Aramaya Dön

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/596
Karar No
K. 2025/437
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/596
KARAR NO: 2025/437
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 28/08/2023
KARAR TARİHİ: 14/05/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının; 23.04.2018 tanzim 23.04.2021 ödeme tarihli 30.000,00-USD bedelli, 29.05.2018 tanzim,29.05.2021 ödeme tarihli 73.000,00-USD bedelli, 17.06.2018 tanzim,17.06.2021 ödeme tarihli,39.000,00-USD bedelli, 16.09.2018 tanzim, 16.09.2021 ödeme tarihli ,116.500,00-USD bedelli, 28.10.2018 tanzim 28.10.2021 ödeme tarihli 71.650,00-USD bedelli, 07.04.2019 tanzim 07.04.2021 ödeme tarihli 70.500,00-USD bedelli senetleri dayanak göstererek----. İcra Müdürlüğü’nün -------Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, müvekkilinin davalıya böyle bir borcu bulunmaması sebebiyle huzurdaki davayı açtıklarını, davacının davalıyı tanımamakta olduğunu, aralarında hiç bir kişisel ve ticari ilişkinin olmadığını, müvekkilinin takip alacaklısına böyle bir borcunun bulunmadığını, takip alacaklısının ödeme emrinden de anlaşılacağı üzere ---- vatandaşı görülmekte ve adresinin de ----- olduğunu, takipte alacaklı görünen ve --- avukat olan davalı ile müvekkilinin bu güne kadar hiç karşılaşmadıklarını, aralarında hiçbir ticari veya kişisel ilişkinin olmadığını, bu nedenle müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden davalının emrine bono tanzim etme imkanının da olmadığını, müvekkilinin takip alacaklısına böyle bir borcunun bulunmadığını, takip konusu bononun müvekkilinin bilgisi ve iradesi dışında tanzim edildiğini, müvekkilinin bugüne kadar genelde haftasonları eğlence ve tatil amaçlı ----- bulunmuş olduğunu, ------ ticari faaliyette bulunmadığını gittiği otellerden dışarı dahi çıkmadığını, müvekkilinin bu sebeple; davaya konu takibe dayanak olan tanımadığı kişinin alacaklı bulunduğu senetlerin üzerindeki yazı ve imzaya itiraz ettiğini, ------İcra Hukuk Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, müvekkilinin bonoların düzenlendiğinin iddia edildiği dönemde, ------ bulunan------ gazinolarının misafiri olarak ------ gittiğini, gazinonun aynı gruba bağlı otellerde misafir ettiği müşterilerine, otel bünyesinde bulunan gazinoda şans oyunları oynatmakta olduğunu, gazinonun şans oyunlarında kullanmaları için misafirlerine avans açmakta olduğunu, ve karşılığında boş senet imzalatmakta olduğunu, müvekkil oynadığını şans oyunlarında kullandığı avanslara karşılık olan parayı gazinoya ödemediğini, ancak imzalanan boş senetlere karşılık açılan avans limitlerinin tamamının her zaman kullanılmayabilmekte olduğunu, bazen avans karşılığında imzalanan boş senetlerin gazinonun elinde kalmakta olduğunu, takibe konulan senetlerin; açılan avans limitlerine karşılık imzalanan ve kullanılmayan limitlere karşı gelen boş senetlerden müvekkiline iade edilmeyerek sonradan müvekkilinin rızasına aykırı olarak doldurulan senetler olma ihtimali ile birlikte, imzaların bazılarının müvekkilinin imzası ile benzerlik göstermediğini çıplak gözle bile bu durumun anlaşıldığını kendisi tarafından imzalanmamış senetlerin de sonradan doldurularak , takibe konmuş olma ihtimalinin olabileceğine karşılık, bu nedenle ----- İcra Hukuk Mahkemesi'nin -------Esas sayılı dosyası ile hem borca hem imzaya itiraz ettiklerini,oyunda avans karşılığında kullanılmak üzere, gazinoya teslim olunan boş senetlerin, verilme nedeninden farklı bir şekilde doldurularak, davalı tarafça hem suçun işlenmiş olduğunun hem de kanun dolanarak takibin yapıldığını, müvekkilinin davalıya bir borcunun bulunmadığının tespitinin yapılması gerektiğini., takdir edileceği üzere bir kişinin sıralı senetlere dayalı gerçek bir alacağının olması halinde, 3 hafta ara ile iki ayrı takip başlatmasının, ilk takipte her ay düzenlenmiş 2018 yılına ait senetlerin ve son olarak Nisan-2019 ayına ait senedi takibe koymasının, 3 hafta sonra ise Nisan-2019'dan önceki döneme ait olan Aralık-2018 ve Ocak-2019 aylarına ilişkin başka senetleri de takibe koymasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 2. bir takibin yapılacaksa bile öncelikle vadesi gelecek olan senetlerin takibe konmasının olağan olanı olduğunu, aralık ve ocak ayına ait senetlerin dururken nisan ayına ait senedin takibe konmasının tercih edilecek bir yol olmadığını, bu hususun bile boş senetlerin doldurularak sonradan 2. bir takibe konduğunun açık göstergesi olduğunu, senetlerin incelenmesinde yaklaşık bir yıllık zaman diliminde, alacaklı olduğunu iddia eden davalının hemen hemen her ay birbiri ile ilgisiz tutarlarda, oldukça yüksek bedellerde ve sadece cumartesi/pazar ve tatil gününe denk gelecek şekilde müvekkiline borç verdiğini iddia ederek senet düzenlediğini, takibe konu senetlerin, müvekkilinin hafta sonları gazino müşterisi olarak ----- bulunduğu dönemlerde, gazinoda şans oyunlarında kullanılmak üzere verilen avans için düzenlenmiş senetler olduğunu, ve bu durumun senetlerin tanzim günlerinden de belli olduğunu, zira gerçek ve avans dışında nakit para karşılığında bir borç alınmış olsa dahi müvekkilinin Türkiye'ye dönüşte o parayı da yanında getirmesinin gerekiceğini ne yurtdışı giriş kayıtlarında ne de banka kayıtlarında böyle bir paranın ülkeye veya müvekkilinin hesaplarına girdiğine ilişkin bir kayıt olmadığını, dolayısıyla iddia edildiği gibi pazar günü senet karşılığında borç alınan binlerce/yüzbinlerce dolarlık gerçek paraların var olması halinde bu paraların bir şekilde kayda da girmesinin gerektiğini, Bir avukatın, hiç bir ilişkisi olmayan bir kişiye her ay bu kadar yüksek ve birbiri ile alakasız tutarda, hiç bir kaydı olmayan, bankada işlem görmemiş, Türkiye'ye girişi olmamış parayı özellikle pazar günleri, her yerin kapalı olduğu ve hiç bir şekilde işlem yapılamayacağı sabit olan bir günde vermesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kumar ve bahis borçlarının, eksik borç niteliği gereğince borçlunun borcunu ifa etmeye zorlanamadığı bir borç türü olduğunu, borçlunun borcunu ödemediği takdirde, alacak konusunda dava açılamayacağını ve icra takibinin yapılamayacağını, ayrıca kumar borcunun bir adi senet veya kambiyo senedi düzenlemek suretiyle senede bağlansa dahi borçlunun kumar borcunu ödemekle hukuken sorumlu olmadığını,gazinoda oyun oynatılması karşılığında verilen boş senetlerin gerçek bir borç içermediğinden, davacının davalıya tam bir borcunun olmadığının tespitinin ve takibinin iptalinin gerektiğini tüm bu sebeplerle davalarının kabulünü davalı ile müvekkili arasında mevcut ve geçerli bir ticari ilişkinin bulunmadığının ve ----. İcra Müdürlüğü'nü ------Esas sayılı icraya konu olan takipte müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, mahkemece teminatsız olarak veya yabancı para alacağı için dosya kapsamında alacağı fazlasıyla yetecek kadar taşınmaz haczedildiğinin dikkate alınarak, dosyaya bilirkişi raporu da sunulan ---- İlindeki, ----- İlçesindeki, -----nolu parselde kain 249.160.797,80-TL değerindeki taşınmazın teminat olarak kabulü ile yada takdir edilecek uygun teminat mukabilinde, takibi durdurmak ve takip sonrası icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini hukuki dayanaktan yoksun gerçek ve tam bir borca dayanmayan icra takibinin iptalini, alacaklı olmadığını bildiği halde haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine girişen davalı aleyhine takibe konu alacak miktarının %20’sinden az olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafın dilekçesinde beyan etmiş olduğu olayların tamamıyla gerçeğe aykırı olduğunu, borçtan kurtulmaya dönük bir takım asılsız iddialardan ibaret olduğunu, fiili gerçeklere olduğu kadar yasa ve usule de aykırı olduğunu, iddialarının reddine karar verilmesinin gerektiğini davacının senetlerdeki imzanın kendisine ait olmadığından bahisle icra hukuk mahkemesi nezdinde yapmış olduğu itirazının haksız olduğunun bilirkişi raporu ile sübuta ermiş olduğunu imzalarının kendisine ait çıkması halinde bu kez boşa imza atmak suretiyle verilmiş olacakları için senetlerin yine geçersiz olacağı yönündeki davacı iddiasının da hukuki bir değerinin olmadığını, bir senedin düzenlenme anında borçlu tarafından sadece imza atılmak suretiyle yani açığa/ boşa imza atılmak suretiyle düzenlenmesinde hukuken bir sakınca olmadığını ancak senedin lehtar veya en son yetkili hamil tarafından tedavüle çıkartılırken zorunlu unsurları içerecek şekilde doldurulmuş olmasının gerektiğini, diğer bir ifade ile bir senet düzenlenirken başlangıçta sadece borçlu tarafından imzalanmış olmasının yeterli olacağının senet metninde yer alan diğer hususların sonradan, ancak tedavüle sokulmadan önce başkası tarafından yazılmış olmasının bir ehemmiyetinin olmadığını,lehtar ...'den almış olduğu nakit borca karşılık olmadığını kumar oynatan gazinonun açtığı avansa karşılık senet verildiği için tbk 606/1 md. gereğince alacağın takip ve dava konusu edilemeyeceğini, keza boşa imza atılarak verilmiş olan senetlerin sonradan aradaki anlaşmaya aykırı doldurularak tedavüle sokulduğunun "senet metninden anlaşılmayan her türlü iddianın" davacı tarafından ancak ve ancak, aynı kuvveti haiz yazılı delil ile ispatının gerekmekte olduğunu, malum olduğu üzere kambiyo senedinden kaynaklanan bir borcun sebepten mücerret olduğunu, mücerretlik ilkesi gereğince senedin altında yatan sebebe, borcun neden, nereden kaynaklanmış olduğuna bakılmayacağını,mücerretin kıymetli evrak doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız ve soyut olduğunu, senedin kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadi, mücerret ve kesin bir borç ikrarı olduğunu, bu nedenle davacı tarafın tanık delili başta olmak üzere, alacak mesnedi olan senetler ile aynı kuvvete haiz olmayan başkaca her hangi bir delile dayanmasını ve bu delillerin mahkemece toplanmasına çalışılması suretiyle davanın gereksiz yere sürüncemede bırakılmasına muvafakat etmediklerini ve itiraz ettiklerini, eldeki menfi tespit davasında, senetten kaynaklı bir borcu olmadığını ileri süren davacı tarafın iddiasını yazılı delil ile ispat etmek mecburiyetinde olduğunu, imzanın kötüye kullanıldığını, senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu gibi senet metninden anlaşılması mümkün olmayan soyut iddialarının da ancak ve ancak aynı kuvveti haiz yazılı ve kesin deliller ile ispat etmeli olduğunu, tüm bu sebeplerle yasa ve usule aykırı, kötü niyetli olarak açılmış olan davanın reddine karar verilmesini, mevcut ihtiyati tedbir kararından dolayı alacağı geç tahsil edecek olmaları sebebiyle uğrayacakları zararın tazmini için İİK 72/4 md. gereğince alacaklarının %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini ve hükümle birlikte bu tazminatı davacı tarafından yatırılmış olan teminatın içinden almalarının gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava davalı tarafından davacı aleyhinde -----. İcra müdürlüğünün ------ Sayılı dosyasında takibe konu senetlerden ötürü davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin mümkün olup olmadığı, uyuşmazlıkta yabancılık unsuru olup olmadığı, senetlerde bulunan imzaların davacıya ait olup olmadığı, ----- hukukunun uygulanma ihtimali olup olmadığı, uyuşmazlıkta tanık dinlenmesinin mümkün olup olmadığı, takibe dayanak senetlerin zorunlu unsurları içerip içermediğine ve netice itibarı ile davacının menfi tespit isteminin yerinde olup olmadığına ilişkindir.

Davacı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (----- Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise, hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacı tarafa aittir. ( Bkz. Yargıtay HGK------ Sayılı ilamı )Kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davalarında ispat yükü davacı olan borçlu üzerindedir.

Davacı vekili olayda yabancılık unsuru olduğunu ------ hukukunun uygulanması gerektiğini safahattaki dilekçelerinde dile getirmiş olup takibe dayanak senetler incelendiğinde senetlerde açıkça düzenleme yeri olmadığıi TTK'nın 672/4. Maddesi gereği düzenleme yeri gösterilmeyen senedin ödeyecek kişinin yanında gösterilen yer olduğu karinesi olduğu, keşidecinin senet ön yüzünde adresinin açıkça ---- olarak gösterildiği, senette bulunan bu kaydın aksinin yazılı delille ispatı gerektiği anlaşılmakla davacı itirazlarına itibar edilmemiştir.

Davacı senetlerde bulunan imzayı inkar ettiğinden davacıya ait imza örnekleri mahkememizce alınmış, davacıdan sadır olan imzalar celp edilmiş 3 kişilik uzman grafolog bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. 17.02.2025 tarihli raporda takibe dayanak senetlerde bulunan imzaların davacıya ait olduğu anlaşılmakla davacının bu itirazları red edilmiştir.

Davacı dava dilekçesinde senetlerin hile ile alındığını ileri sürmüştür. Yargıtay HGK'nın-----Esas ------- Karar sayılı ilamında "...Diğer taraftan, aldatmayı/hileyi ispat yükü, aldatılan tarafa aittir. Yanılma, aldatma ve korkutma senede bağlanması mümkün olmadığından senetle ispat edilmesinde maddi imkânsızlık vardır. Bu nedenle hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, 6100 sayılı Kanun'un 203/1-ç maddesinde senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayılmıştır. Sözleşme resmî senetle yapılmış olsa dahi 4721 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi “Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir” hükmünü taşıdığından, aldatma olgusunun tanık dâhil her türlü delille ispatı mümkündür..." şeklindeki gerekçesinde ( aynı yöndeki gerekçe için bkz. ---- BAM -----. Hd. ----Esas,------ Karar) açıkça belirtildiği üzere Yanılma, aldatma ve korkutma senede bağlanması mümkün olmadığından senetle ispat edilmesinde maddi imkânsızlık olduğundan hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, 6100 sayılı Kanun'un 203/1-ç maddesinde senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayıldığından ve davacı yanca hile iddiasında bulunulduğundan tanıklar dinlenmiştir. Davacı tanıklarından ... duruşmadaki yeminli beyanlarında davacıyı tanıdığını, dava konusu senetlerin tanzim edildiği sırada orada olmadığını, genelde casinoda oynanacak oyunlar karşılığı avans mahiyetinde bu senetlerin verildiğini, bu senetler imzalanırken karşı yanın davacıya bir baskı veya hileli bir davranışı olduğunu görmediğini,senetlerin kumar borcundan kaynaklı olarak düzenlendiğini bildiğini, taraflar arasında bu senetlerden dolayı hukuki ihtilaflar çıktığını duyunca tarafları uzlaştırmak istediğini ancak başarılı olamadığını belirtmiş olup, tanığın tüm beyanları nazara alındığında senetlere dair doğrudan bir bilgisi olmadığı, senetler düzenlenirken şahit olmadığı, hile, tehdit vs gibi bir irade sakatlığına şahit olmadığı, casinonun genel işleyişi ve senelerin veriliş nedenlerine dair genel bilgiler verdiği görülmüş diğer tanık da davacı ile birlikte kumar oynadıklarını, davacı senetleri düzenlerken bir baskı veya hileli davranış görmediğini oyun masasında senetlerin imzalandığını senetlerin kumar borcuna ilişkin olduğunu belirtmiştir.

Davacı ------ yazışma tutanaklarına dayanmış olup yapılan incelemede bazı yazışmaların silinerek dosyaya sunulduğu, davalı vekilinin bu senetlerin kumar borcundan kaynaklı düzenlendiğini müvekkili adına kabul edecek herhangi bir açık beyanı olmadığı görülmüştür.Ayrıca 6100 sayılı HMK'nın 188 maddesinde gereği sulh görüşmeleri esnasındaki ikrar tarafları bağlamaz hükmü mevcut olup söz konusu yazışmalarda davalı vekilinin müvekkili adına senetlerin kumar senedi olduğuna dair açık beyanı olmadığı gibi aksi yorumda da bunun davalıyı bağlamayacağı açıktır. ---- BAM ----. HD. ----- Esas, ------Karar sayılı ilamında "...Dava,

İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olup, davaya konu icra takibi bonoya dayalı olarak başlatılmıştır.

İlk derece mahkemesince, davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmiş, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı tarafça, kendisine konakladığı otelin "------ Kumarhanesinde" cip verilip kumar oynama olanağı olarak 10.000,00.-USD sağlandığını ve alelacele kendisinden 4 adet bono alındığını, bonolara sadece müvekkilinin adı ve soyadı ile imzası alındığını, senetlerin sonradan alacaklı yanca doldurularak takibe konulduğunu beyanla menfi tespit isteminde bulunmuştur.

Davacı tarafça bonolardaki imza inkar edilmemiştir. Takibe konu dört adet bonoda "nakten" bedel kaydı olup, kayıtsız şartsız borç ikrarını içerdiği, davalı tarafça davacıya borç para verildiğinin savunulduğu, bu durumda ispat yükü davacıda olup, davacı tarafça bonoların kumar borcu için düzenlendiğinin,

HMK 201. Madde gereğince yazılı delille ispatı gerektiğinden, dosyaya bu yönde delil sunulmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.

Davacı vekilinin otel kayıtlarının celbini ve tanıklarının dinlenilmesini talep ettiği anlaşılıyorsa da, bu kayıtların sonuca etkisinin bulunmadığı gibi, senet bedelleri göz önüne alındığında tanıkla ispat mümkün bulunmadığından, talebin reddine karar verilmesi yerinde olmuştur.

Davacı vekilinin davalının bu parayı elden mi yoksa banka aracılığıyla mı verdiğinin araştırılması gerektiğine yönelik talebi ise ispat yükü davacıda olduğundan ve senet metninden paranın davacıya ödendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf sebeplerinin tümüyle reddine karar verilmiştir..." belirtmiştir. Yargıtay -----. HD------Sayılı ilamında "..Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit davası olup, dava konusu bonoda davacı keşideci, davalı ise lehtar durumundadır Yerel mahkeme gerekçesinde de belirtildiği gibi açığa senet düzenlenmesi mümkün olup, senedin tedavüle çıkarılırken anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacının, bu yöndeki iddiasını yazılı delille ispatlaması gerekir.Somut olayda, davacı tarafından bu hususta yazılı delil sunulamamıştır.

HMK’nun 201. maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen her türlü iddia ve def’inin senetle ispatı gerekir. Mahkemece bu kurallar gözetilmeksizin tanık dinlenerek sonuca gidilmesi uygun olmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." belirtmiştir. ( Aynı gerekçe için bkz. Yargıtay -----. HD. ------Sayılı ilamı )

Yargıtay -----. HD. ------ Sayılı ilamı "... Davalı vekili, davanın hukuki temelden yoksun olduğunu, borcun kumar borcundan kaynaklandığı iddiasının tanıkla ispatlanamayacağını bildirerek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere göre, takibe konu bonoların mücerret bir borç ikrarı olup, bonolardaki borç ikrarının sebebinin kumar olduğu iddiasının kesin delillerle ispatlanması gerektiği, bu iddialarla ilgili olarak tanık dinlenemeyeceği, davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2.Davalı vekilinin temyiz istemi, ihtiyati tedbir nedeniyle alacağın tahsilinin geciktirilmesi nedeniyle tazminat verilmesi gerektiğine tazminatına ilişkindir. Somut olayda 28.03.2013 tarihinde icra veznesine yatacak paranın, davalı alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verildiği ve bu kararın icra dosyasında infaz edildiği görülmüştür. Bu durumda İİK’nun 72/4 maddesi hükmü uyarınca davalı lehine %20 oranında tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu konudaki talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi bozmayı gerekmiştir..." belirtmiştir.Yargıtay ---- HD.-------Sayılı ilamında "....Dava, kumar borcu için boş olarak imzalattırılan takip konusu senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davalı, takip konusu senette lehtar olup davacı-keşideciye verdiği borç para karşılığında işbu senedin imzalandığını ileri sürmüş, anılan senette ihdas nedeninin boş olduğu görülmüştür. Bono, mücerret bir borç ikrarıdır. O halde, bono borçlusunun ilk önce bonodaki borç ikrarının sebebinin kumar veya bahis olduğunu ispat etmesi gerekir; bu ise, HMK'nın 201. maddesi gereği tanıkla ispat edilemez. Ancak, senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Aksi halde, yani bononun kumar veya bahis borcu için düzenlendiği iddiasının tanıkla ispat edilebileceğinin kabulü durumunda, bono emniyeti kalmaz; her bononun, kumar veya bahis borcu için verildiği iddiası temin edilecek tanıklarla ispat edilerek iptali sağlanabilir. Bu durum ise, hem HMK'nın 201. maddesi hükmüne hem de bono emniyetine aykırı düşer. Somut olayda davacı dava konusu senedin düzenlenme nedeninin kumar borcu olduğunu iddia ettiğine göre, bu iddiasını belirtilen ilkeler çerçevesinde yazılı delille kanıtlaması gerektiği gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir..." belirtmiştir. ( Aynı gerekçe için bkz. Yargıtay ---- HD-----Yargıtay -----. HD. ------Sayılı ilamında "...Bono, mücerret bir borç ikrarıdır. O halde, bono borçlusunun ilk önce bonodaki borç ikrarının sebebinin kumar veya bahis olduğunu ispat etmesi gerekir; bu ise, HMK'nın 201. maddesi gereği tanıkla ispat edilemez. Ancak, senet ( kesin delil ) ile ispat edilebilir. Aksi halde, yani bononun kumar veya bahis borcu için düzenlendiği iddiasının tanıkla ispat edilebileceğinin kabulü durumunda bono emniyeti kalmaz; her bononun, kumar veya bahis borcu için verildiği iddiası temin edilecek tanıklarla ispat edilerek iptali sağlanabilir. Bu ise, hem HMK'nın 201. maddesi hükmüne hem de bono emniyetine aykırı düşer ( ------)..." belirtmiştir.

Yargıtay yerleşik içtihatlarıyla belirtildiği üzere (-----. HD------ yabancı para alacağına ilişkin takiplerde icra inkar tazminatının takip tarihindeki ----- Bankası’nın Efektif Satış Kuru üzerinden Türk Lirası olarak hesaplanması gerekmektedir. ( Bkz. --- BAM ----- Hd-----Yine Yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre nisbi karar ve ilam harcının ve avukatlık ücretinin hesaplanması gerekmektedir.(Yargıtay -----Hd------ Netice itibarı ile davacının senetler nedeni ile borçlu olmadığını ileri sürdüğü, takibe dayanak senetlerin zorunlu unsurları tam olan kambiyo senedi oldukları, davacının bu nedenle ispat külfeti altında olduğu,senetlerde bulunan imzaların davacıya ait olduğunun bilirkişi heyeti raporu ile tespit edildiği, davacının senetler düzenlenirken hile iddiasında bulunduğu, yerleşik Yargıtay kararları gereği Yanılma, aldatma ve korkutma gibi irade bozukluğu hallerinin senede bağlanması mümkün olmadığından senetle ispat edilmesinde maddi imkânsızlık olduğu, Bu nedenle bu iddiaların 6100 sayılı Kanun'un 203/1-ç maddesinde senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayıldığı görülmüş, davacı tanıkları dinlenmiş ise de davacı tanıklarının senetler düzenlenirken olaya şahit olmadıkları, senetlerin hile veya başka bir irade fesadı ile imzalatıldığı hususunda görgüye dayalı bir bilgileri olmadığı görülmüştür. Takibe dayanak senetlerde "nakden" kaydı olduğundan ve davalı yanca ispat külfetini tersine çevrilecek bir beyanda bulunulmadığından davacının bonodaki borç ikrarının sebebinin kumar veya bahis olduğunu ispat etmek mecburiyetinde olduğu, bunu ise 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi gereği tanıkla ispat edemeyeceği Aksi halde, yani bononun kumar veya bahis borcu için düzenlendiği iddiasının tanıkla ispat edilebileceğinin kabulü durumunda bono emniyeti kalmayacağı; her bononun, kumar veya bahis borcu için verildiği iddiası temin edilecek tanıklarla ispat edilerek iptali sağlanabileceği bunun ise hem HMK'nın 201. maddesi hükmüne hem de bono emniyetine aykırı düşeceği açıktır. Nitekim bu hususta yüzlerce emsal karar olup birkaçı yukarıda aynen alıntılanmıştır. Netice itibarı ile davacının senetlerin kumar borcundan kaynaklı düzenlendiği hususunda ispat külfeti altında olduğu bu iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği sonucuna varılmış, davalı yanın mücerretlik savunmasının geçerliliğini koruduğu, bedelsizlik iddiası aynı zamanda suç teşkil eden bir fiil olmakla yemin ve isticvapla da kanıtlanmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, Safahatta verilen tedbir kararı davacı yanca infaz edildiğinden davalı lehine İİK'nın 72. Maddesi gereği tazminata hükmedilmiş, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;

1.Davanın reddine,

2.İİK'nın 72. Maddesi gereği Davacının takip konusu asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 oranında tazminata mahkum edilmesine, 1.892.392,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,

3.492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL maktu harcın peşin alınan 16.199,86 TL harç ile sonradan tamamlanan 165.069,95 TL harçtan mahsubu ile 180.654,41‬ TL harcın davacıya iadesine,

4.-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

5.Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 704.290,81 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

7.6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince bakiye gider avansının talep halinde taraflara iadesine,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog