1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Terkin edilen ve ihyasını talep ettiğimiz ----------- şti isimli şirkette pay sahibi ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı olduğunu, ----------- şti isimli şirket ---------- ------------ticaret sicil numarası İle 15/06/1993 tarihinde tescil edildiğini, şirketin adresinin --------- Cad. ---------- No:--------- -------- -------- ------------ olduğunu, söz konusu şirket, Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri gereğince, 01/07/2014 tarihinde re'sen terkin edildiğini, Şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinme (terkin) ile sona ereceğini, Tüzel kişiliğin sona ermesi için de tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanmasının gerektiğini, şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulünün olanaksız olduğunu, somut davada şirketin tasfiye dışında kalmış ticari alacak sözleşmelerinin varlığı sabit olduğundan usulsüz olarak tasfiye edildiğini beyan ederek 01/07/2014 tarihinde re'sen terkin olunan ------------ şti'nin ihyası ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
29/05/2024 tarihli Resmi Gazetede Yayımlanarak Yürürlüğe Giren 7511 Sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. maddesine göre, müvekkili Müdürlüğün yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması mümkün olmadığını, Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün resen terkin işlemi, “6102 sayılı Kanunun Geçici 7’nci maddesi”, “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5’inci maddesi”, “6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi” ve “Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi” kapsamında olup, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmamakta olduğunu,. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Geçici 7'nci Maddenin 15'nci fıkrası, "Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuk menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ... mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmünü haiz olduğunu, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, mahkeme hükmü olmaksızın bir şirketi tekrar sicile tescil yükümlülüğü bulunmamaktadır. Söz konusu şirketin ihyası istenmekte ise; “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 16’ncı maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “Bu Tebliğ hükümlerine göre, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ... mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” hükmü gereğince, bu işlemin madde hükmünde de belirtildiği üzere ancak bu hususta mahkemeye başvurulmak suretiyle gerçekleştirileceği açık olduğunu, müvekkili davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, re'sen terkin işlemi hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi, davacı tarafça re'sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddia ileri sürülmediğini, Yargıtay içtihatları gereğince sermaye artırımı yükümlülüğünü yerine getirmediği için ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin, tekrar ticari faaliyetlerine devam edebilecek şekilde ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi mümkün olmadığından; taleple bağlı kalınarak sınırlı olarak dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilebileceği ve tasfiye memuru atanması gerektiği hususunu mahkemenin takdirine sunduğunu beyan ederek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, resen terkin olunan ------------ Şti'nin ihyası istemine ilişkindir.Davaya konu şirketin Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarında adresinin "-------- Cad. --------- ----------- -------------- bulunduğu, bu adresin Mahkememiz yargı sınırları içerisinde yer almadığı anlaşılmıştır.
HMK'nun 14/2 maddesinde ''Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.'' hükmünün bulunduğu ve dosya kapsamına göre ihyası istenen şirket merkezinin ------------- olduğu ve bu davada yetkili mahkemenin münhasıran -------------Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmakla ve kesin yetki dava şartı olduğundan davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
1.Asıl ve birleşen davanın Mahkememizin yetkisizliği nedeniyle kesin yetki dava şartı olmakla HMK 114 ve 115 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE ,
2.Karar kesinleştiğinde ve süresinde talep halinde dosyanın yetkili ------------- Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
3.Harç ve masrafların yetkili mahkemece nazara alınmasına,
4.Dava dilekçesindeki maddi hataya ilişkin taleplerin yetkili mahkemece nazara alınmasına, Dair, davacı asilin yüzüne davalı vekilinin yokluğunda , davalı ... Sicil Müdürlüğü vekilinin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 30/04/2025