10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2021/623
- Karar No
- 2025/334
- Karar Tarihi
- 16.04.2025
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA: Davacı geçici vasisi dava dilekçesinde özetle; davacıya 1998 yılında meme kanseri teşhisi konulduğunu, bu tarihten günümüze dek farklı zamanlarda onkolojik tedaviler gördüğünü, hastalığın ilerleyişinin 2019 yılında durdurulamadığını, kanserin başta beyin olmak üzere sair hayati organlarına sıçradığını,tedavi sürecinde 2011. 2015. 2019 ve 2021 yıllarında beyin operasyonları geçiren davacı'nın bu davanın açıldığı tarihte hareket ve konuşma kabiliyetini önemli ölçüde yitirdiğini, halihazırda hoynundan aşağısının felçli olduğunu, günlük zaruri ihtiyaçlarını yardımsız gideremeyecek halde olduğunu, davacı'nın adına ve yaratma hukuki işlemlerin gecikmeden yürütülebilmesi için vesayet davası açıldığını: davacının kız kardeşi ---- ''vasi adayı” sıfatını aldığını,duruşma gününün belirlendiğini, duruşma gününden önce, davacı ve kısıtlı Adayı ----- mal varlığının korunması amacıyla menfi tespit davasını açma gereğinin duyduklarını, bu amaçla vasi adayı ---- vekillerinin talepleri ile davacı ve kısıtlı adayı ----- adına ve yararına menfi tespit davası açabilmek için yetki istediğini , bu talep üzerine mahkemenin kendisini menfi tespit davası açmaya yetkili "geçici vasi" tayin ettiğini,. davacı ve kısıtlı adayı ----- hastalığının ve tedavisi sürecinde kullandığı medikallerin neden olduğu bilinç düzeyinden yararlanmak suretiyle, çevresindeki bir grup kişi tarafından suistimal edidiğini,. birlikte hareket ettiklerine dair somut emareler bulunan bu kişilerin nihai amacının davacı ve kısıtlı adayı'ın mal varlığına haksız şekilde el atmak olduğunun değerlendirilmek olduğunu müvekkilinin Birtan Karabulut isimli kişiyle hastalık dönemini de kapsayan uzun bir. birliktelik yaşadığını,.bu kişinin davalı ---- ile birlikte, müvekkilini hiçbir aile yakınına haber vermeksizin ---- bulunan bakım merkezine yatıdrığını, davalı --- ve davalının kızıı tarafından ödendiğinin anlaşıldığı, davalı ----- ile Müvekkili arasında bir akrabalık veya hizmet bulunmadığını, müvekkilinin adı geçen bakım merkezine yatırılmasından sadece 10 (on) gün sonra, 1,048,082-11. tutarında bir icra takibi başlatıldığını, icra takibinin alacaklısının davalı ----- olduğunu, icra takibinin konusunun ise müvekkili tarafından imzalandığı iddia edilen, 15.08.2019 düzenleme tarihli, her biri 250.000-11. Değerinde olan 4 (dört) adet kambiyo senet olduğunu, ilgili ödeme emrinin, müvekkilinin ikametinde ----- tarafından " eş sıfatıyla '' kabul edidiğini, icra takibinin kasten usulsüz olarak kesinleştirildiğini, müvekkilinin yakınlarından habersiz bakım merkezine yatıran --- bu bakım merkezinin aylık ücretini üstlenenin davalı --- Haksız icra takibinin alacaklısı davalı ----- ödeme emrini kasten usulsüz bir şekilde tebliğ alarak icra takibini kesinleştirenin --- olduğunu, Birtan Karabulut'un ve davalı ----- birlikte hareket ettiği gerçeğinin bu noktada kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıktığını,takibe konu edilen kambiyo senetlerinde yer alan yazı ve imzaların müvekkiline ait olmadığını, bununla beraber, takibe konu senetlerin sözde düzenleme tarihinde müvekkilinin kanserinin nüks ettiğini, cerrahi tedavi sürecinin başladığını,2019 Aralık ayında hastaneye yatırıldığını ve ivedi şekilde beyin ameliyatına alındığını,takibe konu edilen bonoların düzenlendiği tarihlerde müvekkilinin hali hazırda ayırt etme gücünden yoksun olduğunu, tüm bu sebeplerle ile sahte/tahrif edilmiş kambiyo senetleri ile borç altına sokulmaya çalışılan müvekkilinin malvarlığının korunması amacıyla menfi tespit davası açtıklarını, davalı ----- tarafından icraya konmuş olan bonolarda yazı ve imzada sahtelik incelemesinin yapılmasını,bonolarda yer alan yazı ve imzanın müvekkiline ait olmaması, bonolarda yer alan yazı ve imzanın müvekkiline ait olsa bile bonoların düzenlendiği tarihlerde müvekkilinin ayırt etme gücü yokluğu sebebiyle; müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile senetlerin iptalini; HMK madde 209 uyarınca sahte senetlerin konu edildikleri icra takibi dahil olmak üzere herhangi bir işleme tabi olmamalarına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini, --- İcra Müdürlüğü ----- Sayılı dosyası üzerinden müvekkili aleyhine başlatılmış olan icra takibinin HMK m.209/1 uyarınca teminatsız durdurulmasını, ilgili icra dosyasına senetler hakkında sahtelik iddiasının bulunduğuna ilişkin yazı yazılmasını, sahte bonoları kullanan ve icra takibine koyan davalı -----haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle müvekkili lehine kötü niyet tazminatının ,yargılama masrafı ile birlikte tahsilini geçici vasi olarak talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;senetlerin altında bulunan imzanın ------ ait olduğunu bilirkişi heyetinin imza incelemesi yapması neticesinde de bu durumun netleşebileceğini, senetlerde yazılı borcun mevcut olmadığını, ----- senetleri imzaladığı tarihte ayırt etme gücünün yerinde olduğunun sabit olduğunu, ------ maliki olduğu taşınmazı 04.09.2019 tarihinde adına tescil ettirdiğini, müvekkiline verdiği senetlerin tanzimi tarihiyle örtüşen bir yasal işlem yapılmış olması dahi o tarihte temyiz gücünün yerinde olduğuna dair resmi bir delil olduğunu, ----- anılan tarihlerde muhakeme gücünün temyiz kuvvetinin yerinde olduğunu, her türlü resmi belge ve kayıtlar ile birlikte tanık beyanları ile de ispat edilebilir durumda olduğunu,nisan ayı başlarında davacının müvekkili ile telefonda konuştuğunu ve yabancı uyruklu bakıcıların kendisine yeterince iyi bakamadığını, birlikte yaşadığı ----- isimli erkek arkadaşının da yeterince yardım edemediğinden bahisle bu derdini paylaştığını, müvekkilinin ise bu konuşmada ----- iyi ve temiz olduğunu bildiği, yedi-sekiz sene evvel bir yakınını da yatırdığı için bilgi sahibi olduğu ''-----''ne gidip görmesini, eğer içine sinerse ve beğenirse orada kalabileceğini tavsiye ettiğini, bu tavsiye üzerine ---- bir dönem, 10 ay süreyle kendisine bakmış olan ---- ve erkek arkadaşı ----- ile bakımevine gittiğini, ---- gidip gördüğü bu bakımevini beğendiğini bakımevinde yatmaya başladığını, ---- ablası ----- haber verilmeksizin bakım evine yatırıldığından söz edilse de, bu hususta müvekkilini alakadar eden bir husus olmadığını, müvekkilinin ----- bakımevine yatırmadığını, sadece böyle bir bakımevi olduğundan bakımevini tavsiye ettiğini, bu nedenle müvekkilinin sanki ---- kendi elleriyle bakımevine yatırdığı mizanseni yaratılmaya çalışılan bu cümlelerde müvekkilinin hiç tanımadığını, bilmediği ----- isimli kişiye bilgi vermek zorunda ve durumunda da bulunmadığını, ----- bakımevine yatmadan önce; bakımevi giderleri, tedavi, ihtiyaçları ve diğer neviden masrafları için müvekkiline ait malvarlığından harcama yapılmaması için bir miktar parasını banka havalesiyle gönderdiğini, ----- yaptığı banka işleminin herkesin her zaman yaptığı işlemlerden olduğunu, bankacıların karşılarına gelen kişinin akıl ve ruh sağlığını ve işlem yapma kabiliyetini tartarak ve gözeterek işlem yapabileceklerini, bu nedenle ----- bir banka şubesinde işlem yapabilmiş olmasınında hakkında ileri sürülen temyiz gücünün yerinde olmadığı yönündeki iddiayı çürütür nitelikte olduğunu,işlem anında müvekkilinin ---- olduğunu, ve iddia edildiği gibi ----- yanında bankaya gitmediğini, banka güvenlik kameralarının incelendiğinde bankaya kimlerle gelip gittiğinin açıkca görüleceğini, dava dilekçesinde iddia edildiği üzere ---- ait ---- Plakalı aracın müvekkilinin otoparkında bulunmamakta olduğunu, -----İcra Müdürlüğü'nün ---- sayılı dosyasından hacizli olduğunu, ---- otoparkında bulunmakta olduğunu,tüm bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davalı tarafından davacı aleyhinde başlatılan -----. İcra müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasında takibe dayanak yapılan senetlerdeki imzanın davacı ---- ait olup olmadığı, davacıya ait olduğu tespit edilir ise o tarihlerde davacının fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı ve neticede söz konusu takip nedeni ile davacının davalıya borçlu olup olmadığına ilişkindir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, savcılık soruşturma dosyası celp edilmiş, tanıklar dinlenmiş, senetlerde bulunan imzaların davacıya ait olup olmadığı hususunda uzman bilirkişiden rapor alınmış, davacının senetlerin tanzim tarihinde fiil ehliyetine sahip olup olmadığı hususunda ----- Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış, bu raporun davacı yanca ibraz edilen ---- Sulh Hukuk mahkemesinin ----. Sayılı dosyasında alınan rapor ile çelişmesi üzerine ----- Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş uzmanlar kurulundan rapor alınmış tüm deliller değerlendirilerek sonuca gidilmiştir.
Davacı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (------). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacı tarafa aittir. (-----Sayılı ilamı )Kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davalarında ispat yükü davacı olan borçlu üzerinde ise de; kambiyo senedindeki imzaya itiraz edilmiş olması halinde imzanın davacı borçluya ait olduğu hususunda ispat külfeti davalı alacaklıdadır. ( Bkz. Yargıtay ---- HD. -----. Sayılı ilamı ) Davacı yanca takibe dayanak senetlerde bulunan imzaların davacıya ait olmadığı iddia edilmiş bu hususta mahkememizce deliller toplanmış ve bilirkişiden rapor alınmıştır. Buna göre denetime uygun bulunan 31.08.2022 tarihli rapora göre takibe dayanak senetlerde bulunan imzaların davacıya ait olduğu anlaşılmıştır. Senetlerde bulunan imzaların davacıya ait olduğu anlaşılmakla yukarıda belirtildiği üzere Kambiyo senetlerinden kaynaklanan iş bu menfi tespit davasında ispat yükü davacı olan borçlu üzerindedir. Davalı hakkında yapılan soruşturmada ---- CBS ----- soruşturma sayılı dosyasında 27/01/2023 tarih ----- karar sayılı karar ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiş verilen bu karara itiraz edilmesi üzerine ------ Sulh Ceza hakimliğince itirazlar red edilmiştir. Verilen takipsizlik kararının 21.03.2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Davacının senetlerin tanzim tarihinde fiil ehliyetine haiz olup olmadığı hususunda tüm tıbbi belgeleri celp edilmiş, tanıklar bu hususta dinlenmiş dosya ---- Adli Tıp kurumuna gönderilmiştir. -----. İhtisas Kurulu 24.06.2024 tarihli raporunda özetle senetlerin tanzim tarihinde davacının fiil ehliyetine haiz olduğunu belirtmiştir. Bu raporun davacı yanca ibraz edilen SHM dosyasında alınan rapor ile çelişmesi üzerine Adli Tıp Kurumu genişletilmiş uzmanlar Kurulundan rapor alınmış ATK ---- İhtisas kurulu genişletilmiş Uzmanlar kurulu 18.02.2025 tarihli raporunda özetle yine aynı sonuca vararak senetlerin tanzim tarihinde davacının fiil ehliyetine haiz olduğunu belirtmiştir. ATK raporları kapsamlı bir çalışma sonucu ve davacının muayenesine dayanılarak hazırlanmış olup denetime uygun bulunarak raporlara itibar edilmiştir.
Netice itibarı ile davacının senetler nedeni ile borçlu olmadığını ileri sürdüğü, takibe dayanak senetlerin zorunlu unsurları tam olan kambiyo senedi oldukları, davacının bu nedenle ispat külfeti altında olduğu, ehliyetsizlik iddiasının da alınan ATK raporları kapsamında yerinde olmadığı,imza inkarının da alınan rapor kapsamında yerinde olmadığı, davalı hakkındaki Savcılık soruşturma dosyasındaki şikayetin de takipsizlik kararı ile neticelendiği, senede karşı senetle ispat kuralları nazara alındığında davacının davasını yazılı delillerle ispat etmekle yükümlü olduğu, davalı yanın mücerretlik savunmasının geçerliliğini koruduğu, bedelsizlik iddiası aynı zamanda suç teşkil eden bir fiil olmakla yemin ve isticvapla da kanıtlanmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, Safahatta verilen tedbir kararı gereği davacı yanca gerekli teminat yatırılmadığından ve tedbiri tamamlayan merasim tamamlanmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın REDDİNE,
2.Safahatta verilen tedbir kararı gereği teminat yatırılmadığından ve tedbiri tamamlayan merasim tamamlanmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,
3.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması 615,40 TL maktu harcın peşin alınan 17.077,50 TL harçtan mahsubu ile 16.462,10 TL harcın davacıya iadesine,
4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara veya ahzu kabza yetkili vekillerine iadesine,
6.Davalı vekille temsil edildiğinden yürürlükte olan Avukatlık Asgari ücret tarifesi gereği 152.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
7.Davalı yanca yapılan 200,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.