Aramaya Dön

13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/144
Karar No
K. 2022/144
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/144 Esas - 2023/397

T.C.

ANKARA

13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2022/144 Esas
KARAR NO: 2023/397
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI: 1-....
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI: 2- ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/02/2022
KARAR TARİHİ: 31/05/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 20/06/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

DAVA:

Davacı vekilinin 24.02.2022 tarihli dava dilekçesin de; 06.02.2020 tarihinde dava dışı sürücü ...' ın sevk ve idaresinde bulunan davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şirketi' ne ait ... plaka sayılı kamyonun sol arka lastiği koparak yola düşmüş olduğunu, bu sırada aynı istikamette seyreden müvekkili ...' in sevk ve idaresinde bulunan ve mülkiyeti diğer müvekkili ...' e ait olan ... plakalı otomobilin bu lastiğe çarpmış olduğunu, meydana gelen kaza sonucunda hem müvekkili ... hem de araç içinde yolcu olarak bulunan müvekkili ...'in yaralanmış olduklarını ve araçlarının ise ağır hasar görmüş olduğunu, olayla ilgili tutulan Trafik Kazası Tespit Tutanağı içeriğine göre sürücü ...'ın kural ihlali yaptığı ve kusurlu olduğunun tespit edilmiş olduğunu, bu nedenle de sürücü hakkında taksirle yaralamaya neden olmak suçundan .... Mahkemesi' nde kamu davası açılmış olduğunu, yargılama sırasında Sayın Mahkemenin talebi üzerine ....' ndan 08.07.2021 tarihli rapor aldırılmış olduğunu, söz konusu raporda özet olarak; "öngörülemeyecek şekilde aracın tekerinin kopmasından dolayı meydana gelen olayda sürücülerin kusursuz olduğu, kamyonun sol arka tekerinin kopmasının kazanın oluşu üzerinde asli etken olduğu" şeklinde kanaat bildirilmiş olduğunu, sayın mahkemede bu raporu esas almış ve 02.11.2021 tarih ve .... sayılı kararla sanık ... hakkında beraat kararı vermiş olduğunu, söz konusu karar istinaf aşamasında olup, kazayla ilgili tüm soruşturma evrakının yer aldığı söz konusu ceza dosyasının celbini talep ettiğini, olay tarihinde müvekkili ...' e ait ... plakalı ... model ... marka aracın kasko poliçesi kapsamında sigortası bulunduğu için müvekkili tarafından ... Şirketi' ne başvurulmuş olduğunu, araçla ilgili olarak düzenlenen 27.02.2020 tarihli Ekspertiz Raporuna göre aracın kasko değerinin 136.250-TL olmasına rağmen piyasa değeri 125.000-TL olarak tespit edilmiş olduğunu, müvekkilinin tüm ısrarlarına rağmen kasko değerinin dahi kendisine ödenmemiş olduğunu, acil paraya ihtiyacı olduğu için kendisine sadece 125.000-TL ödenmiş ve bir ibraname imzalatılmış olduğunu, hukukçu olmayan ve yasal hakları da kendisine anlatılmayan müvekkilinin ibraname imzalamadan önce sözlü olarak hukuki haklarını kullanacağını söylemesine rağmen, herhangi bir ihtirazi kayıt düşmeden söz konusu ibranameyi imzalamış olduğunu, aslında müvekkiline ait aracın kaza tarihi itibarıyla piyasa rayiç değeri en az 170.000 ilâ 200.000-TL civarında olduğunu, bu nedenle 20.08.2020 tarihinde ...' ya ön başvuru yapılmış ve eksik ödendiği kanaatinde olduğu 45.000-TL'nin müvekkiline ödenmesi talep edilmiş ancak talebinin reddedilmiş olduğunu, talebinin reddi üzerine bu kez ...' na başvurulmuş olduğunu, ...

Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen 04.04.2021 tarih ve ... sayılı kararla; müvekkilinin imzalamış olduğu ibranamede ihtirazi kayıt bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun reddedilmiş olduğunu, ...'ndan bir netice alınamayınca bu kez de müvekkiline ait aracın sigorta şirketi tarafından karşılanmayan tutarlarının tahsili amacıyla hem sürücü ...' a hem de işbu davanın davalısı olan şirket aleyhine 24.08.2021 tarihinde icra takibi başlatılmış olduğunu, bu kapsamda ....Esas sayılı dosyası üzerinden gönderilen ödeme emrine borçlular vekili tarafından 06.09.2021 tarihli dilekçe ile itiraz edilmesi üzerine aynı tarihte takibin durmasına karar verilmiş olduğunu, daha sonrasında ise; kazaya sebebiyet veren ... plakalı ... model ... marka kamyonla ilgili ... Anonim Şirketi tarafından ... Numaralı "Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi" düzenlendiği için adı geçen sigorta şirketine başvurulmuş ve "müvekkilin ikinci el araç değerinin kasko sigorta şirketi tarafından karşılanmayan 75.000-TL'lik kısmının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkile ödenmesi" talebinde bulunmuş olduğunu, ancak başvuru dilekçesi 29.11.2021 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen adı geçen sigorta şirketi tarafından başvurularına cevap dahi verilmemiş olduğunu, ardından dava şartı olarak zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş ancak görüşmelerin olumsuz sonuçlanmış olduğunu, sigorta şirketi aleyhine sayın mahkemede ikame edeceği maddi tazminat davasında aynı zamanda araç işleteni olan diğer davalı şirkete de maddi ve manevi tazminat davası ikame edeceğinden; işbu davanın da zorunlu arabuluculuğa tabi olabileceği kanaatiyle bu kez de araç işleteni şirket yönüyle de arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş olduğunu, ancak bu şirket yönüyle de görüşmeler olumsuz sonuçlanmış olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesinde; "Bir motorlu aracın işletilmesi... bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında ... işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." şeklinde emredici bir hüküm bulunmakta olduğunu, bu hükümden de anlaşılacağı üzere Karayolları Trafik Kanunu' nda motorlu araç işletenin sorumluluğu bir tehlike sorumluluğu ve buna bağlı olarak kusursuz sorumluluk hali olarak düzenlenmiş olduğunu, bu itibarla imalat hatasından, tamir hatasından veya bakım eksikliğinden veya herhangi bir nedenden kaynaklanırsa kaynaklansın araçtaki bozukluğun sebebine bakılmaksızın işletenin sorumlu olacağı ...'ın emsal uygulamalarıyla da ortaya konulmuş olduğunu, diğer taraftan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. Maddesi; "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." şeklinde düzenlenmiş olup bu düzenleme uyarınca araç işletenlerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının şart olduğunu, dava konusu somut olayda ise; müvekkilinin aracının hasar görmesine sebebiyet veren ... plaka sayılı kamyonun sahibi ve işleteni davalı ... Limited Şirketi, söz konusu kamyonu zorunlu mali mesuliyet sigorta kapsamında sigortalayan şirket ise diğer davalı ... A.Ş olduğunu, dolayısıyla her iki davalı da 2918 sayılı Kanun kapsamında araç işleteni ve sigortacısı olarak sorumlu olduklarını, davalıların sorumluluktan kurtulabilmeleri için mücbir bir sebep de bulunmadığını, zira mücbir sebebi oluşturan olay işletilen aracın dışında olmalı olduğunu, bu nedenle, araçta aniden meydana gelen olayların mücbir sebep sayılmaz olduğunu, hal böyle olunca davalıların müvekkilinin zararının giderilmesi yönünde sorumluluklarının bulunduğunun çok açık olduğunu, diğer taraftan her ne kadar kaza ile ilgili olarak .... Mahkemesi tarafından "Kamyonun fenni muayenesinin 22/01/2021 tarihine kadar geçerli olduğu göz önüne alınarak meydana gelen olayda sanık sürücünün kusursuz olduğu, müşteki sürücünün de kusursuz olduğu, kazanın teknik bir arıza nedeni ile meydana geldiği anlaşıldığından" şeklindeki gerekçeyle sürücünün beraatine karar verilmiş ise de bu hususun araç işleteninin ve sigorta şirketinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağının izahtan vareste olduğunu, ayrıca bir an için davalıların kusuruz sorumluluğunun olmadığı varsayılsa dahi olaya sebebiyet veren kamyonun ... model olduğunu, kamyonun ağır hasar kaydı olup olmadığı ve periyodik bakımlarının yapılıp yapılmadığı dahi bilinmemekte olduğunu, bununla birlikte kamyonun olay tarihinde taşımış olduğu bir yük bulunup bulunmadığı, varsa şayet istiap haddini aşacak şekilde yük taşıyıp taşımadığı da ceza soruşturması ve kovuşturması sırasında araştırılmamış olduğunu, her ne kadar beraat hükmü verilirken aracın fenni muayenesinin bulunduğu şeklinde bir gerekçe gösterilmişse de; periyodik bakımları yapılmamış (hatta periyodik bakımları yapılmış olsa da sonuç değişmeyecektir) olan ve aynı zamanda çok eski model olan bir aracın sırf fenni muayene süresinin bitmemiş olduğu gerekçesiyle davalıların sorumluluktan kurtulmasının mümkün olmadığını, ...'ın emsal içtihatları da yukarıda yer verdiği açıklamaları teyit eder mahiyette olduğunu, örneğin; "...Davalı ..., davacı şirkete kasko sigortalı aracın zararına neden olan kamyon sürücüsüdür. Mahkemece hükme esas alınan 13.12.1999 tarihli bilirkişi raporunda "olayın, davalı tarafa ait araçtaki teknik arızadan -şaftın kırılmasından- kaynaklandığı, davalı sürücü ....ın kusursuz, fakat araç maliki olan davalı .... ın tam sorumlu olduğu" belirtilmektedir. Her ne kadar sürücü, trafiğe çıkmadan önce aracın tüm kontrollerini yapması gerekir ise de, dava konusu olayda araçtaki teknik arızanın basit bir kontrolle anlaşılabilecek nitelikte olmadığı, bu nedenle davalı sürücünün hasardan sorumlu olmayacağı anlaşıldığından, davalı sürücü hakkındaki davanın reddedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle sorumluluğuna hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..." (..... 29.01.2000 gün ve .....) Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle müvekkili ...'e ait aracın ikinci el rayiç değeri 170.000 ilâ 200.000-TL civarında iken, davalı ... Ltd. Şirketine ait kamyonun sebebiyet verdiği kaza nedeniyle müvekkilinin aracı pert olmuş ve araç bedeli olarak eline sadece 125.000-TL geçmiş olduğunu, şu halde hakkında başlatılan icra takibine itiraz etmekle ödememe iradesini ortaya koyan davalı ... Ltd. Şirketi' nin ve usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmış olmasına rağmen yasal sürede ödeme yapmayan diğer davalı ... A.Ş.'nin; müvekkilinin kasko sigorta şirketi tarafından karşılanan tutar dışında kalan maddi zararlarını müştereken ve müteselsilen tazmin etmeleri yasal bir zorunluluk olduğunu, diğer taraftan meydana gelen kazada her iki müvekkilinin yaralanmış ve ayrıca manevi olarak da çok büyük travma yaşamış olduklarını, şöyle ki; olay tarihinde, gece vakti karla karışık yağmur yağmaktadır ve ayrıca havanın sisli olduğunu, müvekkili ..., hız sınırı 120 km olan 4 şeritli ...' nda soldan ikinci şeritte yaklaşık 70 km hızla seyir halinde iken aniden önünde çelik jantı ile birlikte yolun ortasında duran bir kamyon tekeri görmüş olduğunu, bu sırada müvekkilinin sağından ve solundan araçlar gitmekte olduğunu, müvekkili sağa sola kaçması durumda daha büyük kazaya sebebiyet vereceği için başkaca bir ihtimali kalmamış ve mecbur kalıp firene başmış olduğunu, ancak çok kısa mesafe olduğu için araç duramamış ve lastiğe çarpmış olduğunu, çelik aksamı bulunan lastik müvekkilinin aracın altına girmiş ve ön tarafından başlamak suretiyle araca anormal bir şekilde zarar vermiş olduğunu, neticede aracın kullanılamaz hale gelmiş ve pert olmuş olduğunu, müvekkillerinin çarpmanın etkisiyle maddi ve manevi travma yaşamışlar adeta şok olmuş olduklarını, aracın hava lastikleri açılmasına rağmen kendileri araç içinde şiddetli bir şekilde sağa sola çarpmak suretiyle künt travmaya maruz kalmış olduklarını, olay yerine gelen ambulansla götürüldükleri hastanede bir gece müşahede altında kalmış olduklarını, müvekkillerinin ayrıca travmanın etkisiyle olay tarihinden sonra bedenlerinin değişik yerlerinde morluklar meydana gelmiş ve günler boyu çok acı çekmiş olduklarını, müvekkillerinin maruz kaldıkları kaza nedeniyle haklarında ... tarafından düzenlenen 12.02.2020 tarih ve ... sayılı raporun ekte sunulmuş olup, diğer adli raporlar .... Mahkemesinin 02.11.2021 tarih ve ..... sayılı dosyasında mevcut olduğunu, ancak söz konusu dava dosyasında bulunan adli raporların UYAP sistemine taranmadığı için söz konusu dosyanın aslının celbini talep ettiğini, diğer yandan müvekkilleri bu kaza nedeniyle işlerinden güçlerinden olmuşlar, uzun süre araçla ilgilenmiş olduklarını, yeni bir araç alınana kadar araçsız kalmış olduklarını, üstüne üstlük söz konusu aracın değeri kasko şirketi tarafından ödenmemiş ve bunun için yukarıda izah edilen yasal başvuru yollarına başvurulmuş ancak hiçbir sonuç alınamaması üzerine işbu davanın açılması zorunluluğu hasıl olmuş olduğunu, bu nedenle de ayrıca üzülmüşler ve psikolojik olarak yıpranmış olduklarını belirterek tüm durumlar nedeniyle müvekkillerinin maruz kaldıkları manevi zararlarının telafi edilmesi cihetiyle, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, somut olayın özellikleri dikkate alınarak müvekkili ... için 2.500,00-TL, diğer müvekkili ... için de 3.000,00-TL manevi tazminatın araç işleteni olan davalı şirketten tahsilini talep ettiğini, müvekkiline ait aracın olay tarihindeki ikinci el piyasa rayiç değerinin bilirkişi incelemesi ile tespit edilebileceğinin de kuşkusuz olduğunu, hal böyle olunca maddi tazminat davasını belirsiz alacak davası olarak ikame etmek zarureti hasıl olmuş olduğunu, ayrıca kazaya neden olan ... plakalı aracın halen davalı ... Ltd. Şirketi adına kayıtlı olması halinde; üzerine devredilemezlik şerhinin konulmasını da talep etmek gerektiğini belirterek; kazaya neden olan ... plakalı aracın halen davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı olması halinde; üzerine devredilemezlik şerhi konulmasına, müvekkili ...' in maddi zararının telafi edilmesi için belirsiz alacak davası olarak 100,00-TL maddi tazminatın kazanın gerçekleştiği 06.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkili ...' e verilmesine, müvekkili ... için 2.500,00-TL diğer müvekkili ... için de 3.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şirketinden tahsili ile müvekkillerine verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı sigorta şirketi vekilinin 07.04.2022 havale tarihli cevap dilekçesinde; ... plakalı araç müvekkili şirket tarafından 26.01.2020/2021 vadeli ... no.lu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalanmış olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğu sigorta poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, davayı kabul etmemekle birlikte, başvuru konusu kazanın meydana gelip gelmediği kesin delillerle ispatlanmamış olup başvuranın işbu kazanın meydana geldiğini ve iddia olunan hasar ile kazanın illiyetinin olduğunun ispatlanması gerekmekte olduğunu, haksız başvurunun reddini talep ettiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için öncelikle olayı kapsayan poliçe mevcut olmalı; olayın vukuundan itibaren 2 yıl içinde dava açılmalı olduğunu, dolayısıyla öncelikle zamanaşımı itirazı sunduğunu, dava konusu kazanın 06.02.2020 tarihinde meydana gelmiş olup dava 24.02.2022 tarihinde yani 2 yıllık zamanaşımı geçtikten sonra ikame edilmiş olduğunu, dolayısıyla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacı yanın Kasko Sigortacısı ... A.Ş.'ye 22.05.2020 tarihinde 33.750-TL ödeme yapılmış olduğunu, kaza tarihinde poliçe teminatı 41.000-TL olup bakiye poliçe teminatı 7.250-TL olduğunu, davacı yanın zararı Kasko Sigortacısı tarafından karşılanmış olduğunu, nitekim davacı yan tarafından Kasko Sigortacısı aleyhine ikame edilen başvurunun davacı yanın zararı karşılandığından reddedilmiş olduğunu, işbu davanın da bu nedenle reddedilmesini talep etmiş olduğunu, ayrıca davacı yanın kısmi dava açmasında hukuki yararı bulunmamakta olduğunu, nitekim davacının huzurdaki dava bakımından talep ettiği hasar bedeli tutarı net bir şekilde tespit edilebilir bir zarar kalemi olmakla nitekim daha evvel müvekkili şirkete başvurusu kapsamında da kısmi nitelikte bir talepte değil net bir tutar talep edilmiş olduğunu, dolayısıyla huzurdaki davanın kısmi dava olarak ikamesinin davacı açısından hukuki faydası bulunmamakta olduğunu, öyle ki davacı yan eksper ücreti gibi faturaya tabi net ve tespit edilebilir bir tutarı dahi kısmi dava olarak talep konusu etmiş olduğunu, işbu sebeple aşağıda emsal nitelikte sunulan ... uygulamasında olduğu üzere öncelikle davanın esasa girilmeksizin usulden reddini talep etmiş olduğunu, bu hususta Yerleşik ... Uygulamaları ile de beyanları ile paralel nitelikte kararlar tesis edilmekte olduğunu, emsal niteliğindeki ..... Sayılı ilamında; "...Kısmi dava açılabilmesi için; talep konusunun niteliği itibari ile bölünebilir olması ve talep miktarının, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli olmaması gerekir. Talep konusunun miktarı açıkça belli ise ve taraflar arasında bu konuda herhangi bir tartışma yoksa kısmi dava açılamaz çünkü böyle durumlarda davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır... Alacaklının böyle bir kısmi dava açmada korunmaya değer (meşru) bir hukuki yararının bulunması gerekir. Talep konusunun miktarı açıkça belli ise ve taraflar arasında bu konuda herhangibir tartışma yoksa kısmi dava açılması mümkün değildir (m.109, 2); çünkü böyle durumlarda davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Kısmi davanın açılması mümkün olan hallerde davacının, yargılama giderlerinden tasarruf etmek için, kısmi dava açmasında korunmaya değer (meşru) bir hukuki yararı vardır. Buna karşılık, bir alacağın (keyfen) küçük parçalara bölünerek, her parça (bölüm) için ayrı ayrı dava açılmasında, korunmaya değer bir hukuki yarar yoktur. Davacının, alacağının küçük parçalara bölerek her parça için ayrı kısmi dava açmasında korunmaya değer bir hukuki yararı olmadığı gibi, böyle bir davranışı hakkın kötüye kullanılması olarak da nitelendirilebilir (TMK.m.2). Bu nedenle, bu şekildeki kısmi davaların, esasına girilmeden, caiz (mesmu) olmadıklarından dolayı reddi gerekir (.... ).Kısmi dava açabilmesi için alacaklının bu davayı açmada korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması şarttır. Hukuki yarar; dava konusuna ilişkin dava şartlarından olup; dava açıldığı anda var olmalıdır. Mahkemece, esas hakkındaki incelemeye geçilmeden önce; talep sahibinin bu hususta hukuki yararının bulunup bulunmadığı incelenmeli, hukuki yarar varsa talebin esasının incelenmesine geçilmelidir. Dava konusu olayda, talep konusunun miktarı açıkça belli olup, taraflar arasında bu konuda herhangi bir tartışma bulunmadığından, davacının kısmi dava açmakta hukuki yararı yoktur. Hukuki yarar; dava açıldığı anda var olmadığından, sonradan harcın tamamlatılması suretiyle bu eksiklik giderilemez. Hal böyle olunca; dava şartı eksikliğinden davanın usulden reddi gerekirken, yazılı ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulü doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir." denilmek suretiyle dava değerinin belirlenmesinde "hukuki yarar" ve "iyi niyet" ilkelerinin göz önünde bulundurulması gerektiği vurgulanmış olduğunu, açıklanan sebeplerle davacı vekilinin kısmi dava açmasında hukuki yararı bulunmadığından, başvurunun reddine karar verilmesi gerekmektedir." şeklindeki karar ile beyanlarının tevsik edilmiş olduğunu, alacağın belirlenebilir olduğu hallerde HMK 107 kapsamında belirsiz alacak davası açılmasında hukuki menfaat bulunmamakta olduğunu, nitekim başvuran taraf eksper incelemesi yaptırarak iddia edilen alacağını tam olarak tespit ettirdiği/ ettirebileceği halde, başvurunun belirsiz alacak davası şeklinde açılmış olması karşısında, konuya ilişkin ... 17.06.2015 tarih .... sayılı kararında da yer verildiği üzere, başvurunun hukuki menfaat yokluğu sebebiyle reddini talep etmiş olduğunu, alacağın belirlenebilir olduğu hallerde HMK 107 kapsamında belirsiz alacak davası açılmasında hukuki menfaat bulunmamakta olduğunu, nitekim başvuran taraf eksper incelemesi yaptırarak iddia edilen alacağını tam olarak tespit ettirdiği/ ettirebileceği halde, başvurunun belirsiz alacak davası şeklinde açılmış olması karşısında, konuya ilişkin ... 17.06.2015 tarih .... sayılı kararında da yer verildiği üzere, başvurunun hukuki menfaat yokluğu sebebiyle reddini talep etmiş olduğunu, dava kapsamında usuli bir diğer eksiklik ise davacı yan tarafından, talep konusunun hesaplanabilmesi ve kendisine ödeme yapılabilmesi için, hesaba ve ödemeye esas olacak tüm belgelerle başvuru yapılması, IBAN ve ödeme için bilgi verilmesi zorunlu olduğunu, aksi halde, müvekkili şirketin hasar bedelini hesaplaması da davacıya ödeme yapabilmesinin de mümkün olmayacak olduğunu, nitekim sigortalı araç sürücüsünün mevcut kaza sebebiyle talebi üzerine ... plakalı araçtaki hasar tespiti amacıyla müvekkili şirket tarafından derhal bir eksper görevlendirilmesi yapılmış olduğunu, üstelik, bir an için kabul anlamına gelmemek üzere, başvurucu yan iddia ettiği şekilde bir kısım evrak iletse dahi, özellikle hasarın hangi parçalarda olduğu temin edilebilmesi için, hasar ve hasar onarımına ilişkin belgelerin sunulması zorunlu olduğunu, eksik evrak ibrazı müvekkili şirketin ödeme yapıp yapmayacağı hususunda net bir tespit yapmasını engellediği için esasında müvekkili şirketin yasal hakkını kullanmasını engellemek olduğunu, eksik evrak ile başvuru ile şirket ile görüşme sürecini neticelendirmeksizin yargılamaya ve hukuki sonuçlarına mahkum edilen müvekkil şirket açısından adil yargılama hakkının açıkça ihlalini doğurmakta olduğunu, öncelikle hakemliğinizce bu hususun nazara alınmasını taleple davanın yeterli başvuru yapılmadığı gözetilerek KTK md.97 gereği reddini talep etmiş olduğunu, dava kapsamında usuli itirazlarının nazara alınmaması halinde esasa yönelik itirazlar ise şu şekilde olduğunu, dava kapsamında kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu kabul edilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, dolayısıyla esasında olay kapsamında öncelikle kusur değerlendirmesi yapılmak üzere uzman bilirkişiye tevdiini talep etmiş olduğunu, nitekim dosya kapsamında mübrez belgelerde de görüldüğü üzere müvekkilinin başvuru konusu kaza kapsamında kusuru olmayıp dolayısıyla Karayolları Trafik Kanunu gereği kusur yokluğundan başvurunun reddi gerekmekte olduğunu, ayrıca müvekkilinin kusuru olmaması sebebiyle ödeme yükümlülüğü doğmamış ve müvekkili açısından da temerrüt gerçekleşmemiş olduğunu, aksi kanaatte olunması halinde ayrıca uzman bir bilirkişi tarafından kusur incelemesi yapılmasını talep etmiş olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğu trafik poliçesindeki limitler ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, davaya konu meydana geldiği iddia edilen kazada kusur durumlarının tespiti gerekmekte olduğunu, işbu rapor temin edildiğinde de görüleceği üzere başvuruya konu kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmamakta olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, aksi takdirde itirazları dikkate alınarak dosyanın yeni bir kusur bilirkişine tevdiini talep etmiş olduğunu, her ne kadar davacı yan yapılan onarımın orijinal olmayan parçalar kullanılarak yapıldığını iddia etmekte ise de olası hasar durumunda, hasar gören parça, önce onarılmaya çalışılır şayet onarımı mümkün değilse eşdeğer parça ile değiştirilir veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişim sağlanmış olduğunu, şayet bu da yapılamıyorsa ancak hasarlı parça orijinali ile değiştirilir olduğunu, kaza tarihine göre model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçlarda ise hasar gören parça, onarımı mümkün değilse öncelikle orijinali ile değiştirilir, orijinal parçanın bulunmaması durumunda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değiştirilir olduğunu, talep sahibi aracın .... model bir araç olduğu göz önüne alındığında eşdeğer parça kullanılmasını engelleyen herhangi bir durum bulunmamakta olduğunu, davayı kabul etmemekle birlikte, başvuranın aracı için pert işlemi yapılıp yapılamayacağının tespiti için aracın tamirinin ekonomik olmaması gerekmekte olduğunu, araca pert işlemi yapılması halinde, trafikten çekme belgesinin iletilmesi gerekmekte olduğunu, çekme belgeli ruhsat fotokopisinin dosya içerisine eklenmeden hüküm kurulmaması gerekmekte olduğunu, motorlu Araç Sigortaları Kapsamında Tam Hasara ya da Ağır Hasara Uğramış Araçlarla İlgili Mevzuata Aykırı Uygulamaların Önlenmesi Hakkında Genelge (....) ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi maddesinin 2.3. fıkrası ile Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının 3.3.2. Tazminatın Hesabı ve Ödenmesi bendinin 3.3.2.2. Alt bendi der ki; "Onarım masraflarının zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile aracın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez. Onarım masrafları sigortalı aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşsın veya aşmasın, ağır hasarlı aracın onarımının mümkün olduğunun eksper raporu doğrultusunda tespit edilmiş olması durumunda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda trafikten çekildiğine dair "trafikten çekilmiştir" kaşeli tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez." hükmünü amir olduğunu, Diğer taraftan, 30.12.2009 tarih ve 27448 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmeliğin 9 uncu maddesine göre; "(1) Sigorta şirketleri; a) Sigorta poliçeleri uyarınca onarımı ekonomik olarak mümkün olmayıp tam hasar ile bedeli araç sahibine ödenmiş araçları lisanslı geçici depolama alanına ya da lisanslı işleme tesisine 13 üncü maddeye uygun olarak teslim etmekle, b) Tam hasar halindeki araç için takdir edilen bedel üzerinde ihtilaf olması halinde aracı bekletmeden lisanslı geçici depolama alanına ya da lisanslı işleme tesisine çektirmekle, c) Tam hasar kararı verilerek kayıttan düşürülen araçları Ek 3'te yer alan formu esas alarak Bakanlığa (...) yıllık olarak bildirmekle, ç) Sigorta poliçeleri uyarınca onarım sırasında değiştirilen parçalan, 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu uyarınca faaliyet göstermeye yetkili sigorta eksperleri tarafından hazırlanan hasar onarım raporuna istinaden lisanslı geçici depolama alanına ya da lisanslı işleme tesisine teslim etmekle, yükümlüdür." hükmünü amir olduğunu, hal böyle iken, Bakanlığımıza intikal eden vatandaş şikâyetleri ile diğer bilgi ve belgelerden; bazı tam hasara uğramış araçların işleme tesislerine teslim edilmeyerek mevzuata aykırı sekilde piyasada alım satıma konu edildiği, bazı ağır hasarlı araçlar için de "trafikten çekilmiştir" belgesi alınmayarak mevzuata aykırı şekilde alım satıma konu edildiği görülmüş olduğunu, bu tür uygulamaların vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürdüğü izahtan vareste olduğunu, tam hasar veya ağır hasar kararının 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu çerçevesinde ruhsat almış sigorta eksperlerince verilmesi esas olduğunu, ancak sigortalı/ hak sahibi ile sigorta şirketinin anlaşması durumunda (Sigortacılık Kanunu çerçevesinde, ekspertizin ancak ruhsatlı sigorta eksperlerince yapılması gerektiğinden, bu anlaşmada arada muhtelif sıfatlarda üçüncü şahıslar veya firmaların olmaması, doğrudan anlaşmanın olması gerekir), tam veya ağır hasar kararlarında işlem yapma ve bildirim yükümlülükleri sigorta şirketlerine ait olduğunu, sigortalı/ hak sahibi ile sigorta şirketinin anlaşamadığı durumlarda tam veya ağır hasar kararının mutlaka sigorta eksperi tarafından verilmesi gerektiğini, bu çerçevede bahsi geçen mevzuata aykırılıkların etkin biçimde önlenmesini teminen, kesinleşmiş eksper raporu çerçevesinde tam hasarlı veya ağır hasarlı olduğu belirlenen araçlarla ilgili olarak, sigorta şirketinin inisiyatifi ile veya sigortalı/ hak sahibinin talebi ile bu kararda (Eksper raporuna sigorta şirketi veya sigortalı/ hak sahibinin itirazı olması durumunda eksperin vereceği nihai karar hariç) daha sonra değişiklik yapılmaması gerekmekte olduğunu, sigorta şirketlerinin, tam hasarlı olarak ayrılmış araçları, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin 9 uncu maddesine göre lisanslı geçici depolama alanına ya da lisanslı işleme tesisine gecikme olmaksızın çektirmeleri gerekmekte olduğunu, sigorta şirketlerinin, eksper raporu çerçevesinde ağır hasarlı olarak belirlenmiş olan araçların, gecikme olmaksızın "trafikten çekilmiştir" belgesini almalarını sağlamaları gerekmekte olduğunu, belirtilen yönetmeliğin 9/c maddesine göre sigorta şirketlerince ...' na yapılan bildirimle ilgili olarak ...' na da bildirimin yapıldığına ilişkin bilgi verilmesi gerekmekte olduğunu, sigorta eksperleri, 1 Nisan 2020 tarihinden itibaren, düzenledikleri kesinleşmiş ekspertiz raporunda tam hasarlı veya ağır hasarlı olarak belirledikleri araçlara ilişkin bilgileri ..., raporun kesinleşmesini takip eden 5 iş günü içerisinde iletildiğini, gönderilecek bilgiler; araç plakası, aracın modeli, türü, rengi, şasi no, motor no ile sınırlı olduğunu, ... tarafından 1 Nisan 2020 tarihinden başlamak üzere sigorta eksperleri tarafından iletilecek bilgiler çerçevesinde, münhasıran tam hasarlı ve ağır hasarlı araçlara ilişkin ayrı bir liste oluşturulduğunu, bu listelerde; "a. tam hasarlı araçların işleme tesislerine teslim edilip edilmediği, teslim edildi ise hangi tarihte hangi lisanslı geçici depolama alanına ya da lisanslı işleme tesisine çekildiği bilgisi ile buna ilişkin belgeler, b. ağır hasarlı araçların "trafikten çekilmiştir" belgesi alıp almadığı, aldı ise bu işlemle ilgili belge numarası vb. hususlar yer alır." ... bu listeler üzerinden üç aylık dönemler itibarıyla karşılaştırma yaparak gerekli işlemlerin yapılmadığı araçları, ilgili sigorta şirketlerine ve ...' na bildirir olduğunu, tam hasarlı veya ağır hasarlı kararı verilmiş olup, 1 Nisan 2020 tarihinden sonra ...' ye bildirilmemiş olan araçların sorumluluğu yukarıda yer alan maddeler çerçevesinde ilgili sigorta eksperine ve ilgili sigorta şirketine ait olduğunu, ..., halen ... kayıtlarında var olan tam hasarlı veya ağır hasarlı araçların envanterini çıkararak, ilgili sigorta şirketlerinden tam hasarlı araçların işleme merkezlerine teslim edilip edilmediği ya da ağır hasarlı araçların "trafikten çekilmiştir" belgesi alıp almadığını kontrol ettiğini, gerekli işlem yapılmamış araçlarla ilgili olarak sigorta şirketlerince ivedilikle işlem yapıldığını ya da yaptırıldığını, bu Genelge çerçevesinde işlem yürütülmesine azami özen gösterilmesi, mevzuata aykırı uygulamalar var ise derhal sonlandırılması ve bu Genelge ile getirilen bildirim yükümlülüklerinin uygulanmasına hassasiyet gösterilmesi gerekmekte olduğunu, mevzuata aykırılığın devamının tespiti halinde, Çevre Kanunu gereği müeyyide uygulanması için durum ...'na iletilecek, ayrıca 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre sorumlular hakkında müeyyide uygulanacak olduğunu, nitekim işbu dilekçe ekinde sunmuş olduğu ..... Sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere ...' nin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda aracın hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez denilerek ilk derece mahkemesinin hükmü bozulmuş olduğunu, kaldı ki davacı taraf aracının pert olma durumu söz konusu olsa dahi; aracın sovtaj bedelinin kaza tarihi itibariyle piyasa rayici dikkate alınarak bilirkişi tarafından tespiti gerekmekte olduğunu, örneğin aracın hasarlı hali, 15.000-TL rayicinde iken, davacının daha düşük bir bedelle aracı satmış olması durumunda, davacının satış bedeli değil; gerçek zararın belirlenebilmesi için rayiç değerin dikkate alınması gerekmekte olduğunu, aksinin kabulü halinde muvazaalı şekilde aracın düşük bedelle satışı gösterilerek gerçek zararın üzerinde bir tazminat tahsil edilmesi söz konusu olabileceğinden; gerek aracın kaza tarihindeki hasarsız emsal piyasa bedeli; gerekse de hasarlı halinin piyasa rayiç sovtaj bedeli bilirkişi marifetiyle belirlenmeli olduğunu, bu yönüyle de bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiğini, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklanıyor olması, başvuru sahibinin sözleşmenin tarafı olmaması ve sigortalı aracın ticari bir araç olmaması gibi hususlar dikkate alınarak avans faiz istemi de yerinde olmadığını, ..... "Davacı vekili, kaza tarihinden itibaren avans faizi talep etmiş; Mahkemece, temerrüt tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmiştir. Oysa kazaya neden olan araç hususi arazi taşıtı (jeep) olup ticari araç değildir. Bu halde temerrüt faizi olarak yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesi de doğru olmamıştır." Nitekim ..... 17.02.1999 tarihli kararının da şu şekilde olduğunu; "...bir taraf için ticari sayılan husus sözleşme mahiyetini arz etmiyorsa karşı taraf için herhalde ticari sayılmayacaktır. ... Ortada bir haksız fiilin söz konusu olduğu durumlarda; taraflar arasında sözleşmeden kaynaklanan bir hukuki ilişkinin varlığından söz edilemeyeceği için, işin bir taraf yönünden ticari olarak nitelendirilmesi, diğer taraf yönünden de aynı nitelendirmede bulunulmasını hukuken haklı göstermez. Dahası; haksız fiilden doğan ilişkiler Ticaret Kanunu'nda da düzenlenmedikleri için bu nedenle de ticari iş niteliğini kazanamayacakları kaçınılmazdır." Dolayısıyla davacı yanın avans faizi taleplerinin de reddi gerekmekte olduğunu, perte ayrılan araçlarda değer kaybı oluşamayacağından davacı yanın bu taleplerinin de reddi gerekmekte olduğunu belirterek; aleyhinde açılmış haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, aksi kanaatte olunması halinde esasa yönelik beyanlarının nazara alınarak ve her halde sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunmaması nedeniyle reddine, davacı yanın zararı Kasko Sigortacısı tarafından karşılandığından ve müvekkili şirket tarafından Kasko Sigortacısına ödeme yapıldığından reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat bedelinin tahsili talebine ilişkindir.

Davacı vekili; 6.2.2020 tarihinde davalı şirkete ait ... plakalı kamyonun sol arka lastiğinin koparak yola düşmesi sonucu davacı ... ‘e ait, davacı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın yola düşen lastiğe çarpması sonucu yaralandıklarını, aracın hasara uğradığını , araç için ödenen rakamın gerçek zararı karşılamadığını, ihtirazi kayıtla ibranameyi imzalayıp parayı aldıklarını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat için eldeki davayı açmıştır. Davalı ... AŞ vekili; zamanaşımı süresinin dolduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olmadığını, Kasko Sigortacısına 33.750,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye poliçe teminatının 7.250,00 TL olup, zararın kasko sigortasınca karşılandığını savunarak davanın reddini dilemiştir. ...

Uyuşmazlık Hakem heyeti kararı, hasar dosya ve poliçesi ,.... sayılı dosya sureti, .... sayılı dosya içeriği, araç tramer kayıtları, kaza tespit tutanakları, emniyet araştırması sonuçları celp edilmiş,kusur ve sigortacı bilirkişiden rapor alınmış, yapılan ödemeler sonucu davacı alacağının olmadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar maddi tazminata ilişkin alacağın bulunmadığı tespit edilmiş ve kamyon lastiğinin sürüş esnasında kopması nedeniyle sürücünün kusurunun olmadığı kabul edilmiş ise de, araç maliki davalı ... İnş.Tic. Ltd. Şti nin kusursuz sorumlululuğunun olduğu gibi , lastiklerle ilgili bakım yükümlülüğünün de bulunduğu, davacıların geçirdikleri kaza nedeniyle yaşadıkları acı ve ızdırabın bir nebze telafisi amacı ile davacıları zenginleştirmeyecek davalıları ödeme güçlüğüne düşürmeyecek oranda manevi tazminata hükmedilmesi gereği gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

1.... yönünden maddi tazminata ilişkin davanın reddine

2.Manevi tazminatın kısmen kabulü ile ... için 1.000 TL ... için 1.500 TL toplam 2.500 TL manevi tazminatın 06/02/2020 tarihi itibari ile yasal faizi ... Anonim Şirketi ve ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti'den tahsiline, Alınması gereken 179,90 TL harçtan peşin alınan 95,64 TL harcın düşümü ile eksik kalan 84,26 TL harcın davalılar ... A.Ş. ve ... Nakl. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nden alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 176,34 TL harcın davalılar ... A.Ş. ve ... Nakl. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nden alınarak davacı ...'e verilmesine, 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği .... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen iki taraf için iki saatlik ücret tutarı karşılığı olan 1.600,00-TL arabulucu ücretinin kabul ve red dikkate alınarak 720,00 TL'nin davalılardan alınarak, 880,00 TL'nin davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı ... kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... A.Ş. ve ... Nakl. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nden alınarak bu davacıya verilmesine, Davacı ... kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 1.500,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... A.Ş. ve ... Nakl. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'nden alınarak bu davacıya verilmesine, Davalı ... A.Ş. kendisini vekille temsil ettiğinden maddi tazminat yönünden 100,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak bu davalıya verilmesine, Davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. kendisini vekille temsil ettiğinden maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 100,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak bu davalıya verilmesine, Davalı ... A.Ş. kendisini vekille temsil ettiğinden manevi tazminat yönünden 1.500,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak bu davalıya verilmesine, Davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. kendisini vekille temsil ettiğinden manevi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 1.500,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak bu davalıya verilmesine, Davacı ... tarafından yapılan kabule göre hesaplanan taktiren 606,31 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak bu davacıya verilmesine, Davacı ... tarafından yapılan kabule göre hesaplanan taktiren 485,04 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalılar tarafından yapılan masraf olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Talep halinde artan avansın iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kesin olarak verilen karar açıkça okundu usulen tefhim kılındı. 31/05/2023 Katip .... Hakim....

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.