Aramaya Dön

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/553
Karar No
K. 2022/838
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

"TÜRK MİLLETİ ADINA"

T.C.

ADANA

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2022/553 Esas
KARAR NO: 2022/838
DAVACI: ,..
VEKİLİ: Av. ......
DAVALI: ... - .....
DAVA: Ticari Ünvanın Korunması
DAVA TARİHİ: 28/07/2022
KARAR TARİHİ: 18/10/2022
YAZIM TARİHİ: ...

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ilk olarak Alıcı .... Şti. ismiyle 23/12/1994 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini, akabinde Alıcı ... Malzemeleri .... Şirketi ... Vergi Dairesi / ...:) 15-12-2000 tarihinde kurulduğunu, daha sonrasında ise iş bu iki şirketin Alıcı .... San. ve Tic. Ltd. Şti. (VKN: ) bünyesinde 2013 yılında birleştiğini, yani müvekkili şirketin söz konusu marka ve ticari unvanını 23/12/1994 yılından bu yana faal olarak kullandığını, yine Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 22.10.2018 tarihinde tescillenen ... Başvuru ve tescil numaralı “ALICI” Markası müvekkili şirkete ait olduğunu, müvekkili şirketin mersis ve ticaret sicil kayıtlarından görüleceği üzere kendisine ait markası ve ticari unvanıyla.... / Me... Şubesi), -Gmk ...Karşısı ... Mersin(Mersin Şubesi) adreslerinde merkez ve şubelerinde uzun yıllardır demir/çelikten bar ve çubukların, profillerin, levha kazıkların (palplanş), tüp ve boruların toptan ticareti(filmaşin, inşaat demiri, sondaj borusu, petrol, gaz vb. hatlar için borular, vv ile tel dahil) ile belirtilen marka ile faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin aynı isim, aynı tabela ve konseptle müvekkili şirketle aynı sektörde faaliyet gösterdiğinin tespit edildiğini, davalı şirket ile müvekkili şirketin markasını ve ticari unvanını aynı marka tescil sınıfındaki faaliyetler kapsamında bilfiil kullanmakta ve menfaat elde etmekte olup işbu durum 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca müvekkili şirkete ait marka tescilinden doğan hakların ihlali ve yine TTK’da yer alan hakların ihlali anlamına geldiğini, diğer bir ifadeyle yazılış, söyleyiş, tabela kullanımı, işletme konsepti de dahil müvekkili şirkete ait marka ile birebir aynı veya iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığını, bu durumun müvekkili şirketin yasalarla korunan marka ve ticari unvan haklarına tecavüz teşkil etmekte olduğunu, haksız rekabet oluşturmakta ve kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiğini, tüm bu nedenlerle müvekkili şirketin ticaret unvanına ve markasına tecavüz niteliği taşıyan eylemlere son verilmesine, bu anlamda davalının ticari unvanının ticaret sicilinden terkinine, olmadığı takdirde davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “ALICI” kelimesinin terkinine, olmadığı takdirde davalının ticaret unvanının değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı tarafa usulüne uygun olarak tebligat yapılmış davalı davaya cevap vermemiştir. DELİLLER VE GEREKÇE :

Dava, ticari ünvanın korunması talebine ilişkin olup, davacı vekilince davacı şirketin ticaret unvanına ve markasına tecavüz niteliği taşıyan eylemlere son verilmesine, bu anlamda davalının ticari unvanının ticaret sicilinden terkinine, olmadığı takdirde davalı şirketin ticaret unvanında yer alan Alıcı kelimesinin terkinine, olmadığı takdirde davalının ticaret unvanının değiştirilmesine karar verilmesi talebiyle açılmıştır.

Davacı tarafça, davanın ticari dava olduğu değerlendirilerek mahkememize dava açılmışsa da; TTK'nun 3. maddesi, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir.

TTK'nun 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızınaynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Diğer yandan TTK'nun 5. maddesinde; "Aksine düzenleme bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. 6102 sayılı TTK'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 1. Maddesi gereği, göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.

Davacı vekili, dava dilekçesinde, yazılış, söyleyiş, tabela kullanımı, işletme konsepti de dahil müvekkili şirkete ait marka ile birebir aynı veya iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığını, bu durumun müvekkili şirketin yasalarla korunan marka ve ticari unvan haklarına tecavüz teşkil etmekte olduğunu, haksız rekabet oluşturmakta ve kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiğini, tüm bu nedenlerle müvekkili şirketin ticaret unvanına ve markasına tecavüz niteliği taşıyan eylemlere son verilmesine, bu anlamda davalının ticari unvanının ticaret sicilinden terkinine, olmadığı takdirde davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “ALICI” kelimesinin terkinine, olmadığı takdirde davalının ticaret unvanının değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Diğer bir anlatımla, davacı, talebini genel korumaya ilişkin TTK hükümlerine göre oluşturmuş ise de, aynı zamanda marka hakkına ilişkin hükümlere dayalı maddi vakıalara da dayanmış olup, özel korumaya ilişkin 556 sayılı KHK hükümlerinin de tartışılması gereklidir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununda markanın korunması, başvuru, tescil ve tescil sonrası işlemler ile bu hakların ihlaline dair hukuki ve cezai yaptırımların düzenlenmiştir.

10/01/2017 tarihli 29944 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren ve 556 sayılı KHK'yı yürürlükten kaldıran 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 156. Maddesinde; görevli mahkemenin, Fikri ve Sınai haklar hukuk mahkemesi olduğu, Fikri ve Sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesince bakılacağı belirtilmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 30.05.2018 Tarihli ve 839 Sayılı Kararı ile; Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi ile Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin kurulmadığı ve yargı çevresinin bu mahkemelerin bulunduğu mahallere bağlanmadığı yerlerde; A-) Fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesinin görev alanına giren dava ve işlere;

a)Bir Asliye Hukuk Mahkemesi olan yerlerde bu mahkemenin,

b)İki Asliye Hukuk Mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesinin,

c)İkiden fazla Asliye Hukuk Mahkemesi bulunan yerlerde ise 3 numaralı Asliye Hukuk Mahkemesinin, bakmasına,

Görevlendirmenin 30.05.2018 tarihi itibariyle faaliyette bulunan Asliye Hukuk ve Asliye Ceza Mahkemelerinin sayısına göre yapılmasına, daha sonra faaliyete geçirilecek mahkemelerin dikkate alınmamasına, iş bu kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren yeni açılacak davaların mezkûr mahkemelere tevzi edilmesine karar verildiği anlaşılmakla; Sinai Haklar Kanunu'ndan kaynaklanan davalara bakmakla Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olup, mahkememiz bu hususta görevsizdir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/1112 E. 2017/3706 K., 2016/9531 E. 2018/1641K. Sayılı ilamları vb.) Görev hususu HMK 114/c maddesi gereğince dava şartı olup, her aşamada görevsizlik kararı verilmesi de HMK 115/1. maddeye göre mümkün olduğundan dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE,

2.Görevsizlik kararının kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,

3.HMK nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,

4.İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde talep halinde HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına;

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinden mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/10/2022 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog