6. Hukuk Dairesi
6. Hukuk Dairesi 2023/4379 E. , 2024/5215 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 2. Tüketici Mahkemesi
Davacılar vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında müvekkillerine ait kadastro parsellerinin imar ve parselasyon planlarının yapılması, danışmanlık hizmeti verilmesi vs. işlere ilişkin 05.03.2015 tarihli sözleşmenin imzalandığını, imar düzenlemesi sonucu oluşacak parsellerin % 5'inin davalıya verilmesinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin matbu olduğunu, birçok kişiye imzalatıldığını, sözleşmenin 4. maddesinde sözleşmede kararlaştırılan işlerin bir kısmının veya tamamının belediye yahut kurum ve kuruluşlar tarafından yapılmış olsa dahi davalının iş bedeline hak kazanacağının kararlaştırıldığını, bu bendin müzakere edilmediğini, davalının eğitim seviyesi düşük olan müvekkillerini aydınlatmadığını, davalının belirttiği mahallelerdeki taşınmazların parselasyon plan dosyalarını incelemek üzere Kahramankazan Belediye Başkanlığı'na başvurduğunu, belediyenin maliklerin % 51'inin vekaletnamesi toplanmadığından talebi reddettiğini, belediyenin 10.08.2017 tarihinde kamuoyu duyurusu yaparak davalı şirketin imar planları yapmak üzere belediyeden yetki almadığını, birçok vatandaşla geçerli olmayan sözleşmeler akdettiğini bildirdiğini, hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, belediyenin re'sen 91057 numaralı parselasyon planını yaptığını ileri sürerek, sözleşmenin 4. maddesinin A başlıklı kısmının c bendinin hükümsüz sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların hata, hile ve tehdit nedenine dayandığını, davanın bir yıl içinde açılması gerektiğini, sözleşmeden itibaren beş yıl süre geçtikten ve imar planı onaylandıktan sonra dava açıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında kadastro parsellerinin imar planlarının yapılmasına ilişkin sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin belediye nezdinde yaklaşık 8 yıldır çalışmalar yaptığını, imar planının yapılabilmesi için gerekli jeoteknik ve jeolojik etüt çalışmalarının müvekkili tarafından yaptırıldığını, idare tarafından onaylandığını, belediyeye sunulduğunu, davacıların istedikleri yararı elde ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında düzenlenen 05.03.2015 tarihli sözleşmenin konusunun, davalı tarafça, davacılara ait arsanın kadastro parsellerinin her ölçekte imar planları ve parselasyon planlarının yapılması ve bu konularla ilgili olarak müşavirlik danışmanlık hizmetleri verilmesi işi olduğu,bu sözleşme ile tarafların karşılıklı yükümlülüklerinin belirlendiği, taraflar arasındaki sözleşmede, yüklenici davalının bir işi yapma, yaptırma, takip etme, yükümlülüğü altına girerken, davacıların da yaptırdıkları esere ve aldıkları hizmete karşılık taşınmazdan pay verme borcu altına girdikleri, yüklenicinin sözleşmeye göre öncelikle taşınmazın imar planlarını ve parselasyon planlarını yapması veya yaptırması daha sonrasında ise bu planlara ilişkin işlerin ilgili kurum ve kuruluşlarda takibinin yapılmasının kararlaştırıldığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 4. maddesinin 1. fıkrasının "c" bendinde ise, yüklenici tarafından imar planları ve parselasyon planları belediye, kurum ve kuruluşlar tarafından yapılsa dahi işi takip eden yüklenicinin ücrete hak kazanacağı düzenlenerek, yüklenicinin işi yapsa da yapmasa da ücrete hak kazanacağı anlamına geldiği, sözleşme maddesi ile tüketici aleyhine yüklenicinin işi yapmadan haksız kazanç sağlamasına yol açacağı, sözleşme konusu olan mal veya hizmetin niteliği, sözleşmenin kuruluşunda var olan şartlar ve sözleşmenin diğer hükümleri veya haksız şartın ilgili olduğu diğer bir sözleşmenin hükümleri dikkate alınmak suretiyle sözleşmenin kuruluş anına göre, tüketici davacılar ile müzakere edilmeden, sözleşmenin amacına ve yüklenicinin, tüketici davacılar lehine imar planlarını ve parselasyon planlarını yapma edimini yerine getirme yükümlülüğüne uymadan işi yapmasa dahi her koşulda ücrete kazandıran sözleşmenin anılan maddesinin 6502 sayılı TKHK'nın 5. maddesine açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, taraflar arasında imzalanan 05.03.2015 tarihli sözleşmenin 4. maddesinin 1. fıkrasının c bendinin hükümsüz sayılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi tarafından, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
1.Dava, hakkın ihlali nedeniyle mahkemeden hukuki korunma istemidir. Dava hakkı da, hukuki yarar ile sınırlıdır. Davacı, ihlal edildiğini ileri sürdüğü hakkını elde edebilmek için mahkeme kararına muhtaç bulunmalıdır. Bu bağlamda, hukuki korunmada (davada), zorunluluk olmalıdır. Tespit davası ile istenen hukuki korunma, eda davası ile tamamen elde edilebilecekse o zaman davacının ayrı bir tespit davası açmasında hukuki yararı yoktur. İdeal veya geleceğe dönük bir yarar yeterli değildir.
Somut olayda, taraflar arasındaki 05.03.2015 tarihli sözleşmenin 4. maddesinin 1. fıkrasının c bendi uyarınca davalı yüklenicinin bir talebinin olmadığı, anılan madde hükmünün ileride açılacak bir eda davasında tartışılabileceğinden davacıların bu aşamada dava açmada hukuki yararı bulunmadığı gözetilerek davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması uygun görülmüştür.
2.Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz istemlerinin şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.