2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2024/1036 E. , 2024/13104 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
İNCELEME KONUSU KARAR: Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara yönelikitirazın reddi I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2024 tarihli ve KYB-2023/138616 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "30/11/2008 tarihinde müştekinin 07 RV 545 plaka sayılı aracından içerisinde sigorta poliçesi, kredi kartları sürücü belgesi ve ruhsatın bulunduğu el çantasının çalındığını bildirmesi üzerine yapılan soruşturmada, 23/03/2009 günü durumundan şüphelenilen içerisinde ... ve ...'nın olduğu ... plakalı araç içerisinde müştekiye ait evraklar ile birlikte çok sayıda kontak anahtarı, eldiven el feneri, büyüteç ve anahtar düzeneklerinin elde edilmesi üzerine şüpheli hakkında açılan kamu davası sonucunda Gölhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 12/09/2012 tarihli kararıyla sanığın ifadesinin suçtan kurtulmaya yönelik olduğundan bahisle cezalandırılmasına karar verilmiş ve hüküm, temyiz incelemesi sonucu kesinleşmiş ise de, Uyap sorgulamasında, sanığın suçun işlendiği iddia edilen 30/11/2008 tarihinde Aydın E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olduğu, bu durumun yargılama aşamasında sanık tarafından bildirilmediği gibi mahkemesince de bu hususa ilişkin değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla sonradan ortaya çıkan durum uyarınca yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesinde belirtildiği üzere, kesinleşen bir hükümle sonuçlanan davanın, yargılamanın yenilenmesi yolu ile hükümlü lehine yeniden görülebilmesi için; a- Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliğinin anlaşılması, b- Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması veya görüş bildirmesi, c- Kararı veren hâkimlerden birinin görevini yaparken kusurlu davranması, d- Kararın dayandığı hukuk mahkemesi kararının kesinleşmiş bir kararla bozulması, e- Hükümlünün beraatini veya daha hafif bir suçtan cezalandırılmasını gerektirecek yeni delil ve olayların ortaya çıkması, f- Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması gerekir. 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerine yer verilmiş ve bunlar sınırlı biçimde sayılmıştır. Bunun dışındaki nedenlerle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesinin istenilmesi mümkün değildir.
Yargılamanın yenilenmesi ancak kesinleşmiş hükümlerde başvurulacak bir yol olup hukukî niteliği itibarıyla 5271 sayılı Kanun'un sistematiği, düzenleniş şekli ve düzenlendiği yer dikkate alındığında tereddütsüz olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesindeki amaç, kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hâllerin gerçekleşmesi hâlinde gerçeğin araştırılması, böylece toplum ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenilenme talebinin dikkate alınması da söz konusu olmayacaktır.
Yargılamanın yenilenebilmesi için hükümde önemli bir adlî hatanın yapılmış olması gereklidir. Yargılamanın yenilenmesini gerektiren bu hata, hükümlünün lehine ya da aleyhine olarak yapılmış olabileceğinden hukukumuzda yargılamanın yenilenmesi hem hükümlünün lehine hem de aleyhine olarak başvurulabilecek bir kanun yolu olarak düzenlenmiştir. "Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulması"na ilişkin yenileme nedeni 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; "Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa" şeklinde düzenlenmiştir.
Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için yeni olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da yeni sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır.
Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır.
Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılacak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur.
Dosya kapsamına göre; 30.11.2008 tarihinde katılanın aracından içerisinde sigorta poliçesi, kredi kartları sürücü belgesi ve ruhsatın bulunduğu el çantasının çalınması üzerine başlatılan soruşturmada, 23.03.2009 tarihinde sanığın içerisinde bulunduğu araçta, katılana ait evrakların da ele geçirildiği, sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay(Kapatılan) 17. Ceza Dairesinin 10.05.2016 tarihli ve 2015/13476 Esas, 2016/7185 Karar sayılı ilâmı ile mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanmasına karar verildiği, hükmün kesinleşmesinden sonra, hükümlünün 03.02.2020 tarihli yargılamanın yenilenmesi talebinde, suç tarihinde cezaevinde olduğunu ve bahse konu suçu işlemesinin mümkün olmadığını belirttiği, UYAP sisteminde "Tarafın Tutukluluk Bilgisi" ekranında hükümlünün suçu işlediği iddia ve kabul olunan 30.11.2008 tarihinde Aydın E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunduğunun anlaşıldığı, bu durumun yargılama aşamasında hükümlü tarafından bildirilmediği gibi, Mahkemece de bu durumla ilgili bir değerlendirmenin yapılmadığı anlaşılmakla; sonradan ortaya çıkan ve yeni delil mahiyetindeki bu durum karşısında, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ek karara yönelik itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 05.05.2020 tarihli ve 2020/385 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 3. fıkrası uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, dava dosyasının itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.