Esas No
E. 2025/434
Karar No
K. 2025/548
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku
T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.

HUKUK DAİRESİ 2025/434 Esas - 2025/548 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2025/434
KARAR NO: 2025/548

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 21/04/2021

NUMARASI : 2019/566 Esas 2021/339 Karar

DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 04/10/2019
KARAR TARİHİ: 14/05/2025

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 14/05/2025

Taraflar arasındaki menfi tespite ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'in tarımsal işletme sahibi olup davalı ...

Bankası A.Ş.'den (... Şubesi) Hayvansal Üretime İşletme Kredisi kullandığını, teminatı olarak dava dışı ...'e ait ... Parselde kain gayrimenkul ipotek verildiğini, gayrimenkul, üzerindeki ipotekle birlikte davacı ...'a devredildiğini, müvekkili tarafından talep edilen ve kullanılan kredi tarım kredisi statüsünde olduğunu, davalı bu krediyi tarım kredisi olarak kabul ettiğini, ancak daha sonra kredi vasfını tek taraflı olarak değiştirerek ve ticari kredi şekline dönüştürdüğünü, müvekkili, kredi vasfının değiştirilmesine izin ya da icazet vermediği, bu hususu da gerek sözlü olarak, gerekse de 05.08.2019 tarihli ihtarname ile davalı yana bildirdiği, davalı banka, müvekkillere 01.08.2019 tarihli ihtarnameyi gönderdiği, ve 31.07.2019 tarihi itibariyle borç miktarının 744.246,63-TL olduğunu beyan ettiğini, davacı müvekkiller aleyhinde Ankara 16. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12002 Esas sayılı dosyası üzerinden 762.500,47-TL asıl alacaklı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığını, müvekkillerinin 05.08.2019 tarihli ihtarname ile borç miktarını,işletilen faizi ve kat işlemlerini kabul etmediklerini beyan ettiklerini, bu kez bankanın, davacı müvekkilleri aleyhinde Ankara 16. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12002 Esas sayılı dosyası üzerinden 762.500,47-TL asıl alacaklı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığını, müvekkili tarafından kullanılan kredi tarımsal kredi olup, davalı bankanın tek taraflı olarak kredi vasfını değiştirmesinin mümkün olmadığını, icra takibinde krediye uygulanan faizin ticari kredi faizi olup ve bu faiz oranlarının faiş ve haksız olduğu, tarımsal kredilerde, kredi ödemelerinin bir kısmı devlet tarafından karşılandığını, kredi vasfının ticari krediye dönüştürülmesi sonucu bu ihtimal banka tarafından ortadan kaldırıldığını, tarımsal kredilerde, kredi ödemelerinin bir kısmı devlet tarafından karşılandığını, kredi vasfının ticari krediye dönüştürülmesi sonucu bu ihtimalin banka tarafından ortadan kaldırıldığı, böylelikle müvekkiline fazladan bir borç çıkartıldığını, itirazlarının bilirkişi marifetiyle değerlendirilmesi halinde takip konusu miktarın en az 150.000 TL azalacağı kanaatini taşıdıklarını iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere Ankara 16. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12002 Esas sayılı dosya borcunun şimdilik 150.000,00-TL kısmı ile borçlu olmadığının ve kredinin tarımsal kredi olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Banka ... Şubesi'ne davacı ...'in ödenmemiş kredi borçlarından dolayı, davacı/ borçlulara Ankara 65. Noterliği vasıtasıyla 01.08.2019 tarih ve 18309 yevmiye numaralı muacceliyet ihtarnamesi gönderildiğini, borçlular tarafından ihtarname de verilen süre içinde ödenmediğini, bunun üzerine dava dışı ... tarafından Müvekkili Banka lehine ipotek tesis edilmiş olan; ... Parsel, 7 Cilt, 653 Sayfa, Zemin Kat, Bağımsız Bölüm 2’de kayıtlı Asma Katlı Depolu Dükkan niteliğindeki taşınmaz için ipoteğinin paraya çevrilmesi yolu ile Ankara 16. İcra Müdürlüğü 2019/ 12002E sayılı dosyadan 05.09.2019 tarihinde yasal takibe geçilerek, borçluya icra emri tebliğe çıkarılmış olsa da dosyaya borçlular tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, icra takibine konu taşınmaz davacılardan ...'in kardeşi ... adına kayıtlı iken, 18 ay vade ile 12.09.2017 tarihli tebliğle verilen kredinin vade tarihinden hemen önce 08.02.2019 tarihinde taşınmazı davacılardan ...'a devrettiğini, borçlunun ve ipotek verenin müvekkil Banka'ya olan borcunu ödeme niyeti olmadığını, davacıların kötü niyetli olduğunu, davacılardan ..., icra takibine konu taşınmazı üzerinde ipotek kaydı olduğunu bilerek devraldığını, borçtan şahsi sorumluluğu da bulunmazken isbu davayı açmasında hukuki yarar olmadığını, Hazinenin faiz desteği sadece tarımsal üretimin varlığı ve sübvansiyon koşullarını sağlanması şartı ile geçerli olduğunu, davacı ...'in bu koşullara uymadığından, sözleşme ve mevzuat hükümlerine uygun şekilde, faiz indirimli olarak kullandırılan kredisi sübvansiyonlu üründen çıkarılarak cari faizli ürüne dönüştürüldüğünü, işbu husus 23.02.2018 tarhinde İadeli- taahütlü mektupla borçlu/davacı ...'in Genel Kredi Sözleşmesinde müvekkili bankaya kendi el yazısı ile bildirdiği "..." adresine gönderilmişse de muhatabın adresten taşındığı gerekçesi ile iade olduğunu, bu durumun da başlıbaşına kötüniyeti gösterdiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalı bankanın müşterisi olan ... ile 27/09/2017 tarihinde akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi ile büyük baş hayvan besiciliği için 18 ay vadeli 500.000,00 TL limitli ipotek karşılığı kredi verildiği, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu bakanlıkça 01/01/2017 tarihinden itibaren verilen kredilere ilişkin ... Bankası ile Tarım Kredi Kooperatiflerince tarımsal üretime dair düşük faizli yatırım ve işletme kredisi kullandırılmasına ilişkin kararın "Amaç, kapsam ve uygulamaya ilişkin esaslar başlıklı" 1.maddesinde "Üreticilerin Tarımsal Üretime Yönelik Finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılanması amacıyla... Bankaca uygulanmakta olan tarımsal kredi cari faiz oranlarından kredi konuları itibariyle .... Belirtilen oranlarda indirim yapılmak ve kredi üst limitleri aşılmamak suretiyle tarımsal kredi kullandırılabilir." hükmüne havi olduğu, sübvansiyonlu kredi faizinin sübvansiyonlu kredilere hazinenin desteğinin sadece tarımsal üretimin varlığı ve sübvansiyon koşullarının sağlanması koşuluyla geçerli olduğu, kredi asıl borçlusu ...'in işletme sahibi olduğu hayvan işletmesinin İşletme Tescil Belgesine göre 12/06/2018 tarihinde kredi kullandıktan sonra ve tarımsal kredi niteliğinin bildirildiği tarihten sonraki bir tarihe taşıdığı, nitekim davalı banka tarafından 23/02/2018 tarihinde iadeli taahhütlü mektupla muhataplar ... ve müteselsil kefil ...'e gönderdikleri ihtarname ile sübvansiyonlu kredi faizinin sübvansiyonlu kredilere hazinenin desteğinin sadece tarımsal üretimin varlığı ve sübvansiyon koşullarının sağlanması koşuluyla geçerli olduğundan şartlarına uymaması nedeni ile cari faiz üzerinden değerledirileceğinin ihtar edildiği, ihtarnamenin sözleşmede ki ve MERNİS adreslerine ayrı ayrı çıkarıldığı, sözleşmeye göre tebligatın yapılmış sayılacağı, sonuç olarak Hazine Müsteşarlığının tarımsal faaliyetler için uygulanacağını belirttiği sübvansiyonun "sadece tarımsal üretimin varlığı ve sübvansiyon koşullarının sağlanması koşuluyla geçerli olduğundan" davacının işletmesi kredinin kullanımından sonraki yılda olması nedeniyle şartlarını taşımadığı cari faiz üzerinden kredinin faizlendirildiği, bilirkişi hesaplamasına göre bankanın uygulayabileceği faiz oranlarının daha da altında bir faiz uyguladığı, ve takip tarihi itibari ile hesaplanan 762.497,32 TL'nin takipte talep edilen miktar da olduğu anlaşılmakla davacı ...'in borçlu olmadığının tespiti talebinin reddine karar vermek gerekmiş, diğer davacı ...'ın ipotekli taşımazı devralan kişi olduğu, ipotek borcu ile birlikte devraldığı da gerekçeleriyle her iki davacı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı banka kredi vasfını tek taraflı olarak değiştirdiğini, müvekkilinin uzun zamandır hayvansal hayvansal işletme sahibi olduğunu, mahkemenin aksi yöndeki tespitinin doğru olmadığını, icra takibine uygulanan faizlerin yasaya aykırı olduğunu, uygulanan kat işlemi ve oranlarının haksız olduğunu, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmanın mümkün olmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır.

Davacı yan, davalı banka ile imzalanan kredi sözleşmesi kapsamında davacıya hayvansal üretime işletme kredisi kullandırıldığını, söz konusu kredinin tarımsal kredi olup, davalı bankaca kredi sözleşmesinin vasfının tek taraflı değiştirilerek ticari kredi şekline dönüştürüldüğünü ve müvekkilinden fazla alacak talep edildiğini iddia ederek davalı yanca kredi borcunun tahsili amacıyla Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2019/12002 esas sayılı dosyasında talep edilen alacağın 150.000,00 TL'lik kısmından borçlu olunmadığının tespiti istemiyle eldeki davayı açmış; davalı yan ise, davacının sözleşme koşullarına uymadığından yapılan takibin haklı olduğunu savunmuş, mahkemece 22/03/2021 tarihli bilirkişi raporu da esas alınmak suretiyle yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı ...'in yargılama devam ederken 26/12/2019 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak çocukları ... ve ...'ın kaldıkları, başkaca mirasçısının bulunmadığı, ... ve ...'ın Akyurt Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/52 Esas sayılı dosyasında açtıkları mirasın gerçek reddi davası sonucunda mahkemece 15/06/2020 tarihli 2020/34 sayılı karar ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın 06/11/2020 tarihinde kesinleştiği, yine mahkemece 23/10/2020 tarihli ek karar ile ...'in terekesine tasfiye memuru atandığı anlaşılmıştır.

T. C. Anayasası'nın 36/1.

maddesinde "Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" düzenlemesine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde "Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını içerir" düzenlemesine; yine,

HMK'nun 122/1. maddesinde "Dava dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir. Davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir" düzenlemesine yer verilmiştir.

Bir davanın görülmesi için taraf teşkilinin sağlanması esas olup, hakimin bu hususu re'sen gözetmesi gerekir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılamanın aşamalarından haberdar edilmesi ile mümkündür. Davacı yan işbu davada, davalı tarafından başlatılan icra takibinde fazla alacak talep edildiği iddiasıyla takip konusu borcun 150.000,00 TL'lik kısmından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. 4721 sayılı TMK'nun 612.maddesinde ; '' En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. '' hükmü mevcuttur.

Tüm dosya kapsamı, istinaf nedenleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafından başlatılan takip konusu borcun 150.000,00 TL'lik kısmından borçlu olunmadığının tespiti talebi ile eldeki davanın 04/10/2019 tarihinde açıldığı, yargılamanın devamı sırasında davacı ...'in 26/12/2019 tarihinde vefat ettiği, davacı ...'in ölümü üzerine en yakın tüm mirasçıları tarafından mirasın reddedilmiş olup, mirası reddeden mirasçılara husumet yöneltilemeyeceği, nitekim Akyurt Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/52 Esas 2020/34 Karar sayılı kararı ile mahkemece 23/10/2020 tarihinde davacı ...'in terekesine tasfiye memuru atandığı anlaşılmakla tasfiye memurunun davaya katılımı suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve tüm delillerin toplanıp sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, bu husus gözetilmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Öte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu dosya üzerinden yapılan incelemeyi içermekte olup, banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanmadığı gibi dava konusu icra takip dayanağı kredi sözleşmesinin niteliği, davacı yanın sözleşme koşullarına aykırı davranıp davranmadığı, subvansiyon koşullarının neden kalktığına ilişkin ayrıntılı ve denetime elverişli tespitler içermediği anlaşılmaktadır (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/7501 Esas 2022/9270 Karar, 2021/5176 Esas 2022/9170 Karar, 2020/7950 Esas 2022/2848 Karar sayılı ilamları).

Hal böyle olunca, mahkemece yapılması gereken iş, TMK'nun 612.maddesi gereğince taraf teşkili sağlandıktan sonra bankacı bilirkişiden banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak dava konusu kredi sözleşmesinin niteliği, subvansiyon koşullarının kalkıp kalkmadığı, kalkmış ise neden kalktığına ve borç miktarına ilişkin ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınmak ve tarafların iddia ve savunmaları da değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun karar verilmesinden ibarettir. Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince taraf teşkilinin sağlanmadığı ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli nitelikteki delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşılmakla TMK'nun 612.maddesi,

HMK'nun 122/1.maddesi ile 6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1.Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,

2.Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/04/2021 tarih ve 2019/566 Esas 2021/339 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

4.Davacılar tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde davacılara iadesine,

5.Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

6.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6.maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/05/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog