6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin dava dışı ...Tic. A.Ş'den aralarındaki ticaretin ödemesi olarak ...Bankasına ait ... seri numaralı 40.024,20TL bedelli çek aldığını, daha sonra da müvekkili şirketin borçlu olduğu "... Şirketi"ne göndermek üzere söz konusu çeki ciro ettiğini, çekin ... Kargo firmasının ...Şubesinden 22/02/2017 tarih ve ... gönderi takip numarası ile kargolandığını, gönderi alıcısı borçlu oldukları ... Şirketi olduğunu, ancak kargo firmasının ... plakalı aracıyla dağıtımı yapılan gönderimiz hırsızlık sonucu çalındığını, müvekkili şirketçe konuya ilişkin suç duyurusunda da bulunulduğunu, aynı zamanda ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası ile söz konusu çekin iptaline ilişkin dava açıldığını, çek iptali davası kapsamında çek için ödeme yasağı konulduğunu, davalılardan ... Yetkilisinin söz konusu çeki ciro ettiğini ve 16/06/2017 tarihinde muhatap bankaya ibraz ettiğini, muhatap bankanın ise "İbraz tarihinde çekin karşılığının bulunduğunu fakat ... Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas sayılı dosyasın kapsamında ödeme yasağı konulduğu bu nedenle işlem yapılamayacağını" belirtiğini ve ödeme yapmadığını, bunun üzerine davalılardan ... ....
5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı aldığını ve icra işlemlerini başlattığını, devamında da ...
5.İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyası ile esas takibe geçildiğini ve kambiyo senetlerine mahsus haciz sebebiyle ödeme emrinin müvekkil şirket merkezi adresine tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin ve aynı zamanda keşideci şirketin davalı şirketlerden hiçbirine herhangi bir borcu bulunmadığını, davalılar ile müvekkili şirket arasında bugüne kadar hiçbir ilişki olmadığını, müvekkil şirket ile davalılar arasında herhangi bir alacak borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkil şirket ne de keşideci şirketin davalıların herhangi birine bugüne kadar fatura kesmediğini, hatta davalıların da müvekkili şirket veya keşideci şirkete herhangi bir fatura kesmediğini ve aralarında ticaret yapılmadığını, buna rağmen ciro zinciri incelendiğinde müvekkili şirketin cirosundan sonra çalınan çekin haksız ve kötü niyetli şirketlerce ciro edildiğini ve müvekkil şirketten haksız kazanç elde etme gayreti içine girildiğini, ciro zincirine bakıldığında görülecektir ki ...
5.İcra Müdürlüğü ..Esas sayılı takip alacaklısı davalı ...'nin yetkilisi ... sanki kendi yetkilisi olduğu şirketten alacaklıymış gibi çeki temlik aldığını, fakat çek ile ilgili yasal işlemlerin tamamının yine davalı ... Üzerinden yürütüldüğünü, danışıklı dövüş olduğu aşikar olduğunu, müvekkili şirketin çeki kargolarken hangi şirket adına kargoladığı görülecektir ki bu de müvekkil şirketten sonraki cirantanın yetkili hamil olmadığını ortaya koyacağını, ciro zincirindeki tüm şirketlerin takip alacaklısı şirket ve yetkilisinin kötü niyetini perdelemek maksadıyla ciranta olarak gösterildiğini, davalı cirantalardan ...Tic. A.Ş.'nin kaşesindeki adres ile takip talebi ve ödeme emrindeki adresten farklı olduğunu, hatta taraflarınca yapılan araştırmalar neticesinde ulaşılan adresin ise bambaşka olduğunu, zaten müvekkili şirket ile ... A.Ş. Arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkil şirketin çeki...adresinde bir firmaya ciro edip kargolandığını ve fakat her nasılsa kargo taşıması esnasında taşınan çekin çalındığını ve ... merkezli bir firma tarafından ciro edildiğini, kötü niyetle hareket edildiğinin ortada olduğunu, davalılardan ... Tic. A.Ş. aralarında hiçbir alışverişin olmadığı bir şirketin ciro ettiği çeki kullandığını, ...Tic. A.Ş.'nin şirket yetkilisinin imza sirküleri ve imza örneklerinin alınarak ciro edilirken atılan imza ile de karşılaştırılması gerektiğini, ciro zinciri takip edildikçe görülecektir ki aralarında muhtemelen ilişki bulunmayan bulunsa dahi kötü niyetli hareket eden şirketlerce ciro işlemleri gerçekleştirildiğini, davalılardan takip alacaklısı ... Ltd. Şti. ... Ticaret Odası kayıtlarında 31/01/2017 tarihinde üyeliği askıya alınmış bir şirket olduğunu, buna rağmen ticari faaliyeti gereği 16/06/2017 keşide tarihli bir çeki hangi ticari ilişki neticesinde elde ettiğinin açıklamaya muhtaç olduğunu, söz konusu çeke ilişkin ödeme yasağı konulduğu bilindiği halde çek iptali davasına müdahil olmak yerine hızlıca icra hukuku işlemleri başlayan takip alacaklısının açıkça iyi niyetli hamil olmadığını ortaya koyduğunu, her ne kadar takip borçlular keşideci ve cirantaların tamamı olsa da sadece keşideci ve müvekkil şirket aleyhine icra dosyasında sorgulama yapıldığını, diğer borçluların hiçbiri için malvarlığı sorgusu yapılmadığını, takip alacaklısının asıl alacaklı olduğu ...Ltd. Şti. nezdinde sorgulamalar yapması ve haciz işlemleri uygulamak için ilk akla gelen şirketin takip alacaklısının çeki ciro edilmek suretiyle aldığı ...Tic. Ltd. Şti. Olduğunu, buradan da anlaşılacağı üzere danışıklı hareket edilerek keşideci ve müvekkili şirketten haksız kazanç elde edilmek istendiğini, takip alacaklısı şirketin yetkilisi ...'in imzası ile tüm davalı cirantaların imzalarının da tetkik edilmesi ve aynı kişinin el ürünü olup olmadığının tespiti gerektiğini, dava dışı keşideci .... A.Ş. tarafından icra dosya borcunun tamamı ödenmiş olup taraflarınca da çek iptali davasının kapsamında %15 teminat depo edildiğini, bu kapsamda takip alacaklısı şirketin davanın sonunda haklı çıkması halinde uğrayacağı herhangi bir zarar bulunmadığını, bu nedenle talep edeceğimiz ihtiyati tedbir kararının ilaveten teminat şartı olmadan verilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını belirterek davalıların müvekkil şirketten herhangi bir alacağının olmadığının tespitini ve dava sonuna kadar ...
5.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasının durdurulması ve yapılan ödemenin takip alacaklısına ödenmesinin engellenmesi için ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir.
CEVAP
Davalılara yasaya uygun olarak tebligat yapılmış olmasına karşın, davayı takip etmedikleri gibi, yazılı bildirimde de bulunmadıklarından, HMK'nın 128. maddesi hükmü gereğince davayı inkar ettikleri varsayılmıştır.
Fer'i müdahil vekili dilekçesi ile davada çekin keşidecisi olmalarından kaynaklı olarak davalı şirketin ihtiyati hacizle başlatmış olduğu icra takibi sebebiyle müvekkili şirketin mal varlıklarına haciz konulduğunu, bu sebeple icra dosyalarına haciz tehdidi altında ihtirazı kayıtla ödemelerde bulunulduğunu, görülmekte olan davanın menfaatini ilgilendirmesi sebebiyle davacı ... 'nin yanında fer'i müdahil olarak katıldıklarını beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, icra takibi sonrası açılan kambiyo senedinden dolayı İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 5. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dosyası, ... CBS ...soruşturma sayılı dosyası, ... 5. Asliye Ticaret mahkemesinin ...D.iş sayılı dosyası, kargo kayıtları, ticaret sicil kayıtları delil olarak değerlendirilmiştir. 03/12/2020 tarihli celseye ait duruşma zaptında "...Bankasınca ... numaralı 16/06/2017 keşide tarihli çekişme konusu çeke ilişkin ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...E. Sayılı dosyasında ödeme yasağının kaldırılarak çekip iptal edildiğine dair bilgi verildiği görüldü." ifadesine yer verildiği ancak dosya kapsamında yapılan incelemede ... Asliye Ticaret Mahkemesinin...
E. Sayılı dosyasında konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve istinaftan feragat sebebiyle dosyanın kesinleştiği anlaşılmakla 03/12/2020 tarihli duruşma zaptında dava konusu çekin iptaline karar verildiğine dair ibarenin sehven yazıldığının tespitine, karar verilmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK'nın 26/04/2006 tarih ve ... K. sayılı ilamı). Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, yukarıda izah edildiği üzere davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun ... Esas ... Karar ...Esas ... Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ...E-... K sayılı kararı)
Davaya konu somut olayda, davaya konu çeklerin ciro silsilesinde şeklen bozukluk yoktur. Kural olarak Davacı, davalı hamilin kötüniyetle çeki iktisap ettiğini kanıtlamadıkça şahsi def'ileri hamile karşı ileri süremez. Davalı hamilin çekleri iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği, başka bir anlatımla kötüniyetli hamil olduğu kanıtlanmalıdır.
Mahkememizce bekletici mesele yapılan ... CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyasında verilen takipsizlik kararına itiraz edildiği, itiraz başvurusunun reddine karar verildiği ve dosyanın kesinleştiği tespit edilmiştir.
Kural olarak çek herhangi bir surede hamilinin elinden çıkmış bulunursa ister hamiline yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını TTK 702. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır kusura bulunduğu takdirde, o çeki geri vermekle mükelleftir. Açıklanan kanun hükmü uyarınca davacının, kendisinin yetkili hamil olduğunu kanıtlaması ve yeni hamilin çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğunu veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu da kanıtlaması gerekir.
Mahkememizce davalı ... hakkında uyap entegrasyon ekranında yapılan inceleme ve dosyaya arasına alınan iş bu kayıtlar uyarınca davalıya ait benzer mahiyette birçok dosyanın olduğu görülmüş çalınan çekin aynı yöntem ile davalının eline geçtiği kanaati hasıl olmuş sadece davacıları farklı olan, ülkenin farklı yerlerinde kaybolan çeklerin genelde aynı cirantaların imzaları ile davalının eline geçerek son hamil olarak bankaya sunulması, bu cirantaların şirket olması ve bu şirketlere ulaşılamaması hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi davalıların iyi niyetini ortadan kaldıran organize bir durumun olduğunu gösterdiği, dava konusu çeki ne şekilde elinde bulundurduğu, ciranta ... ile arasındaki ilişkiyi açıklayamaması ve ...'ın da bu konuda dosyaya herhangi bir beyan sunamamış olması ve ciranta ...'ın hamilin kötüniyetli olduğunu kabulünü gerektirdiği, davalı hamil olarak gözüken davalı hakkında söz konusu - çeklerle ilgili bir çok davasının olması sebebiyle bu aşamada davalıyı iyi niyetli kabul etmek TMK 2. madde uyarınca dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı sayılacağı gibi çekleri çalınan kişiler yönünden telafisi imkansız bir durum ortaya çıkaracağından davalının hakkındaki aynı mahiyette birçok mahkemede sahte çek sebebiyle kötüniyetli olduğu kabul edilerek ve tüm bu nedenler gözetilerek; davanın kabulü ile, ...BANKASI A.Ş.'ye ait ... numaralı ve 16/06/2017 keşide tarihli keşide yeri Gebze olan 40.024,20-TL bedelli çek nedeniyle davacının davalılara karşı borçlu olmadığının tespitine, ...
29.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasının davacı yönünden iptaline, davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/5. maddesi gereği kabulü ile 40.024,20-TL'nin %20'si oranında 8.004,84-TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın KABULÜ ile, ... BANKASI A.Ş.'ye ait ... numaralı ve 16/06/2017 keşide tarihli keşide yeri ... olan 40.024,20-TL bedelli çek nedeniyle davacının davalılara karşı borçlu olmadığının tespitine, ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasının davacı yönünden İPTALİNE,
2.Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/5. maddesi gereği kabulü ile 40.024,20-TL'nin %20'si oranında 8.004,84-TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 2.734,05-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 742,82-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.991,23-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4.Davacı tarafından yapılan 742,82-TL peşin harç, 31,40-TL başvurma harcı, 588,90-TL posta giderleri olmak üzere toplam 1.363,12-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
5.Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
6.Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.06/03/2025 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*