar arasında tacirler arası satış ilişkisinin mevcut olduğu, davacının davalıya sattığı ve takip dayanağı 7 adet faturanın konusunu hazır beton tesliminin oluşturduğu, taraflar arasında süreklilik arz eden yazılı veya sözlü bir mal tedarik sözleşmesi bulunmadığı, bu yönde delil de olmadığı, bu nedenle somut olayda TTK 1530. maddesi hükümlerinin uygulanamayacağı, davalının takip ile temerrüde düştüğünün kabulü gerektiği, tarafların tacir olmasına göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir (Bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2020/6719 esas, 2022/3585 karar sayılı ilamı).
1.Davanın KISMEN KABULÜ ile İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 221.147,00 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2.221.147,00 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 44.229,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Alınması gerekli 15.106,55 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 2.866,73 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 12.239,82 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4.Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 2.866,73 TL peşin harç, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.775,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 8.069,33 TL yargılama giderinin yargılama giderinin yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (221.147,00/237.361,17=0,93) 7.504,47 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5.Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 35.383,52 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6.6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
7.İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/01/2025 Katip ... Hakim ... E-İMZA E-İMZA