40. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO:2024/490
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:21/11/2023
NUMARASI:2015/760 (E) - 2023/943 (K)
DAVANIN KONUSU:Maddi ve Manevi Tazminat
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk (ZMSS) Sigortası poliçesiyle sigortalı davalı işleten ...'a ait sürücüsü davalı...'ın yönetimindeki ... plakalı otomobilin 7/5/2015 günü süratle seyir halinde iken, yolun karşısına geçmek üzere olan müvekkili davacı ...'a çarparak vücudunda çok sayıda kırık ve çatlak oluşturacak biçimde yaralanmasına neden olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde, iş gücü kaybından kaynaklanan zarar nedeniyle 10.000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için 100.000 TL; adı geçen davacının babası olan davacı ... için 50.000 TL, annesi davacı ... için 40.000 TL, kardeşleri olan davacılar ..., ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 10.000 TL manevi tazminatın davalı işleten ve davalı sürücüden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 30/5/2022 günü sunduğu ıslah dilekçesiyle davalı ... Şirketinden manevi tazminat talebinde bulunarak, davacı ... için talep ettiği maddi tazminatı 13.422,75 TL'ye yükseltmiş; 5/6/2023 günü sunduğu ıslah dilekçesiyle de bu kez talep ettiği maddi tazminatı, 1.410,08 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 8.809,71 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 20.219,79 TL'ye yükseltmiştir.Davalılar ... ve... vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde, ... plakalı otomobilin müvekkili şirkete 22/4/2015 başlangıç, 22/4/2016 bitiş tarihleri arasında İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası (İMMS) teminatı içeren birleşik kasko poliçesiyle sigortalı olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.İlk derece mahkemesince, davalı ... Şirketine karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; davalılar ... ve...'a karşı açılan maddi tazminat davasının kabulüne, 11.410,08 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 8.809,71 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 20.219,79 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek, davacı ... mirasçılarına, Üsküdar ... Noterliğinin 20/11/2019 gün ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesinde gösterilen oranlarda ödenmesine; manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne, davacı ... için 50.000 TL manevi tazminatın, davalılar ..., ... ve ... şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ... mirasçılarına Üsküdar ... Noterliğinin 20/11/2019 gün ve ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesinde gösterilen oranlarda ödenmesine; davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 10.000 TL, davacı ... için 10.000 TL, davacı ... için 10.000 TL, davacı ... için 10.000 TL, davacı... için 10.000 TL manvi tazminatın, davalılar ..., ... ve ... şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek adları geçen davacılara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı İstinaf kanunun yoluna başvuran davalılar ... ve... vekilli dilekçesinde özetle; manevi tazminat isteme hakkının doğrudan doğruya bedensel zarara uğrayan kişiye ait olmasına ve ağır bedensel yaralanma ya da ölüm söz konusu olmamasına karşın, kazazedenin anne, baba ve beş kardeşi lehine manevi tazminatı hükmedilmesinin yerinde olmadığını; kesinleşmiş ceza davasında Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından düzenlenen raporda sürücünün tali, yayanın asli kusurlu olduğunun, huzurdaki dosyada aldırılan bilirkişi raporunda ise sürücünün %40, yayanın ise %60 kusurlu tayin edildiğini, en son ATK tarafından düzenlenen kusur raporunda ise ceza davasındaki bilirkişi raporunda yer alan kusur oranlarından tamamen aykırı biçimde, sürücü için %60 yaya için %40 kusur tayin edildiğini, çelişkinin giderilmesine ilişkin talebin ilk derece mahkemesince gerekçesiz biçimde reddedildiğini; davaya konu kazanın meydana geldiği yıl, tarafların kusurlarının ağırlığı, sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminatın çok fazla olduğunu; her bir davacı için manevi tazminatlar bakımından ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu; olaydan 3 yıl sonra ölen kazazede için davacılar tarafından, aynı kaza nedeniyle ölüm meydana geldiği iddiasıyla maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, aynı kaza nedeniyle hem huzurdaki bedensel yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası, hem de ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açılmasının mükerrer talep oluşturduğunu,...'ın ölümü nedeniyle kaza ile ölüm arasında nedensellik bağının da bulunmadığını, diğer davada bir şekilde ölüm ile kaza arasında nedensellik bağ kurulursa huzurdaki yaralanma sebebiyle talep edilen tüm manevi tazminatların reddedilmesi gerektiğini, Bu nedenle kaza nedeniyle ölüm meydana geldiği iddiasıyla açılan İstanbul Anadolu 6'ncı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/878 (E) sayılı dosyasındaki maddi ve manevi tazminat davasının bekletici mesele yapılması ya da davaların birleştirilerek yargılamanın beraber yürütülmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; asıl dava dilekçesinde müvekili sigorta şirketinden manevi tazminat talebinde bulunmayan davacılar lehine manevi tazminata hükmedilerek taleple bağlılık ilkesine ilişkin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26'ncı maddesini aykırı davranıldığını; kabul anlamına gelmemesi koşuluyla, hükmedilen manevi tazminat tutarının pek aşırı olduğunu; kusur oranlarını tespitinde çelişkiyi giderecek nitelikte rapor düzenlenmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararını kaldırılmasını talep etmiştir.Davacılar vekili katılma yoluyla sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle, İstanbul Anadolu 6'ncı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/760 (E) - 2023/943 (K) sayılı sayılı kararıyla reddedilen kısımlar yönünden katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunduklarını, davaya ya konu kazada yaralanan ve sol kısmı olay nedeniyle felç olan ...'ın şifa bulamadan yargılama sırasında 19/12/2018 günü öldüğünü, hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının reddedilen kısımlar yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası istemine ilişkindir. ATK Trafik İhtisas Dairesinin 24/11/2020 gün ve 11562 sayılı raporunda, yönetimindeki otomobil ile seyir halinde iken yola gereken dikkat ve özeni göstermeyen, seyrini kavşağa yaklaştığında dikkate alarak görüş alanını kontrol altında bulundurup müteyakkız biçimde sürdürmesi ve ilk geçiş hakkını kavşakta yolun karşısına geçmeye çalışan davacı yaya vermesi gerekirken, bu hususlara uymayıp davacı yayaya zamanında etkin tedbir almadan çarpan davalı sürücü...'ın %60 oranında; kavşakta yolun karşısına geçmeden önce taşıt yolundaki araçların seyir durumunu dikkate alıp gerekli ve yeterli kontrollerinin ardından geçişini tedbirli biçimde gerçekleştirmesi gerekirken bu konulara uymayan davacı yaya ...'ın ise %40 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş; böylece, davalı sürücü...'ın yönetimindeki otomobil ile davacı ...'ın kaza sırasındaki konumları ve adı geçen davalı sürücünün davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının, yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığı sonucuna varılmış; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74'üncü maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ilişkin kararı hukuk hâkimini bağlamayacağından, dilekçede ileri sürülen raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesine ilişkin istinaf nedeni benimsenmemiş; TBK'nin 56'ncı maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar hâlinde, zarar görenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilmesi olanağının bulunmasına, davacı ...'ın yaralanmasına ilişkin Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri tarafından düzenlenen 24/6/2016 gün ve 1709 sayılı raporda yer alan yaralanmaya ilişkin bulgular ile ATK 2'nci İhtisas Kurulunun 9/10/2018 gün ve 77360 sayılı raporuna göre meslekte kazanma gücünden % 42 oranında kaybetmiş sayılacak ve iyileşme süresi de kaza tarihinden itibaren 18 aya kadar uzayabilecek biçimde yaralandığı anlaşılan davacı ...'ın yaralanmasının ağırlığına göre, adı geçen davacının anne ve babası ile kardeşleri olan davacılar lehine manevi tazminata hükmolunmasında isabetsizlik görülmemiş; ihtiyari dava arkadaşı olan her bir davacı için kabulüne karar verilen manevi tazminatın miktarına göre ayrı ayrı vekâlet ücretine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmış; davacılar ... ve ... tarafından, davalı işleten ...'a ait, davalı sürücü...'ın yönetimindeki ...plakalı otomobilin 7/5/2015 günü seyir halinde iken çarptığı ...'ın, bu olay nedeniyle 19/12/2018 günü öldüğü ileri sürülerek, davalılar..., ... ve ...ndan destekten yoksun kalma tazminat; davalılar... ve ...'dan ise manevi tazminat istemiyle İstanbul Anadolu 4'üncü Asliye Ticaret Mahkemesine 2021/126 (E) sırasında kaydedilerek açılan ve anılan mahkemenin 19/7/2021 gün ve ve 2021/26 (E) - 2021/558 (K) sayılı kararıyla eldeki dava ile birleştirilmesine karar verilmesinin ardından, duruşmanın 21/11/2023 günü yapılan 27'nci oturumunda ayrılmasına karar verilerek İstanbul Anadolu 6'ncı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/878 (E) sırasına kaydedilen dava ile eldeki davanın, konusu ve sebebi faklı olduğunun anlaşılması karşısında, İstanbul Anadolu 6'ncı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/878 (E) sayılı davasının bekletici sorun yapılmamasında ve yargılamanın birleştirilerek yürütülmemesinde isabetsizlik görülmemiş; davacılar vekilinin 30/5/2022 günü sunduğu ıslah dilekçesiyle ... ile manevi tazminat taleplerini 2.500.000 TL ile sınırlı olmak üzere teminat altına alan davalı ... Şirketinden manevi tazminat talep ettiği gözetildiğinde, adı geçen davalı sigorta şirketinin manevi tazminattan sorumlu tutulmasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.Manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf başvurularının incelenmesine gelince:TBK'nin 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları gözönünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır. Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacılar ile davalılar ... ve...'ın dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, ATK Trafik İhtisas Dairesinin raporundan anlaşılan kusur oranlarına, davacı ...'ın ATK 2'nci İhtisas Dairesinin raporundan anlaşılan olayın meydana geldiği tarihe göre davacılar ..., ... ve ... lehine hükmolunan manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.