Aramaya Dön

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/619
Karar No
K. 2025/171
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

ANTALYA

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/619
KARAR NO: 2025/171
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 31/08/2022
KARAR TARİHİ: 14/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan "Menfi Tespit" davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası kapsamında davacılar aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip açıldığını ve ödeme emrinin davacılara tebliğ edildiğini, ilgili icra takip dosyasında takibe dayanak bonolar incelendiğinde şirket kaşesi üzerine atılmış olan imzaların olduğu, bunun haricinde açığa atılan herhangi bir imzanın olmadığını, söz konusu bonolarda davacı şirketin kefil aval veren durumunda olup ancak senet keşidecisinin sorumluluğunun olması halinde sorumluluk ve yükümlülük altına girdiğini, şirket kaşesinin dışına atılan imzanın aval niteliğinde ve senedi imzalayan şirket yetkilisi olarak şahsen sorumlu senet borçlusu haline geleceğini, iki imza da şirket kaşesi üzerinde ise şahsen sorumluluk söz konusu olmayacağını, şahsen sorumluluğun söz konusu olması için şirket kaşesinin dışında senet üzerinde açığa imza atılması gerektiğini, borçlu sıfatı olan asıl borçlu ...'ın sorumluluğunu doğurabilecek şirket kaşesi dışına açığa atılmış herhangi bir imza bulunmadığını, dayanak belgedeki kaşe üzerine atılan imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığını beyanla, herhangi bir borç yükümlülüğü yüklemeyen dayanak belgelere dayalı olarak açılan davaya konu icra takibinin durdurulmasına, kambiyo senedine dayanmayan ödeme emrinin ve takibin iptaline, borçlu olunmadığının tespitine, haksız takip nedeniyle alacaklı aleyhine %20 tazminat ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; tensip ile sadece davacı beyanlarına itibar edilerek ... tarihinde tedbir için hükmedilen teminat tutarının alacağın %15 'ini karşılamadığını, bu kapsamda tüm takip tutarı bakımında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin durdurulmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, esas yönünden ise; davacı tarafın işbu davayı açmaktaki nihai amacı icra yolu ile satışı gerçekleştirilecek taşınmazlardan elde edilecek tutar ile davalının alacağına kavuşmasının önüne geçmek olduğunu, davacı satış talep edilen dosyadan menfi tespit talep etmiş ise de; aynı borca ilişkin sıralı olan senetlerden ... nolu ... USD bedelli senet bakımından açılmış olan aynı icra müdürlüğünün dosyaya celp edilen .../... Esas sayılı dosyası bakımından hiçbir itiraz ileri sürmediği gibi borçlu olmadığının tespitini talep etmediğini, davacı vekilinin sunduğu vekaletnamenin geçersiz olduğunu, Kuşadası ...Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi geçersiz olmak ile bu hususta gerekli mercilere başvuruda bulunulduğunu, Ticaret Sicil Gazetesi ve Mersis üzerinden yapılan incelemede vekil tayin eden ...'nın borçlu firmanın yetkilisi olmadığı, temsil yetkisinin de bulunmadığını, yine davacı tarafça açılmış olan Antalya ...İcra Mahkemesinde .../... Esas sayılı dosyasından Ticaret Odasına müzekkere yazılmış ve gelen cevapta şirketin tek yetkilisinin ... olduğu hususunda cevap verildiğini, vekalet ile davacı vekiline yetki veren ...’nın şirket yetkilisi olmadığını, asıl borçlunun ... olduğunu, ...'nın imzası bulunmadığını, sadece kefilin imzasının bulunmasının evraka senet vasfını kazandırmayacağını iddia etmenin mahkemeyi yanıltma gayesi ile olduğunu, davacı, düzenleyenin isminin üzerinde imza olmadığını iddia etmiş ise de, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere senet metninde düzenleyen borçlu kısmında olarak davacı ...'nın ismi, soyadı ,T.C. Kimlik numarası , adresi bulunduğunu, bununla beraber ayrıca diğer borçlu firmanın bilgileri hususunda kaşesi bulunduğunu, görüleceği üzere imza yazan sütunun altında ise iki imza sütununa düzenleyici gerçek kişi ve diğer borçlu firma adına kaşe basılarak şirket yetkilisi olarak ayrı ayrı iki imza atıldığını, iradenin herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde net bir şekilde anlaşıldığını, söz konusu senetler bakımından İhtiyati haciz başvurusunda bulunulmuş ve Antalya ...Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... D.İş sayılı dosyası ile Mahkemece yapılan inceleme dahilinde dava konusu evrakların kambiyo niteliğine haiz olduğu tespit edilerek ihtiyati haciz kararı verildiğini, kaldı ki senetten de davacının iddialarının aksi açıkça anlaşılmakla ve davacıların iddialarını hiçbir ad ve nam altında kabul etmemek ile iki imza da iddia edildiği gibi firma adına atılmış olsaydı dahi bu durumda TTK'nun 776. Maddede belirtilen şekli şartlar dahilinde davacı firmanın düzenleyici olarak kabul edileceği ve davacı firma bakımından borç doğuracağını, dava konusu evraklardaki imzaların iddia edilenin aksine ...’na ait olduğunu, davalı ... ile borçlu ... arasında ... tarihide o tarihte mevcut ... USD borç bedelin ödenmesi hususunda protokol imzalanmış ve ... tarafından senetlere konu borcun ikrar edildiğini, davacıların kötü niyetli olarak bu davayı açtıklarını beyanla, tedbir kararına ilişkin itirazların kabulü ile itirazlarımız kapsamında ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, davanın reddine, kötü niyetli olarak davayı ikame eden davacılar bakımından her bir davacı için ayrı ayrı olmak üzere %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır.

Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyası Uyap üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. İncelenmesinde: Alacaklı ... tarafından borçlu ... ve ... aleyhine ... tanzim, ... vade tarihli ... USD; ... tanzim ... vade tarihli ... USD bedelli ; ... tanzim, ... vade tarihli ... USD bedelli 3 adet bonoya dayalı alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı görülmüştür. Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası Uyap üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... Esas sayılı dava dosyası Uyap üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Davacı şirketin bonoların tanzim tarihi itibariyle temsile yetkili kişi/kişilerin bildirilmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılmış, gelen yazı cevabında davacı şirketi temsil yetkisinin ...'na ait olduğu anlaşılmıştır. Davacı asil ...'nın huzurda imza incelemesine esas yeteri kadar imza örnekleri alınmış, mukayese esas imza örneklerinin bulunduğu yerlere müzekkere yazılarak belge asılları ilgili kurumlardan celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır.

Mahkememizce yapılan yargılamada; Dava dosyası bono asılları ile birlikte uyuşmazlığa konu bonolardaki şirket kaşesi üzerine atılmış imzaların davacı şirket temsilcisine ait olmadığı iddia edilmiş olmakla bonolardaki imzaların davacı şirket temsilcisi ...'nın eli ürünü olup olmadığı hususunda mahkeme ve yargı denetimine elverişli rapor tanzimi için İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince düzenlenen ... tarihli raporda özetle; "...İnceleme konusu senetlerde "..." kaşe izi üzerinde atılı imzalar ile ...'nın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nın eli ürünü olduğu," sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Mahkememizin .../... Esas sayılı dava dosyasında Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasının takip çıkışının ... TL olduğu anlaşılmakla bu tutar üzerinden hesaplanan ... TL harcın yatırılması gerektiği, dava açılırken yatırılan ... TL peşin harcın mahsubu ile bakiye ... TL peşin harcın mahkeme veznesine yatırılması hususunda davacı vekiline tebligat yapılarak ... TL bakiye peşin harcın duruşma gününe kadar mahkememiz veznesine yatırması için kesin süre verilmiş, bakiye harç davacı tarafça ikmal edilmiştir.

DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Dava, İİK 72/3 maddesi gereği icra takibinden sonra açılan takibe dayanak bonolar nedeniyle borçlu olunmadığı istemine ilişkindir.

Davacı tarafça takibe dayanak bonolardaki şirket kaşesi üzerine atılmış imzaların davacı şirket temsilcisine ait olmadığı, imzalar şirket temsilcisine ait olsa bile asıl borçlu durumdaki yetkiliyi yani asıl borçluyu borç altına sokacak işlem olmadığı, asıl borçlu ...'ın sorumluluğunu doğrulabilecek şirket kaşesi dışına atılmış bir imzasının bulunmadığı, bu itibarla aval hükmünün de geçerli olmadığı iddia edilmiştir.

Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak ... tanzim, ... vade tarihli ... USD bedelli, ... tanzim, ... vade tarihli ... USD bedelli ve ... tanzim, ... vade tarihli ... USD bedelli bonolar olduğu, bonoların ön yüzünde ...'nın borçlu kısmında isim ve adres bilgilerinin bulunduğu, ancak imzasının bulunmadığı, yine ön yüzde davacı şirkete ait iki kaşenin ve kaşelerden birinin üzerinde de iki imzanın bulunduğu görülmüştür.

TTK 776. maddesinde; "(1) Bono veya emre yazılı senet;

a)Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi,

b)Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini,

c)Vadeyi,

d)Ödeme yerini,

e)Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını,

f)Düzenlenme tarihini ve yerini,

g)Düzenleyenin imzasını, içerir." şeklinde bononun zorunlu unsurları belirtilmiştir.

TTK'nun 778. Maddesi göndermesiyle bonolar hakkında uygulanması gereken aynı Kanun 678. Maddesinde de; "Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir. " şeklinde şirket yetkilisinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imza bizzatihi kendisini sorumlu kılar. Yine TTK'nun 778 maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 701 ve 702. Maddeleri uyarınca keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup ayrıca ad ve soyadın yazılması da gerekli değildir. Aval veren kimse kimin için taahhüt altına girmiş ise tıpkı onun gibi sorumlu olur.

Hukuk Genel Kurulunun 05/10/2011 tarih, 2011/12-480 Esas, 2011/598 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Aval, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 612. maddesine göre, poliçede yazılı bulunan borcun ticari senetler hukukuna göre tekeffül edilmesini sağlayan hususi bir kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1911). Aval, üçüncü bir şahıs tarafından veya poliçeye imza koyan diğer bir şahıs tarafından verilebilir.

TTK’nun 613/3 maddesine göre aval beyanından, hangi şahsın borcunun tekeffül edildiğinin açıkça anlaşılamadığı hallerde, avalin, keşideci hesabına verildiğinin kabulü gerekir.

TTK’nun 612/2. maddesindeki üçüncü şahıstan maksat, henüz senette imzası bulunmayan kimselerdir. Poliçe borçlusu olan muhatap ile keşidecinin aval vermelerinde, itimat bakımından, hiçbir fayda yoktur. Çünkü birisi poliçenin “kabul” ile asıl borçlusu olan kimse, diğeri de “keşideci” muhatabın ödemeden imtinaı halinde senette yazılı meblağı en sonunda ödemek zorunda kalacak şahıstır (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1913).

Avalin ne şekilde verileceği TTK.nun 613/3 maddesinde açıklanmıştır. Buna göre aval şerhi, ancak poliçe veya alonj (ek) üzerine kimin hesabına verildiğinin yazılmasıyla mümkün olur. Fakat bununla beraber, isim yazılmadan da aval verilen (kefalet edilen) şahsın poliçedeki vasfı tasrih edilmek –mesela ilk ciranta, keşideci, muhatap gibi- suretiyle verilen aval muteberdir. Ayrıca, her türlü aval şerhinin altının da aval veren (avalist) tarafından imzalanmış olması gerekir (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1914). Poliçenin yüzüne, keşideci veya muhatap müstesna olmak üzere poliçe borçlularının veya üçüncü şahısların sadece imza etmeleri halinde, imza eden şahıs aval vermiş sayılır. (TTK m. 613/2). Bu, yasal bir karinedir.

Bono veya emre muharrer senet, senedi tanzim edenin imzasını ihtiva eder (TTK m. 688/7). Borçlu sıfatıyla senedi imzalayan kişinin gerçekte adının farklı olması, o senedi geçersiz hale getirmez. Önemli olan husus, senet altındaki imzanın, o senedi keşide eden (düzenleyen) borçluya ait olmasıdır. Kambiyo senetlerinde sorumluluğu tesbit eden husus, borçlunun (keşidecinin) imzasıdır. İmzanın, “borçlu” veya “kefil-aval veren” sıfatlarından hangisi ile atılmış bulunduğunun da senette belli edilmesi gereklidir (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.2086).

TTK’nun 688/7. maddesi ile 613/7. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, bononun geçerli olması için, tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, bononun ön yüzüne keşideci tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK.nun 613. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır.

Keşidecinin el yazısıyla atılmış imzasının senedin ön yüzünde ve senet metninin altında bulunması gereklidir. Kanunen keşidecinin imzası yeterli olmakla birlikte keşidecinin kim olduğunun tespiti ve özellikle keşidecinin tüzel kişi olması durumunda keşideci ünvanının poliçede yer alması, poliçenin kimin tarafından verildiğinin tespiti bakımından önemlidir. Zira, poliçede imzası bulunanın borçlu olarak mı yoksa bir başka kişi adına temsilen veya vekaleten mi imzalamış olup olmadığının tespiti ancak ad ve soyadı veya ünvan ile sıfatın belirtilmiş olması ile mümkündür.

Temsile yetkili olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzalayan kişi ile temsil yetkisini aşar biçimde poliçe imzalayan kişiler, poliçeden dolayı kişisel olarak sorumlu olurlar (TTK.m.590). Bono borçlusunun tüzel kişi olması halinde, yetki belgesinde firmayı temsile yetkili şahısların bonoyu imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda, poliçeden doğan sorumluluk doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye aittir.

Hemen vurgulanmalıdır ki, şirket yetkilisi tarafından da olsa senede atılan ikinci imza, şirket kaşesi olmadan atılmış ise, burada keşideci sıfatı söz konusu olmayacağından, bu imza aval olarak kabul edilir ve bu imza sahibi borçtan şahsen sorumlu olur. Senette atılan her iki imza da şirket kaşesi üzerine atılmışsa , burada artık aval olgusundan söz edilemez. Açıklanan bu maddi hukuk kuralları, somut olay ortaya konularak değerlendirildiğinde;

Davacı/borçlu vekili tarafından dosyaya sunulan ... Tarihli Ticaret Sicili Gazetesi örneğine göre, davacı/borçlu ...’in, münferit imzası ile, keşideci ... üç yıl süreyle temsil ve ilzama yetkili olduğu ve takip konusu bononun ön yüzünde bulunan her iki imzanın da keşideci şirket kaşesi üzerine davacı/borçlu ... tarafından atıldığı, bu hususun davacı vekilince de kabul edildiği dikkate alındığında atılan ikinci imzanın aval şerhi olmadığı belirgindir..." şeklinde belirtilmiştir.

Yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/14686 Esas, 2018/1045 Karar sayılı emsal içtihadında da; "...Uyuşmazlık, takip konusu senette şirket kaşesi üzerine atılan ikinci imzanın davacının aval veren sıfatıyla şahsen sorumluluğunu gerektirip gerektirmeyeceği hususundadır. Aval, 6102 sayılı TTK'nın 700 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Yasanın 701/3. maddesi uyarınca muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Ancak somut olayda keşideci tüzel kişi olup bonoda şirket kaşesi üzerine atılmış iki imza bulunmaktadır. Davacı şirket yetkilisinin aval veren olarak şahsen sorumluluğunun bulunması için senede atılan ikinci imzanın şirket kaşesi üzerinde atılmaması gerekmektedir. Aynı kişi tarafından kaşe üzerine atılan ikinci imza aval hükmünde değildir. Davacının bu durumda aval veren olarak sorumluluğundan söz edilemeyecektir. Bono da kefil bölümünde davacının isminin yazılmış olması ise bu durumu değiştirmez. Çünkü aval için sadece imza yeterli olup ayrıca ad ve soyad yazılması da gerekli değildir..." şeklinde belirtilmiştir.

Yukarıda belirtilen kanun maddeleri, açıklamalar ve emsal içtihatlar doğrultusunda yapılan değerlendirmede, dava konusu somut olayda; Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak bonoların ön yüzünde davacılardan ...'nın isim ve adres bilgilerinin yer aldığı, ayrıca davacı şirkete ait iki adet şirket kaşesi üzerinde de iki imzanın bulunduğu, ...'nın şirket kaşeleri üzerindeki imzalar dışında başkaca bir imzasının bulunmadığı, bu hali ile bonolarda her ne kadar isim ve adres bilgileri bulunsa dahi şirket kaşesi dışında açığa atılmış imzanın bulunmaması sebebiyle borçlu ve aval verene ilişkin koşulların ... yönünden bulunmadığından ... yönünden açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı şirket yönünden yapılan değerlendirmede ise: Şirket kaşesi üzerindeki imzaların davacı şirket temsilcisi ...'na ait olduğu anlaşılmakla davacı şirketin bonolarda düzenleyen olarak sorumluluğunun bulunduğunun kabulü ile davacı şirket yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

İİK 'nun 72/5. maddesinde; " Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararında alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz." düzenlemesi mevcut olup, takibe dayanak bonolarda lehtarın davalı alacaklı olduğu görülmüş ve dava, davacı borçlu ... lehine hükme bağlanmış ise de; davalının davacı şirketin temsilcisi olan ve senet ön yüzünde isim ve adres bilgileri olan ...'nın şahsi sorumluluğunun olmayacağını bilebilecek yeterli hukuki bilgiye sahip olmasının kendisinden beklenilebilecek bir davranış olmadığı, bu hususun davalı lehtarı kötü niyetli yapmayacağı kanaatine varılarak davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

İİK 72/4. maddesinde; " Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." düzenlemesi mevcut olup, dava konusu somut olayda davacı şirket yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş olmakla İİK 72/4. Maddesindeki yasal koşulların alacaklı davalı yönünden oluştuğunun kabulü ile davacı borçlu şirket aleyhine tazminata karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;

1.Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE, buna göre; Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak ... tanzim, ... vade tarihli ... USD bedelli, ... tanzim, ... vade tarihli ... USD bedelli ve ... tanzim, ... vade tarihli ... USD bedelli bonolar yönünden davacı ...’ın BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,

2.Koşulları ve yasal unsurları oluşmadığından davalının İİK 72/5 maddesi gereğince kötü niyet tazminatı isteminin REDDİNE,

3.Davacı şirket ... yönünden açılan davanın REDDİNE,

4.İİK 72/4 maddesi gereğince ... TL’nin %20’si oranında hesaplanan ... TL kötü niyet tazminatının davacı şirketten tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,

5.Harçlar Kanunu uyarınca davacı ... yönünden kabul edilen davada alınması gerekli ... TL harç ile davacı şirket tarafından açılan ve reddedilen davada alınması gereken ... TL ret harcının peşin olarak alınan ... TL ile ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

6.Davacı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davada kabul edilen miktar dikkate alınarak hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,

7.Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davada red edilen miktar dikkate alınarak hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davacı şirketten tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,

8.Davacı ... tarafından yapılan posta, davetiye giderinden ibaret toplam ... TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, davacı şirket tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

9.Davacı ... tarafından yapılan toplam ... TL ilk dava masrafının davalıdan tahsili ile davacı ...'a VERİLMESİNE,

10.Davacı şirket tarafından yatırılan ... TL harcın davacı şirket yönünden açılan davanın reddedilmesi nedeniyle davalıdan tahsili ile davacı şirkete VERİLMESİNE,

11.Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştikten sonra istek aranmaksızın taraflara İADESİNE,

Dair; davacılar vekili ve davalı vekili e duruşma yoluyla yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/04/2025 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog