12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2023/4436 E. , 2025/3361 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.11.2021 tarih, 2019/401 Esas, 2021/588 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
2.Hükmün istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesince duruşma açılarak 11.01.2023 tarih, 2022/174 Esas, 2023/12 Karar sayılı kararı ile beraat hükmü kaldırılarak sanığın 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı Kanun'un 62/1, 52/2, 51/1-3-7-8. Maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.05.2023 tarih, 2023/48504 nolu esastan ret ile onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğine, erteleme hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR
Bölge Adliye Mahkemesince, Silifke Müze Müdürlüğünün 30/04/2019 tarihli yazısı ile ... mahallesi ... mevkii 987 parsel sayılı arazide 18/04/2019 tarihinde yapılan incelemelerde, sit alanına izinsiz müdahale edildiğinin belirlenmesi ve durumdan kolluk birimlerinin haberdar edilmesi üzerine soruşturma başlatıldığı, 09/05/2019 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağında, Silifke ilçesi ... mahallesi ... mevkii 987 parsel sayılı arazinin, şüpheli ...'in babası Mehmet Yücel adına kayıtlı olduğunun, arazi üzerinde herhangi bir bitkinin ekili olmadığının, arazinin yeni düzeltilmiş olduğunun, aralarından sadece bir tarla yolu geçen ve aynı mevkiide bulunan 1458 parsel sayılı arazinin de yeni düzeltilmiş olduğunun, 1458 parsel sayılı arazi için Silifke Müze Müdürlüğünden izin alındığının, 987 parsel sayılı arazi için her hangi bir izin alınmadığı, sanığın 987 parsel sayılı araziyi kepçe ile açtırdığının dosya kapsamından sabit olduğu, 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1. maddesinde, “Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ... iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır” düzenlemesine yer verildiği, her ne kadar ilk derece mahkemesince sanığın birbirine bitişik olan iki parseli tek tarla olarak bilmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, ayrıca sanığın farklı parseller olduğunu bilmesi durumunda tıpkı 1458 nolu parsele izin aldığı gibi 987 nolu parsel için de izin alabileceği, iş makinesi ile çalışma yapmadan önce 1458 nolu parsel için izin aldığı ve öyle çalışmaya başladığı da göz önünde bulundurularak sanığın kasıtlı olarak 987 nolu parselde çalışma yaptığının belirsiz olduğu, bu nedenlerle atılı suçu işleme kastının bulunduğuna dair mahkumiyetine yeter derecede delil bulunmadığından sanığın beraatine karar verilmiş ise de; sanığın eyleminin niteliği, dosyada yer alan bilirkişi raporları, ayrıca sanığın 21/12/2018 tarihinde Silifke Kaymakamlığı Müze müdürlüğüne başvuruda bulunmasının işlem yapacağı arazinin niteliğini bildiğine dair delalet teşkil ettiği (sanığın Çevre Müdürlüğü, Belediye, İmar Müdürlüğü ve başka bir çok idari kurum bulunurken Müze Müdürlüğüne başvuruda bulunmasının, dosya kapsamındaki kroki ve planlardan da taşınmaz kültür varlıkları açısından yoğunluk arz ettiği anlaşılan bölgenin niteliğinin sanık tarafından da bilindiğini gösterdiği) bu başvurudan sanığın iki ayrı parselde işlem yapacak olmasına rağmen bu parsellerden sadece arkeolojik sit alanı kapsamına girmeyen 1458 numaralı parsele ilişkin izin almak, diğer parsel numarasını başvurusunda belirtmemek sureti ile bilinçli olarak sanki tüm alanlar için izni varmış ve yahutta arkeolojik alanlarda işlem yapmasında kastı yokmuş izlenimi vermeye yönelik olduğu, kaldı ki Müze Müdürlüğünün 06/02/2019 tarihli cevabi yazılarında sit alanları bu alanlar üzerinde rastlanılacak taşınır ve taşınmaz kültür varlıkları konusunda gösterilmesi gereken hassasiyete ilişkin bir takım uyarıların da bulunduğu, dosya kapsamında yer alan sit haritasına göre anılan parsel içeresinde ve etrafında lahitler, sarnıçlar, işlikler ve harman yerleri bulunduğu da gözetildiğinde; sanığın anılan hususları bilmemesinin mazur görülemeyeceği, diğer taraftan ilk derece mahkemesince sanığın 1458 nolu parsel için izin aldığı gibi 987 numaralı parsel için de istese izin alabileceği yönündeki kabulünün hatalı olduğu, zira; 2863 sayılı Yasa, Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespiti ve Tescili Hakkında Yönetmelik, Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Yapı Esasları ve Denetimine Dair Yönetmelik ve ... Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu İlke Kararlarına göre ikinci derece arkeolojik sit alanlarında sanığın eyleminin konusunu oluşturan fiziki müdahalenin yapılmasının mümkün olmadığı, tüm bu nedenlerle sanığın üzerine atılı suçun maddi ve manevi unsurları itibari ile oluştuğu gerekçesiyle beraat hükmü kaldırılarak sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Silifke 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.03.2025 tarihinde karar verildi.