7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2024/2976 E. , 2024/11747 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Mardin 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2018 tarihli ve 2018/505 Esas, 2018/1050 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında izin tecavüzü suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-b ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 04.09.2018 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleşmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18.03.2024 tarihli ve 94660652-105-47-30324-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB - 2024/35740 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB - 2024/35740 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1-Dosya kapsamına göre,
Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/10/2017 tarihli ve 2017/9043 soruşturma, 2017/3218 esas, 2017/1401 sayılı iddianame ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda Mardin 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/06/2018 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, 5271 sayılı Kanun’un 225/1. maddesinde yer alan, "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki, 1632 sayılı Kanun'un "Firar ve Cezası" başlıklı 66. maddesinin konuya ilişkin 1. fıkrasının, "1) Aşağıda yazılı askeri şahıslar bir yıldan üç yıla kadar hapsolunur:
a)Kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşanlar,
b)Kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenler," şeklindeki düzenlenmeler ile,
Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 21/02/2018 tarihli ve 2018/1895 esas, 2018/1101 karar sayılı ilâmında yer alan, “1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 66. maddesinde düzenlenen firar ve izin tecavüzü suçlarının, Anayasa Mahkemesinin 11/04/2012 tarihli, 2011/111 Esas ve 2012/56 sayılı, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 01/04/2004 tarihli, 2004/66 Esas ve 2004/61 sayılı Kararları ile Askeri Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı gibi mütemadi (kesintisiz) suçlardan olup, suçun temadinin başladığı ve sona erdiği süreçte işlendiği, kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşmak suretiyle işlenen firar suçu ile kıt'asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur oldukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmemek suretiyle işlenen izin tecavüzü suçunun yakalanma ya da birliğine katılma ile son bulduğu, dolayısıyla bu suçlarda temadinin sona erdiği bir başka anlatımla kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesinin yetkili olduğu...” şeklindeki ve Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 01/07/2019 tarihli ve 2019/1501 esas, 2019/10303 karar sayılı ilâmında yer alan "...Askerî Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile de ortaya konulduğu üzere, firar ve izin tecavüzü gibi süreklilik gösteren (mütemadi) suçlarda, failin yakalanması, birliğine dönmesi veya bu amaçla resmî mercilere müracaat etmesi hâllerinde suç tamamlanmakta, bundan sonraki kaçma eylemleri ayrı bir suçu oluşturmaktadır. Ancak, katılma veya resmî mercilere müracaat hâllerinde suçun tamamlandığının kabulü için, failin eylemini sonlandırmak iradesiyle hareket etmiş olması gerekmekte, bir başka vesileyle bu eylemlerin yapılmış olmasının, devam etmekte olan suçu sonlandırmayacağı kabul edilmektedir" şeklindeki açıklamalardan anlaşılacağı üzere;
Firar ve izin tecavüzü suçlarının temadi eden suçlardan olduğu, failin kendiliğinden birliğine dönmesiyle (iradi olarak), yetkili makamlarca yakalanmasıyla (irade dışı), bulunduğu yerdeki bir askerî makama veya resmi bir kuruluşa birliğine dönmek maksadıyla dehalet etmesiyle (iradi olarak) temadinin son bulacağı, zira suçun tamamlandığının kabulü için, failin eylemini sonlandırmak iradesiyle hareket etmiş olmasının arandığı nazara alındığında;
Somut olayda, Amasya'dan 09/01/2015 tarihinde 22. Piyade Eğitim Alay 2. Hava Eğitim Komutanlığından 7 günlük dağıtım iznine gönderilen ancak sevk edildiği birliğine 16/01/2015 tarihinde katılması gerekirken birliğine katılmayarak firar ettiği belirtilen sanığın fiili ile ilgili olarak temadinin hangi tarihte ve ne şekilde başladığı belirtilmesine karşın temadinin ne şekilde sona erdiğine ilişkin bir kabul bulunmaksızın Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenmiş ise de; iddianamenin düzenlenmesinin temadinin kesilmesine sebebiyet vermeyeceği, temadinin iş bu tarih itibari ile de sona ermediği, mahkemesince durma kararı verilerek anılan Cumhuriyet Başsavcılığına temadinin bitimini ortaya koyacak şekilde usulüne uygun biçimde iddianame tanzimi için suç duyurusunda bulunulması ile yeni bir kamu davası açılması halinde dosyaların birleştirilmesinin sağlanarak oluşan yeni duruma göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2.Kabule göre de;
Sanığın yakalanması üzerine İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesince 2018/58 değişik iş sayılı dosya üzerinden 30/03/2018 tarihinde alınan savunmasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğini açıkça beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 231/6-c maddesinin son cümlesinde yer alan "Sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez." şeklindeki emredici düzenleme uyarınca, sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Mardin 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2018 tarihli ve 2018/505 Esas, 2018/1050 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.Bozma nedenine göre (2) nolu talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2024 tarihinde karar verildi.