3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/328
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/04/2021
NUMARASI: 2020/64 Esas - 2021/426 Karar
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/03/2025
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; ... payı mükellefi olan davalı tarafça 2015 ve 2017 Ocak-Aralık bilanço dönemleri ile 2018 yılı Ocak-Eylül bilanço dönemi için gönderilen mutabakatların incelenmesi neticesinde, söz konusu dönem için 731.471,05-TL ana para, 165.258,41-TL kalan gecikme faizi olmak üzere toplam 896.729,46-TL'nin en geç 25.05.2019 tarihine kadar ödenmesinin ihtar edilmesine rağmen davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 731.471,05-TL ana para ve 290.471,05-TL gecikme faizinden oluşan toplam 1.022.301,48-TL alacağın dava tarihinden itibaren anaparaya 6183 sayılı Yasa gereğince öngörülen gecikme zammı oranındaki faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacıya elektrik enerjisi hasılatından pay ayrılmasına ve ayrılan paya amme alacağı faizi uygulanmasına ilişkin yasa hükümlerinin açıkça Anayasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça ana para ve faiz alacağının yanlış hesaplandığını, davacının özerk bir kuruluş olması nedeniyle alacağına amme alacağı faizi yürütülmesine ilişkin talebin kabulünün mümkün olmadığını, dava tarihinden evvel faiz işletilemeyeceğini, ... Gelirleri Kanunu'nun 4/c maddesinde davacıya aktarılacak payın tüketici faturalarında gösterileceği, 5/c maddesinde ise bu faturalarda gösterilen payın tahakkuku takip eden 2.ayın 25 inde ödeneceğinin belirtildiğini, bu nedenle davacı ile müvekkili şirketin hesaplamalarında bir aylık hesaplama farkı oluştuğunu, bu nedenle de davacının hesaplamalarının hatalı olduğunu, müvekkili şirket tarafından elektrik piyasasında yaşanan krizler nedeniyle faturaların tahsil edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; ... enerji payının 3093 Sayılı Türkiye Radyo Televizyon Gelirleri Kanunu kapsamında alındığı, davalının 2015 ve 2017 yılları Ocak-Aralık ve 2018 yılı Ocak-Eylül aylarına ait katılım payını davacıya ödemediği her iki tarafın kabulünde olup uyuşmazlığın davacının 3093 sayılı Kanun'un 4/c maddesinden kaynaklanan alacağının miktarının ne olduğu ve ödenmeyen asıl alacağa ilişkin faturalar nedeniyle ödenmesi gereken gecikme faizi miktarının ne olduğu noktalarında toplandığı, davacının ticari defter ve belgelerine göre davalıdan 673.716,51 alacaklı olduğu, davalının ticari defter ve belgelerine göre ise davalının, davacıya 730.338,28 borçlu olduğu, davalı şirketin Türkiye'de faaliyet gösteren elektrik dağıtım şirketi olduğu, 3093 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Gelirleri Kanunu'nun 4/c maddesi uyarınca nihai tüketiciye yaptığı elektrik enerjisi satışlarının %2'sini davacı kuruma aktarmakla yükümlü olduğu, ancak davalının, 2015 ve 2017 yılları Ocak-Aralık ve 2018 yılı Ocak-Eylül aylarına ait bilançolara göre nihai tüketiciye yaptığı satışlardan kaynaklı %2 katılım payını davacı kuruma aktarmadığı, uhdesinde tuttuğu, bu miktarın davacının aleyhine delil niteliğindeki ticari defter ve belgelere göre 673.716,51 olduğu, bu miktarın davalı tarafından ödenmediği, buna göre davacının asıl alacak miktarının 673.716,51 TL olduğu, anılan Kanun'un 5/c maddesine göre ödenmeyen faturalar için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda öngörülen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanacağı, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan 313.437,17-TL gecikme faizi alacağının bulunduğunun belirlendiği, ancak davacı vekilinin bu miktardan daha düşük bir gecikme faizi talep etmiş olduğundan taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının gecikme faizi alacağının 290.830,43-TL olduğunun kabulü gerektiği, davacı tarafından yapılan hesaplamada, davalının 2015 yılında yaptığı 55.068,56'lik fazla ödemenin davacı tarafından işlemiş faizlerden düşüldüğü ve buna göre hesaplamanın yapıldığı oysa davalı tarafından ödenmeyen faturalar tahakkuk etmeden önce yapılan fazla ödemenin asıl alacaktan düşülmesi gerektiği, buna göre bilirkişi tarafından yapılan faiz hesaplamasının doğru olduğu gerekçesi ile; "1-Davanın kısmen KABUL kısmen REDDİ İle; 673.716,51-TL asıl alacak, 290.830,43-TL faiz olmak üzere toplam 964.546,94-TL'nin asıl alacağa 3093 sayılı yasanın 4/c maddesi uyarınca 6183 sayılı yasada öngörülen gecikme zammı oranında gecikme faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE" karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince ve katılma yolu ile davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekilinin istinaf nedenleri; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı hesaplamalar içerdiği, kök bilirkişi raporuna yaptıkları itirazın ek raporda giderilmediği, 2015 yılında fazladan ödenen 55.068,56-TL'nin gecikme faizi yerine ana paradan düşülerek hesaplama yapıldığı, bu hesabın dahi hatalı yapıldığı, 2017 Nisan dönemi için ... payından fazla yapılan ödeme düşüldüğünde müvekkili kurumun alacağının 13.935,96-TL bulunması gerekirken hesap hatası nedeniyle bu miktarın dahi 13.319,23-TL olarak bulunduğu, 2017 yılının Ocak-Şubat-Mart aylarında yapılan gecikmeli ödemelerin anaparadan düşüldüğü, oysa ki öncelikle gecikme faizinden düşülmesi gerektiği, dava açılırken toplam 1.022.301,48-TL üzerinden harç yatırıldığı, bilirkişi tarafından da müvekkilinin alacağının 673.716,51-TL asıl alacak ve 313.437,17-TL gecikme faizi olmak üzere toplam 987.153,68-TL hesaplanmış iken mahkemece işlemiş faiz yönünden taleple bağlılık ilkesi gerekçesi ile toplam 964.546,94-TL'ye hükmedilmesinin de isabetsiz olduğu, ödemede gecikilen kısım yönünden her ay için ayrı ayrı faiz işletilmesi, ay kesirlerine isabet eden gecikme zammı yönünden ise günlük faiz hesabı yapılması gerekirken bilirkişi tarafından tüm hesabın gün üzerinden yapılmasının da hatalı olduğu hususlarına ilişkindir.
Davalı vekili tarafından 14.09.2021 tarihinde ibraz edilen istinafa cevap dilekçesinde ileri sürülen istinaf nedenleri; asıl alacağa amme faizi uygulanmayacağı, Yasa gereği müvekkilinin, enerji payının tahakkuk ettiği 2.ayın 25'ne kadar ödemesi gerekmesine rağmen davacı tarafça ödeme ve tahakkuk tarihinin bir ay öncesi olarak dikkate alınarak hesaplama yapıldığı ve bu suretle haksız yere faiz yürütülmesine sebebiyet verildiği, 2015 yılında 55.708,09-TL 2016 yılında 3.175,20-TL fazla ödeme yapılmasına ödemelerin dikkate alınmaksızın faiz tahakkuk ettirildiği hususlarına ilişkindir. Dairemizin 12.12.2024 tarihli 2021/2058 Esas ve 2024/2061 Karar sayılı ilamı ile; davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesinin katılma yolu ile istinaf talebi olup olmadığının açıklanması, katılma yolu ile istinaf talebi olması halinde istinaf karar harcının tamamlanması için dosyanın geri çevrilmesi üzerine, davalı vekili tarafından 20.01.2025 tarihinde sunulan katılma yolu ile istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf nedenleri; davaya konu ... payı ve amme faizi tahakkuk ettirilmesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, müvekkili tarafından yapılan fazla ödemelerin asıl alacak yerine yersiz yere tahakkuk ettirilen faizden mahsup edilmesinin hatalı olduğu, ... payının amme alacağı niteliğinde olmaması nedeniyle amme alacağı faizi işletilemeyeceği, alacağın zamanaşımına uğradığı, talep edilen alacağın dayanağının 25.12.2021 tarihinde 7346 sayılı yasa ile iptal edildiği hususlarına ilişkindir. Her ne kadar davalı vekilince, Dairemizin geri çevirme kararından sonra katılma yolu ile istinaf dilekçesi sunularak 14.09.2021 tarihli istinaf dilekçesinde yer almayan nedenler de ileri sürülmüş ise de, Dairemizin 12.12.2024 tarihli 2021/2058 Esas ve 2024/2061 Karar sayılı geri çevirme kararının sadece 14.09.2021 tarihli dilekçenin niteliğinin açıklanmasına ve bu suretle istinaf karar harcının tamamlattırılmasına yönelik olduğu göz önünde bulundurularak davalı vekilinin istinaf talebi 14.09.2021 tarihli istinaf dilekçesine cevap dilekçesinde bildirdiği hususlarla sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, davalı şirket tarafından davacı kuruma vadesinde ödenmediği iddia edilen ... payının tahsiline yönelik alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının 2015 ve 2017 yılları Ocak-Aralık ve 2018 yılı Ocak-Eylül aylarına ait ... enerji payı ve bu alacak için gecikme faizi nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı ve asıl alacak miktarına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda öngörülen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanıp uygulanamayacağı ile ... enerji payı ödemesinin ne zaman tahakkuk ettiği hususlarına ilişkindir. 21.12.2021 tarihli 7346 sayılı Kanun ile ilga edilen ancak dava tarihinde yürürlükte bulunan 5784 sayılı Kanunla değişik 3093 sayılı Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu Gelirleri Kanu-nu'nun 4/c bendinde “Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetlerine ilişkin bedeller hariç olmak üzere, elektrik enerjisi satış bedelinin (sanayi sicil belgesine sahip sanayi işletmelerine yapılan elektrik enerjisi satışı hariç) yüzde ikisi tutarındaki payı (Katma Değer Vergisi, diğer vergiler, fon ve paylar ile benzeri kesintiler hariç) faturalarında ayrıca gösterir ve bu kapsamdaki bedelleri Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna intikal ettirirler.” düzenlemesi, 5.maddesinin (c) fıkrasında "Nihai tüketiciye elektrik ener-jisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişilerce, bu Kanunun 4 üncü maddesinin (c) bendine göre hesaplanacak bedeller en geç tahakkuku takip eden ikinci ayın yirmibeşinde Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun göstereceği banka hesabına ödenir ve tahakkuk cetvelleri aynı süre içinde Türkiye Radyo-Televizyon Kurumuna gönderilir. Nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişiler üçer aylık dönem bilânçoları kesinleştiğinde, o dönemin ödemeleri ile bilançoya göre ortaya çıkacak farklar müteakip ayın sonuna kadar taraflarca mutabakatı yapılarak tasfiye edilir. Ödemelerin geciktirilmesi halinde, her geçen ay ve kesri için, nihai tüketiciye elektrik enerjisi satışı yapan lisans sahibi tüzel kişilere 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda öngörülen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Kurum alacağı 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerince takip ve tahsil olunur." düzenlemesi yer almaktadır.
Davacı tarafın ticari defterleri üzerinde talimat yolu ile yapılan incelemeye binaen, 25.12.2020 tarihli mali müşavir ve elektronik mühendisinden oluşturulan heyet tarafından düzenlenen raporda özetle; davalı tarafça 2015 yılında davacı tarafa 55.708,09-TL fazla ödemede bulunulduğu, 2016 yılının taraflar arasında mutabakata bağlandığı, 2017 yılında davalı tarafça 223.795,22-TL ödeme yapıldığı ve bakiye 601.255,10-TL ana para borcu bulunduğu, 2018 yılı için ise herhangi bir ödeme yapılmadığı ve 128.169,50-TL ana para borcu bulunduğu, işlemiş faizin ise 262.883,56-TL olduğu, 2015 yılında yapılan fazla ödemenin ana para borcundan mahsubu neticesinde davacının, davalıdan 673.716,51-TL ana para borcu ve dava tarihi itibariyle 262.883,56-TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu kanaatine varıldığının bildirildiği, ancak işlemiş faizin denetime elverişli şekilde gösterilmediği görülmüştür.Davalı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 07.01.2021 tarihli asıl ve 17.03.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; davacının, 2018 yılı sonu itibariyle 730.338,28-TL ana para alacaklı olduğu, tarafların ticari defterleri arasındaki farklılığın 2015 yılında davalının davacıya 55.068,56-TL fazla alacak tahakkuk ettirmesinden kaynaklandığı, davacının kabulünde olduğu üzere 2015 yılında davalı tarafça fazla ödeme yapıldığı, davalının fazla tahakkuk kaydını düzeltmemiş olması nedeniyle farklılığın oluştuğu, bu nedenle davacının ana para alacağının, davacının ticari defterlerine göre belirlenen 673.716,51-TL olarak kabulü gerektiği, davalı tarafça tahakkuk döneminin, faturanın kesildiği tarih olarak alınması gerektiğine ilişkin itirazının 3093 sayılı yasa hükmü gereğince kabulünün mümkün olmadığı, davalı tarafça 2015 yılında fazla ödenen bedelin hakkaniyet gereğince faizden değil anaparadan düşüldüğünde davacının dava tarihi itibariyle talep edebileceği işlemiş faizin 313.437,17-TL olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiş, mahkemece iş bu rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir. Açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dosya kapsamına alınan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu, bu hali ile alınan raporların hükme esas alınamayacağı gözetilmeksizin raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olduğu gibi, davalı şirketin tüketicilerden alacağının tahakkuku diğer bir ifadeyle tahsil edilebilir hale gelmesi için fatura düzenlenmesi gerektiği, mal tesliminin önceden gerçekleştirilmesinin tek başına mal bedelinin tahakkuk ettiği anlamına gelmeyeceği, davalı şirketin düzenlediği faturada ... payını ayrıca göstermesi gerektiği ve ay sonu itibariyle henüz faturulanmamış tutar üzerinden ... payı alacağı tahakkuk ettirilmesinin mümkün olmadığı ve bu suretle fazla faiz tahakkuk ettirilemeyeceği (Bknz. Yargıtay 3. HD'nin 09.11.2023 tarihli 2023/914 E.- 2023/3190 K., 09.11.2023 tarihli 2023/2857 E. - 2023/3188 K. sayılı ilamları), ayrıca var ise fazla ödemenin öncelikle işlemiş faizden mahsubu gerektiği hususları göz ardı edilerek düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınması da isabetsiz olup, taraf vekillerinin istinaf talepleri bu nedenle yerindedir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, dosyanın daha önce rapor düzenleyen bilirkişilerden farklı bir elektrik mühendisi, bir hesap uzmanı ile bir mali müşavirden oluşturulacak bilirkişi heyetine tevdii ile, davalı şirketin 2015 ila 2018 yılları arasına ait ticari defterler ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, dava konusu payın ancak davalı şirket tarafından fatura düzenlenmesi ile tahakkuk edeceği, ay sonu itibariyle henüz faturalandırılmamış tutar üzerinden ... payı alacağı tahakkuk etmeyeceği göz önünde bulundurularak ödeme tarihlerinin ve dolayısıyla işleyecek faiz başlangıç tarihlerinin belirlenmesi, fazla ödemelerin öncelikle, fazla ödeme tarihi itibariyle var ise işlemiş olan faiz alacağından mahsubu suretiyle davacının davaya konu dönem için asıl ve işlemiş faiz alacağının bulunup bulunmadığı hususunda, dosya kapsamındaki raporları irdeleyen, aralarındaki çelişkiyi giderici, denetime ve hüküm vermeye elverişli nitelikte bilirkişi heyet raporu alınarak hasıl olacak sonuca göre karar vermek olmalıdır. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü gereğince kaldırılmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.