16. Hukuk Dairesi
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:29/09/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili davacı şirketin, davalı ... A.Ş ye siparış verdiği iplikler için önceden avans niteliğinde çekler verdiğini, dava konusu, ... Bankası A.Ş. Denizli ... Şubesi'nin ... hesap numarasına ait, keşidecisi müvekkili, lehtarı davalı ... A.Ş. olan ... nolu .....tarihli 235.600,00 TL bedelli çeki de bu amaçla avans olarak verdiğini, davalı şirketin hesabına borç kaydedildiğini, çeklerin ödeme amaçlı verilen çekler olmadığını, davalı şirket iplik siparişi karşılığı almış olduğu bu çeklerin karşılığı teslim etmesi gereken iplikleri teslim etmediğini, bu hali ile dava konusu çekin bedelsiz kaldığını, davalı banka tarafından imzalanan çek teslim yazısından da görüleceği üzere, tahsil cirosu ile bu amaçla aldığı bu çekte meşru hamil olmadığı gibi müvekkilinin bu çekten dolayı borçlu olmadığını bilen durumda olduğunu, bedelsizlik şahsi defilerini tahsil cirosu ile hamil olan bankaya karşı da ileri sürdüklerini, davalı ... A.Ş. tarafından, davalı bankaya verilen çekleri gösteren davalı banka tarafından düzenlenen ve imzalanan çek teslim bordosunda, tahsil olarak verildiği yazılı olup, davalı banka tarafından tahsil amaçlı olarak alındığının açıkça görüldüğünü, davalı banka temlik cirosu ile değil, tahsil cirosu ile hamil olduğu çekte yetkili ve meşru hamil olmadığını, dava konusu çeklerin sipariş avansı olarak verildiğini, ancak iplik tesliminin gerçekleşmediği ve bedelsiz kaldığı hususunun, banka tarafından da imzalanan çek teslim yazısında çekin tahsil amaçlı olarak alındığının da sabit olup, bankanın yetkili meşru hamil olmadığını, dolayısı ile davalı meşru hamil olmadığı için iyiniyetli 3. kişi olmadığını, bedelsizlik defilerinin davalı bankaya karşı da ileri sürüldüğünü, dava konusu çekin ödeme amaçlı değil satış avansı olarak verilen çek olması ve ipliklerin de teslim edilmemiş olması sebebi ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep etmenin zorunlu olduğunu, müvekkili ile davalı lehtar ... A.Ş. arasında uzun zamandır devam eden cari hesap kaydının bulunduğunu, resmi cari hesap kaydında da dava konusu çekin avans olarak verildiğinin görüldüğünü, davalı şirketin, bu çek karşılığı teslim etmesi gereken ipliği teslim etmediğinin kendi cari hesap kaydından da sabit olduğunu, bu nedenlerle öncelikle dava konusu çekin bankaya ibrazı halinde davalılara ödenmemesi ve icra takibine konulmaması için ihtiyati tedbir kararı verilerek, muhatap bankaya ve Denizli İcra Müdürlükleri'ne müzekkere yazılmasına karar verilmesini, haklı davalarının kabulü ile dava konusu çekten dolayı müvekkili şirketin, davalılara borçlu olmadığının tespitine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... Bank vekili, haksız ve yersiz açılan, yasal dayanaktan yoksun işbu davanın reddi gerektiğini, dava konusu edilen ... Bankası Denizli ... Şubesi’nin 28/09/2016 keşide tarihli, ... çek nolu 235.600,00 TL bedelli çek, müvekkili bankaya ... San. Tic. A.Ş. tarafından tahsil edildiğinde kredi borcundan mahsup edilmek üzere müvekkili banka tarafından temlik cirosu ile teslim alınmış olup, müvekkili bankanın iyiniyetli yasal hamil olduğunu, müvekkili bankanın iyiniyetli yetkili hamil olması sebebiyle taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi bilebilecek durumda olmadığını, eski TTK'nın 599. maddesine yeni TTK'nın 687. maddesine göre; “poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan defileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri sürülemez” denilmekle, keşideci ile lehtarlar arasında doğrudan doğruya olan münasebetlere dayanan defiler iyi niyetli yetkili hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, dolayısı ile davacı ile davalılardan ... San. Tic. A.Ş. arasındaki iplik satışına ilişkin anlaşma hükümlerinin yerine getirilmiş olup olmamasının, çekleri geçerli bir ciro ile iktisap eden iyiniyetli hamillere karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, çeklerin bir ödeme aracı olup, tüm kambiyo senetlerinde olduğu gibi sebebten mücerret olduğunu, yani çekin keşide edilmesine sebep olan hukuki ilişkiden bağımsız olduğunu, davacı keşideci ... San. Tic. Ltd. Şti. ile ... San. Tic. A.Ş. arasındaki ilişki, çekin yetkili hamili olan müvekkili banka ile çek borçlularının ilişkisinden bağımsız olup, dava konusu çek kredi borcundan mahsup edilmek üzere müvekkili banka tarafından temlik cirosu ile tevdii edildiğini, müvekkili bankanın iyiniyetli hamil olup, kötüniyetli olmasının beklenemeyeceğini, dava konusu çekin, yetkili hamili olan müvekkili bankaya karşı ancak senet metninden anlaşılan defileri ileri sürebileceğini, bu sebeple haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiğini, bu nedenlerle haksız açılan davanın reddine, davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı müflis ... A.Ş. iflas idaresi vekili, dosya davalılarından müflis ... San. Tic. A.Ş. hakkında 26/10/2016 tarihinde Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından iflas kararı verildiğini, 1. alacaklılar toplanmasının yapıldığını, iflas idaresinin seçildiğini ancak iflas kararı kesinleşmediğinden henüz İİK'nın 237. maddesi uyarınca 2. alacaklılar toplanmasının yapılmadığını,
İİK'nın 194. maddesi uyarınca, "Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların 2. toplanmasından 10 gün sonra devam olunabilir." Kanun'un açık ve emredici hükmü uyarınca, açılan davanın niteliği de göz önüne alınarak, davanın 2. alacaklılar toplanmasından 10 gün sonrasına kadar durdurulmasını talep ettiklerini, davacı yanca verilen dava dilekçesinin havale tarihinin 21/09/2016 olduğunu, yani davanın, şirkete kayyım atandığının ilan edilmesinden sonra açıldığını, davacının dilekçesinde bildirdiği ve dosyaya delil olarak sunduğunu belirttiği müflisin senetleri iade edeceğine dair verdiği yazılı belgenin de taraflarına tebliğ edilmediğini, belge tebliğ edildikten sonra bu hususla ilgili beyanda bulunma haklarının saklı olduğunu, ancak artık şirket yönetiminde söz hakkı bulunmayan kişilerce verildiği iddia edilen sözlere veya belgelere dayanılarak işlem yapılmasının da mümkün olmadığını, müflis ... San.
Tic. A.Ş.'nin 2016 yılının Nisan ayında iflas erteleme talebinde bulunmasının ardından şirket yetkililerinin FETÖ/PYD'ye yönelik soruşturma kapsamında tutuklanması talep edilmiş olup, yargılamaların devam ettiğini, şirketlerin ise bir yandan iflasına karar verilmiş öte yandan yönetim ve denetimi TMSF’ye devredildiğini, bu nedenlerle davanın, davalı müflis şirket yönünden İİK'nın 194. maddesi uyarınca ikinci alacaklılar toplanmasından 10 gün sonrasına dek durdurulmasını, müflis şirket yetkilileri hakkında yürütülen FETÖ/PYD soruşturmasının, davanın sonucunu etkileyecek olması nedeniyle sonucunun bekletici mesele yapılmasını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, müvekkili iflas idaresi davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...dava konusu çekteki cironun temlik cirosu olduğu kanaatine varılmış olup,
TTK'nın 818/e maddesi atfıyla 687. maddesi uyarınca, keşideci ile lehtar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan şahsi def'ilerin ciro yolu ile hamil olan davalı bankaya karşı ileri sürülebilmesinin, çekin iktisabında bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olma şartına bağlı olduğu, davalı bankanın çekin iktisabında borçlunun zararına hareket ettiği yönünde davacının hiçbir delil ibraz etmediği, davalı bankanın iyi niyetli 3. kişi sıfatıyla ve yetkili hamil olarak çekleri temlik cirosu ile devraldığı anlaşılmakla davalı banka yönünden davanın reddine, alınan bilirkişi raporunda; davacı tarafından, davalı tarafa “avans çeki” olarak verildiği iddiası olan ... Bankası'na ait 28/09/2016 vadeli 235.600,00 TL tutarlı çekin, ödeme çeki niteliğinde olduğunun belirtmiştir. Hüküm kurmaya elverişli nitelikteki bilirkişi kök ve ek raporu dikkate alınarak, davacının, müflis ... A.Ş. iflas idaresine yönelttiği davanın da davaya konu çekin ödeme çeki niteliğinde olması nedeniyle reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece çekin davalı müflis şirkete ödeme amaçlı olarak verildiği yönündeki değerlendirmesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, dava konusu çekin, davalı şirket hesabına borç kaydedildiğini, müvekkili şirketin bu çeklerden dolayı alacaklı hale geldiğini, çek teslimi sırasında müvekkili şirketin, davalı müflis şirketten alacaklı olduğu hususunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, çekin davalı bankaya temlik cirosu ile değil, tahsil cirosu ile verildiğine dair beyanlarının bilirkişi raporu ile sübut bulduğunu, tahsil cirosu ile çeki teslim alan davalı bankanın, dava konusu çekte alacak talep edebilecek meşru hamil olmadığını, bu hakkın ancak çek lehtarı davalı şirkete ait olduğunu, her iki davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdirinin yerinde olmadığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, ticari satım ilişkisi kapsamında avans çeki olarak verildiği iddia olunan çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
TBK'nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." hükmünü haizdir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır. Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının, davalıya avans niteliğinde çek ile ödeme yaptığını yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. Ayrıca çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracı olup, çekin de avans olarak verildiğini ispat yükü davacı üzerindedir. Diğer yandan çek, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü, çekin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir.
Davacı tarafça; davaya konu çekin davalıya mal alımı için avans olarak verildiği, ancak karşılığında mal teslim edilmediği ileri sürülmüştür. Davalı şirket ise çekin iplik alımı karşılığında ödeme amacıyla verildiğini savunmuştur.
Davacı ile davalı müflis ... A.Ş.'nin ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde; dava konusu çekin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve bu çekin satın alınan mallar karşılığı davacı yanca ödeme amacıyla verildiğinin tespit edildiği, bu bağlamda davacı yanca davaya konu çekin avans çeki olduğu usulüne uygun delillerle ispat edilemediğinden, davalı bankanın da yetkili hamil olması sebebiyle ilk derece mahkemesince davalı şirket ve davalı banka yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,
HMK'nın 355/1. maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3.Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4.Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5.İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6.Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. ...