17. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/230 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/09/2021
NUMARASI : 2018/1161 Esas, 2021/653 Karar
DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile müvekkili arasında, davalının İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... pafta, ... ada, 3 parsel nolu taşınmazda inşa ettiği/edeceği bodrum katlar dahil 39 katlı toplam 72303 m2 inşaat alanına sahip yapının, yapı denetim kuruluşu tarafından projelerinin incelenmesi, ruhsata ve eklerine uygun olarak yapılmasının denetlenmesi amacıyla YİBF ... ve YİBF ... nolu yapı denetim hizmet sözleşmeleri imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşmelerden kaynaklanan tüm iş ve sorumluluklarını yerine getirdiğini, davalının sözleşmeler uyarınca ödemesi gereken bakiyenin ödenmesi talebi ile ihtarnameler çekildiğini, akabinde bakiye 1.090.867,40 TL'nin tahsili amacıyla İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yerleşim yeri itibariyle İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkili ile davacı arasında 09/06/2014 tarihli yapı denetimi hizmet sözleşmesi imzalandığını, yapı denetim hizmetinin 648 Sayılı KHK ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanuna göre alınması zorunlu bir hizmet olduğunu, sözleşme bedelinin öncelikle ilgili ildeki mal müdürlüğüne aktarıldığını ve daha sonra bu rakamdan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile ilgili döner sermaye işletmesi bedelini aldıktan sonra yapı denetim şirketinin hizmet bedelini aldığını, buna göre talep edilebilecek bedel direkt olarak davacıya değil, ilgili kuruma yada mal müdürlüğüne yatırılması gerektiğinden davacının aktif dava ehliyetinin olmadığını, davacının sözleşmenin 6. maddesinde belirtilen yükümlülüklerine aykırı davranarak kentsel dönüşüm sürecinin uzamasına neden olduğunu, bu sebeple müvekkilinin, arsa sahiplerine cezai şart ve hak mahrumiyet/kira bedelleri ödemek zorunda kaldığından zarara uğradığını, yapımı geç tamamlanan A ve B bloklarından dolayı davacının bedel talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacının hakediş raporlarını tek taraflı ve sözleşmeye aykırı olarak hazırladığını, zira sözleşme uyarınca görev ve sorumluluklarını tam anlamıyla yerine getirmemesine rağmen davacının, tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş gibi hakediş raporu düzenlediğini, bu nedenle gerçek olmayan hakedişlere dayalı alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek koşuluyla alacağın varlığı kabul edilse dahi alacak miktarının usulüne uygun bir şekilde bilirkişiler tarafından inşaatın mevcut durumuna göre hesaplanması gerekeceğinden ortada likit bir alacağın bulunmadığını, dolayasıyla icra inkar tazminatına ilişkin talebin yerinde olmadığını belirterek davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece mahkemesince; taraflar arasında yapılan YİBF ... ve YİBF ... nolu her iki yapı denetim hizmet sözleşmesinde de uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul mahkeme ve icra müdürlüklerinin yetkili kılınması nedeniyle HMK'nun 17. maddesi de gözönüne alındığında davalının yetki itirazının yerinde olmadığı, 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 2. ve 5. maddeleri uyarınca yapı denetim hizmetini veren şirkete karşı yapı denetim hizmet bedelinin ödenmesinden arsa sahibinin sorumlu bulunduğu, buna göre davacının yapı denetimi hizmetini veren şirket, davalının da tapu kayıtlarına göre yapı denetimi hizmeti alınan taşınmazların maliki olduğu anlaşıldığından her iki tarafın da açılan davada husumet ehliyetlerinin bulunduğu, dosya kapsamındaki tüm deliller dikkate alındığında davacı tarafından, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi gereğince davalıya yapı denetimi hizmeti verildiği, idare tarafından, yapı denetim firmasına bildirilen ilgili yapı bölümünde denetim açısından herhangi bir eksiklik veya kusur bildiriminin de bulunmadığı, buna rağmen bilirkişi heyeti ek raporunda belirtilen miktarda hakediş alacağının 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun Uygulama Yönetmeliğinin 25. ve devamı maddeleri gereğince ilgili mal müdürlüklerinde açılan emanet hesabına yatırılmadığı, bu nedenle davacının bilirkişi ek raporunda belirtilen miktarda hak ediş alacağını davalıdan talep etme hakkınının bulunduğu, söz konusu alacağın ödenmiş veya herhangi bir nedenle sona ermiş olduğuna ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, davacı tarafından icar takibi öncesinde ihtarname gönderilmişse de, ihtarnamede açıkça ne kadar bir alacağın talep edildiği belirtilmediğinden, davalının icra takibi öncesinde temerrüde düşürülmemiş olduğu, bu nedenle davacı tarafından, talep edilen alacağa faiz talep edilemeyeceğinin değerlendirildiği, alacak miktarı bilirkişi incelemesi ile belirlendiğinden, alacağın likit olmadığı gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile, davalı borçlunun İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının 932.012,52 TL asıl alacak talebi bakımından iptaline, takibin 932.012,52 TL asıl alacak miktarı üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek faiz üzerinden kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin talebin ve icra inkâr tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin konkordato talebinde bulunduğu İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1307 Esas sayılı dosyasında verilen takibin durdurulmasına yönelik tedbir kararı sebebiyle takibin devamı mümkün olmadığından davanın reddi gerekmekteyken mahkemece aksi yönde karar verildiğini, 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanununun 5/6. fıkrası uyarınca, sözleşme bedelinin öncelikle ilgili ildeki Mal Müdürlüğüne aktarılacağını ve daha sonra bu rakamdan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile ilgili döner sermaye işletmesi bedelini aldıktan sonra yapı denetim şirketinin hizmet bedelini alacağını, bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, bu anlamda Mahkemenin karara dayanak yaptığı 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanunun 2. ve 5. maddelerinin somut uyuşmazlık ile ilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin ödeme yapmakla yükümlü olduğu yerin il muhasebe birimlerinde açılacak emanet nitelikli hesap olduğunu ve müvekkilinin de buna göre ödemelerini Bakanlığa geçmişte yaptığını ve yapmaya devam ettiğini, bu nedenle davacının ödemeleri talep etmesi gereken yerin müvekkili değil Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporlarının, denetime elverişsiz ve objektiflikten uzak olması sebebiyle hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, bilirkişilerce yalnızca ticari defterler üzerinde inceleme yapıldığını, kurumlara müzekkere dahi yazılmaksızın bu raporlara göre de karar verildiğini, davacı şirketin kendisine ödeme yapılması usulen mümkün olmadığından bu hususun cari hesaba da işlenemediğini, müvekkiline ait ticari defterlerde borç çıkmasının sebebinin bu olduğunu, müvekkilinin, idareye gereken tüm ödemeleri yaptığı gibi halen yapmaya devam ettiğini, bu nedenle davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, bilirkişi heyeti tarafından müvekkiline ait ticari defterler üzerinde Kadıköy Mal Müdürlüğü'ne yapılan yapı denetim ödemeleri hususunda dikkatli incelenme yapılmadığını, davacının sözleşmenin 6. maddesinde belirtilen yükümlülüklerine aykırı davranarak kentsel dönüşüm sürecinin uzamasına neden olduğunu, bu sebeple müvekkilinin, arsa sahiplerine cezai şart ve hak mahrumiyet/kira bedelleri ödemek zorunda kaldığından zarara uğradığını, yapımı geç tamamlanan A ve B bloklarından dolayı davacının bedel talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacının hakediş raporlarını tek taraflı ve sözleşmeye aykırı olarak hazırladığını, zira sözleşme uyarınca görev ve sorumluluklarını tam anlamıyla yerine getirmemesine rağmen davacının, tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş gibi hakediş raporu düzenlediğini, bu nedenle gerçek olmayan hakedişlere dayalı alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, sözleşmede bahsedilen yapıların inşaatların halen tamamının bitmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava, sözleşmeden kaynaklı bakiye hakediş alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 1.090.867,40 TL asıl alacak ve 9.414,34 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.100.281,74 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 25/06/2020 tarihli raporda; taraflar arasındaki yapı denetim sözleşmelerinin inşaattaki A ve B bloklar için ayrı ayrı yapıldığı, dosyaya sunulan hakedişlere göre her iki blokta ki işlerin %90 oranında tamamlanmış olarak hesaba alındığı, davacının işlerin %100 tamamlandığını ileri sürerek bu davayı açtığı, A blok ile ilgili sözleşmenin 26.05.2014 tarihinde, B blok ile ilgili sözleşmenin ise 09.06.2014 tarihinde imzalandığı, her iki blok için de 6 adet hakediş raporunun düzenlendiği, son olarak 6 nolu hakedişin düzenlendiği ve 31.12.2016 tarihi itibariyle imalatın toplam gerçekleşme oranının %90 olarak alınmış olduğu, bu hakediş raporlarının ilgili idare yetkilisi ve ilgili idare ita amiri olan imar ve planlama şube müdürü tarafından imzalanarak onaylandığı, yine her iki blok için de 22.05.2018 tarihli aylık seviye denetim bilgisinde imalatların %100'ünün tamamlandığı tespitinin yapıldığı, buna karşılık davacı şirket tarafından hazırlanan hakedişlere bakıldığında, son olarak düzenlenen 6 nolu hakedişin 31.12.2016 tarihi itibariyle aylık seviye tespitinde görüldüğü üzere imalat oranının %90 olarak alındığı, işin kalan %10'luk kısmı ile ilgili bir hakediş yapılmadığı gibi iş bitirme tutanağının da hazırlanmadığı, bu durumun neden kaynaklandığı ile ilgili kesin değerlendirme yapma imkanı olmamakla birlikte kanaatlerince ilgili idare yetkilisi ve ilgili idare ita amiri tarafından imzalanarak onaylanmış olduğundan dolayı her iki blok için hazırlanan 6 nolu son hakedişlerin dikkate alınması gerektiği, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun Uygulama Yönetmeliğinin 25. maddesinde yer alan "Kanun ile öngörülen hizmet bedellerini karşılamak üzere, Bakanlıkça Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğü ve Mal Müdürlüklerinde emanet hesapları açılır. Yapı denetim kuruluşunun hizmet bedelleri yapı sahibince bu hesaplara yatırılır." hükmü uyarınca dosya kapsamından, yapı denetim firmasının hakediş raporları ile belgelendirilmiş hizmet bedellerinin tamamının yapı sahibi tarafından bu hesaba yatırılmamış olduğunun anlaşıldığı, eğer yatırılmış olsaydı zaten kontrolleri tamamlanan hakediş ödemelerini idarenin ilgili maddeye göre yapacak olduğu, sözleşmelere göre işin süresinin 24 ay olarak belirlendiği, dosyaya sunulu hakedişlere bakıldığında hesaplamada esas alınan denetim hizmet bedeli oranlarının hem kanuna hem de sözleşmenin 4. maddesine uygun olduğu, dosyaya sunulu belgelere göre, davacının son olarak işlerin %90 tamamlanma oranına göre hakedişlerini hazırladığı, ilgili idarenin de bu hakedişleri onayladığı, bu yapı bölümünde denetim açısından herhangi bir eksiklik veya kusur yok ise, ilgili bölüme ait hizmet bedeli yapı denetim kuruluşuna ödenmeliyken bu ödemenin yapılmamış olduğu, bunun sebebinin yapı sahibi tarafından hakedişle ilgili tutarın hesaba yatırılmamış olduğundan kaynaklı olabileceği, ayrıca dosya kapsamında idare tarafından yapı denetim firmasına bildirilen ilgili yapı bölümünde denetim açısından herhangi bir eksiklik veya kusur bildirimine rastlanmadığı, bu nedenle işlerin eksiksiz tamamlanmış olduğu sonucuna varıldığı, mali yönden yapılan incelemede; davacının 2015, 2016, 2017 ve 2018 yılı defterleri ve davalının 2015 yılı ile 2016, 2017 ve 2018 yılı e-defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacının incelenen ticari defterlerine göre takip tarihi olan 12.10.2018 itibariyle davacının, davalıdan alacaklı olmadığı, aksine 2017 yılından devir eden 262.288,00 TL kadar davalıya borçlu olduğu, davacının incelenen ticari defterlerine göre takip tarihi olan 12.10.2018 itibariyle davalıdan alacaklı olmadığı, aksine 2017 yılından devir eden 262.288,00 TL kadar davalıya borçlu olduğu, davalının incelenen ticari defterlerine göre takip tarihi davacıya 1.752.750,82 TL borçlu olduğu, davalının, düzenlenen hakedişlere herhangi bir itirazda bulunmadan faturalara süresi içinde itiraz etmeyerek ticari defterlerine işlemesi sebebiyle kendi ticari defterlerinde yer aldığı şekliyle davacıya 1.752.750,82 TL borçlu olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu borçtan davacının ticari defterlerinde yer alan 262.288,00 TL mahsup edildiğinde davacının alacağının 1,490,462 TL olarak hesaplandığı, ancak taleple bağlılık ilkesi gereği icra talebindeki alacağın esas alınması gerektiği bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 15/02/2021 tarihli ek raporda; her iki blok için yapılan sözleşme kapsamında toplam 10 adet hakediş düzenlendiği, her iki sözleşme için 2 no.lu hakedişlerin düzenlenmediği, iki sözleşmeye ait hakedişler toplamının 2.964.385,08 TL olduğu, ancak davacının, davalı adına 2015-2016-2018 yılında düzenlediği hakkediş faturalarının toplamının 2.042.178,84 TL olduğu, buna göre dava dışı idare tarafından onaylanmış ve her iki yan tarafından imza edilmiş olan toplam 2.964.385,08 TL'lik hakedişten 2.042.178,84 TL'lik kısmı için davacı tarafından fatura düzenlenmiş ise de, bakiye 922.206,24 TL hakedişler için davacının fatura düzenlemediği, bu durumda, davacının KDV dahil davalıdan 922.206,24 TL bakiye hakediş alacağının bulunduğu, davacının yasal defterlerinde davalı adına düzenlediği ve takip tarihi itibariyle tahsil edemediği fatura toplamı olan 9.806,28 TL'nin bakiye hakkediş alacağına ilave edilmesi ile davacının takip ve dava tarihi itibariyle alacağının toplam 932.012,52 TL olduğu bildirilmiştir.Taraflar arasında yapı sahibi olan davalı şirkete ait Eğitim Mah. Abdibey Sk. No:... Kadıköy/İstanbul adresinde bulunan tapunun ... pafta, ... ada, 3 parsel numarasında kayıtlı arsa üzerine yapılacak bodrum katlar dahil 30 kat, toplam 78.365 m2 (A blok) ve 72.303 m2 (B blok) inşaat alanına sahip yapıların, yapı denetim kuruluşu olan davacı tarafından projelerinin incelenmesi, ruhsata ve eklerine uygun olarak yapılmasının denetlenmesi amacıyla A blok için 26/05/2014 tarihli ve B blok için 09/06/2014 tarihli yapı denetimi hizmet sözleşmeleri akdedildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Davalı vekili, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını ileri sürmüş olup bu iddiasını da 4708 Sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanununun 5/6. fıkrasına dayandırmıştır. Söz konusu madde "Yapı denetim hizmet bedeli, yapı denetim kuruluşlarının hizmet bedellerinin ödenmesinde kullanılmak üzere yapı sahibince il muhasebe birimlerinde açılacak emanet nitelikli hesaba yatırılır. Yatırılan tutarların %3’ü ruhsatı veren idarenin, %3’ü Bakanlık bünyesinde bulunan döner sermaye işletmesinin hesabına aktarılır." hükmünü içermektedir. Ancak taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan sözleşme uyarınca yapı denetim hizmeti bedelini ödeme borcu davalıya ait olup anılan madde uyarınca bu hizmet bedeli bahsi geçen hesaba yatırılacak ise de, hizmet bedelinin yatırılmaması halinde davacının sözleşme uyarınca borcun ifasını talep edebilmesi tabii olup bu anlamda aktif dava ehliyetinin bulunduğuna şüphe yoktur. Bu nedenle davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazı yerinde görülmemiştir.Davalı vekili istinafında, davacı tarafından kesilen faturaların ticari defterlere kaydından sonra tüm bedellerin il muhasebe birimlerinde açılan emanet nitelikli hesaba yatırıldığını, bu nedenle davacıya borcunun bulunmadığını ileri sürmüştür. Borcu söndüren sebep olarak ödeme iddiası yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilecek ise de, davalı vekili; cevap, ikinci cevap dilekçesi ve borçlu olduğuna yönelik tespitler içeren bilirkişi heyetinin kök ve ek raporları ile istinaf başvuru dilekçesinde ilgili muhasebe biriminde açılan hesaba ödeme yapıldığına dair bir delil ibraz etmediği ve ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede de bu yönde bir tespit yapılmadığı anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı vekili istinafında, davacının sözleşme ile üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğinden müvekkilinin zarara uğradığını, bir başka ifadeyle hizmetin eksik/ayıplı iddia etmiştir. Tacirler arasındaki hizmetin ayıplı olması halinde yapılması gereken işlemleri düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nun 23/1-c maddesine göre, hizmet alan tacir, malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse, malı teslim aldıktan sonra malı incelemek veya incelettirmek, malın ayıplı olması halinde 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/991 Esas 2018/5119 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, davalı tarafın bu iddiasına yönelik dosya kapsamında bir delil bulunmadığı gibi bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davacı tarafından düzenlenen hakedişlerin ilgili idare tarafından onaylandığı ve idare tarafından yapı denetim firmasına bildirilen ilgili yapı bölümünde denetim açısından herhangi bir eksiklik veya kusur bildirimine rastlanmadığı hususları nazara alındığında davalının usulünce ispatlanamayan bu iddiasına itibar edilmemiştir.Somut olayda, takip tarihi itibariyle davacının kendine ait incelenen ticari defterlerine göre davalıdan alacaklı olmadığı, 2017 yılından devreden 262.288,00 TL kadar davalıya borçlu olduğu, davalının ise incelenen ticari defterlerine göre davacıya 1.752.750,82 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında mevcut iki ayrı sözleşme kapsamında davacı tarafından toplam 2.964.385,08 TL tutarında 10 adet hakediş düzenlenmiş ise de, davacının ticari defterlerinde davalı adına düzenlenen hakkediş faturalarının toplamı 2.042.178,84 TL olarak kayıtlıdır. Yani davacı bu faturaların tamamını defterlerine işlememiştir. Davalı ise, davacı tarafından düzenlenen hakediş faturalarını süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç olarak kaydetmiş olup ayrıca faturaların tamamı davacıya ait ticari defterlerde kayıtlı değil ise de, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacı tarafından işlerin %90 tamamlanma oranına göre düzenlenen ve ilgili idare tarafından onaylanan hakedişlerin kanuna ve sözleşmeye uygun düzenlendiği dikkate alındığında davacının alacaklı olduğu sabittir. Bu nedenle Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1.İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1161 Esas, 2021/653 Karar sayılı ve 30/09/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 15.916,44 TL harçtan mahsubu ile bakiye 15.301,04 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.09/10/2025