18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde Jandarma Uzman Çavuş olarak görev yaptığını, görevi kapsamında ... İl Jandarma Komutanlığı'na geçici göreve gönderildiğini, müvekkilinin görev arkadaşlarını taşıya araca şoförlük ettiğini, yolda yoğun sisli hava ve kırağı sebebiyle düşük hızla ilerlemekte iken müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... Jandarma Komando Tugay Komutanlığı adına kayıtlı ... plakalı araç ile ... plakalı araç arasında maddi hasarlı bir trafik kazası meydana geldiğini, davalı sigorta şirketi de kazada yer alan aracın sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olduğunu, bu sebeple meydana gelen bu kazada oluşan maddi hasara ilişkin olarak sigortalısına ödeme yaptığını iddia ederek ilk olarak ... İcra Müdürlüğünde ... Esas sayılı dosyası ile hem müvekkiline hem de ... Jandarma Komando Tugay Komutanlığı'na karşı icra takibi açtığını, açılan bu icra takibine her iki tarafça da itiraz edildiğini ve takip durduğunu, sonrasında ise davalı sigorta şirketi tarafından aynı alacak için mükerrer olacak şekilde ... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosya ile yalnızca müvekkiline, diğer taraftan da ... İcra Müdürlüğü'nde Jandarma Genel Müdürlüğü'ne icra takibi açıldığını, müvekkili adına çıkartılan ödeme emri, usulsüz olarak tebliğ edilerek ve takibin kesinleştiğini, kamu görevi sırasında zarar gören kişilerin kamu görevlisine karşı yönelttiği tazminat taleplerinin tamamı mahkemeler tarafından husumet sebebiyle reddedildiğini, müvekkilin davalı sigorta şirketine karşı herhangi bir borcu veya sorumluluğu bulunmadığını, ... İcra Müdürlüğü ...esas sayılı dosyası kapsamında ve anılan kaza sebebiyle müvekkilinin davalıya borçlu ve sorumlu olmadığının tespitini, alacağın en az %20'si oranında kötüniyet tazminatının davalı tarafından müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; 25.10.2023 tarihli kazada zarar gören müvekkili şirket sigortalısı ...Nak. Ve Oto. San. Tic. Ltd. Şti. aracında meydana gelen hasarın karşılanması istemiyle müvekkili şirkete başvurduğunu, yapılan başvuru üzerine müvekkili şirket sigortalısına 509,000.00-TL ödeme yaptığını, kaza sonucu meydana gelen hasar nedeniyle, davacı tarafın kullandığı aracın ZMMS sigorta şirketi olan ... Sigorta A.Ş'iden 120.000,00-TL ödeme alındığını,TTK'nın 1472. Maddesine göre; sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçeceğini, halefiyet ilkesi çerçevesinde sigorta şirketi yasal olarak sigortalanan kişinin halefi durumuna geçtikten sonra bu kişi yerine dava açma hakkına da sahip olduğunu, davacı araç sürücüsü ... kaza anında tam ve asli kusurlu olduğunu, müvekkili şirket, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre Kasko Poliçesi nedeniyle ödediği tazminatı müteselsil sorumluluk kapsamında, hem davacı sürücü ...'dan hem de dava dışı araç sahibi Jandarma Genel Komutanlığı'ndan rücuen tazmin ve talep hakkına sahip olduğunu, müvekkili şirket ödenen tazminatın tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, davacının icra takibinin haksız olduğu, kamu görevlilerinin görev sırasında meydana gelen eylemlerinden dolayı tazminat taleplerinin ancak idareye karşı yöneltilebileceğinden bahisle borçlu olmadığı iddiasında haksız olduğundan davanın reddini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı olarak davalı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına ödenen tazminat bedelinin davacı sürücüden halefiyet ilkesi uyarınca tahsili amacıyla başlatılmış olan icra takibinden kaynaklı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Somut olayda; 25.10.2023 tarihinde davacı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki, dava dışı ...Nak. Ve Oto. San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait, davalı şirket nezdinde "... GENİŞLETİLMİŞ KASKO POLİÇESİ" kapsamında sigortalanan ... plakalı kamyonetin çarpışması neticesinde meydana gelen maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası sebebiyle davalı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısına, aracında meydana gelen hasardan kaynaklı olarak 26.01.2024 tarihinde 509,000.00-TL ödeme yapıldığı, bu bedelin 120.000,00-TL'sinin davacının kullanımındaki aracın ZMMS sigortacısından karşılanması akabinde bakiye kalan 389.000,00 TL'nin 13.204,68 TL işlemiş faizi ile birlikte toplam 402.204,68 TL'nin halefiyet ilkesi uyarınca davacıdan ve dava dışı Jandarma Genel Komutanlığı'ndan tahsili amacıyla öncelikle ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından takibe geçildiği, her iki borçlunun da açılan takipte yetki itirazında bulunması üzerine icra dosyasının tefrik edilerek, davacının yetki itirazı neticesinde, sadece davacı için takibin yürütülmesini istediği yer olan ...'a, araç maliki olan dava dışı diğer borçlu JANDARMA için ise istediği yer olan ...'ya gönderildiği, borçlulardan JANDARMA için ...
4.İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile, davalı ... için ise ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile takibe devam edildiği, işbu davanın ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasından kaynaklı olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemiyle açılan menfi tespit davası olduğu görülmüştür.
Davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan 19.03.2025 tarihli beyan dilekçesinde "Dava dilekçesinde belirtilen dava değeri sehven 539.378,81 TL olarak belirtilmiş olup, davamızın değeri dava konusu icra dosyasının takip çıktısı olan 402.204,68 TL'dir." şeklinde beyanda bulunmuş olduğu görülmüştür. 6102 Sayılı TTK'nın Halefiyet başlıklı 1472. Maddesinin "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca celp edilen evraklar incelendiğinde davalı şirket nezdinde sigortalanmış olan ... plakalı dava dışı ...Nak. Ve Oto. San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait aracın hasrı kapsamında yapılan ödemenin halefiyet ilkesi uyarınca işbu davanın dayanağı olan ... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasından davacıdan talep edilmesi sebebiyle icra dosyasının taraflarının davacı ... ve ...Nak. Ve Oto. San. Tic. Ltd. Şti. Olarak görülmesi gerektiği kabul edilerek inceleme yapılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır:
a)Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması.
b)Yargı yolunun caiz olması.
c)Mahkemenin görevli olması.
ç)Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması.
d)Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu hâllerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip bulunması.
e)Dava takip yetkisine sahip olunması.
f)Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.
g)Davacının yatırması gereken gider avansının yatırılmış olması.
ğ)Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi.
h)Davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması.
ı)Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması.
i)Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması. (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." Şeklindeki düzenlemesi uyarınca dava şartlarına ilişkin re'sen yapılacak olan kontrol işbu maddede yer alan sıralamaya göre yapılması gerektiğinden mahkememizce öncelikle görev hususu irdelenecektir.
Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar" ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Emsal mahiyette olan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/12639 Esas, 2017/5840 Karar Sayılı, 24/05/2017 Tarihli "... Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. (6762 sayılı TTK'nun 1301.) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsiline ilişkindir. ... Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden (re’sen) dikkate alınması zorunlu olmakla birlikte, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 22.3.1944 tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır." şeklindeki gerekçeli ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2024/1052 Esas, 2024/893 Karar Sayılı, 28/05/2024 Tarihli "... Somut olayda, davalı ... Sigortaya A.Ş.'ye kasko sigortası bulunan araç ile davacıların işleten ve sürücü olduğu aracın çarpışması ile meydana gelen trafik kazasında kasko sigortalı araç hasar görmüş, hasar bedelini ödeyen davalı kasko sigortacısı TTK'nın 1301. ve 1472. maddesindeki yasal halefiyet hükümleri gereğince trafik kazasına sebebiyet veren davacılardan hasar bedelinin rücuen tahsili için icra takibi başlatmıştır. Davacılar gerçek kişi olduğu gibi dava dışı kasko sigortalısı da gerçek kişidir. Bu durum karşısında, dava konusu kazanın gerçek kişiler arası haksız fiil niteliğinde olması nedeniyle davalının halefiyete dayalı olarak başlattığı icra takibi nedeniyle menfi tespit talebine dayanan dava Asliye Hukuk Mahkemesi görevindedir." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda işbu davanın davacı gerçek kişi vatandaşın dava dışı araç maliki ...Nak. Ve Oto. San. Tic. Ltd. Şti. Aleyhine açmış olduğu menfi tespit davası olarak görülmesi gerektiğinden somut olayda tarafların karşılıklı tacir olmalarından ve ticari davadan bahsedilemeyeceği, davanın haksız fiilden kaynaklı bir dava olduğu kabul edilerek davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı vermek gerekmiştir.
1.Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın, davaya mahkememizin görevli olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2.Davaya bakmaya İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3.HMK. Madde 20 uyarınca istinafa tabi olan işbu davada süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,
4.Dosyanın gönderilmesi için süresi içerisinde başvurulmaz ise HMK. Madde 20 uyarınca davanın AÇILMAMIŞ SAYILACAĞINA karar verileceğinin ihtarına (ihtar edildi)
5.HMK'nın 20.maddesi gereğince yasal süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için taraflarca başvurulması halinde HMK 331/2.maddesi gereğince yargılama giderlerinin ve HMK 323/1-ğ maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına, belirtilen sürede başvuru yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin mahkememizce hüküm altına alınmasına, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/05/2025 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)