12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2024/2702 E. , 2025/1195 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
... yönünden; zamanaşımı nedeniyle düşme
Dairemiz bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümlerin katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 tarih, 2014/569 Esas, 2015/351 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
2.Dairemizin 21/01/2021 tarih, 2017/7610 Esas, 2021/494 Karar sayılı bozma ilamında; "Sanık hakkında III. derece arkeolojik sit alanında yer alan taşınmaza tek katlı betonarme ev yaptığı iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın aşamalardaki savunmalarında özetle suça konu evi kendisinin yaptırmadığını, eşi ...’in yaptırdığını beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmediği, kovuşturma aşamasında düzenlenen 12.03.2015 tarihli kolluk tutanağında suça konu inşaatın ...’e ait olduğunun belirtildiği, ...’in soruşturma aşamasında kollukta alınan beyanında suça konu evi kendisinin yaptırdığını kabul ettiği, ancak kovuşturma aşamasında mahkeme huzurunda bu konuda beyanına hiç başvurulmadığı, hükümde ... hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği anlaşılmakla;
Mahkemece öncelikle sanığın savunmasında belirttiği ...’in ve varsa olay hakkında bilgisi bulunan diğer kişilerin tanık olarak beyanına başvurularak suça konu inşaatı kimin yaptırdığı konusunda bilgi ve görgüsünün tespiti ile tanık ... hakkındaki suç duyurusunun akıbeti araştırılıp tanık hakkında dava açılması sağlanarak davaların birleştirilip kanıtlar tartışılarak sonucuna göre de sanığın hukuki durumunın takdir ve tayini gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ile beraate dair hüküm tesisi,
Kabule göre de; Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında “27.02.2014” olarak belirtilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince beraate ilişkin hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3.Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2021 tarih, 2021/269 Esas, 2021/499 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
4.Dairemizin 17/11/2022 tarih, 2022/2614 Esas, 2022/8692 Karar sayılı bozma ilamında; "Sanık hakkında III. derece arkeolojik sit alanı içerisine izinsiz olarak tek katlı betonarme ev yaptığı iddiasıyla açılan kamu davası kapsamında; sanığın aşamalardaki savunmalarında suça konu evi kendisinin yaptırmadığını, 2013 yılından beri Suriye’de olduğunu yeni geldiğini, inşaatı eşi ...’in yaptırdığını, hatta kendisini buranın sit alanı olduğu yönünde uyardığını beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmediği, sanığın eşi ...’in soruşturma aşamasında kollukta alınan beyanında, suça konu evi kendisinin yaptırdığını kabul ettiği, mahkemece suça konu yapının kime ait olduğunun araştırılması için kolluğa müzekkere yazıldığı, 12/03/2015 tarihli kolluk tutanağında suça konu inşaatın ...’e ait olduğunun belirtildiği, mahkemece bozma sonrası ...’in duruşmada tanık olarak dinlenildiği ve beyanında, dava konusu evi sanık Suriye'de iken yaptırdığını, açıkta kaldıkları için yaptırmak zorunda kaldığını beyan ettiği anlaşılmış ise de;
Dairemizin 21/01/2021 tarih, 2017/7610 Esas, 2021/494 Karar nolu bozma ilamında, “Mahkemece öncelikle sanığın savunmasında belirttiği ...’in ve varsa olay hakkında bilgisi bulunan diğer kişilerin tanık olarak beyanına başvurularak suça konu inşaatı kimin yaptırdığı konusunda bilgi ve görgüsünün tespiti ile tanık ... hakkındaki suç duyurusunun akıbeti araştırılıp tanık hakkında dava açılması sağlanarak davaların birleştirilip kanıtlar tartışılarak sonucuna göre de sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği...” hususlarına değinilmesine rağmen, mahkemece yalnızca ...’nin tanık olarak dinlenildiği, ... hakkındaki suç duyurusunun akıbetinin sorulduğu, Harran Cumhuriyet Başsavcılığının cevabi yazısında ise, ... hakkında bahse konu suç ile ilgili herhangi bir suç duyurusunun olmadığının bildirildiği anlaşılmakla, mahkemece ... hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiş ise de suç duyurusunda bulunulmayarak ve bozma ilamı gereğinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmeyerek yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
5.Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek ... hakkında suç duyurusunda bulunulmuş olup, Harran Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2024 tarih, 2024/3 nolu iddianamesi ile sanık ... hakkında açılan kamu davasının Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/12 Esas nosunu alarak sanık ... hakkındaki dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
6.Harran Asliye Ceza Mahkemesinin 14.02.2024 tarih, 2023/1 Esas, 2024/57 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-b maddesi gereğince beraatine, sanık ... hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 27.05.2024 tarih, 2024/51488 sayılı ve onama görüşlü tebliğname ile Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanıkların cezalandırılması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece, dava konusu Şanlıurfa İli - Harran ilçesi - Harran (Cumhuriyet - İbn-i Teymiyye) Mahallesi Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 20/12/2011 Tarihli ve 107 sayılı kararı ile Kentsel ve Arkeolojik Sit Alanı olarak belirlendiği, Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 20/12/2011 Tarihli ve 107 sayılı kararının Harran Belediyesince 11/01/2012 tarihinde 1 ay süre ile belediye hoparlöründen duyurulmak ve ilan tahtasına asılmak suretiyle mahallinde ilan edildiği, (İlan Tutanağının dosyada yer aldığı) Şanlıurfa ili - Harran ilçesi - Cumhuriyet Mahallesi - 042A11C Paf sayılı taşınmazda inşa edilmiş olan yapının tescil harici alan içerisinde kaldığı, sanık ...'in savunmasında özetle; evvelce yapmış olduğu yazılı ve sözlü savunmalarını tekrar ettiğini, suçlamayı kabul etmediğini, evi eşi olan sanık ...'nin yaptığını belirttiği, sanık ...'nin savunmasında özetle; evinin eski olduğunu, eşinin Suriyede cezaevinde olduğunu, bu sebeple evi kendisinin yaptırdığını, evin bulunduğu yerin sit alanı olduğunu bilmediğini, herkesin ev yaptırdığını, kendisinin de yaptırdığını, arsanın da kayınbabasına ait olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini belirttiği, mahallinde 15/01/2015 tarihinde keşif yapıldığı, mahallinde yapılan incelemelerde dava konusu yerde tek katlı yapı olduğu, dış sıvasının yapıldığı, kapı ve pencerelerinin takılı olduğu, evde orunların olduğunun tespit edildiği, 14/11/2023 tarihli fen bilirkişisi raporunda; krokide Kırmızı Renk ile belirlenen yerin mahalle boşluğunda yer aldığının belirtildiği,24/01/2015 tarihli arkeolog bilirkişilerince tanzim olunan raporda; "Dava konusu İmambakır Mahallesi 321 parselde bulunan evin temel üzerinden yükseltildiğinin, sit alanına zarar verdiğinin, 3. dereceden Sit Alanı İçerisinde yer alması sebebiyle izinsiz olarak inşai ve fiziki müdahale bulunulduğunun, sit alanının doğal dokusuna ve bütünlüğüne zarar verdiğinin belirtildiği, TC Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2020/11734 Esas - 2023/1247 Karar sayılı ve 13.04.2023 Tarihli kararında ve de yerleşmiş içtihatlarında: "2863 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde 6498 sayılı Kanun ile getirilen değişikliğin amacının, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı ya da sit alanı olarak tescil kararlarının, ilgililerince öğrenilmesini sağlamak olduğu, başka bir deyişle, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları yönünden tebliğ; sit alanları yönünden Resmi Gazete'de yayım ve internet üzerinden duyuru kurallarının, kişilerin, sahip oldukları veya kullandıkları taşınmazların durumunu bilmelerini ve ona göre hareket etmelerini sağlama amacı taşıdığı, belirtilen kuralların, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşumu için şekil şartı niteliği bulunmayıp, aksi yöndeki kabulün, 6498 sayılı Kanun'un amacına da ters düşeceğinin, dolayısıyla, sözü edilen değişiklik öncesinde yapılan tescil işlemleri bakımından, tek yapı ölçeğindeki kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarına ilişkin olarak, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde tescil şerhi bulunup bulunmadığına; sit alanları, tabiat varlıkları ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazlara ilişkin olarak, şerhin varlığına veya tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmediğine bakılması gerektiğinin; diğer yandan, taşınmaz bir varlığın korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmesinin ya da bir bölgenin, doğal, tarihi ve kültürel özellikleri nedeniyle sit alanı olarak belirlenmesinin, taşınmazın veya bölgenin özel bir statüye tabi tutulması gerektiği ve taşınmaz üzerinde ya da bölge içerisinde keyfi uygulamalarda bulunulamayacağı anlamına geldiği, bu bakımdan kural olarak, 6498 sayılı Kanun değişikliği sonrası tebliğ - yayım - internette duyuru; anılan değişiklik öncesi ise şerh - ilan yöntemleri ile taşınmazın ya da bölgenin tescilinden ilgililerin haberdar olmalarının sağlanacağının; bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan “iyi niyet” kuralının genel bir hukuk ilkesi olarak kabul edilip, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinde düzenlenen suç tiplerine yönelik sübut değerlendirmesinde de dikkate alınmasının zorunlu olduğu, başka bir deyişle, 6498 sayılı Kanun değişikliği öncesinde yapılan tescil işlemleri yönünden, taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh bulunmayıp, tescil kararı mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilmemiş olsa dahi, failin, taşınmazın ya da bölgenin tescilinden haberdar olduğuna dair beyanının göz ardı edilemeyeceği, zira, maliki olduğu veya kullandığı taşınmazın korunması gerekli nitelik taşıdığını ya da sit özelliğiyle bölgesel bazda koruma altına alınan bir alanda bulunduğunu bilen kişinin, taşınmaz üzerinde dilediği zaman dilediği şekil ve kapsamda uygulama yapamayacağını, taşınmazın ya da bölgenin özel statüsünün mümkün kıldığı ölçüde, kamu kurumlarınca yürütülecek izin prosedürü çerçevesinde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabileceğini de bilmesi gerektiği, yapı ya da bölge bazında tescil kararından haberdar olduğu halde, ilgili kurumlara başvurarak, gerçekleştirmeyi düşündüğü inşai uygulamaya yönelik izin almayıp keyfi hareket eden kişinin iyi niyetinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla, taşınmazın ya da bölgenin niteliğini bilerek izinsiz inşai ve fiziki müdahalede bulunan ya da başlangıçta bilmeyip, kamu görevlilerince düzenlenen zabıt ve tutanaklar ile durumu öğrendiği halde müdahalesine devam eden failin, hukuki koruma altına alınamayacağının" belirtildiği, her ne kadar sanık ...'ın üzerine atılı eylemin koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahalede bulunarak "2863 sayılı Yasaya Muhalefet" suçuna sübut vereceği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de; sanık ...'in savunmasında olay tarihinde Suriye'de cezaevinde bulunduğunu, evi kendisinin değil eşi olan sanık ...'nin yaptırdığına dair savunmasının diğer sanık ...'nin savunmasıyla doğrulanmış olması, toplanan deliller, sanık savunmaları, olay tutanağı ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında sanık ...'in üzerine atılı suçu işlediğine dair savunmasının aksini ispatlayan mahkumiyeti için yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinin anlaşılması karşısında yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle CMK'nın 223/2-b maddesi gereğince beraatine, her ne kadar sanık ...'in üzerine atılı eylemin koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahalede bulunarak "2863 sayılı Yasaya Muhalefet" suçuna sübut vereceği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de; sanık üzerine atılı eylemin 2863 sayılı kanunun 65/1 maddesine göre 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası gerektirdiği, TCK'nın 66/1-e maddesine göre olağan dava zaman aşımının 8 yıl, TCK'nın 67/4 maddesine göre uzayan zaman aşımının toplamda 12 yıl olduğu, sanık üzerine atılı eylem tarihinin 26/02/2014 olduğu, sanığın dosya kapsamında ilk olarak 28/02/2014 tarihinde şüpheli sıfatıyla ifadesinin alındığı, sanığın ifadesinin alınmasından sonra hakkında herhangi bir iddianame tanzim edilmediği, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2022/2614 Esas - 2022/8692 Karar sayılı ve 17/11/2022 tarihli bozma ilamı doğrultusunda mahkememizce sanık hakkında yapılan suç duyurusu üzerine sanığın 08/12/2023 tarihinde şüpheli sıfatıyla yeniden ifadesinin alındığı ve sanık hakkında Harran Cumhuriyet Başsavcılığınca 2023/1771 soruşturma ve 2024/4 esas sayılı ve 05/01/2024 tarihli iddianamesinin düzenlendiği, TCK'nın 67/2. maddesinde iştirak halinde işlenen suçlarda şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan birinin hakkında tutuklama kararı verilmesi, suçla ilgili iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa mahkumiyet kararı verilmesi halinde dava zaman aşımının kesileceğinin belirtildiği, iş bu yargılama konusu olayda sanık ... ile sanık ... arasında iştirak iradesinin olmadığı dikkate alındığında sanık ... hakkında 2863 sayılı kanunun 65/1 maddesinde düzenlenmiş olan koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahalede bulunarak "2863 sayılı Yasaya Muhalefet" suçundan dolayı açılmış olan kamu davasının zaman aşımının 28/02/2022 tarihinde dolduğu anlaşılmakla TCK 66, 67 ve CMK 223/8 maddeleri uyarınca davanın düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
1.Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde;
Sanık hakkında açılan kamu davasının, suç tarihinden itibaren 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan zamanaşımı süresinin iddianame tarihine kadar dolduğu, gerekçeleri gösterilerek mahkemece düşmesine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2.Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli, 2023/6-7 Esas, 2023/481 Karar nolu ilamında da belirtildiği üzere; Dairemizce yapılan temyiz incelemesinden önce atılı suça ilişkin dava zamanaşımı gerçekleşmiş ise de "derhal beraat" kavramının, fiilin ilk bakışta suç teşkil etmemesi veya kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması hâlleri ile sınırlı tutulmasının söz konusu düzenlemenin konuluş amacına ters düşeceği,
CMK'nın 223. maddesinin 9. fıkrasında geçen "derhal" sözcüğünün, dosyanın mevcut durumunu ifade ettiği, başka bir anlatımla, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek bir noktada, sanığın daha lehine olan beraat kararı yerine, aleyhine olan zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilemeyeceği, ayrıca çeşitli sebeplerle muhakemenin yavaş işlemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle zamanaşımının gündeme geldiği de göz önünde bulundurulduğunda, düşme kararı verilmesinin söz konusu gecikmenin sonucunun sanığa yükletilmesi anlamına geleceği, diğer taraftan beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin adil yargılanma hakkı kapsamındaki lekelenmeme hakkının da ihlali niteliğinde olacağı, zira yargılamanın geldiği aşama itibarıyla beraat etmesi gereken sanık hakkında düşme kararı verilmesinin, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda tereddüte yol açacağı, son olarak da sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuk davaları üzerindeki etkisine dair, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.01.2022 tarihli ve 1437-15 sayılı kararında da açıklandığı üzere ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusuyla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla dosyadaki mevcut delillere göre herhangi bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın beraat kararı verilebilecek durumlarda artık zamanaşımı nedeniyle düşme kararı değil sanığın daha lehine olan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.02.2025 tarihinde karar verildi.