40. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO:2025/725
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:24/06/2024
NUMARASI:2023/211 Esas - 2024/633 Karar
DAVANIN KONUSU:Maddi ve manevi tazminat
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; 17/09/2021 tarihinde davalı ...'in idaresindeki, davalı ...'a ait ... plakalı aracın müvekkiline çarparak yaralanmasına sebep olduğunu beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geçici ve sürekli iş göremezlik için 10 TL, tedavi ve iyileşme gideri için 10 TL, çalışma gücünden doğan zararlar için 10 TL, ekonomik geleceğin sarsılmasından dolayı 10 TL ve 50.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir.Davalılar vekilleri davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili; davacı vekilinin,ilk derece mahkemesine 30/11/2023 tarihli dilekçesiyle azilname sunduğunu, ilk derece mahkemesince azilden sonra 6100 Sayılı HMK'nin 81. maddesinin gereğinin yerine getirilmediğini, ilgili maddenin "gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur" hükmünün işletilmediğini, tebligat gideri ödemesinin özel bir hüküm olduğunu, yatırılan avansla herhangi bir ilgisi olmadığını, davacıya ödeme ile ilgili tebligat yapılmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istimine ilişkindir.Kural olarak, mahkemece; taraflara usulüne uygun davetiye çıkarılması, bu yolla tarafların duruşmada hazır bulunmalarının ve savunma yapabilmelerinin sağlanması yasal bir zorunluluk ve hukuki dinlenilme hakkının da gereğidir.Davacının vekilini azlettiğinin mahkemeye ilk kez, azledilen vekili tarafından 30/11/2023 tarihli dilekçe ile bildirildiği, dilekçe ekinde azilnamenin sunulduğu anlaşılmıştır.Vekilin istifası halinde uygulanacak HMK'nin 82/3. maddesi uyarınca, vekilin azli halinde, bu azlin asile bildirilmesini gerektiren bir hükmün bulunmadığı, yine "Vekilin Azli" başlıklı HMK'nin 83. maddesi uyarınca "Vekil ile takip edilen davada, vekilin azli hâlinde vekâlet veren, davayı takip etmez ve iki hafta içinde bir başka vekil de görevlendirmez ise tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır." hükmü uyarınca vekilini azleden asilin davasını bizzat veya tayin edeceği bir vekil aracılığıyla takip etmesi, kendisine ait bir yükümlülüktür.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması” başlığını taşıyan 150. maddesinin 1. fıkrasında “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.” hükmüne, 4. fıkranın birinci cümlesinde “Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. ....” hükmüne ve 5. fıkrada da “İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.” hükmüne yer verilmiştir.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekilince duruşmadan önce ilk olarak 30/11/2023 tarihinde azledildiğinin mahkemeye yazılı olarak bildirildiği, azilnamenin sunan taraf için hüküm ifade edebilmesi için asıla tebliğin gerekli ve zorunlu olmadığı, bu itibarla 20/03/2024 tarihli duruşmada davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık yoktur. Ayrıca, takipsiz bırakılan dosyanın işlemden kaldırmasına ilişkin ara kararının dosyayı takip etmeyen taraflara tebliğinde yasal bir zorunluluk bulunmadığından davacı vekilinin istinaf itirazının da yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken harç peşin alındığından, ayrıca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/06/2025