Esas No
E. 2023/178
Karar No
K. 2025/451
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2023/178
KARAR NO: 2025/451

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ : 22/03/2022

NUMARASI : 2020/194 E. - 2022/95 K.

DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/03/2022 tarih ve 2020/194 E. - 2022/95 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili, davalının başvurusuna müvekkili tarafından benzerlik/karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, eskiye dayalı ve tescil başvurusunda kötüniyet varlığı ile karıştırılma olasılığı gerekçeleriyle yapılmış olan itirazların reddedildiğini, müvekkilinin “...” ibareli kullanımlarını tescilli logosu ile gerçekleştirdiğini, davalı yanın müvekkilinin eski hissedarlarından olan baba ... ...’in kızı ve müvekkili firmanın eski çalışanı olan ... ...’in kardeşi olduğunu, davalı yanın kardeşi ... ... ve babası tarafından ... Teknoloji Makine Reklamcılık Sanayi Ticaret ve Limited Şirketi'ni kurarak müvekkilinin tescilli ticaret unvanına, tescilli alan adına, tescilli markalarına vaki tecavüz teşkil eden kullanımlarda bulunduğunu, davalının kardeşinin şirketi ile müvekkili firma arasındaki “...” ve “...” ibarelerinden kaynaklı hukuki ihtilaflardan haberdar olmasına rağmen iş bu müracaatı gerçekleştirdiğini, taraf markalarının aynı sınıfları kapsadığını, 1973 senesinden beri tescilli ticaret unvanının ve www.akyurekltd.com ibareli alan adının hâkim ve ayırt edici unsurunun ... ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin ilk üç harfi olan “...” ibaresini müvekkili markalarına benzeterek aldığını, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2020-M-3647 sayılı YİDK kararının iptali ile 2019/20895 sayılı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı asil vekili, müvekkilinin markası ile davacı markalarının benzer olmadığını, işitsel olarak tamamen farklı olduğunu, müvekkilinin markasının yazı karakteri ile oluşturduğunu, kompozisyonun markanın bütün olarak kendine özgü ayırt edici yapısı ile tamamen farklı olduğunu, davacı ile müvekkili arasında bir husumet bulunmadığını, davacının müvekkili markasının tescilini engellemeye çalışarak kötüniyetli hareket ettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı adına tescilli ".../..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ileri sürülen iddiaların incelenmediğini, davalı şahsın kötüniyetli marka başvurusu gerçekleştirdiğini, davalı yanın, müvekkili firmanın eski hissedarlarından olan baba ... ...’in kızı ve müvekkili firmanın eski çalışanı olan ... ...’in kardeşi olduğunu, kötüniyetin ortada olduğunu, davalı yan tarafından tescil müracaatı gerçekleştirilen marka ile müvekkili firma markalarının aynı sınıfları kapsadığını, davalı yanca markanın kullanımının müvekkilinin markalarından ayırt edilmesi imkanının bulunmadığını, müvekkili ile davalı yanın kardeşi ve babasının eskiye dayalı ilişkileri ve sair unsurlar dikkate alınmaksızın kök rapor ve ek rapor tanzim edilmesinin bozma nedeni olarak kabul edileceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının başvuru konusu ettiği "..." ibareli marka ile davacı adına tescilli ".../..." esas ibareli markalar markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira başvuru konusu markanın esas unsurunu ... harfleri oluştururken mesnet markanın ... esas unsurlarından meydana geldiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, diğer yandan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/5. maddesinin somut olayda uygulama alanı bulamayacağı, davacı vekilinin iddialarının yerinde olmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin; 2024/346 Esas, 2024/8724 Karar ve 05/12/2024 Tarihli; 2024/852 Esas, 2024/8668 Karar ve 04/12/2024 Tarihli kararlarının da bu yönde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3.İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,

4.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 28/02/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/03/2025

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog