Aramaya Dön

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/375
Karar No
K. 2025/618
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/375
KARAR NO: 2025/618
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 25/05/2022
KARAR TARİHİ: 08/07/2025

Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davacıların muris---- polis memuru olup 06/06/2021 tarihinde görevi sırasında davalıların murisi----- plakalı aracı alkollü kullanması ve tek yönlü ters istikametteki şeride girmesiyle ve aşırı hızı (150 km/saat) ile tam kusurlu şekilde sebep olduğu trafik kazasında ------ mevkinde şehit düşmüştür. Davacılardan ------ eşi, ----- çocukları olup , ------ annesidir. Mirasçılık belgesi, dilekçemiz ekinde sunulmuştur. Davacılar murisin ölümü sonucunda, desteğinden yoksun kalmışlardır. Öyle ki, muris, kaza tarihinde hanede çalışan tek kişi idi. Murisin geride kalan eşi, ev hanımı olup, hiçbir gelir kaynağına sahip değildir. Anne 80 li yaşlarda olup oğlunun desteğinden mahrum kalmıştır.

Aynı kazada kazaya sebebiyet veren tam ve asli kusurlu olan ---- vefat etmiştir ve geriye varisleri davalılar eşi ---- ve çocukları ---- ve ------ kalmıştır----- kullandığı oto zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında trafik kazaları sonucunda meydana gelebilecek zararlar için ----- nolu acentası tarafından ------ nolu poliçe ile sigortalanmıştır. Davacıların destekten yoksunluk tazminat miktarlarının kesin olarak belirlenmesi bilirkişi raporları ile mümkün olduğu cihetle tahkikat sırasında tam ve kesin olarak belirlendiğinde arttırılmak üzere -davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilen meblağlar mahsup edilerek- Davacıların maddi zararlarının miktarlarının tespiti ile şimdilik ;

8.000,00 TL davacı eş ----

5.000,00 TL davacı çocuk ----

5.000,00 TL davacı çocuk --

2.000,00 TL davacı anne --- - için olmak üzere toplam 20.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 06/06/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte -davalı sigorta şirketi için poliçede öngörülen limitle sınırlı olmak üzere - davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine, 150.000,00 TL davacı eş ------ 100.000,00 TL TL davacı çocuk ------ 100.000,00 TL davacı çocuk ----

100.000,00 TL davacı anne ------ için olmak üzere toplam 450.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 6.6.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacılara ödenmesine Masraf ve ücreti vekaletin davalılara tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İtirazlarımıza halel gelmemek kaydıyla her durumda davacının müracaatı üzerine, müvekkil şirket tarafından ------ poliçesi kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanarak ödenmiştir. Bilindiği üzere kaza sonucu üçüncü kişinin ölümü veya yaralanması gerçekleştiği takdirde, sigortacı sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve sigortalının kusuru oranında destekten yoksun kalanlara tazminat ile yükümlüdür. Ancak tazminatın ödenebilmesi için davacıların ölen veya yaralanan kişi ile ilişkileri, davacıların yaşları ve ölüm olayı dolayısıyla destekten yoksun kalıp kalmadıkları, destekten yoksun kalmışlarsa bu zararlarının uzman bilirkişilerce ayrı ayrı hesap ettirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay’ın 26.11.1990 gün ve ---- Esas ve ----- Karar) Sonuç olarak sakatlanma ve ölümlerde geçerli olan teminatın her halükarda verilecek bir teminat olmayıp yukarıda belirtilen belirlemelerin sonucunda verilecek bir tazminattır. Müvekkil şirkete müracaat üzerine anne ---- için 176.750,00 -TL çocuklar ----- ve------ için toplam 54.665,00 TL, anne ---- için 28.770,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı tespit edilmiştir.Müvekkil şirket tarafından 07.12.2021 tarihinde davacı ---- hesabına hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatı ödenmiş.---- ise 14.12.2021 destekten yoksun kalma tazminatı hesabına ödenmiştir. Ödemeye ilişkin dekontlar ekte dosyaya ibraz edilmiştir.kabul anlamına gelmemekle, somut olayda başvuru konusu kaza, müteveffa polis memurunun görevi esnasında gerçekleşmiş olup bu nedenle davacılara bağlanan nakdi tazminatın hesaplanacak tazminattan tenzili gerekmektedir.Her durumda davacının destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin talepleri karşılandığından haksız davanın reddini,

Davacı tarafın kusura ilişkin iddiaların reddini ve sorumluluğa esas kusur oranlarının tespit edilebilmesi için konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmasını Ceza dosyasının akıbetinin sorulmasını, her durumda celbini,Her durumda tazminat hesabının ZMS Sigortası Genel Şartları A.5/ç maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılmasını,Davacının talebi olan cenaze ve defin gideri teminat dışı olması sebebiyle reddini, Yargılama masrafları ile ücreti vekâletin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir.

Davalı ---- vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki dava belirsiz alacak olarak açılmış olup davanın maddi tazminat kısmını "destekten yoksun kalma tazminatı" oluşturmaktadır. HMK md 107 "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." hükmü yer almaktadır. Huzurdaki davada maddi tazminat kalemini davanın açıldığı tarihte AKTÜERYA HESABI İLE belirlenebilir nitelikte olup bu hususta beyanda bulunmak ve harç tamamlanmak üzere kesin süre verilmelidir.Huzurdaki dava hukuki dayanaktan yoksun olup davayı kabul etmiyor itiraz ediyoruz.Davacıların murisi müteveffa ---- polis memuru olup, elim kazaya ilişkin tutanaklar meslektaşları tarafından tek yanlı tutulmuş olup, eksik ve hatalı inceleme ve maddi vakıayı doğru olarak yansıtmayan kaza tespit tutanağını kabul etmiyoruz ve itiraz ediyoruz..------ İl Emniyet Müdürlüğü'nün 22.02.2022 tarihli nakdi tazminat ödemesi tahsili konulu yazısında müteveffanın olay tarihinde "tehdit ve aile içi şiddet olayı firarisi şahsın yakalanmasına yardımcı olmak üzere seyir halinde" olduğu belirtilmiştir.Yukarıda açıklandığı ve keşif sonucunda ortaya çıkacağı üzere müteveffa ---, --- , görevini ifa ederken firari şahıs ile karıştırmış olup bu nedenle de ----- üzerine aracını sürmek suretiyle kazanın meydana gelmesine sebebiyet vermiştir.

Davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat talebi fahiştir. Huzurdaki davada maddi tazminat kalemini davanın açıldığı tarihte AKTÜERYA HESABI İLE belirlenebilir nitelikte olup belirsiz alacak davası açılması nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,Tek yanlı, eksik ve hatalı tutulmuş hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın esastan REDDİNE,

Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinden bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

Davacıların eş/baba/evlatları ------ mirasçılarını gösterir veraset ilamı, Kaza tespit tutanağı, Ölüm Belgesi Sürücülerin alkol raporları, Davalı sigorta şirketine müracaat belgeleri, poliçe ve hasar dosyası ile bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı. DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE:

Dava, davacı eş, anne ve çocukların trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Mahkememizce çözülmesi gereken uyuşmazlık; Mahkememize açılan davanın trafik kazası neticesinde davacıların desteğinin ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri olduğu, 06/06/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle sürücülerin kusurlarının belirlenmesi, davacıların var ise zararlarının miktarının tespit edilmesi, davacılara trafik kazasından kaynaklı olarak sigorta veya nakdi tazminat ödemesi yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemelerin mahsubunun gerekip gerekmediği, davacıların birden fazla kez bedel artırım dilekçesi sunup sunamayacağı, davacıların tespit edilecek zararlarının davalılardan tahsil edilip edilemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. KUSUR DURUMU: Dosya içinde trafik kaza raporu ve olay yeri krokisinden; Olay yerinde yol orta refüj ile ayrılmış, tek yönlü, asfalt kaplama, Hava karanlık, aydınlatma mevcut, görüş normal, zemin kuru olduğu, krokide davacılar murisinin seyrettiği yolun sol şeridinde olayın meydana geldiği, davalı tarafa sigortalı aracın sürücüsü ----- tam kusurlu olduğu, davacılar murisinin kusurunun bulunmadığı belirtildiği, mevcut delil ve tespitler ile olaydan sonra düzenlenen tutanaktan, olay sırasında sigortalı aracın yandığı, sürücülerin araçta sıkıştıkları, her iki sürücünün de hayatını kaybettiği, davalıya sigortalı araç sürücüsünün ölçülen alkol düzeyinden aşırı derecede alkollü olduğu anlaşılmaktadır. Davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçeli aracın sürücüsü olan davalılar murisi ----- belirtilen kurallara uymadan, aşırı alkollü olduğu halde araç kullanarak trafiğe çıktığından, tek yönlü yolda ters yönde seyrederek karşıdan gelen araçların seyir şeridinde bulunduğundan kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır. AKTÜERYA HESABI:

Dosya kapsamında aktüerya hesaplamaları bakımından birden fazla kök ve ek rapor alınmıştır. Davacıları destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesinde davalı sigorta şirket tarafından yapılan ödemelerin ödeme tarihi itibariyle yeterli olup olmadığı, yeterli değil ise güncellenerek mahsup edilip edilmeyeceği, SGK tarafından yapılan ödemelerin rücu edilip edilmeyeceği, ayrıca yapılan nakdi tazminat ödemesinin mahsubunun yapılıp yapılmayacağı, davacı çocukların destek görme yaşının belirlenmesi, davacıların murisinin aktif yaşam süresinin ve gelirinin belirlenmesi hususlarının irdelenmesi gerekmektedir. Bu hususları irdelemeden önce yasal düzenlemeler, kavramlar ve bu hususlarda verilen yüksek mahkeme kararlarına bakılması gerekmektedir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1 maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1.maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.

Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.

Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.

Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, ----- sayılı kararı).

Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve ---sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve ------. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesi vd, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1, 85/1ile ilgili madde düzenlemeleri gözetildiğinde; davalı sigorta şirketinin sigortalısına ait aracın trafik sigortacısı olup ZMSS poliçesi gereği, diğer davalılar araç maliki ve sürücünün mirasçıları olarak davacıların talebine ilişkin gerçek zarar miktarı ile sınırlı sorumludur. Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Yargıtay -----.Hukuk Dairesince de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir. (Yargıtay --.HD’nin ------.

22/12/2020 tarihli ilamı). Bu itibarla; somut olayda tazminat hesaplamasında, TRH 2010 yaşam tablosunun ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi kullanılarak davacının destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması gerekmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ---- Esas, ----- sayılı kararı ve Yargıtay ------. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları gereği, mahkemece desteğin kaza tarihinden önceki bordrosu getirtilerek tespit edilecek aylık gelirinin kaza tarihindeki aylık asgari ücrete oranlanması, kaza tarihinden hesap raporu tarihine kadar bilinen ( işlemiş) dönem geliri tespit edilerek bilinen (işlemiş) dönem tespit edilmesi, bilinmeyen işleyecek) devreye ilişkin hesapta esas alınacak gelirlerin, davacının bilinen devreye ilişkin en son gelirinin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesiyle belirlenecek değeri olarak esas alınması suretiyle hesap yapılması gerekmektedir. İlk aktüerya raporunda davacının geriye dönük AGİ hariç net kazanç ortalaması üzerinden, en son alınan aktüerya raporunda ise kaza öncesi aya ilişkin net kazancı üzerinden hesaplama yapıldığı, kaza öncesi tarihteki net kazancı üzerinden yapılan hesaplamanın yerinde olduğu ve önceki aktüerya raporundaki hesaplama davalı sigorta vekili tarafından itiraz edilmesi de nazara alındığında davacı vekilinin kat sayıya yönelik itirazı yerinde görülmemiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından vefat edenin yakınlarına bağlanan aylığın niteliği ve bağlanan aylığın rücuya tabi ödemelerden olup olmadığının belirlenmesi zararın tazmininden sorumlu olanların mükerrer ödeme yapmasının önüne geçilmesi ve zarar görenlerin gerçek zararlarının üzerinde sebepsiz zenginleşmemesi için önemlidir. 5510 sayılı Kanun'un 21.maddesinin "...4.İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir.

5.İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücû edilmez. Ayrıca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücû edilmez. " şeklinde, Aynı Kanunun 39.maddesinin " Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malûlü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücû edilir.

Malûllük, vazife malûllüğü veya ölüm hali, kamu görevlilerinin veya er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan aylıklar için Kurumca, kurumuna veya ilgililere rücû edilmez." şeklinde düzenlemiştir.

Bu hususta SGK’na davacılara gelir bağlanıp bağlanmadığı ve rücuya tabi olup olmadığı sorulmuştur. SGK Kamu Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 27/10/2023 tarihli yazı cevabında rücuya gidilmediğinin bildirildiği görülmüştür.

Bu açıklamalar ışığında 5510 Sayalı Kanunu ilgili maddeleri, 6098 Sayılı TBK 55.maddesi uyarınca kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan ölüm aylıkları, davacılar bakımından hesaplanan tazminat miktarlarından indirilmeyeceği sonucuna varılmıştır. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 6. maddesine göre “Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır.Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar göz önünde tutulur.” şeklindedir.Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında 2330 Sayılı Kanunu kapsamında yapılan ödeme, uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığı olup yargı mercilerinde maddi ve manevi zararların karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında, bu kanun hükümlerine göre ödenen maddi ve manevi tazminat ile yapılan ödemelerin göz önünde tutulması gerekmektedir. Bu hususta verilen yüksek yargı kararların bakıldığında; ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----.Hukuk Dairesi'nin ----- Esas ve ----- Karar sayılı ilamında; "...İlk derece mahkemesince nakdi tazminat komisyonunca yapılan ödemenin neye ilişkin olduğu (maddi-manevi tazminat) hususu araştırılmamıştır. Mahkemece nakdi tazminat komisyonunca davacıya yapılan ödemenin manevi tazminatı da içerip içermediği hususu araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.Davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmüştür..." şeklinde belirtilmiştir.-----Bölge Adliye Mahkemesi -----Hukuk Dairesi'nin ---- Esas ve ----- Karar sayılı ilamında; " ....Bu durumda 2330 sayılı Yasaya göre yapılan ödeme davadan sonra olup, hakkaniyet ilkesi gereğince mahkemece nakdi tazminat ödemesinin takdiren %50’sinin maddi tazminat, %50’sinin manevi tazminata karşılık yapıldığı kabul edilerek, yapılan yargılama sırasında alacaklının (davacı anne ve babanın) kısmi tediyeyi kabul etmesinin, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesinin ihlalini doğurmadığı (HGK’nın ------ sayılı kararı da bu yöndedir.) hususları dikkate alınarak ve dahi somut olaya ilişkin diğer özellikler ( kusur durumu, kaza tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları gibi...vs) davacılar için manevi tazminatın yerel mahkemece takdir edilmesi gerekir.( Bknz. Yargıtay -----.HD'nin ----- Esas, ----- Karar saylı ilamı" şeklinde karar verilerek, nakdi tazminat ödemesinin takdiren %50’sinin maddi tazminat, %50’sinin manevi tazminata karşılık yapıldığı kabul edildiği görülmüştür----- Bölge Adliye Mahkemesi -----Hukuk Dairesi'nin 14/02/2024 tarihli, ----- Esas ve ------ Karar sayılı ilamında; "....Bunların yanı sıra, Yargıtay ------Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında da açıklandığı üzere, manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince manevi zarar karşılığı olarak istenebilecek manevi tazminat bölünerek istenemeyeceğinden ve uğranılan manevi zarar, nakdi tazminatın bir bölümü ile karşılandığında artık, aynı olay nedeniyle yeniden manevi tazminat istenemeyeceği kabul edildiğinden, yapılan ödemenin manevi tazminata ilişkin olması durumunda, ödeme yapılan kişiler açısından davalının sorumluluğunun sona erip ermediği göz ardı edilmemelidir. (Yargıtay -----Hukuk Dairesi -----Yargıtay ----- Hukuk Dairesinin ---- esas ve ------....2330 Sayılı Yasa kapsamında yapılan ödemeler ilgili nakti tazminat komisyonundan getirtilerek, ayrıca yapılan ödemenin kimler için ne miktarda yapıldığı, yapılan ödemelerin ne kadarının maddi ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğu hususu sorularak, yine SGK'dan desteğin ölümü nedeniyle davacılara 2330 Sayılı yasa ve Yönetmelik hükümlerince aylık bağlanıp bağlanmadığı, bağlanmış ise rücuya tabi olup olmayacağı ve 2330 Sayılı Yasa'nın 6. maddesi gereğince, davacıların tazminat alacağından mahsubu gereken kısmı var ise miktarı sorularak, gelen yazı cevabına göre, dosya aktüer bilirkşiye tevdi edilerek, 2330 Sayılı Yasa kapsamında maddi tazminata ilişkin yapılan ödeme kısımları, kimler için yapılmış ise bu kişilerden güncellenerek, ayrıca SGK cevabına göre tazminattan mahsubu gereken aylık mevcut ise bunun da mahsup edildiği, ölenin anne ve babasına desteklik durumu mevcut ise payların belirlenmesinde anne ve babanın da nazara alındığı, rapor alınarak, manevi tazminat talebi yönünden ise; manevi tazminat taleplerinin 2330 sayılı yasa kapsamında ödeme alanlar açısından manevi tazminatın bölünmezliği ve tekliği çerçevesinde değerlendirilerek, kararın davacılar tarafından istinaf edilmemiş olması nedeniyle usuli ve kazanılmş haklar da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi..." şeklinde belirtilerek, rücuya tabi olup olmadığı araştırılması ve manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesine değinildiği görülmektedir. Yargıtay-----Hukuk Dairesi'nin 11.06.2024 tarihli, ---- Esas ve ----- sayılı ilamında; "Dosyanın incelenmesinde, kaza tarihinde polis memuru olan davacının görevinin ifası sırasında dava konusu kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Şu durumda; anılan Kanun uyarınca davacı polis memuruna ödemede bulunulup bulunulmadığı hususu araştırılarak bu ödemenin zarar verene rücû olanağı bulunduğu dikkate alınarak, ödeme yapılmış olması halinde tazminat miktarından yapılan ödemenin mahsubu gerekir..." şeklinde belirtilmiştir. 2330 Sayılı Kanun'a göre davacıların murisinin görevini ifa ettiği sırada meydana gelen 06/06/2021 tarihli davaya konu trafik kazası nedeniyle 2330 Sayılı Yasa uyarınca davacılara herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmış ise maddi tazminata ilişkin mi olduğu, yoksa hem maddi, hem manevi tazminata mı ilişkin olduğu, ne kadarının maddi, ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğu, başka bir deyişle varsa maddi ve manevi tazminat ödemesinin rakam olarak ne kadar olduğu Emniyet Genel Müdürlüğünden yargılama aşamalarında müzekkerelerle sorulmuştur.

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 29/09/2022 tarihli yazı cevabında; davacıların murisi polis memuru ----- 06/06/2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasından vefat etmesi nedeniyle 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve yönetmelik uyarınca mirasçılarına ödeme yapıldığı bildirilerek ödeme belgeleri gönderilmiş olup, ödeme belgelerinden davacı eşe 72.042,06 TL, davacı çocuk ----- 36.021,03 TL, davacı çocuk ------ 36.021,03 TL ve davacı anneye 25.426,61 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.

Mahkememizce müzekker yazılmış ise de ödenen miktarın, ne kadarının maddi ve manevi tazminat ödemesinin olduğu açıklığa kavuşmamıştır. Mahkememiz ara kararında ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----Hukuk Dairesi'nin ----- Esas ve ----- Karar sayılı ilamına atıf yapılarak bilirkişiden hesap yapılması istenmiştir. Yargılamada yeniden Emniyet Genel Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmış ve 20/03/2024 tarihli yazı cevabında "------ Cumhuriyet Başsavcılığınca ----- Soruşturma numarası,------ Karar sayısı ile bilinçli taksir ile ölüme neden olmak suçundan soruşturma yürütüldüğü şüpheli ------meydana gelen kazada ölmüş olması sebebiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği belirtilerek 659 sayılı KHK uyarınca şüpheli ----- mirasçıları hakkında rücu davası açılması ya da 659 sayılı KHK’nın 11/2-a maddesi gereğince Genel Müdürlük Makamından alınan Yetki Devri Oluru’na istinaden alacakların takibinden vazgeçme yetkisi kapsamında, Valilik Makamından alınan 06/06/2022 tarihli rücu davasından vazgeçme işlemi yapılmış ve ekte sunulmuştur. " şeklinde cevap verilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında ; 2330 Sayılı Kanun'a göre davacıların murisinin görevini ifa ettiği sırada meydana gelen 06/06/2021 tarihli davaya konu trafik kazası nedeniyle 2330 Sayılı Yasa uyarınca davacılara ödeme yapılmış ise de İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 20/03/2024 tarihli yazı cevabında yapılan ödeme nedeniyle rücu davasından vazgeçme işleminin yapıldığının bildirildiği görüldüğünden rücu olanağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Bilirkişi raporunda her ne kadar davacıların maddi tazminat bedellerinde indirim yapılmış ise bu hususun yeniden ek rapor alınmasını gerektirmediği anlaşılmıştır.

Davacı çocukların destek yaşının tespitinde, Yargıtay uygulamalarına göre çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, öğrenimlerine devam edip etmedikleri, okul başarı durumu, anne ve babanın yüksek öğrenim mezunu olup olmaması, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar, çocukların yüksek öğrenim görme ihtimali bulunup bulunmadığı ayrı ayrı değerlendirilerek, yüksek öğrenim yapacaklarının muhtemel olması halinde 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmayacaklarının muhtemel görülmesi halinde ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre kız çocukları için 22, erkek çocukları için 18 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir. Dosyada Davacı çocuk ----- öğrencilik belgesinin sunulması nedeniyle 25 yaşına kadar tazminat hesabı yapılması gerekmektedir.

Emekli Sandığı Kanunu'nun 40. maddesinde bazı kamu görevlilerinin (asker, polis,gümrük memuru v.s) yaş haddinden emekli yapılacakları düzenlenmiştir. Şu durumda, murisin aktif çalışma yaşının yasal düzenleme göz önünde tutularak belirlenmesi gerekmektedir. Polis Memuru olarak görev yapan desteğin emeklilik yaş haddi 55 yaştır. murisin aktif çalışma yaşının 55 yaş olarak kabul edilmesi gerekmektedir.Dosyada ilk alınan 09/03/20023 tarihli aktüerya raporunda davacı çocuk ------- 25 yaşına kadar tazminat hesabı yapılmadığı, SGK ödemesinin mahsup edilerek, bakiye zarar üzerinden sigorta şirketi tarafından ödemenin yeterli olup olmadığının irdelendiği, itiraz üzerine alınan 25/04/2023 tarihli raporda da SGK ödemesinin mahsup edilerek, bakiye zarar üzerinden sigorta şirketi tarafından ödemenin yeterli olup olmadığının irdelendiği, neticeden davacı anne ve davacı çocuk----- bakımından tazminat hesaplandığı, celse arasında asgari ücret değişikliği nedeniyle dosyanın bilirkişi tevdi edilmesine yönelik 22/06/2023 tarihli ara karar kurulduğu, 17/07/2023 tarihli ek raporun alındığı, 17/07/2023 tarihli ek raporda aynı hesaplama üzerinden davacı annenin 132.143,76 TL ve davacı çocuk ------ 96.949,23 TL tazminat hesaplamasının yapılmıştır.

Davacılar vekili tarafından sunulan 03/08/2023 tarihli dava değerinin artırım dilekçesinde "8.000,00 TL davacı eş ----, 5.000,00 TL davacı çocuk -----, 5.000,00 TL davacı çocuk ----- destekten yoksun kalma tazminatı talebimizi 265.388,65 TL si artırarak 270.388,65 TL si olarak, 2.000,00 TL davacı anne ------ destekten yoksun kalma tazminatı talebimizi 204.009,53 TL si artırarak 206.009,03 TL si olarak " talebin artırılmıştır.Alınan kök ve ek raporlarda nakdi tazminat ödemesinin irdelenmediğinden celse arasında 01/04/2024 tarihli ara karar kurularak dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, ek raporunda davacı çocuk ----- 403.610,46 TL tazminat hesaplamasının yapılmıştır.Davacılar vekili tarafından 17/01/2024 tarihli dilekçe sunularak, davacı çocuk ----- yönünden "5.000,00 TL davacı çocuk ------ için talep ettiğimiz destekten yoksun kalma tazminatı talebimizi 389.610,46 TL si artırarak ( 3.8.2023 tarihli ilk talep artırım dilekçemizde 265.388,65 TL si artırarak 270.388,65 TL'si talep etmiş ve harcını ödemiş idik şimdi 133.221,81 TL si daha artırarak) 403.610,46 TL si olarak, " olarak dava değerinin artırıldığı görülmüştür.Dosyada SGK ödemesinin mahsup edilerek tazminat hesabı yapılması ve itirazların karışlanmasın amacıyla dosyanın yeni bir aktüerya bilirkişiye tevdine karar verilmiş, 23/01/2025 tarihli raporda TRH 2010 yaşam tablosunun ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi kullanılarak davacının destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanarak, SGK ödemesinin mahsup edilmeyerek. davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenerek mahsup edilerek davacı eşin 3.310.330,56 TL, davacı çocuk----için 469.294,48 TL, davacı çocuk ------ için 517.341,60 TL ve davacı anne için 914.909,10 TL hesaplandığı, akabinde nakdi tazminat ödemesinin hesaplanarak mahsup edildiği, yukarıda açıklandığı üzere nakdi tazminat ödemesinin mahsubunun yapılmayacağı mahkememizce kabul edilmiştir.

Mahkememizin 27/02/2025 tarihli duruşmasında "Davacılar vekilinin 03/08/2023 tarihli bedel artırım dilekçesi sunduğu, davacılar vekilinin 17/01/2024 tarihli dilekçesinde mevcut talebin artırıldığı, 17/01/2024 tarihli dilekçe bedel artırım dilekçesi olarak sunulmuş ise 2.kez bedel artırım dilekçesi verilebileceğine ilişkin düzenleme bulunmadığı, 17/01/2024 tarihli talebin ıslah niteliğinde olduğuna" karar verildiği, davacılar vekili tarafından 11/03/2025 tarihli ara karardan rücu talebinin sunulduğu ve mahkememizin ara kararında değerlendirildiği, davacı vekili tarafından duruşmada ek dava açma ihtimali olduğu beyan edilmesi üzerine süre verildiği, somut olaya ilişkin yüksek mahkeme kararlarına bakıldığında ----- Bölge Adliye Mahkemesi----- Hukuk Dairesi ----- Esas ve ----- Karar sayılı ilamında; "...Asıl davada ------ plakalı kamyonetin trafik sigortası bulunmadığından geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı; birleşen davada ise yine----- plakalı kamyonetin trafik sigortası bulunmadığından asıl davada ıslah ve talep artırım hakları kullanıldığından 01/06/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda hesaplanan 109.767,93 TL ile değer artımı dilekçesinde talep edilen 76.280,87 TL'nin arasındaki fark olan 33.487,06 TL tazminatın tahsili talep edilmiştir. ...Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK'nın 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK'nın 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir.Somut olayda, dava tarihi 12.11.2012 olup, dava tarihinde yürürlükte olan HMK'ya göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda zarar toplamı 68.815,51 TL olarak belirlenmiştir.

Davacı vekili, 05.12.2013 tarihinde vermiş olduğu dilekçe ile alacağını fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 40.500,00 TL olarak ıslah etmiştir. Daha sonra ıslah edilmeyen 28.815,51 TL için tamamlama harcını 06.03.2015 tarihinde yatırmıştır. Belirsiz alacak davası olarak açılan davada harcını yatırarak bedel artırma talebinde bulunulabilir. Ayrıca bundan bağımsız olarak HMK'nun 176. maddesi gereği ıslah yapmak hakkı da mevcuttur. Mahkemece davacının ıslah dilekçesi ve bedel artırım talebi esas alınarak bir karar vermek gerekirken sadece ıslah dilekçesindeki talep gibi karar verilmesi ve bedel artırım talebinin dikkate alınmaması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." belirlemesinde bulunmuştur (Benzer yönde Yargıtay ----- Hukuk Dairesinin ----- ve ------sayılı kararı). Eldeki davada, davacı vekili, davasını belirsiz alacak davası şeklinde açmıştır. Mahkemece, bir kez talep arttırım dilekçesinden sonra verilen ve ıslah hakkı kullanılması niteliğinde olan 21/09/2021 tarihli ıslah dilekçesine göre hüküm kurulmasında da isabetsizlik bulunmamaktadır. " şeklinde olduğu (Benzer nitelikte ----- Bölge Adliye Mahkemesi -----.Hukuk Dairesi ---- Esas ve ----- Karar; ----- Esas, ------ Karar) anlaşılmakla, davacı vekiline ek dava açıp açmayacağı hususunda 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen süre içeresinde birleştirme talepli ek dava açılmadığı takdirde mevcut dava değeri üzerinden yargılamaya devam edileceğinin ihtar ediliğinden mevcut dava değerine ilişkin taleplerin esas alınmıştır.

Davalılar murisi -----aynı kazada vefat ettiği anlaşılmış, mirasçıları ---- , ----- ve ---- davalı olarak husumet yöneltilmiştir. Yargıtay ---- ----- Karar ilamında "... Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve ------ sayılı ilamı)." şeklinde açıklanmıştır. Davalıların mirası reddettiğine ilişkin iddia bulunmayıp, davalılara husumet yöneltilebileceği anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; kazanın oluşumununda davacıların desteğinin kusurunun bulunmadığı, davalı sigorta şirketinin sigortalısı ve diğer davalıların murisi ----- %100 oranında kusurlu olduğu, 23/01/2025 tarihli aktüerya hesabında TRH 2010 yaşam tablosuna göre yaşam süresi ve destek süresinin belirlendiği, pay oranlarının belirlenmesinin Yargıtay Uygulamalarına uygun olduğu, davalı sigorta şirketi yapılan ödemelerin güncellenerek mahsup edildiği, bakiye destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, bakiye tazminat miktarları ve davacıların talepleri yukarıda açıklanmakla, kazaya karışan aracın ZMSS tarafı olan davalı sigorta şirketi (poliçe limitlerinde) ve mirasçı olan davalıların müteselsilen ve müştereken sorumluluklarının bulunduğu anlaşılmakla, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı bakımından davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.Manevi tazminat talebi bakımından yapılan değerlendirmede; Türk Borçlar Kanunu’ nun 58. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. (Yargıtay ---- HD. ------Trafik kazası nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmende olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları da gözetilerek, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen ve davacılar için hak ve mesafe kuralları çerçevesinde manevi tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği, trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ilişkin tespitler, olayın meydana geliş şekli, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen ve davacılar için hak ve mesafe kuralları çerçevesinde davacılardaki acı ve elemin bir nebze olsun dindirilebilmesi amacıyla takdiren davacı eş için 120.000,00, davacı çocuklar ve davacı anne için ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak, davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebi yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın KABULÜ ile; Davacı ----- için 8.000,00 TL tazminatın, Davacı ---- için 5.000,00 TL tazminatın, Davacı ------ için 403.610,46 TL tazminatın, Davacı------ için 206.009,03 TL tazminat olmak üzere toplam 622.619,49 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihi olan 29/06/2021 tarihinden itibaren, davalılar , ---- ve ------- kaza tarihi olan 06/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, (Davalı sigorta şirketinin sakatlanma ve ölüm teminat sorumluluğu poliçe limiti bakiye 170.815,00 TL ile sınırlı olmak üzere),

2.a.Davacı ------ yönünden manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; 120.000,00 TL manevi tazminatının davalılar ------ kaza tarihi olan 06/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2.b.Davacı ------ yönünden manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; 75.000,00 TL manevi tazminatının davalılar ----, --- ve ------- kaza tarihi olan 06/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2.c.Davacı -------- yönünden manevi tazminat davasının kısmen KABULÜ ile; 75.000,00 TL manevi tazminatının davalılar -------kaza tarihi olan 06/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine,

2.d.Davacı ------ yönünden manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; 75.000,00 TL manevi tazminatının davalılar ------kaza tarihi olan 06/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, YARGILAMA GİDERİ VE HARÇLAR

3.a.Maddi tazminat bakımından; Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 42.531,13 TL harçtan, peşin yatırılan 68,32 TL harç ile tamamlama harcı olarak alınan 8.017,00 TL ve 2.276,00 TL'nin düşümü ile geri kalan 32.169,81 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAD KAYDINA, (Davalı sigorta bakımından 11.668,37 TL ile sınırlı olmak kaydıyla)

3.b.Manevi tazminat bakımından; Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 23.566,95 TL harçtan, peşin yatırılan 1.536,97 TL harcın düşümü ile geri kalan 22.029,98 TL harcın davalılar ------- müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAD KAYDINA,

4.a.Davacı tarafından yapılan 1.536,97 TL peşin harcın davalılar ------müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,

4.b.Davacı tarafından yapılan 68,32 TL peşin harç, 80,70 TL başvuru harcı, 8.017,00 TL ve 2.276,00 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 10.442,02 TL davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, (Davalı sigorta bakımından 11.668,37 TL ile sınırlı olmak kaydıyla)

4.c.Davacı tarafından yapılan 10.400,00 TL bilirkişi ücreti ve 790,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 11.190,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,

4.d.Davacıların adli yardım talebinin kabul edilmesi nedeniyle suç üstünden karşılanan 5.000,00 TL bilirkişi ücretinin yargılama giderinin karar kesinleştiğinde davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, MADDİ TAZMİNATA İLİŞKİN VEKALET ÜCRETİ

5.Davacı ----- kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 8.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,

6.Davacı -------- kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,

7.Davacı ------ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 64.541,57 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, (Davalı sigorta şirketi bakımından 30.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydı ile)

8.Davacı ------ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 32.961,44 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, (Davalı sigorta şirketi bakımından 30.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydı ile) MANEVİ TAZMİNATA İLİŞKİN VEKALET ÜCRETİ

9.Davacı ------ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ------müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,

10.Davalılar-----reddedilen manevi tazminat bakımından kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ---- alınarak davalılara VERİLMESİNE,

11.Davacı ------ kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ----- müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,

12.Davalılar ------- reddedilen manevi tazminat bakımından kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ---- alınarak davalılara VERİLMESİNE,

13.Davacı ------- kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar -----müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,

14.Davalılar --- , ------reddedilen manevi tazminat bakımından kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ----- alınarak davalılara VERİLMESİNE,

15.Davacı ----- kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ------ müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,

16.Davalılar------- reddedilen manevi tazminat bakımından kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ------ alınarak davalılara VERİLMESİNE,

17.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,

18.1.600,00 TL Arabulucu ücretinin davalı Sigorta şirketinden tahsiliyle hazineye İRAD KAYDINA,Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK CEZA Ceza Hukuku 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 5510 sayılı Kanun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 2330 sayılı Yasaya göre yapılan ödeme davadan sonra olup, hakkaniyet ilkesi gereğince mahkemece nakdi tazminat ödemesinin takdiren %50’sinin maddi tazminat, %50’sinin manevi tazminata karşılık yapıldığı kabul edilerek, yapılan yargılama sırasında alacaklının (davacı anne ve babanın) kısmi tediyeyi kabul etmesinin, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesinin ihlalini doğurmadığı (HGK’nın ------ sayılı kararı da bu yöndedir.) hususları dikkate alınarak ve dahi somut olaya ilişkin diğer özellikler ( kusur durumu, kaza tarihi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları gibi...vs) davacılar için manevi tazminatın yerel mahkemece takdir edilmesi gerekir.( Bknz. Yargıtay -----.HD'nin ----- Esas, ----- Karar saylı ilamı" şeklinde karar verilerek, nakdi tazminat ödemesinin takdiren %50’sinin maddi tazminat, %50’sinin manevi tazminata karşılık yapıldığı kabul edildiği görülmüştür----- Bölge Adliye Mahkemesi -----Hukuk Dairesi'nin 14/02/2024 tarihli, ----- Esas ve ------ Karar sayılı ilamında; "....Bunların yanı sıra, Yargıtay ------Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarında da açıklandığı üzere, manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesi gereğince manevi zarar karşılığı olarak istenebilecek manevi tazminat bölünerek istenemeyeceğinden ve uğranılan manevi zarar, nakdi tazminatın bir bölümü ile karşılandığında artık, aynı olay nedeniyle yeniden manevi tazminat istenemeyeceği kabul edildiğinden, yapılan ödemenin manevi tazminata ilişkin olması durumunda, ödeme yapılan kişiler açısından davalının sorumluluğunun sona erip ermediği göz ardı edilmemelidir. (Yargıtay -----Hukuk Dairesi -----Yargıtay ----- Hukuk Dairesinin ---- esas ve ------....2330 Sayılı Yasa kapsamında yapılan ödemeler ilgili nakti tazminat komisyonundan getirtilerek, ayrıca yapılan ödemenin kimler için ne miktarda yapıldığı, yapılan ödemelerin ne kadarının maddi ne kadarının manevi tazminata ilişkin olduğu hususu sorularak, yine SGK'dan desteğin ölümü nedeniyle davacılara 2330 Sayılı yasa ve Yönetmelik hükümlerince aylık bağlanıp bağlanmadığı, bağlanmış ise rücuya tabi olup olmayacağı ve 2330 Sayılı Yasa'nın 6. maddesi gereğince, davacıların tazminat alacağından mahsubu gereken kısmı var ise miktarı sorularak, gelen yazı cevabına göre, dosya aktüer bilirkşiye tevdi edilerek, 2330 Sayılı Yasa kapsamında maddi tazminata ilişkin yapılan ödeme kısımları, kimler için yapılmış ise bu kişilerden güncellenerek, ayrıca SGK cevabına göre tazminattan mahsubu gereken aylık mevcut ise bunun da mahsup edildiği, ölenin anne ve babasına desteklik durumu mevcut ise payların belirlenmesinde anne ve babanın da nazara alındığı, rapor alınarak, manevi tazminat talebi yönünden ise; manevi tazminat taleplerinin 2330 sayılı yasa kapsamında ödeme alanlar açısından manevi tazminatın bölünmezliği ve tekliği çerçevesinde değerlendirilerek, kararın davacılar tarafından istinaf edilmemiş olması nedeniyle usuli ve kazanılmş haklar da gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi..." şeklinde belirtilerek, rücuya tabi olup olmadığı araştırılması ve manevi tazminatın tekliği ve bölünmezliği ilkesine değinildiği görülmektedir. Yargıtay-----Hukuk Dairesi'nin 11.06.2024 tarihli, ---- Esas ve ----- sayılı ilamında; "Dosyanın incelenmesinde, kaza tarihinde polis memuru olan davacının görevinin ifası sırasında dava konusu kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Şu durumda; anılan Kanun uyarınca davacı polis memuruna ödemede bulunulup bulunulmadığı hususu araştırılarak bu ödemenin zarar verene rücû olanağı bulunduğu dikkate alınarak, ödeme yapılmış olması halinde tazminat miktarından yapılan ödemenin mahsubu gerekir..." şeklinde belirtilmiştir. 2330 Sayılı Kanunu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 2330 sayılı Kanun 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 6. maddesine göre “Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır.Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar göz önünde tutulur.” şeklindedir.Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında 2330 Sayılı Kanunu HMK md.107 K5510 md.21 K2918 md.91/1 TBK md.55 K6098 md.55 K2330 md.6 HMK md.176
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog