Esas No
E. 2023/193
Karar No
K. 2023/193
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Trafik Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/193 - 2025/245

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 19.10.2022

NUMARASI : 2018/969 Esas 2022/625 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ: 28.02.2025

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 25.03.2025

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili, 12.09.2018 tarihinde davalı şirketin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu dava dışı ... idaresindeki ... plakalı aracın, davacının idaresindeki motosiklete çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davadan önce davalı şirkete yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını belirterek belirsiz alacak olarak 7.000,00 TL maddi tazminatın, 100,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 14.05.2019 tarihli dilekçe ile yargılama sırasında davalı tarafından 30.971,19 TL kısmi ödeme yapıldığını bildirmiş, 04.07.2022 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebini 1,00 TL geçici iş göremezlik, 6.999,00 TL sürekli iş göremezlik ve 100,00 TL bakıcı gideri olarak açıklayarak, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 172.623,60 TL' ye, bakıcı gideri talebini 280,54 TL'ye arttırmıştır.

Davalı vekili, başvuru şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde ve kazada maluliyet derecesinin artmasında davacı tarafın tam ve asli kusurlu olduğunu, davacının ehliyetinin bulunmadığını, aynı zamanda kaza sırasında kask ve koruyucu kıyafet giymediği için müterafik kusurlu olduğunu, ceza dosyasının getirtilmesini, SGK'dan rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasını, tazminatın asgari ücret esas alınarak hesaplaması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinin teminat kapsamı dışında olduğunu, bu kalem zararların SGK'nın sorumluluğunda bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın trafik kazası nedeniyle davacının uğramış olduğu geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkin olduğu, bilirkişi raporuyla kazanın meydana gelmesinde davacının %30, davalının %70 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması Yönetmeliği hükümlerine göre tanzim edilen Ankara Üniversitesi ATK'nın 16.10.2020 tarihli raporunda davacının %4 daimi maluliyet, 45 gün geçici maluliyet ve 1 hafta bakıcı ihtiyacı bulunduğunun belirtildiği, davacının kaza tarihinde 16 yaşında olduğu, düzenli gelir elde ettiği ispatlanamadığından geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerektiği, güncel asgari ücret alınarak hesap yapılmak üzere dosyanın tevdi edildiği aktüer bilirkişi tarafından davacının %30 kusuru ve %10,3 daimi maluliyet oranına göre 172.623,60 TL daimi iş göremezlik ve 280,54 TL bakıcı gideri zararına uğradığının hesapladığı, bilirkişi tarafından kaza tarihinde geçerli olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca tanzim edilen ATK raporundaki %4'lük maluliyet oranı esas alması gerekirken %10,3 maluliyet oranı esas alınarak hesaplama yapıldığından ek rapor alınmadan hesaplama yapılmak suretiyle davacının uğradığı zararın %4' lük maluliyet oranına göre hesaplandığı belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile geçici maluliyet tazminatı talebinin reddine, 48.094,75 TL kalıcı iş gücü kaybı ve 280,54 TL bakıcı gideri tazminatının 05.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; bilirkişi ek raporunda davacının yaralanması nedeniyle %10,3 oranında vücut genel çalışma gücünden kaybettiği tespit edilmiş olduğundan hesaplamanın bu tespitler esas alınarak yapıldığını, sigorta şirketinin ödemekle yükümlü olduğu tazminat miktarının 172.623,60 TL olduğunun hesaplandığını, kusur indirimi ve sigorta şirketinin kısmi ödemesinin mahsubu yapıldığı halde mahkemece maluliyet oranının %4 olarak kabulü ile kalıcı iş gücü kaybı yönünden 48.094,75 TL tazminata hükmedilerek hata yapıldığını, 20.02.2019 tarihli Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin kaza tarihi itibariyle yürürlükte olduğunu, yerel mahkeme tarafından eski ve hatalı bilirkişi raporuna göre hesaplama yapılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu faiz başlangıcının, kaza tarihi olan 12.09.2018 olarak kabul edilmesi gerektiğini, yasal faize hükmedilmiş olmasının doğru olmadığını, davalının sigortalısı olan araç malikinin ... Filo Kiralama Anonim Şirketi olduğunu, sigortalı aracın gelir getirici bir işte kullanılmakta olduğundan tazminata ticari faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacıya ödeme yapıldığı tarihteki veriler baz alınarak zararın karşılanıp karşılanmadığının tespit edilmediğini, davacının zararının karşılanıp karşılanmadığı tespit edilmeden bakiye zarara hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ödeme tarihi verilerine göre hesaplama yapıldığında davacının zararının karşılanmış olduğunun tespit edilebileceğini, hükme esas alınan raporda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant sistemi ile hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, kaza tarihi itibariyle kullanılması gereken yöntemin TRH 2010 yaşam tablosu ve 1.8 teknik faiz formülü olduğunu, davacının kaza sırasında kask ve koruyucu kıyafet giymediği için ve yine ehliyetsiz olduğu için müterafik kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağında açıkça kask takılı değil tespiti yapıldığını, %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken mahkemece müterafik kusurun değerlendirilmediğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün aracını kurallara uygun bir şekilde kullanırken kazanın meydana geldiğini, ZMMS genel şartlarına göre geçici bakıcı gideri talebinin sigorta şirketi teminatı kapsamında bulunmadığını ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklı geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemine ilişkindir.

Davacı vekili, 12.09.2018 tarihinde davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu sigortalı araç ile davacının idaresindeki motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının yaralandığını belirterek geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine, bakıcı gideri talebinin kabulüne, sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;

1.Davalı vekili tarafından kusur oranına itiraz edilmiş ise de; kazadan sonra düzenlenen 12.09.2018 tarihli kaza tespit tutanağında sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı aracıyla kavşak içerisinden sinyal vermeden sola dönüş yaptığı esnada aracının sol yan kısımlarına Eskişehir caddesinden seyir halinde olan ve doğru devam etmek isteyen sürücü ... idaresindeki tescilsiz motosikletin ön kısımlarıyla çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında sürücü ...'in KTK' nın 84/f maddesi (doğrultu değiştirme) kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu, sürücü ...' ın ise KTK' nın 52/1-a maddesi (kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak) kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğunun, ayrıca sürücü ... in 53/1-b maddesini ihlal ettiğinin tespit edildiği, mahkemece alınan 17.05.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı aracın dava dışı sürücüsü ...'in KTK'nın 53/1-b maddesi (sola dönüş kuralını) ihlal ettiğinden %70 oranında, davacı ...'ın KTK' nın 52/1-a, 36/3-a (sürücü belgesiz araç kullanmak), 78/1-a (koruma başlığı) kurallarını ihlal ettiğinden % 30 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği raporun dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı, dosya mevcudundaki tüm beyanlar, kazanın oluşumu ile uyumlu olduğu anlaşılmakla raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

2.Davacı vekilinin maluliyet oran ve raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle kaza tarihi olan 12.09.2018 tarihinde Yargıtay uygulamalarına göre geçerli olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyet oranının belirlenerek karar verilmesi gerekir.

Mahkemece, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 16.10.2020 tarihli raporda Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, davacının yaralanması nedeniyle özür oranının %4 olduğu, erişkin olması halinde 45 (kırkbeş) gün süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 1 (bir) hafta süresince bir başkasının yardımına ihtiyacı olduğunun belirlendiği, raporda davacının fiziki muayenesi yapıldığı, davacının kaza sonrası tedavi evraklarının ve raporlarının incelendiği, kaza tarihi itibariyle Yargıtay tarafından uygulanmakta olan yönetmelik hükümlerinin esas alındığı anlaşılmakla hükme esas alınarak karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3.Davalı vekilinin hesaplama yöntemine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir.

4.Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılmasına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.

Buna göre, zarar görenin zarara katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y.

2015.S.

582.Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.

Davalı sigorta şirketi istinaf dilekçesinde, davacının koruyucu tertibat kullanmadığı için müterafik kusurlu olduğunu, belirlenecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ve kaza tespit tutanağında davacının kask takmadığının belirlendiğini ileri sürmüş ise de; davacının maluliyetine neden olan yaralanmasının ayak bileği kırığı ve el baş parmak eklem hareket kısıtlılığına ilişkin olup, kask takmaması ile maluliyetine konu arazlar arasındaki illiyet bağı ispat edilemediğinden davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranın hükme esas alınmasında, maluliyet raporunun kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olmasında, aktüer bilirkişi tarafından Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında, 27.06.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporuyla belirlenen toplam sürekli iş göremezlik tazminatının davacının %4 maluliyeti ve davalının %70 kusur oranı karşılığı zarardan dava tarihinden sonra yapılmış olan ödemenin mahsubu ile maddi tazminata ilişkin yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

II-Davacı vekilinin istinaf sebebinin incelenmesinde, davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı araç sigortalısının dava dışı ... Filo Kiralama Anonim Şirketi olduğu anlaşıldığından hüküm altına alınan tazminatın davacının talebi gibi temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken yasal faizi ile tahsiline hükmedilmiş olması doğru olmadığından davacı vekilinin faize ilişkin istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.b-2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve istinaf konusu yapılmayan hususlar ile kesinleşen yönler korunarak hükmedilen tazminatın avans faizi ile davalıdan tahsiline dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,

I-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

II-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,

HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; A-)1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE,

Geçici maluliyet tazminatı talebinin reddine,

48.094,75-TL kalıcı iş gücü kaybı ve 280,54 TL bakıcı gideri tazminatının 05.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2.492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.304,52 TL harçtan, dava açılışında alınan 54,40 TL peşin harcın düşülmesi ile eksik alındığı anlaşılan 3.250,12 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,

3.Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 54,40 TL başvurma harcı, 56,00 TL tebligat ücreti, 2.400,00 TL bilirkişi ücreti, toplamı 2.510,40 TL'nin davanın kabul oranı dikkate alınarak hesaplanan 702,36 TL'si ile dava açılışında alınan 245,62 TL peşin harç toplamından oluşan ‭1.177,83‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama masrafının davacı üzerinde bırakılmasına,

4.Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davalıya verilmesine,

6.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine, II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:

1.Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,

2.İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 134,00 TL posta gideri ile 179,90 TL istinaf başvuru harcı olmak üzere toplam 313,90 TL istinaf yargılama giderinin davalı ... Sigorta AŞ' den tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,

3.Davalı ... Sigorta AŞ'den istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 3.304,52 istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan toplam 826,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.478,22 TL harcın davalıdan tahsil edilerek Hazine' ye gelir kaydına,

4.İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... Sigorta AŞ tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

5.Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK.nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

6.Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 28.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog