Esas No
E. 2025/460
Karar No
K. 2025/513
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/460 Esas

KARAR NO: 2025/513

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/04/2021

NUMARASI: 2021/3 Esas, 2021/374 Karar

DAVANIN KONUSU: Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali (YARGILAMANIN İADESİ)

KARAR TARİHİ: 27/03/2025

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı asıl yargılamanın yenilenmesine ilişkin talep dilekçesinde; İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/524 E., 2017/79 K. 16/02/2017 tarihli kararı ile davacının kooperatif üyeliğinden çıkarılmasına dair 28/03/2016 tarih ve 800 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline karar verildiğini, mahkeme kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 17. Hukuk Dairesinin 2017/1043 E., 2017/1627 K. 19/10/2017 tarihli kararı ile kaldırılarak davanın reddine karar verildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf kararının temyiz edildiğini, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2017/3043 E., 2020/3352 K. 02/11/2020 tarihli ilamı ile onandığını, bağımsız bölümün satış bedeli olarak davacının borçlu davalı kooperatifin alacaklı olduğu 07/09/2011 düzenleme tarih ve 30/09/2011 ödeme tarihli, 15.000 TL tutarındaki bononun davalı kooperatife 07/09/2011 tarihli iade teslim alma bordrosu makbuzu ile teslim edildiğini, bononun bedeli ödendikten sonra davalı kooperatif tarafından davacıya iade edildiğini, bu senedin Yargıtay kararından sonra ele geçirildiğini, bu senedin ele geçirilmesi ile birlikte davacının davalı kooperatife ödenmemiş borcu bulunmadığının ortaya çıktığını ve davacının borçlu bulunduğu gerekçesiyle kooperatif üyeliğinden çıkartılmasının haksız olduğunu,

HMK'nın 374/1-ç bendinde belirtilen belge niteliğindeki teslim alma bordrosunun delil olarak sunulduğunu, davalı kooperatif yöneticileri aleyhine bu hukuka ve ceza yasalarına aykırı işlem ve eylemler nedeniyle İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/47 E. ve 2020/50 E. sayılı dosyalarında zimmet suçundan davalar bulunduğunu, davalı tarafın hileli davranışlarda bulunmasının istinaf incelemesinde kararın sonuçlanmasına neden olduğunu, bu hukuka aykırı kararın tamamen davalı kooperatifin HMK'nın 374/1-h bendinde belirtilen davranışları yüzünden verildiğini, davacının davalı kooperatife ödenmemiş herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı kooperatifin taahhüt edilen bedelden daha fazla tahsilat yaptığını, 2011 yılı Eylül döneminde davacıya sabit fiyatla satarak tahsis ettiği dairenin bedeli 96.200 TL olarak belirtilmiş iken 4 ay sonra 10/02/2012 tarihinde davacıya satılan daire ile aynı özellikteki 40 numaralı dairenin 62.500 TL bedel üzerinden satılarak üyelik yapıldığını, bu uygulamanın kooperatifler yasasının temel ilkesi olan eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, kooperatif yönetiminin yapı denetim şirketine olan borçları nedeniyle kooperatif yönetimi tarafından davacıya tahsis edilen bağımsız bölümün tapu kaydına 379.000 TL'lik haciz konulduğunu, tüm kooperatifin borçlarına ilişkin güvence olarak davacı gibi 10 kooperatif üyesinin dairelerine haciz konulduğunu, bu 10 kooperatif üyesinin özelliğinin ise kooperatif yöneticilerinin aleyhine ağır ceza mahkemelerinde zimmet, nitelikli dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma suçlarından dava açmaları olduğu, kooperatif başkanı ve tahsilatları yapan Mehmet Sencer'in yapılan yargılamalar sonucunda 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldığını, davacının kooperatif üyeliğinden ihraç edilmesinin gerçek nedeninin bu olduğunu bildirerek yargılamanın iadesine karar verilmesini, davalı kooperatifin 28/03/2016 tarih ve 800 sayılı yönetim kurulu kararı ile kooperatif üyeliğinden çıkarma kararının iptaline hükmedilmesini talep etmiştir. İstanbul 5 Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/3 E-2021/374 K sayılı 29/04/2021 tarihli kararı ile yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili kararı istinaf etmiştir. İstanbul BAM 45 Hukuk Dairesinin 2025/228 E-2025/235 K. Sayılı 26/02/2025 sayılı kararı ile; yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçenin, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak davada yeniden esas hakkında kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince incelenip karar bağlanması gerekmekte iken İlk Derece Mahkemesince bu hususun gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi isabetsiz olduğu, mahkemenin görevli olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması nedeniyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/172 Esas, 2025/162 Karar sayılı 11/03/2025 tarihli kararı ile; İstanbul BAM 45 Hukuk Dairesinin 2025/228 E-, 2025/235 K sayılı 26/02/2025 tarihli ilamı doğrultusunda dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine karar vermiştir. Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.Davacı, 30/12/2020 tarihli dilekçesi ile yargılamanın iadesi talebinde bulunmuş, ilk derece mahkemesince yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45 Hukuk Dairesi tarafından, yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçenin, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak davada yeniden esas hakkında kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesince incelenip karara bağlanması gerektiği gerekçesi ile ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, karar üzerine ilk derece Mahkemesince de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45 Hukuk Dairesi kararı doğrultusunda dosya dairemize gönderilmiştir.İlk derece mahkemesinin yargılamanın iadesi talebinde Dairemizin görevli olduğuna ilişkin kararı taraflara tebliğ edilmemiştir. Bu nedenle öncelikle, ilk derece mahkemesi kararının taraflara tebliğinin gerekip gerekmediği ve bu kararın kanun yolu denetimine tabi olup olmadığı tespit edilmelidir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45 Hukuk Dairesinin, Mahkemenin görevli olmamasına rağmen davaya bakmış olması gerekçesi ile kararın kaldırılması üzerine; Mahkemece, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken, dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. Bu halde, ilk derece Mahkemesince verilen gönderme kararı, görevsizlik kararı niteliğinde olduğundan, bu karara karşı kanun yoluna başvurma imkanının bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim Yargıtay 5.HD'nin 2023/9484 E- 2024/16 K sayılı 08.01.2024 tarihli, Yargıtay 8 Hukuk Dairesi'nin 2021/6123 E-2021/11752 K sayılı 29.11.2021 tarihli emsal kararlarından, bu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulabileceği anlaşılmaktadır.Bu durumda İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/172 Esas, 2025/162 Karar sayılı kararının taraflara Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilmeden ve kanuni temyiz süresi beklenmeden, dosyanın Dairemize gönderildiği ve dosyanın Dairemiz esasına kaydedildiği görüldüğünden, esasımızın kapatılarak, kararın taraflara tebliği ve kanuni temyiz süresinin beklenilmesi, temyiz edilmesi halinde dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtaya gönderilmesi, temyiz edilmemesi halinde kararın kesinleşmesinden sonra dosyanın Dairemize gönderilmesi için dosyanın geri çevrilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/172 Esas, 2025/162 Karar sayılı kararının taraflara tebliğ edilmesi ve kesinleştirme işleminin tamamlanması için dosyanın İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 2-Esasın bu şekilde kapatılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oybirliği ile karar verildi.27/03/2025

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ceza Hukuku - Dolandırıcılık 800 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline karar verildiğini, mahkeme kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 17. Hukuk Dairesinin 2017/1043 E., 2017/1627 K. 19/10/2017 tarihli kararı ile kaldırılarak davanın reddine karar verildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf kararının temyiz edildiğini, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2017/3043 E., 2020/3352 K. 02/11/2020 tarihli ilamı ile onandığını, bağımsız bölümün satış bedeli olarak davacının borçlu davalı kooperatifin alacaklı olduğu 07/09/2011 düzenleme tarih ve 30/09/2011 ödeme tarihli, 15.000 TL tutarındaki bononun davalı kooperatife 07/09/2011 tarihli iade teslim alma bordrosu makbuzu ile teslim edildiğini, bononun bedeli ödendikten sonra davalı kooperatif tarafından davacıya iade edildiğini, bu senedin Yargıtay kararından sonra ele geçirildiğini, bu senedin ele geçirilmesi ile birlikte davacının davalı kooperatife ödenmemiş borcu bulunmadığının ortaya çıktığını ve davacının borçlu bulunduğu gerekçesiyle kooperatif üyeliğinden çıkartılmasının haksız olduğunu, HMK'nın 374/1-ç bendinde belirtilen belge niteliğindeki teslim alma bordrosunun delil olarak sunulduğunu, davalı kooperatif yöneticileri aleyhine bu hukuka ve ceza yasalarına aykırı işlem ve eylemler nedeniyle İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/47 E. ve 2020/50 E. sayılı dosyalarında zimmet suçundan davalar bulunduğunu, davalı tarafın hileli davranışlarda bulunmasının istinaf incelemesinde kararın sonuçlanmasına neden olduğunu, bu hukuka aykırı kararın tamamen davalı kooperatifin HMK'nın 374/1-h bendinde belirtilen davranışları yüzünden verildiğini, davacının davalı kooperatife ödenmemiş herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı kooperatifin taahhüt edilen bedelden daha fazla tahsilat yaptığını, 2011 yılı Eylül döneminde davacıya sabit fiyatla satarak tahsis ettiği dairenin bedeli 96.200 TL olarak belirtilmiş iken 4 ay sonra 10/02/2012 tarihinde davacıya satılan daire ile aynı özellikteki 40 numaralı dairenin 62.500 TL bedel üzerinden satılarak üyelik yapıldığını, bu uygulamanın kooperatifler yasasının temel ilkesi olan eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, kooperatif yönetiminin yapı denetim şirketine olan borçları nedeniyle kooperatif yönetimi tarafından davacıya tahsis edilen bağımsız bölümün tapu kaydına 379.000 TL'lik haciz konulduğunu, tüm kooperatifin borçlarına ilişkin güvence olarak davacı gibi 10 kooperatif üyesinin dairelerine haciz konulduğunu, bu 10 kooperatif üyesinin özelliğinin ise kooperatif yöneticilerinin aleyhine ağır ceza mahkemelerinde zimmet, nitelikli dolandırıcılık, görevi kötüye kullanma suçlarından dava açmaları olduğu, kooperatif başkanı ve tahsilatları yapan Mehmet Sencer'in yapılan yargılamalar sonucunda 7 yıl 3 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldığını, davacının kooperatif üyeliğinden ihraç edilmesinin gerçek nedeninin bu olduğunu bildirerek yargılamanın iadesine karar verilmesini, davalı kooperatifin 28/03/2016 tarih ve 800 sayılı yönetim kurulu kararı ile kooperatif üyeliğinden çıkarma kararının iptaline hükmedilmesini talep etmiştir. İstanbul 5 Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/3 E-2021/374 K sayılı 29/04/2021 tarihli kararı ile yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili kararı istinaf etmiştir. İstanbul BAM 45 Hukuk Dairesinin 2025/228 E-2025/235 K. Sayılı 26/02/2025 sayılı kararı ile; yargılamanın iadesi talebini içeren dilekçenin, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak davada yeniden esas hakkında kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince incelenip karar bağlanması gerekmekte iken İlk Derece Mahkemesince bu hususun gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi isabetsiz olduğu, mahkemenin görevli olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması nedeniyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6100 md.353 HMK md.374/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog