10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
DAVA:
Davacı vekili 05/08/2024 harç tarihli dava dilekçesinde özetle;
Davacı vekili tarafından Mahkemeye sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde ----- nolu --- Abonman Blok Sigorta Poliçesi ile sigortalı ----- ait sigortalı ürünlerin 29.04.2021 tarihinde Türkiye'den ----- taşınması amacı ile ----- plakalı araca yüklendiğini, ------ Şirketi'nin bünyesinde gerçekleştirilen uluslararası taşıma işleminde, 01.05.2021 tarihinde taşıma sırasında sigortalı ürünleri taşıyan aracın------ içinde karıştığı kaza neticesinde taşınan malzemelerde kırılma, çatlama şeklinde maddi hasar meydana geldiğini, Müvekkil şirketinin vaki hasar ihbarına müteakip hazırlatılan Ekspertiz Raporuna istinaden sigortalıya ait emtiada nakliyat sonucu meydana gelen hasar bedeli olarak 4.718,19-Euro tazminat bedeli 09.12.2021 tarihinde muhatabına ödediğini, ödenen tazminat bedeli olan 4.718,19-Euro için müvekkil sigorta şirketinin TTK m.1472 hükmü gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, Ödenen tazminat tutarının 43.000,00-TL ( ödeme tarihi itibari ile 2.633,19-Euro) kısmının kusurlu araç sigorta şirketi olan ------ tahsil edildiğini, Söz konusu taşıma sırasında emtiada meydana gelen zarardan davalı/borçlu ------- TBK m.49 ve TTK m.875 hükümleri uyarınca sorumluluğunun söz konusu olduğunu, İşbu rücuen tazminat alacağımız olan 1.596,59-EURO tutarındaki bakiye hasar bedelinin ödeme tarihi olan 09.12.2021 tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek bankalarca mevduata uygulanan azami faiz ile birlikte tahsili ile birlikte tahsili için davalı/borçlu-----Şirketi aleyhine ---- İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyası ve davalı/borçlu------Aleyhine----- İcra Müdürlüğü'nün ----- Esas sayılı dosyası ile davalılar/borçlular aleyhine icra takibi başlatılmıştır. Borçlular/Davalılar takibe yasal süresi içinde borca, faize ve tüm fer'ilerine itiraz ettiklerini,
Bu kapsamda 10.05.2024 tarihinde yapılan toplantıda anlaşılamamış ve huzurdaki davayı açma zarureti hâsıl olmuştur. Yukarıda açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla,------İcra Müdürlüğü'nün ----. Sayılı ve ----- İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı dosyalarına haksız olarak yapılan itirazların iptali ile takibin devamına, Arabuluculuk vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, Yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekâletin davalılara tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmektedir.
CEVAP
Davalı ------. vekili tarafından Mahkemeye sunulan dava dilekçesinde özetle; işbu davada hasarın 01.05.2021 tarihinde gerçekleştiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı olarak taraf olan müvekkil şirket nezdinde ------- numaralı Taşıyıcı sorumluluk poliçesi ile 01/04/2021 01/04/2022 vadesi boyunca teminat altına alındığını, Müvekkil sigorta şirketi bakımından sigorta poliçesi ile verilen teminat bedelinin sınırlı olup bu hususun herhangi bir kabul anlamı taşımamak kaydı ile Sayın Mahkemece göz önünde bulundurulmasını talep ettiğini, Maddi zararlardan ötürü sigortacı, poliçede gösterilen limit meblağının tamamından değil, üçüncü kişinin maruz kaldığı gerçek zarar miktarının araştırılıp, saptanması neticesinde bulunacak meblağdan, sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, Yukarıda anlatılan nedenlerden; Esasa ilişkin cevap ve delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla, davacı delillerinin tarafımıza tebliğini, Davacının açmış olduğu haksız ve mesnetsiz davanın reddini, Yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, Sayın Mahkemeden vekaleten talep etmektedir.Davalı ----- vekili tarafından Mahkemeye sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketinin söz konusu kaza ile ilgili herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, müvekkil şirket aracına bir başka araç tarafından arkadan çarpılması sureti ile kaza meydana geldiğini, söz konusu kazanın müvekkil tarafından önlenebilecek bir kazaolmadığını, müvekkili tarafından önlemeyecek bir kaza neticesinde oluşan zarardan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, Müvekkilinin oluşan kazayı önlemesi ya da kendisinden önlenebilmesinin beklenmesi hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle de davacının müvekkili yerine kazaya bizzat sebebiyet verenlere husumet yöneltmesi gerektiğini, müvekkilinin taşıma sırasında önleyemeyeceği bir olay nedeni ile sorumluluğuna gidilemeyeceğini, müvekkili şirket aracına çarpan araçların malikleri ile araç sürücüsünün davaya dahil edilmesi gerektiğini, bu nedenlerden dolayı araç maliki ile şoförünün davaya ihbarını arz ve talep ettiklerini, Davacının taleplerini kabul etmiş anlamına gelmemesi kaydı ile bir an için sorumluluğun müvekkili firmasında olmuş ise de davacının gerçek zararının tespiti gerektiğini, Yukarıda açıklamış olduğu ve yapılan yargılama sonucunda açığa çıkacak olan sebeplerle, öncelikle delillerin taraflarına tebliğ edilinceye kadar sair cevap haklarının saklı tutulmasını, haksız ve yasal dayanaktan yoksun, kötü niyetli olarak ikame edilmiş iş bu davanın esastan reddi ile, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmektedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacı tarafından sigortalanan emtianın davalı taşıyıcı tarafından taşınması sırasında hasara uğraması nedeniyle, sigortalıya ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir.Taşımanın güzergahı itibariyle uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümlerine göre çözümü gerekmektedir.
Sigorta hukukundan kaynaklanan halefiyet ve rücu hususlarında ise 6102 sayılı TTK hükümleri esas alınacaktır.
TTK'nın 1472. maddesi uyarınca; sigortacının, sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak, sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır.
CMR nin 17/1. maddesi gereğince taşıyıcı, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen süre içinde uğranılan ziya, gecikme ve hasardan sorumludur. CMR'nin 17/2 maddesi uyarınca, eğer kayıp, hasar ya da gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmişse taşımacı sorumlu tutulamaz. CMR’nin 18/2 maddesi uyarınca, kayıp, hasar ve gecikmenin 17/2 maddede öngörülen nedenlerden birinden doğduğunu kanıtlamak taşımacıya aittir.28/11/2024 tarihli ara karar ile dosyanın bir CMR uzmanı bilirkişi, bir sigortacı bilirkişi ile bir sektör uzmanı bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 02/01/2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir. Bilirkişi kök raporunda özetle; "1-Davaya konu taşımacılık; Türkiye - ----- arasında gerçekleşen bir karayolu taşımacılığı olup CMR Konvansiyonu kapsamında yapılan bir taşımacılık olduğundan taşıma esnasında meydana gelen hasar ve ziyan CMR Konvansiyonunda (Karayoluyla Uluslararası Eşya Taşıma Sözleşmesine İlişkin Anlaşma) hükümleri ile çözülmesi gerektiği,
2.Davaya konu taşımacılıkta; taşıma faaliyeti sırasında meydana gelen trafik kazası sonrası taşınan emtiada meydana gelen kısmi hasarın oluşmasında davalı taşıyıcının bir kusuru olmadığı ve aynı zamanda meydana gelen trafik kazasını önleme olasılığı olmadığı kanaatina varıldığı, bu nedenle; davalı taşıyıcının CMR Madde 17/2 hükmüne göre davalı taşıyıcının bir sorumluluğu bulunmadığı, tüm sorumluluğun dava dışı ----- yönetimindeki------- plaka sayılı tıra ait olduğu kanaatine varıldığı,
3.Sayın Mahkemenin, davaya konu taşımacılıkta meydana gelen kısmi hasardan davalı taşıyıcının sorumlu olduğunu taktir etmesi durumunda;Davalı taşıyıcının "taşıyıcının sınırlı sorumluluk ilkesinden yararlanması gerektiği kanaatine varılmakla beraber; hasarlanan 55 adet emtianın 2.319,7O kg ağırlığında olduğu, CMR m.25 atfı ile CMR m.23/3 gereği hesaplanan sorumluluk limitinin (23.818,67 EUR) sigorta ekspertizi tarafından hesap edilen (4.718,19 EUR) tazminat miktarının üzerinde olduğu tespit edildiğinden; somut olayda sınırlı sorumluluk uygulamasına yer bulunmadığı kanaatine varıldığı,
4.Sayın Mahkemenin davalı taşıyıcının tazminat ödemesini taktir etmesi durumunda; davacı sigorta şirketinin davalı taşıyıcıdan sigortalısına ödeme yaptığı tarihinden itibaren yıllık %5 CMR m.27 gereği temerrüt faizi talep edebileceği,
5.Davacının düzenlediği poliçenin, sigorta süresinin 15/05/2020 - 15/05/2021/ 1 yıl, taşıma başına azami limitinin 250,000.00 EUR Karsiligi TL. ve yıllık cironun %10 arttırım ile 186,120,000.00 EUR, teminat kapsamının Institute -----olduğu (Geniş Kapsamlı Nakliyat Sigorta Sözleşmesi) olduğu, poliçenin sigorta süresince (1 yıl) sigortalının gerçekleştireceği seferler için olduğu,
6.Davacı sigorta süresi dahilinde 01.05.2021 tarihindeki taşıma sırasında teminat kapsamındaki riskin gerçekleşmesi nedeni ile 01.09.2021 tarihinde 4.718,19 EURO hasar tazminatı ödemiş olup ödeme dekontu dava dosyasından görüldüğü,
7.Davalı ----- kazada sorumluğuna bağlı olarak, 2.633,19 EURO tutarı araç sorumluluk sigortasından rücuen tahsil etmiş ve sonrasında 1.596,59 EURO açısından davalılara karşı talebini devam ettirdiği,
8.RÜCU TALEBİ AÇISIDAN DEĞERLENDİRME: Davacı Sigortacı ödemiş olduğu tazminat tutarı kadar Sigortalısının haklarına halef olmuştur. Türk Ticaret Kanununun 1472 Maddesinin 1 Fıkrasında halefıyet "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefıyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." olarak düzenlenmiştir. Bu durumda davacı Sigortacının meydana gelen hasarda kusur/sorumluluğu bulunanlara rücu hakkı elde etmiş olup, işbu davayı meydana gelen hasarda davalı tarafın kusuru/sorumluluğu açısından açmış olduğu,
9.Davalı sigorta tarafından düzenlenen Sorumluluk poliçesinin diğer davalı ------ üstlenmiş olduğu taşıma işlemlerinde meydana gelen zararlarda kendisine yönetilebilecek maddi talepler açısından geçerli olduğu,
10.Poliçe muafiyeti 2000.-EURO olup, herhangi bir talep durumunda 2000-EURO davalı sigortalı ------) üzerinde kalmak üzere aşan tutar açısından poliçe teminat limitlerinde davalı sigorta sorumlu olduğu,
11.Talep tutarı olan 1.596,59 Euro'nun poliçe muafiyeti altında olması nedeni ile rücu açısından tazminat borcunun Davalı ------üzerinde kaldığı tespit edilmiştir." şeklinde tespitte bulundukları görülmüştür.
Somut olayda; dava konusu emtianın taşıma esnasında meydana gelen trafik kazası sırasında hasarlandığının açık olduğu, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere meydana gelen trafik kazasının oluşumunda davalı taşıyıcının herhangi bir kusurunun bulunmadığı bununla birlikte davalının meydana gelen trafik kazasının önleme olasılığının da bulunmadığı bu haliyle davalı taşıyıcının CMR 17/2 hükmü gereği sorumlu olduğunun söylenemeyeceği, bu nedenle davalı taşıyıcının sorumluluk sigortacısı davalı sigortanın da herhangir bir sorumluluğu bulunmayacağından davanın reddine dair aşağıda ki şekilde karar verilmiştir.
Hüküm; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davanın REDDİNE,
2.Peşin alınan 859,37 TL harçtan, alınması gerekli 615,40 TL peşin harcın düşümü ile geri kalan 243,97 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
3.Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ,
4.Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
5.Davalılar kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6.3.800,00 TL Arabulucu ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.