Aramaya Dön

13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/122
Karar No
K. 2025/45
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İSTANBUL

13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/122 Esas
KARAR NO: 2025/45
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/02/2023
KARAR TARİHİ: 21/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde müvekkilinin fatura ve cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalı tarafından takibe yapılan itiraz sonrasında takibin durduğunu, yapılan bu itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, arabuluculuk başvurusunun da tarafların alacak miktarında anlaşamaması sebebiyle sonuçsuz kaldığını, borcun doğmasına konu olayın ise müvekkilinin davalıya takibe konu emtiaları satmış ancak emtiaların bedelinin davalının ödemediğini, izah edilen sebeplerden dolayı .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinden dolayı müvekkilinin davacı tarafa 30/12/2022 tarihinde 10000,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin fatura konusu borcunun 68920,97 TL olduğunu, 10000,00 TL ödeme yapıldığı için kalan borcun 58920,97 TL olduğunu, ticari defterlerin incelenmesinde dava konusu talep edilen miktarın haksız olduğunun anlaşılacağını, izah edilen sebeplerden dolayı davanın reddine, icra takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı aleyhine takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etimiştir.

GEREKÇE

Dava; Fatura alacağından kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine açılan İİK. 67. maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.

Mali müşavir Bilirkişi tarafından hazırlanan 15/01/2024 tarihli raporda; davacı ve davalı şirketlerin, defter belge ve kayıtlarının Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak yasal süresi içinde düzenlemiş olduğu ve sahipleri lehine delil olma vasfına haiz olduğu, davacı ve davalı şirketlerin, borç ve alacak durumlarının 2021 yılından önce ve yukarıda detaylı açıklandığı üzere, eksik kayıtlar nedeniyle borç ve alacak tutarlarının, 2021, 2022 ve 2023 yılları itibariyle uyumsuz olduğu, davacı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin defter kayıtlarına göre, davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.’nden 31/12/2021 tarihi itibariyle 17.149,41 TL alacaklı olduğu, davacı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin defter kayıtlarına göre, 05/08/2022 tarihi itibariyle, ....İcra Dairesi ... Esas numaralı dava dosyası aracılığı ile gönderilen ödeme emrinde yer alan 87.140,00 TL Anapara + 9.517,44 TL faiz olmak üzere, toplam 96.657,44 TL, alacağının bulunmadığı, gerek ödeme emrinin gönderildiği 05/08/2022 tarihi, gerekse 31/12/2022 ve 31/12/2023 tarihleri itibariyle, Davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.’nden 17.149,41 TL alacaklı olduğu, söz konusu alacağın faturadan kaynaklı olduğu, davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.’nin defter kayıtlarına göre ise gerek ödeme emrinin gönderildiği 05/08/2022 tarihi, gerekse 31/12/2022 ve 31/12/2023 tarihleri itibariyle Davacı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne 64.110,97 TL borcunun olduğu tespit ve rapor edilmiştir.

Bilirkişi tarafından hazırlanan 21/10/2024 tarihli ek raporda; davacı tarafın itiraz dilekçesi ekinde sunduğu Muavin defter dökümünde 2020 yılından 2021 yılına devreden alacak tutarının 148.126,50 TL’den, 265.023,39 TL’ye yükselttiği, 01.01.2021 tarihi itibariyle Davacı tarafın,

Davalı taraftan, itiraz dilekçesi ekinde sunulan muavin defter dökümüne göre 265.023,39 TL alacaklı olduğu,

Davalı tarafın defter kayıtlarında ise 01.01.2021 tarihi itibariyle Davalı tarafın Davacı tarafa 253.540,65 TL borcunun bulunduğu,

Davacı tarafın muavin defter kaydında yaptığı düzeltmenin, neye istinaden yapıldığının tevsik edilmediği, Söz konusu düzeltmenin, 2021 yılı defter kayıtlarında yer aldığına ilişkin herhangi bir belge veya bilgi sunulmadığı, Daha önceki Bilirkişi Kök Raporunda belirtildiği üzere, Davacı ve Davalı tarafın defter kayıtlarında; 10.545,49 TL tutarındaki faturanın Davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.'nin 2021 yılı defter kayıtlarında yer almadığı, 8.579,49 TL tutarındaki tahsilatın Davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.’nin 2021 yılı defter kayıtlarında yer almadığı, Yine, Davacı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenen 22/01/2021 tarih ve ... sıra numaralı 7.322,29 TL tutarındaki faturanın, Davalı ... ve Tic. Ltd. Şti.’nin 2021 yılı defter kayıtlarında yer almadığı, 41.433,80 TL tutarındaki ödemenin, Davacı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin 2021 yılı defter kayıtlarında yer almadığı, Davalı ve Davacı taraf arasındaki bakiye tutarsızlıklarının, 2021 yılından önceki yıllarda da olduğu, söz konusu tutarsızlıkların tespit edilebilmesi için Davacı ve Davalı tarafların, ticarete başladıkları tarihten itibaren, Yevmiye Defterlerini, Muavin Defter Kayıtlarını ve Defteri Kebir Kayıtlarını Kağıt ve Elektronik (Excel) ortamda Sayın Mahkemenize sunmaları veya nerede olduklarını beyan etmeleri halinde geriye dönük incelemelerin ve bakiye kontrollerinin yapılabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tarafların iddia ve savunmaları , toplanan deliller , mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda ;

Davacı vekili 04/11/2024 tarihli beyan dilekçesinde özetle ; " icra dosyasında talep edilen 18.319,03 TL ana para ve 9.417,44 TL faiz talebinden vazgeçtiklerinin kabulü ile davanın davalının cevap dilekçesinde kabul ettiği 68.820,97 TL tutar icra dosyasına da beyan edilen ödenen 10.000,00 TL düşüldükten kalan 58.820,97 TL üzerinden davanın kısmi kabul ile sonuçlandırılmasını" talep ettiği ,

Mahkememizce davacı vekilinin celse arasında sunduğu kısmi vazgeçme dilekçesi ve duruşmada alınan beyanları da gözetilerek vazgeçme dilekçesine dair beyanlarını sunmak üzere davalı vekiline 2 haftalık kesin süre verildiği ve beyanda bulunulmadığı takdirde vazgeçme dilekçesine bir diyeceğinin bulunmadığının dikkate alınacağının ihtar edildiği , davalı vekilince mahkememize sunulan beyan dilekçesinde özetle ; " alınan bilirkişi raporunda davacı davasını 17.149,41 TL olarak ispatladığından,davanın diğer miktarlar yönünden reddedilmesini " talep ettiği , 6100 sayılı HMK'nın 188 inci maddesinde; taraflardan birinin ikrarının geçerli olduğu ve o taraf aleyhine delil teşkil edeceği belirtilmiş, ancak ikrarın tanımı yapılmamıştır. Öğretideki tanımlamalara göre ise, ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. Yargıtay uygulamasında da, ikrara bu anlam yüklenmektedir. İkrardan söz edilebilmesi için, bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi, karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar. Öğretide ve uygulamada ikrar, yapıldığı yere, kapsamına ve içeriğine göre türlere ayrılmaktadır. Yapıldığı yere göre mahkeme dışı veya mahkeme içi ikrardan söz edilir. Mahkeme dışı ikrar takdiri, mahkeme içi ikrar ise kesin delil niteliğindedir. "...Yargılama usulü bakımından ikrar, açıklayan tarafından hasmının karara bağlanmasını istediği hakkın veya hukuki durumun meydana gelmesine esas olan ve hasmınca ileri sürülen maddi olayların tümünün veya bir bölümünün doğru olduğunun bildirilmiş olması demektir (YHGK 9.11.1955 gün E:4-79 K:78; YHGK 25.6.1975 gün E:4/681 K:879). İkrarın ispat kuvveti, yapıldığı yere göre belirlenir. Bu cümleden olarak, ikrarın yapıldığı yere göre bir ayırıma tabi tutulması, kanundan doğan bir zorunluluk olup; ikrarın mahkeme içinde veya mahkeme dışında yapılmasına farklı hüküm ve sonuçlar bağlanmıştır... Mahkeme içi ikrarın, taraflardan ya da onların yetkili temsilcilerinden sadır olması ve ikrarın yargılama içinde, mahkemeye karşı yapılması gerekir. Mahkeme içi ikrar, mahkeme önünde sözlü olarak yapılabileceği gibi; bir dilekçe veya layiha (dava evrakı) ile de vakıa ikrar edilebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 236/1. maddesinde “dava evrakı” olarak belirtilen belgeler, tarafların dilekçe ve layiha gibi, davayı hakim önüne götüren ve dava ilişkisi nedeniyle birbirlerine usulen tebliğ ettirdikleri belgelerdir. Mahkeme içi ikrar, bir kesin delildir. Önemle vurgulanmalıdır ki; bir davada yapılan mahkeme içi ikrar, başka bir davada da geçerli olup, kesin delil teşkil eder (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı baskı, İstanbul 2001, C:2, s:2045)..." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2010/2-96 Esas 2010/106 Karar sayılı ilamı).

Yapılan açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, işbu eldeki davanın davalısı olan şirket tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde ; "Dava konusu alacakla ilgili,davacı ile müvekkil arasındaki alacak miktarı noktasındaki ihtilaftan dolayı icraya itiraz etmiştik.Arabuluculuk görüşmesinden sonra müvekkil ile davacı taraf görüşüp ödeme noktasında bir anlaşmaya varmışlardı. Müvekkil 30,12,2022 tarihinde bu anlaşma gereği davacı tarafa 10.000-TL ödeme yapılmıştır.Ayrıca müvekkilin fatura konusu borcu 68.920,97-TL dir.10.000-TL ödeme yapıldığı için kalan borç miktarı 58.920,97-TL dir.Ticari defterler incelendiğinde ,96.657,44-TL nin haksız olduğu ortaya çıkacaktır." yönelik beyan, Mahkeme içi ikrar niteliğinde olup kesin delil olduğu işbu eldeki dava bakımından da geçerli olduğuna şüphe yoktur. Artık davalı bu beyanları ile bağlı olup işbu eldeki davada ileri sürülen, takibe konu 58.920,97-TL bedel yönünden davanın kabulü ile , fazlaya ilişkin isteme yönelik açılan davanın davacı vekilinin davasında vazgeçtiği davalı vekilince vazgeçmeye ilişkin bir beyanda bulunmadığı mahkememizin ara kararında açıkça beyanda bulunulmadığı takdirde vazgeçme dilekçesine bir diyeceğinin bulunmadığının dikkate alınacağının ihtar edildiği bu nedenle fazlaya ilişkin istem yönünden açılan davanın açılmamış sayılmasına dair aşağıdaki hüküm kurma yoluna gidilmiştir. 2004 sayılı İİK madde 67/2.maddesi uyarınca; "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." neticeten işbu davada takdir edilen bedel yönünden davalı borçlunun itirazının haksızlığına karar verildiğinden hükmolunan meblağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM

Açılan Davanın KISMEN KABULÜ İLE ;

1.a).... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasında davalının itirazının 58.920,97- TL asıl alacak üzerinden iptali takibin takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile devamına, fazlaya ilişkin isteme yönelik açılan davanın vazgeçme nedeniye açılmamış sayılmasına,

1.b-)Asıl Alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatı 11.784,19- TL nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

2.)Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 4.024,89 TL nispi karar ve ilam harcından başlangıçta peşin alınan 1.167,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.857,51 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davada haksız çıkan taraftan karşılanması gerekmekle, 3.120-TL arabuluculuk ücretinin davanın red/kabul oranına göre 1.901,90-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 1.218,10-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3.)Davacının yaptığı 179,90 TL başvuru harcı, 1.167,38 TL peşin harç, 25,60 TL vekalet harcının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

4.)Davacı tarafından yapılan toplam 3.396,00 TL bilirkişi ücreti ile müzekkere /davetiye giderine ilişkin yargılama giderinin red ve kabul oranına göre hesaplanan 2.070,15-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5.)Davacı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

6.)Davalı duruşmalarda kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,

7.)Davacının gider avansından artan bakiyenin re'sen davacıya/vekiline iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının / vekilinin yokluğunda; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya başka bir yer Mahkemesi aracılığı ile gönderilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/01/2025 Katip ... (E-imzalı) Hakim ... (E-imzalı)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog