Esas No
E. 2024/127
Karar No
K. 2025/146
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Aramaya Dön
ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

E. 2024/127 K. 2025/146 T.
Karar Sonucu REDDİNE
Resmî Atıf ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ, E. 2024/127, K. 2025/146, T. 19.02.2025
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Daire
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Esas No
2024/127
Karar No
2025/146
Karar Tarihi
19.02.2025
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Karar Sonucu
REDDİNE
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2024/127 Esas
KARAR NO: 2025/146

...

DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 21/08/2023
KARAR TARİHİ: 19/02/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 06/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Dava dışı ... ile davalılar arasında .... devri hususunda sözleşme yapılacağı kararlaştırılmış olduğunu, müvekkilinin, dava dışı kişiler adına hareket ederek davalıların talebiyle 250.000,00 TL bedelli kaporayı elden ödemiş olduğunu, şirketi devralacak olan dava dışı kişiler ile davalı borçlular arasında yaşanan anlaşmazlık sonucu şirket devri gerçekleşmemiş olduğunu, devrin gerçekleşmemesine tamamen karşı tarafın sebebiyet vermiş olduğunu, şirket sahibi borçluların 3. Kişilere olan borçlarının miktarını eksik olarak bildirmiş olduklarını, mali müşavir tarafından yapılan incelemeler sonucunda asıl borç miktarının çok daha fazla olduğunun öğrenilmiş olduğunu, yine mevcuttaki borçlarının devirden önce kapatılacağını söylemiş olsalar dahi devir gününe kadar da borcu kapatmamış olduğunu, şirket adına kayıtlı demirbaşların hepsinin faturalı olduğu söylenmiş olsa dahi faturaların defalarca talep edilmiş olmasına rağmen davalıların istenilen belgeleri ibraz etmeyi ötelemiş olduklarını, yine mali müşavir tarafından yapılan inceleme sonucunda bazı malzemelerin hiç faturasının bulunmadığı, faturası olan malzemelerin de değerinin çok altında komik rakamlarla işlenerek vergi ödemekten kaçınıldığını, vergi kaçırarak suç işleyen bir şirketin devralınmasının beklenmesi hayatın olağan akışına tümüyle aykırı olduğunu, davalıların her ne kadar şirket devrini 250.000,00 TL bedelli olarak gösteriyor olsalar dahi gerçeği yansıtmayan bir değer olduğunu, davalıların devir işlemi için talep ettikleri asıl bedelin 3.400.000,00 TL olduğunu, yine vergiden kaçmak için 3.150.000,00 TL gibi oldukça yüksek bir miktarın elden ödenmesini talep ettiklerini, davalıların, dava dışı devralacak kişilerin gerçek değerden gösterme taleplerine karşı "vergisini siz öderseniz olur" şeklinde karşılık vererek kendi vergi yüklerini de alıcı kişilere yüklemeye çalışmış olduklarını, devir işlemine 2 gün kala devralacak kişilerin mal sahibiyle tanışma taleplerine karşı "bu bizim kırmızı çizgimiz, devir işleminden sonra tanışabilirsiniz ondan önce olmaz" şeklinde şaibeli şekilde karşılık vermeleri ve devirden vazgeçmek üzere olunduğunda ancak mal sahibiyle telefonda görüştürmeye ikna olmaları devir işleminin gerçekleşmesini engellemiş olduğunu, taraflar arasında kurulmuş bir sözleşme bulunmadığından tarafların kusurlu olup olmadığının da bir önemi olmadığını, şirketin devir sözleşmesinin geçerli olabilmesinin noter huzurunda yapılması ve şirket devrinin ...’nde ilan edilmesi gerektiğini, bunların resmi şekil şartı olduğunu, mevcut durumda da bu şartlar bulunmadığından geçerli bir sözleşme kurulduğundan bahsedilemeyeceğini, taraflar arasında sözleşme ya da geçerli bir sözleşmenin bulunmaması halinde iki taraf da verdiğini geri almalı, buna göre de davacı tarafindan davalılara verilen tutarın iadesine karar verilmesi gerektiğini, dolayısıyla yukarıda sayılan sebepler birlikte değerlendirildiğinde, şirket devrinin gerçekleşmesi artık beklenilemez bir hal aldığı için, tamamen haklı olan dava dışı kişiler adına müvekkili tarafından verilmiş olan 250.0000,00 TL kapora bedelinin iadesi için

davalı taraflara noter vasıtasıyla ihtarname gönderilmiş olmasına rağmen davalılar ödeme için hiçbir girişimde bulunmamış olduklarını, bu durumun davalıların sebepsiz yere zenginleşmesine sebebiyet vermekte olduğunu, Yargıtay kararına bakıldığında hesaplamanın denkleştirici adalet ilkesine uygun yapılması gerektiğini, Sayın Mahkemenin bu durumu göz önünde bulundurarak hesaplama yapmasını, borçluların mal kaçırma ihtimaline karşın, alacağın sürüncemede kalmaması ve yapılacak icra takibinin sonuçsuz kalmaması açısından borçluların menkul, gayrimenkul ve

3.şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK'da ihtiyati haciz için aranan koşullar bulunduğundan ihtiyati haczine, icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, % 20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkillerinin davalı tarafa ödeme emrinde talep edildiği gibi bir borcu bulunmadığını, dava dilekçesi ekinde yer alan belgede hisseleri devralacak kişi olarak davacı görünmekte iken dava dilekçesinde şirket hisselerini dava dışı kişilerin alacağının iddia edilmiş olduğunu, devir alma taahhüdü altına girenin davacı ... olduğunu ve şirket hisselerini devralmaktan vazgeçmiş olduğunu,

davacı tarafın delil dilekçesi ekinde sunduğu taslak protokolde "mevcut ..., vergi, yapılandırma ve matrah artırım bedellerinin devir tarihine dek ödeneceği, işçilerin kıdem ve ihbartazminatlarının devir öncesi ödeneceği, tüm borçlardan zamanaşımı süresi boyunca önceki ortakların sorumluluklarının devam edeceği, şirket pasifinde gözüken satıcılara ve diğer borçlulara ait alacakların ödeneceği şayet geçmişe ait borç çıkarsa yine sorumluluğun devredenlere ait olacağı” hususunun düzenlenmiş olduğunu, müvekkillerinin şirket hisselerinin devri öncesi ... hem kamu hem de özel sektöre olan borçlarını ödeme taahhüdü altına girmiş olduklarını, bu doğrultuda hiçbir kamu borcu kalmamış, matrah artırım sebebiyle taksitli olarak vergi dairesine ödenen borcun tek seferde kapatılmış olduğunu, devir olacak ümidiyle şirket hissedarı olan müvekkillerinin 23.06.2023 günü 142.129,01 TL matrah artırım borcunu ödemiş olduklarını, söz konusu bedelin daha evvel vergi dairesiyle yapılan anlaşma gereği 12 taksitle ve ticari açıdan daha kârlı bir biçimde ödenebileceğini, şirkete ait mizan, vergi beyannameleri vs. tüm belge davacı ile paylaşılmış olduğunu, davacıya verilen bu belgeler davacı tarafından bizzat delil dilekçesi ekinde sunulmuş olduğunu, davacının paylaştığı yazışmalarda devirden 3 gün önce 02.07.2023'te tarafların devir konusundaki iradelerinin devam ettiğini, ancak devrin yapılacağı 05.07.2023 tarihinde karşı tarafın şirketin 250-300.000 TL borcu olduğunu ileri sürmüş olduğunu, mali müşavir tarafından yapılan incelemede bazı malzemelerin faturasının hiç olmadığı, faturası olan malzemelerin de değerinin çok altında işlendiği vergiden kaçınıldığının iddia edilmiş olduğunu, şirket hisselerinin devri ile birlikte teslim edilecek tüm demirbaş, davacının sunduğu protokolün (4) nolu bendinde yazılı olduğunu, demirbaşların faturasının olmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kira sözleşmesinin 5 inci maddesinde, kira sözleşmesinin devredilmesi halinde kiralayana önceden haber verileceğinin düzenlendiğini, eldeki olayda kira sözleşmesinin devri değil, şirket hisselerinin devrinin söz konusu olduğunu, kiralayanın şirket hisselerinin devrine müdahalesi söz konusu olamayacağını, kira sözleşmesinin devri olmadığından kira sözleşmesinin 5 inci maddesine göre bildirim mecburiyeti olmadığını, hisse devri yapılsa dahi kiracı ... faaliyetine devam edeceğini, devri taahhüt eden müvekkillerinin karşı tarafı mal sahibiyle tanıştırmamasının, aralarındaki devir sözleşmesinin ihlali sayılmayacağını, şirket hisselerini devralacak davacının talebi üzerine şirket çalışanlarının 2023 yılı Kurban Bayramı öncesinde işten çıkarılmış olup alıcının, şirketi herhangi bir yükümlülükle almak istemediğinden tüm çalışanların iş akitlerinin 24.06.2023 tarihinde sonlandırılmış olduğunu, halihazırda aktif bir biçimde çalışan diş kliniğinde iş akitleri, devrin gerçekleşeceği neredeyse kesin olduğundan ve kapora ödendiğinden sonlandırılmış, iş akitlerinin sonlanması işvereni mali külfet altına sokmuş olduğunu, müvekkillerinin işleyen ve düzenli çalışan bir şirket hissesi devredecekken artık şirket hiçbir çalışanı dahi olmayan hasta sürekliliği kesintiği uğramış bir klinik halini almış olduğunu, şirket devralma taahhüdü altına giren davacı tarafın türlü bahanelerle haksız bir biçimde ve müvekkilleri zarara uğratarak devirden vazgeçmesinden sonra başka alıcılarla görüşmeye devam edilmiş, 13.09.2023 tarihli genel kurul kararıyla her iki müvekkile de ait olan hisselerin ... yayınlanmış olduğunu, hisse devri davacı ile anlaşılan aynı koşullar altında dava dışı başka bir kişiye yapıldığından davacının devir alma taahhüdünü yerine getirmeme gerekçelerinin yerinde olmadığının açık hale gelmiş olduğunu, her ne kadar taraflar arasında şirket hisse devir sözleşmesi kurulmamış ise sözleşme öncesi görüşmelerin yapıldığının açık olduğunu, gerek davacı gerekse de davacının adına hareket ettiğini iddia ettiği kişilerin müvekkili ile görüşmeler yaptıklarını ve sözleşmenin kurulması için şartlar ileri sürülmüş olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nda açıkça düzenlenmemişse de yargı kararlarında ve doktrinde sözleşme öncesi sorumluluk (culpa in contrahendo) kabul edilmiş olduğunu, sözleşmenin kurulması ve görüşmelerin bir süreç olduğunu, kişinin sözleşme yapma niyeti olmaksızın diğer bir kişide sözleşme yapma ümidi uyandırması ve sözleşmenin gerçekleştirilmemesi halinde bundan doğan zararın giderilmesi gerektiğini, şekil açısından geçersiz bir sözleşmenin yerine getirileceği izlenimini uyandıran tarafın dahi karşı tarafin zararını gidermekle yükümlü olduğunu, müvekkili şirket ortaklarının sözleşme yapılacağı zannıyla şirket adına yaptıkları masrafların tamamen zarar sayılması gerektiğini, sözleşme öncesi görüşmelere dayanılarak şirket çalışanlarının işten çıkarılıp kıdem tazminatları ödendikten sonra devirden vazgeçilmesi kabul edilebilir bir durum olmadığını belirterek davanın reddine, alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Dosya bilirkişiye tevdi olunmuş bilirkişi raporunda; Devir alanların devir almaktan vazgeçmesinde haklı oldukları yönünde bir kanaate ulaşılması halinde; haklı nedenle sözleşmeden dönme gerekçesiyle davacı tarafından verilmiş olan ...’nn iade edilmesi davacıya iade edilmesi gerektiği, devir alanların devir almaktan vazgeçmesinde haklı olmadıkları yönünde bir kanaate ulaşılması halinde haklı nedene dayanmadan sözleşmeden dönme gerekçesiyle davacı tarafından verilmiş olan Kaparo’nın cezai şart olarak geri ödenmemesi gerektiği kanaatine varılmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 595. m. uyarınca limited şirketlerinin hisse devri için getirilen şekil şartı geçerlilik koşulu olduğundan ve bu düzenlemenin devri taahhüt eden ön akitler açısından da geçerlilik şartı olduğundan, yasanın aradığı geçerlilik şartına uyulmaması halinde sözleşme geçersiz olacağından, taraflar geçersiz olan anlaşmanın aynen ifasını talep edemeyeceği gibi yasanın öngördüğü şekil şartına uyulmadığından geçersiz sözleşmeye dayalı olarak her iki tarafın verdiği şeyleri geri alması mümkündür. (...) Somut olayda; taraflar arasında " TUTANAKTIR " başlıklı belgenin incelenmesinde ... devrine ilişkin olduğu, 250.000,00 TL'nin peşin alındığı, sözleşmeden dönülmesi halinde ödenen ücretin cezai şart olarak alınacağının kararlaştırıldığı, taraflarca imza altına alındığı görülmüştür.

Yukarıda da izah edildiği üzere; 6102 sayılı TTK’nın 595. m. uyarınca limited şirketlerinin hisse devri için getirilen şekil şartı geçerlilik koşulu olduğu ve bu düzenlemenin devri taahhüt eden ön akitler açısından da geçerlilik şartı olduğu, yasanın aradığı geçerlilik şartına uyulmaması nedeniyle taraflar arasındaki sözleşme geçersiz olduğu, taraflar geçersiz olan anlaşmanın aynen ifasını talep edemeyeceği gibi yasanın öngördüğü şekil şartına uyulmadığından geçersiz sözleşmeye dayalı olarak her iki tarafın verdiği şeyleri geri alabileceği, bu kapsamda davacının ödemiş olduğu 250.000,00 TL'yi talep etmekte haklı olduğu anlaşılmıştır.

Her ne kadar davalı tarafça davacının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği ödenen bedelin cezai şart kapsamında iade edilmeyeceği belirtilmiş ise de, yapılan sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle sözleşmenin haklı/haksız fesih edilmesinin sonuca etkisinin bulunmadığı, geçersiz sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın da geçersiz olduğu, her kesin aldığını vermekle yükümlü olduğu kanaatine varılmmakla açılan davanın kabulü ile, davalıların icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminat isteminin reddine, davaların kötüniyet tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,

1.DAVANIN KABULÜ İLE;

-Davalıların ... Esas) sayılı icra dosyasına vaki itirazlarının iptali ile takibin aynen devamına, -İcra inkar tazminat isteminin reddine -Kötüniyet tazminat isteminin reddine

2.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 17.077,50 TL harçtan peşin alınan 3.019,38 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 14.058,12 TL karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen t alınarak hazineye irat kaydına,

3.Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13/2 maddesi uyarınca takdir olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

4.Davacı tarafından yatırılan 3.019,38 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan 8.000,00 TL bilirkişi masrafı, 269,85 TL başvurma harcı, 120,50 TL istinaf gideri ve 748,50 TL posta masrafı toplamı olan 9.138,85 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,

6.Davalı tarafından yapılan masrafların üzerine bırakılmasına,

7.6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince ... bütçesinden karşılanacak olan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına,

8.HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ...yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/02/2025 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog