11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2024/4869 E. , 2025/3092 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde;
Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescillenmiş olan “PTT” markasının tüm kullanım haklarının müvekkiline ait olduğunu ancak davalı tarafın “PTT” markasını sendika adı olarak bilfiil kullandığını, bu sebeple davalının, müvekkili marka hakkını ihlal ettiğini, ihlalden haberdar olunması ile davalı tarafa ihtarname keşide edilerek söz konusu ihlali gidermelerinin ihtar edildiğini, davalı tarafından, müvekkili şirkete ait “PTT” markasının, gerek yazılış, gerek söyleyiş, gerek logo kullanımı bakımından, sendika isminde birebir aynı şekilde kullanılarak iltibas suretiyle müvekkiline ait marka hakkına tecavüz edildiğini, müvekkilinin tanınmışlık düzeyinin Türkiye’de en üst sevide olduğunu, söz konusu ihlal ile PTT markasının itibarının zarar gördüğünü, ayırt edici karakterinin zedelendiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmü düzenlemesi ile, sınıfsal olarak aynı olup olmadığına veya benzerliğine bakılmaksızın iltibasın varlığının kabul edileceğini, davalı tarafın kullanmakta olduğu sendika adı sebebiyle haksız rekabet hükümlerinin de ihlal edildiğini ileri sürerek, müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden davalı eylemlerinin tespitine, men’ine, durdurulmasına, davalının hukuka aykırı olarak kullandığı müvekkili adına tescilli “PTT” markasının davalıya ait sendika adından, tabelalardan, davalı tarafından tüm tanıtım ve reklam ürünlerinden, her türlü yazılı ve görsel belgelerden ve materyallerden (broşür, katalog, ilan vs.) internet ortamı ve tüm sosyal medya hesaplarından ve logoların yer aldığı her türlü içeriğin kaldırılmasına, toplatılmasına ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının taşımacılık iş kolunda faal olan bir işçi sendikası olduğu, davalının, davacıya ait tescili markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı ya da benzer bir sahada ticari faaliyette bulunmadığı, hatta davalının herhangi bir ticari sahada faaliyette bulunduğuna ilişkin delil bulunmadığı, davalı eylemlerinin sendikal faaliyetleri ile sınırlı olduğu, davalıya ait sanal ortam faaliyetlerinin hiçbirinde ticari faaliyet olarak nitelenecek eylemlerinin bulunmadığı, davalının sendikal faaliyetlerini yürütürken "PTT Kargo-Sen", "PTT" gibi işaretleri kullanmasının, ilgili tüketici kesimi nezdinde, bu kullanımlarının davacıya ait "PTT" markası ile ilişkilendirilebilecek nitelikte olmadığı, davalı eylemlerinin, davacıya ait marka haklarını ihlal etmediği, davalının sendikal faaliyetlerde bulunurken, üye işçilerin bünyesinde çalıştığı davacı işveren ile menfaat çatışması içerisine girmesinin, sendikal faaliyetinin doğal bir sonucu olduğu, davalının kötüniyetli olarak ve sırf davacıya zarar vermek kastıyla faaliyetlerde bulunduğunun tespit edilmediği, davalı eylemlerinin bir kısmı davacıyı rahatsız edecek açıklamalar barındırsa da, bu açıklamaların düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında kalan, haksız rekabet teşkil etmeyen açıklamalar olduğu, esasen davacının toplum nezdinde böylesi faaliyetlerden etkilenmeyecek derecede güçlü bir yapıya sahip olup, ... ve itibarının bulunduğu düşünüldüğünde, kendisine karşı davalı tarafından ileri sürülen bir kısım itham ve olgulara tahammül göstermek durumunda olduğu, davalının eylemlerin sendikal faaliyetleri çerçevesinde, örgütlenme ve ifade hürriyeti kapsamında kaldığı, davacı aleyhine haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının uygulama ve eylemlerinin ticari etki doğurmasının haksız rekabet hükümlerinin uygulanabilmesi için zorunlu olduğu oysa davacı ile davalının aynı ve benzer alanlarda faaliyet göstermedikleri, davalı Sendika'nın ticari bir kurum olmadığı veya ticari faaliyetlerinin bulunmadığı, davalının sendikal faaliyetlerinin ve bu kapsamdaki haber içerikli paylaşımlarının markasal nitelikte bulunmadığı, ticari bir etki yaratmasının veya yaratma ihtimalinin bulunmasının ya da iktisadi rekabet ortamını ve piyasayı etkilemesinin mümkün olmadığı, bu durum karşısında davalının ticari hayata yansımayan dava konusu davranış ve uygulamalarının SMK'nın 29/1. maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil etmediği, sendika ile işveren arasındaki ilişkinin mahiyeti gereği ortaya çıkan sonuçların, işbu davanın konusunu oluşturmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, sendika adının terkini ve kararın ilanı istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 06.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.