14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/499
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/12/2021
NUMARASI: 2020/184 E. - 2021/469 K.
DAVANIN KONUSU: Tazminat
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... numaralı nakliyat emtia taşıma sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan dava dışı ... Makineleri AŞ'ye ait traktör aksamı emteasının, Hindistan'dan Türkiye'ye deniz yolu ile taşınması esnasında hasarlandığını, sigortalı şirkete hasar dolayısı ile davacının 15.095,00 TL tazminat bedelini 30.12.2019 tarihinde 15.095,00 TL ödediğini, davacının ödeme ile rücu hakkı kazandığını ileri sürerek,15.095,00 TL'nin ödenme tarihi olan 30.12.2019 tarihinden itibaren en yüksek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının aktif husumeti bulunmadığını, dava konusu deniz taşıma hizmetini dava dışı ... AŞ'nin ifa ettiğini, davalının hasarın oluşumunda hiçbir kusuru bulunmadığını, davalının dava dışı sigortalının bir kısım emtiasının ... taşınması işini yüklendiğini, yapılacak parsiyel yüklemeyi ihbar olunan dava dışı ...'in konsolu ile organize ettiğini, hasarın oluştuğu iddia edilen deniz taşıma sürecinin tamamının (hasarın hiçbir anlamda taşıma esnasında oluştuğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla) ... tarafından takip edildiğini, kargonun konteyner dolumu da ... ve/veya acentesi tarafından organize edildiğini, ekspertiz raporunun kesin bir hasar tespiti içermediğini, tahmine dayalı bir rapor tanzim edildiğini, hasara ve sebebine ilişkin boşaltma limanında ne müvekkili firmaya ne de yurtdışı acentasına hasar ihbarında bulunulmadığı gibi, müvekkilinin katılımıyla tutulmuş bir tutanak ya da hasar tespit raporu da bulunmadığını, hasarın davalının sorumluluğunda ve/veya taşıma esnaısnda oluştuğunu tevsik eden herhangi bir belge ve kanıt olmadığını, ihbar yapılan şirketin müvekkili şirket olduğunun da izaha muhtaç olduğunu, her ne kadar davalıya hitaben yazılan 16/05/2019 tarihli yazılı bir ihbar belgesi sunulmuş ise de bunun müvekkili davalıya tebliğ edildiğini gösteren bir evrak sunulmadığını, her halükarda TTK m.1185 kapsamında süresinde yani 3 gün içinde bir hasar bildirimi yapılmadığını, faiz başlangıç talebinin de yerinde olmadığını, davalının temerrüte düşürülmediğini, davanın kabulü halinde dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Deniz taşıması açısından hasarın ihbar külfeti TTK 1185 maddesinde düzenlenmiştir.
TTK 1185/1 uyarınca "Zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesi şarttır. Zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde gönderilmesi yeterlidir. İhbarnamede zıya veya hasarın neden ibaret olduğunun genel olarak belirtilmesi gereklidir." TTK 1185/2'de "Eşyanın incelenmesi tarafların katılımıyla mahkeme veya yetkili makam ya da bu husus için resmen atanmış uzmanlar tarafından yapılmışsa bildirime gerek yoktur." denilmiştir. Bu hüküm taşıyanın temsilcisi tarafından hasar raporunun imzalanması hâlinde yazılı ihbara gerek olmadığı yönünde yorumlanmaktadır.
TTK 1185/4 uyarınca "Eşyanın zıya veya hasarı ne bildirilmiş ne de tespit ettirilmiş olursa, taşıyanın eşyayı denizde taşıma senedinde yazılı olduğu gibi teslim ettiği ve eğer eşyada bir zıya veya hasarın meydana geldiği belirlenirse, bu zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği kabul olunur. Şu kadar ki, bu karinelerin aksi ispat olunabilir". Davacının sigortalısı ... ve ... A.Ş.'ye ait debriyaj emtiaları 29/03/2019 tarihinde Hindistan Chennai Limanı'nda Türkiye'ye gönderilmek üzere gemiye yüklenmiştir. İstanbul Ambarlı Limanı'nda, ... Ltd. Şti. geçici depolama alanına emtialar geldiğinde yapılan kontrolde 9 paletten 4 paletin ezik, yırtık olduğu tespit edilmiş ve 08/05/2019 tarihli hasar tespit tutanağı ambar sorumlusu, ambar memuru ve puantör tarafından imzalanmıştır. Davalı taşıyıcı ... Ltd. Şti. tarafından Hindistan Chennai Limanı ile Türkiye Ambarlı Limanı arasındaki taşıma üstlenilmiş ve navlun faturası düzenlenmiştir. Emtialar 14/05/2019 tarihinde sigortalı ... Makineleri A.Ş. Sakarya tesislerinde sigortalıya teslim edilirken 14/05/2019 tarihli bir tutanak daha düzenlenmiş ve tutanak sürücü, teslim alan ve tesellüm eden tarafından imzalanmıştır. Sürücünün tutanağa paletlerin limanda teslim edilirken hasarlı olduğu notunu da eklediği anlaşılmaktadır. Emtialar Ambarlı Limanı'nda geçici depolama alanına bırakıldığında davalı taşıyıcı ... Ltd. Şti.'nin sorumluluğu tamamlandığı için hasarın 08/05/2019 tarihinde düzenlenen tutanak ile tespit edildiğinin kabulü gerekir. Bu bilgilerden hareketle huzurdaki uyuşmazlığı değerlendirecek olursak; davaya konu yükteki hasarın ilk olarak Almo Antrepoda 08/05/2019 tarihinde tespit edilerek ambar yetkililerince bir tutanak düzenlenmiş olduğu, daha sonra yükün 14/05/2019 tarihinde alıcının tesislerine getirilmiş olduğu ve burada da hasarlı alındığına dair bir tutanak düzenlendiği ve bilahare hasara yönelik yazılı ihbarın davalı taşıyana ilk kez 16/05/2019 tarihli İhtarname ile ihbar edilmiş olduğu görülmektedir. Buna göre eşya henüz dava dışı sigortalı alıcıya teslim edilmeden davalı sorumluluğu altında hasar tespiti yapılmış olup aynı zamanda TTK 1185/1 maddesinde belirtildiği gibi ihbarın külfetinin yükün "alıcıya teslimi" ile başlayacağı kabulü ile; 14/05/2019 tarihinde yapılan teslimi takiben 16/05/2019 tarihinde davalıya yapılan ihbarın da kanuni ihbar süresinde yapıldığı mahkemece kabul edilmiştir. Yukarıda açıklandığı hali ile; konşimentoda bulunan LCL/LCL kaydından, taşımanın parsiyel yükleme olduğu; dava konusu 9 palet muhteviyatı 423 adet traktör aksamı (debriyaj) emtiasının ilk olarak Hindistan'da ... nolu konteynere parsiyel olarak yüklendikten sonra aynı konteynerin Hindistan'ın Chennai limanından İstanbul, Ambarlı limanına taşınmak üzere 29/03/2019 tarihinde "... " isimli gemiye yüklendiği, bilahare sefer sırasında sigortalı emtianın farklı bir aktarma limanında ... No.lu konteynere aktarılarak "..." isimli gemiye yüklendiği ve nihayetinde aynı gemi ile İstanbul'a getirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında davalının Kombine taşımacılık konişmentosu kapsamında navlun faturası düzenlediği anlaşılmakla; kapıdan kapıya yapılan yüklemelerde en az iki farklı taşıma şeklinin ( deniz ,kara, hava, vb.. ) kullanılmasının gerekli olduğu durumlarda kullanılan konşimento şekline Kombine Taşıma Konşimentosu (Combined Transport Bill of Lading) denilmektedir. Davalının hasar sorumluluğunun TTK 1178 vd. hükümlerine göre tayini gerekmektedir. Bahsi geçen sorumluluk hükümleri uyarınca davalı, kendi adamlarının veya tüm taşımanın ifasında kullandığı kişilerin kusurlarından da sorumlu olacaktır. Nitekim söz konusu hüküm uyarınca "Taşıyan, eşyanın ziya veya hasarından yahut geç tesliminden doğan zararlardan, zıya, hasar veya teslimde gecikmenin, eşyanın taşıyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olması şartıyla sorumludur." (TTK m. 1178/2). Buna göre taşıyan eşyayı teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar iyi halde bulundurmakla yükümlüdür. Diğer bir ifade ile her ne kadar zıya, hasar veya gecikmeden kaynaklanan sorumluluk taşıyanın kusuruna da dayansa (yani bu bir kusur sorumluluğu da olsa) meydana gelecek bir zıya, hasar veya geç teslimde taşıyan karine olarak kusurlu sayılmaktadır. Dolayısıyla bu sebepten kaynaklanan bir zarardan kurtulabilmesi için taşıyanın kendisinin veya adamlarının kusuru olmadığını ispatlaması gerekir. Yukarıda açıklandığı hali ile dosya kapsamında ispat yükü davalı taşıyandadır. Bu nedenle davalının gözetiminde parsiyel olarak yüklenen, taşınan ve yine parsiyel olarak eksiksiz tahliye edilen emtiada meydana gelen hasar nedeniyle, konşimentoda yükleme ve aktarma aşamalarında hasar kaydı bulunmadığı da gözetilerek, konteyner içi istifi de üstlenen davalı taşıyanın sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle ve değerlendirmeleri ve vardıkları sonuç itibarı ile de hükme ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.095,00.TL'nin ödeme tarihi olan 30.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile karar verildiğini, ihbar olunan ... AŞ'nin sorumluluğu tespit edilmediğini, bu haliyle raporun eksik tanzim edildiğini, itirazlarına rağmen bu yönde tespit yapılmadığını, taşımanın parsiyel taşıma olduğunu, davalıya co-loader olarak hizmet veren ve aleyhe karar çıkması halinde nihai olarak sorumluluğuna gidilecek olan dava dışı 3.kişi olan ... AŞ olduğunu, aleyhe karar çıkması halinde kendisine rücu edileceği için bu firmanın iddia edilen dava konusu hasardan sorumluluğuna dair ne bilirkişi raporunda ne de gerekçeli kararda hiçbir tespit yapılmadığını, ekspertiz raporunun kesin bir hasar tespiti içermediğini, davalıya usulüne uygun ve süresi içinde bir hasar ihbarı da yapılmadığını, hasara ve sebebine ilişkin boşaltma limanında ne davalıya ne de yurtdışı acentasına hasar ihbarında bulunulmadığı gibi, müvekkilinin katılımıyla tutulmuş bir tutanak ya da hasar tespit raporu da bulunmadığını, ihtarname başlıklı 16/05/2019 tarihli belgenin müvekkile hitaben A4 kağıda yazılmış noter tasdiği olmayan adi bir çıktıdan ibaret olduğunu, bu ihbarın müvekkili şirkete tebliğ edildiğini gösteren bir evrakın dosyada mevcut olmadığını, her zaman geriye dönük olarak düzenlenebilecek bu adi belgenin müvekkiline ulaştırıldığına dair bir belge olayıp, davacının süresinde hasar ihbarının yapıldığını ispat edemediğini, her halükarda TTK madde 1185 kapsamında süresinde yani 3 gün içinde bir hasar bildirimi yapılmadığının açık olduğunu, süresinde yapılmış bir hasar ihbarı olmadığından müvekkiliinin sorumluluk alanında gerçekleştiği ispat edilememiş davanın reddi gerekirken, kabulünün hatalı olduğunu, tazminat miktarının neye göre hesaplandığı ve uluslararası sorumluluk standartlarına göre hesaplanıp hesaplanmadığının da meçhul olduğunu, bu konudaki itirazlarının giderilmeden karar verildiğini, sorumluluk sınırlarının dikkate alınarak yapılıp yapılmadığına dair raporda herhangi bir tespit bulunmadığını, faiz başlangıç tarihinin ödeme günü olarak kabul edilmesinin de hatalı olduğunu, davalının temerrüte düşürülmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden incelenmek üzere hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir.