Esas No
E. 2023/3414
Karar No
K. 2025/138
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

8. Ceza Dairesi         2023/3414 E.  ,  2025/138 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Dicle Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.01.2019 tarihli ve 2018/9 Esas, 2019/13 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 154/1 ve 50/1-a maddeleri uyarınca 5.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiş, söz konusu kararın istinaf edilmeksizin 17.04.2019 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 26.07.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.09.2023 tarihli ve KYB -2023/91083 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin; "..1-Mahkemesince gerçekleştirilen yargılamada 30/01/2019 tarihli son celsede, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 221/1-i maddesinde yer alan duruşma tutanağında hükmün gösterilmesi gerektiği yönündeki düzenlemeye aykırı olacak şekilde, hüküm fıkrasına duruşma tutanağında yer verilmediği halde gerekçeli kararda hüküm kurulmasında,

2.5237 sayılı Kanun'da para cezalarının içtimaının düzenlenmediği gözetilmeden hükümlüye verilen hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilme adli para cezası ile doğrudan verilen adli para cezalarının toplanmasına karar verilmesinde,

3.Kabule göre de;

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, Anayasa ve 5271 sayılı Kanun'un amir hükümlerine aykırı şekilde gerekçesiz hüküm kurulmasında, isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1.Hükümlünün yokluğunda verilen kararın doğrudan, MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21/2 nci maddesine göre 09.02.2017 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış ise de; 7201 sayılı Kanun'un 10/2 nci maddesinde “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2 nci maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata anılan Kanun'un 23/1-8 inci ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2 nci maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği cihetle, hükümlünün bilinen ve aynı zamandan adres kayıt sisteminde kayıtlı bulunan adresine MERNİS şerhi düşülerek yapılan tebligatın usulsüz olduğu, dolayısıyla kanun yararına istemine konu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.

2.Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, itiraz kanun yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2025 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog