11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2024/5615 E. , 2025/4392 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
... Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.03.2021 tarihli ve 2021/945 Soruşturma, 2021/744 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ... Sulh Ceza Hakimliğinin, 18.05.2021 tarihli ve 2021/1435 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 18.05.2021'de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 31.03.2023 tarihli ve 2022/9357 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.10.2024 tarihli ve KYB-2024/101610 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.10.2024 tarihli ve KYB-2024/101610 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, müştekinin 15/12/2020 tarihli kollukta alınan ifadesinde; ... plaka sayılı ... marka minibüsünü satılığa çıkardığını, şüphelinin kendisine ulaştığını, ...
3.Noterliğinin 08/12/2020 tarihli ve 12452 yevmiye numaralı evrakı ile 40.000,00 Türk lirası karşılığında şüpheliye sattığını, bu satıştan önce kendisine hiçbir ödeme yapmadığını, satış anında da parayı sonra vereceğini belirttiğini ancak parayı hiç vermediğini, bu şekilde kendisini dolandırdığını beyan ettiği, şüphelinin 25/02/2021 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan savunmasında; aracı devraldıktan sonra yüzde altmışını elden verdiğini geri kalanı için senet yaptıklarını, cezaevine girdiği için senedi ödeyemediğini, toplamda araç satışı için ne kadara anlaştıklarını hatırlamadığını beyan ettiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca hile unsurunun oluşmadığından ve somut olayın hukuki ihtilaf olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ve karara yapılan itirazın ... Sulh Ceza Hâkimliğince kararın dayandığı gerekçelerin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiş ise de;
Şüphelinin alınan savunmasında; aracın %60'ını elden ödediğini kalan kısmını senet verdiğini, cezaevine girmesi neticesinde senedi ödeyemediğini beyan ettiği, müşteki vekilinin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yaptığı itiraz dilekçesine ek olarak sunduğu; şüphelinin müştekiye telefondan attığı ''... plakalı aracın satış bedeli'' açıklamalı 40.000,00 Türk lirası tutarındaki havale işlemine ait banka talimat dekontunun, sanki havale işlemi yapılmış gibi müştekiye gönderilmesinin hile unsurunu oluşturduğu, şüphelinin verdiğini beyan ettiği senedin gerçekliğinin müştekiye sorulmadığı, dolandırıcılık konusu aracın akıbetinin araştırılmadığı, bu suretle toplanacak diğer deliller ile yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2.5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir.
3.5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir.
Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa,
Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır.
4.Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere;
Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5.Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6.Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçiye ait 52 (..) (...) plaka sayılı aracın 40.000,00 TL bedelle şüpheliye satışı konusunda anlaşma yapıldığının, aracın devir işlemleri için ... 3. Noterliğine gittiklerinde, şüphelinin araç bedelinin banka havalesi yoluyla gönderildiğine dair dekontun ekran görüntüsünü şikâyetçiye göstermesi üzerine işlemlerin tamamlandığının, şüphelinin araçla birlikte yanından ayrılmasından sonra şikâyetçinin paranın hesabında olmadığını fark ettiğinin ve dolandırıldığını anladığının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; şüphelinin savunmasında, araç bedelinin büyük bölümünü nakit olarak elden ödediğini, kalan kısmı için de şikâyetçiye senet verdiğini bildirmesi karşısında, şüphelinin savunmasında belirttiği hususlara ilişkin olarak şikâyetçinin ayrıntılı olarak yeniden beyanına başvurulması, suça konu aracın suç tarihi ve sonrasına ait tescil bilgilerinin getirtilmesi suretiyle şüpheli tarafından devralındıktan sonra kısa süre içerisinde üçüncü bir kişiye devredilip edilmediğinin belirlenmesi, dosyaya sunulan dekont ekran görüntüsünün gerçekliğinin ilgili bankadan sorulması, şüphelinin benzer eylemleri nedeniyle hakkında başkaca soruşturma dosyaları bulunup bulunmadığının araştırılmasından sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, "...yapılan hazırlık soruşturması neticesinde Yargıtay içtihatları gözetilerek somut olay değerlendirildiğinde, öncelikle dolandırıcılık suçunun varlığından bahsedilebilmesi için aldatmaya yönelik hileli hareketin önce icra edilmesi, hilenin belirli oranda ağır, yoğun ustaca olması, sergileme, düzenleme açısından doğurduğu güven ortamıyla mağdurun denetim gücünü kullanmaktan alıkoyması, düşünme ve akıl yürütme gücünü kırması ve istediği yöne çekmesinin gerektiği, somut olayda müştekinin şüphelinin daha sonra vereceğine güvenerek parayı almadan noter satışını vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve şüphelinin iddiaya konu eylemleri gerçekleştirme olasılığında dahi bu şekilde basit bir yalanın dolandırıcılık suçunun oluşumuna yetmeyeceği, kaldı ki şüphelinin alınan savunmasında olayı doğruladığı ve borcunu kabul ettiği ancak ceza evine girmesi sebebiyle ödeme yapamadığını beyan ettiği, tüm bu hususlar nazara alındığında müşteki ile şüpheli arasında gerçekleşen somut olayın araç alım satımına ilişkin alacak verecek meselesi olduğu ve hukuk mahkemesinde çözümlenebilecek hukuki ihtilaf mahiyetinde kaldığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
II. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.... Sulh Ceza Hakimliğinin, 18.05.2021 tarihli ve 2021/1435 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.04.2025 tarihinde karar verildi.